23 Şubat 2017 Perşembe

BEN BU FİLMİ BİR DAHA İZLERİM :)

Belki muazzam bir film değildi. Belki muhteşem bir konusu yoktu ama sıcacık bir filmdi, samimi, masal gibi:)

Geçen gün, çok eski, daha ben dünyaya gelmeden (1946) çekilmiş, gösterildiğinde de çok sevilmiş, hata  pekçok ABD kanalında her yılbaşı akşamı geleneksel olarak yayınlanmış bir film izledim.

Filmin ismi: It's A Wonderful Life  - Şahane Hayat

Filmin yönetmeni olan Frank Capra, "En sevdiğim filmimdir" demiş. Yönetmen de, başrol oyuncuları James Stewart, Donna Reed ve Capra da artık hayatta değiller:(  Bu arada filmi Netflix'te, siyah-beyaz izledim, daha nostaljik oldu. Ama sonradan renklendirilmiş de. 

Konusu:


Bir yılbaşı akşamı, karlar yağarken, küçük Bedford Falls (Bedford Şelalesi)kasabasında, iflasın eşiğine gelmiş olan George Bailey, kendini nehre atarak intihar etmek üzeredir. O sırada Bailey'in karısı, çocukları, komşuları "Allah'ım ne olur babama yardım et", "Allah'ım ne olur kocama yardım et", "Allah'ım ne olur bay Bailey'e yardım et" diye dua ederler. Bu kadar çok kişi dua edince de, Tanrı,  bir meleği adama yardım için dünyaya indirir.  Ama meleğin önce  George Bailey'in kim olduğunu öğrenmesi gerekmektedir.  Bunu öğrenmek için de flashback sahneyle geçmişe döneriz. 

Filmin esas kızı ve oğlanı
George ve Mary

George, büyük hayalleri olan, hep küçük kasabadan gitmek, mimar olup gökdelenler inşaa etmek, bütün dünyayı gezmek isteyen biridir. Ancak, gelişen olaylarla hayallerini hep erteler. Çocukken, bir eczanede çıraklık yaparken, oğlunun ölüm haberiyle şoka giren eczacının yanlışlıkla bir hastasına ilaç yerine zehir vermesine mani olur, erkek kardeşi  buz tutmuş gölde düşünce onun hayatını kurtarır. Büyüyünce babasının küçük inşaat ve finans firmasında çalışır. Kasabanın neredeyse tamamının sahibi bir de kötü adam vardır. Bu taş kalpli zengin bankerin dandik evlerinde oturan dar gelirli insanlar, yüksek kiralar vererek kötü kalpli zengini daha da zengin etmektedirler. Aniden babası kalp kriziyle ölünce George işin başına geçer ve yurt dışına gitmek, mimar olmak için biriktirdiği parayı erkek kardeşine verip onu üniversiteye gönderir. Sonra Mary ile aşık olup evlenirler.

it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu
 George ve Mary baloda dans ederken

İkizleriyle birlikte tam dört çocukları olur, çok mutludurlar. Babasının izinde yürür ve yoksul kasabalılar için tek katlı, şirin evler yapıp, onları kötü adamın evlerinde kiracı olmaktan kurtarır. O yüzden tüm kasabada çok sevilir. Altta resmini gördüğünüz zengin ama kötü adam ise George'dan nefret etmektedir. Astronomik ücret verip onu satın almaya çalışır ama George kabul etmez. "Beni satın alamayacaksınız" der. Çok zengin değildir ama mutludur, bir gün tam da banka müfettişleri George'un firmasını denetlemeye gelecekken, George'un saftirik amcası, içinde 8000 doların olduğu zarfı düşürür. Zarfı kötü adam alır ve onlara vermez. İflaslarını zevkle izleyecektir. Her yerde parayı ararlar bulamazlar. İşte o zaman George intihar etmeye karar verir. 

it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu

Zengin ama taş kalpli banker


Tam o anda melek, Clarence, ihtiyar bir adam görüntüsünde dünyaya iner, George kendini sulara atmadan o kendini suya atar, "imdaat!" diye çırpınınca, George, intihar etmