28 Kasım 2016 Pazartesi

ARGHHGHH !

Sevgili arkadaşlar internetimi açtırdım:) Yine kavuştuk:) Dolayısıyla o minik duyurunun anlamı kalmadı. Tüm yorumlarınıza cevap yazdıktan birkaç saat sonra sildim. Sizin yorumlar da, benim cevaplar da gittiği için umarım kızmadınız bana:( Çok özür dilerim yine de hepinizden. Bu yayına hiç yazı yazmamıştım. En altına birkaç satır bir şey ekledim. Başka başbakan ve eşlerinin fotoğraflarını da koydum.  Bakalım okuyunca bana hak verecek misiniz? :)


Theresa May UK Home Office (cropped).jpg

İngiltere başbakanı


Manuel Valls, the the French interior minister, arrives at a state dinner with his wife Anne Gravoin, Sept. 3, 2013. (Antoine Antoniol/Getty Images)

Fransa başbakanı ve eşi


prime minister of canada ile ilgili görsel sonucu

Kanada başbakanı




Rusya başbakanının eşi

prime minister of holland ile ilgili görsel sonucu

Hollanda başbakanı


İlgili resim

İtalya başbakanı ve eşi 



erna solberg ile ilgili görsel sonucu

Norveç başbakanı


stefan löfven and his wife ile ilgili görsel sonucu

İsveç başbakanı ve eşi 



İlgili resim

İspanya başbakanı ve eşi 








"Bize madik attılar amk"


frustrated cartoon ile ilgili görsel sonucu

Şimdi bu yayına bir şeyler eklemek istedim. Şu yukarıdaki Avrupa başbakanlarının ve eşlerinin görüntülerine bakıyorum. Haksız mıyım arkadaşlar? Her biri bize bir şeyler  söylüyor:

Mesela ZARAFET diyor.   Kültür diyor. Güzel sanatlar diyor.  Görgü diyor.  Aydınlık, çağdaşlık, bilim diyor.  "Diplomam kayıp değil, dünyanın en prestijli okullarında hukuk okudum, siyaset okudum, doktora yaptım, üç yabancı dil konuşuyorum, felsefeden anlarım, quantum bilgisayarı şakır şakır anlatırım. Hayvan severim."; "Bisiklete binerim, 200 korumayla gezmem, havayı kirletmem, doğaya, çevreye saygılıyım" diyor.  "Kadınlara kapıyı açarım, vals de yaparım, feministim" diyor.

Bunlar  zarif annelerin büyüttüğü, felsefeden, hukuğa çok iyi eğitim almış, kendini her yönüyle donatmış, sinemaya, tiyatroya, baleye giden, belki piyano, belki keman, belki gitar çalan erkekler ve kadınlar.

Son resim ise

Baleye "seks", heykele "ucube" diyen, feminizmden öcüymüş gibi sözeden, kendi dışındaki her düşünceyi, her fikri zorbalıkla bastırmaya kalkışan, diplomasız, kültürsüz, güzel sanatlardan anlamayan,  dar kafalı, beyni iki bacağı arasında, kız çocukları tecavüzcüleriyle evlendirmeyi düşünen, değil evlerinde, bilmem kaç dönümlük sarayının bahçesinde tek kedi, tek köpek bakmayan, ülkesini deneye- yanıla, yaz boz tahtası yaparak mahvetmeyi 'ülke yönetmek' ; tüm komşularla papaz olmayı, bir gün ak dediğine, ertesi gün kara demeyi 'siyaset' sanan, 15 yıldır kendi yönettiği ülke için sanki başkası yönetiyormuş gibi "Bu ülke bu hale düşmeli miydi?" diyerek beynimizle dalga geçen, ben paçozum diye bağıran, "Bize madik attılar"  (ne demekse ilk kez duydum!) diyen bir başbakan (!)" (Bana ahmak diyebilirsiniz" diyen bir eski dışişleri bakanı (!) ikidebir "kandırılmaktan şikayet eden bir cumhurbaşkanı (!) da eklemeliyiz. ) gösteriyor.

Sonra da bu argo konuşan, paçozlar "Üüüü bizi beğenmörsünüz!" diye ağlaşıyor. Ha, bir de sizi beğenecektik öyle mi? Yani zarafet ile paçozluk arasında ayrım yapamayacak kadar kör ve salağız! Bir ülkeyi yönetecek olanların, o ülkenin sokaktaki vatandaşından kat kat kültürlü, kat kat eğitimli, bilgili, sanattan anlayan, bilimden, siyasetten, diplomasiden, ekonomiden, ülke yönetmekten anlayan, vizyonu olan, geleceği gören (Atatürk ta o yıllarda Avrupa'nın gelecek siyasi haritasını görecek vizyona sahipti),  analiz yapabilen, sağduyulu, vicdanlı,  insan haklarına, havan haklarına saygı gösteren, kütüphanesinde okunmuş yüzlerce, binlerce kitap olan, bir, iki yabancı dil bilen insanlardan oluşmalıdır. Laikliğe düşman, demokrasiye düşman, kendi ordusuna, kendi ülkesinin kurucusuna düşman, akla, bilime, sanata, feminizme, kadın haklarına düşman, diplomasız, cahil ya da okumuş cahillerden değil. Aksi olursa ayaklar baş olur ki, ülkenin durumu şu anda budur." 15 yıldır kendi yönettiği ülke için "Bu ülke bu hallere mi düşecekti?" diye ağlaşan salağı Van Gogh ile Goethe'yi birbirine karıştıran (bizzat yaşadığım bir örnektir) ama kendisini 'okumuş' sanan zırcahiller destekleyerek ülkenin içine ederler.

28 yorum:

  1. Aynen öyle. Maalesef öyle. Ne yazık ki öyle. Sevgiler kardeşim. Saçlarımız yolmadan daha, dertlenmekten döküldü...Ay Müjde bu fotoğrafı görünce aklıma ne geldi biliyor musun? Biraz benzerlik var anlatacağımla. Babam annemi döverken, ablam odamızda aynen böyle saçlarını tutam tutam çeker ve bela okurdu babama. Güler misin ağlar mısın? Bizlerin çektiğini de Allah biliyor. Çok güzeldi ya.... Kutlarım seni. Sevgiler kardeşim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ece ablacım. internetim bugün açıldı, postaneden az önce geldim, yorumlarınızı tek tek cevaplamaya koyuldum. Gecikme için hepinizden özür diliyorum.

      Ah neler çekmiş annen de, sen ve kardeşlerin de:( daha önceki öykülerinden biliyorum, bundan sonra Allah hep güldürsün seni canımcım. Estağfurullah kutlanacak bir şey yapmadım sadece google görsellerden resimler bulup yapıştırdım:))), sevgiler ablacım.

      Sil
  2. Bizimkiler de mahalle maçına ya da kavkasına katılacak görüntüde...................

    YanıtlaSil
  3. Hollanda Başbakanına bayıldım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de hayvan sevgimden dolayı sanırım Kanada başbakanını çok sevdim:))

      Sil
  4. Ahahahahahaha,dışarıdan da aynen böyle förünüyoruz işte,nelki de tastamam böyleyiz de,kabul etmek istemiyoruz.Gözlerimiz yetmiş ve öncesini arıyor sanırım 😡

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))Ne kadar paçoz, kişiliksiz, salaş gözüküyorlar. Evet ya...benim çocukluğumda böyle değildi. Hatırlarım o zaman Hayat mecmuası alınırdı her hafta. Rahmetli İnönü, yanında eşiyle operaya, tiyatroya giderken resimleri olurdu, eşi zarif ve üzerinde uzun gece elbisesiyle...

      Sil
  5. ... korkusu sanırım :) Çok pardon Müjde abla.

    YanıtlaSil
  6. Düşük profil dedikleri bu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. Günümüzde kıytırık bir dükkan bile eleman alırken gazeteye "prezentabl" diye ilan veriyor. Bir de bizimkinin görüntüye bak.

      Sil
  7. Bir de bizim basbakan ve esininin görüntüsünü koysaydin iyice korku filmi gibi olacakti:))

    Bu arada Kanada Basbakani en favorim. Onunla ilgili bir yazi da yazmistim blogumda secildigi zaman. (Hayir, kesinlikle görüntüsüyle alakali degildi):)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşe'ciğim eşini değil ama bizimkinin fotosunu koydum, (hatta efendisi ve kalabılık bir grupla Suudi Arabistan'da çekilmiş) sende çıkmamış mı acaba?
      Kanada başbakanı benim de favorim ve görüntü değil, bilgisi, zarafeti, hayvan sevgisiyle. Sendeki yazıyı okumaya geleceğim. İnternetim yeni açıldı. Birazdan gelirim:)

      Sil
  8. Şimdi bi kere onlar Cuma'ya gidiyor Müjdecim ondan ne kadar kalabalık cemaat o kadar sevap lütfen günah almayın 😂😂. Fotoğrafa bakınca zombi istilası filmi izliyorum gibi geldi 😊.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ahahahahaha:)))))zombi istilası filmi ağzına sağlık Zehra'cığım. :)))

      Sil
  9. Ama bak nasıl güven telkin ediyor bizimkiler, koydular mı... Neyse zaten ne olduğunu bizzat yaşamaktayız cümlenin devamına gerek yok :/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef bizzat yaşamaktayız Handan ya, ne kadar acı örgütlü cehalet yüzünden şu tipler tarafından yönetiliyor - yönetilmek denirse kendileri bile "ne halde ülke?" diyor- yönetilemiyor olmak. :( Ve çoban ya, sürüsündekiler hala bir, iki şovuyla avunuyor. Nasıl bir körlük anlamıyorum. Tam bir "sevdiğine toz konduramama" halindeler. Trans halindeler...

      Sil
  10. *Türkiye, Ortadoğu'da yer alan Arap ülkesidir.*
    Yabancıların gözünde biz böyleyiz işte. Ülkenin en prestijli makamında olup bu cümleyi pekiştirmeleri acı geliyor bana. Kravatı çoğu zaman kullanmıyorlar, sakal bırakıp şalvar giyecekleri günlerde uzakta değil gibi...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İyi gözlemlemişsin Zülal'ciğim, kravata düşmanlar, dediğin gibi yakında sakal bırakıp, şalvar giyecekler.

      Sil
  11. Bu yazıyı gülerek okudum canım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevindim gülmeye çok ihtiyacımız var.

      Sil
  12. Bir ülkeyi, devleti temsil etmek denirdi eskiden.
    giderek ülke halkı da yüksek sesle farklı bir konuşma tarzını benimsiyor. Osmanlı dönemi giysileri, Mehter Marşı favorilerimiz oldu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın, ülkemizi temsil edecek kişileri titizlikle seçmeliyiz, başkaları öyle yapıyor özellikle Avrupa'da. ABD'nin de şu anki başkanı hariç, şimdiye kadar tüm başkanları, dışişleri bakanları enaz iki üniversite mezunu, doktoralar yapmış, dil bilen, güzel sanatlardan anlayan, mükemmel kültürlü insanlardı, Condolezza Rice mesela ilk aklıma gelen resital verecek düzeyde piyano çalıyordu, Bill Clinton saksafon, hatta ta 50'li yılların Kennedy'nin eşinin eğitim durumunu okumuştum da kadın üç üniversite bitirmiş, üç dil biliyor. Piyano çalıyor filan...e yani bizimkileri orada bakkal yapmazlar (bakkallar gücenmesin onları aşağılamak maksadıyla söylemiyorum tersine Üsküdar'da bir Ahmet bakkalımız, bir Mehmet bakkalımız vardı ki, kulakları çınlasın çok severdik tüm mahalle...hatta ikinci emekli olmuş kendini kedilere vermiş diye duydum ne kadar sevindim, helal olsun ona..)

      Sil
  13. Ben giydirmek istiyorum bu başkan eşlerini...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel olur, hepsi şık şık giyinir.

      Sil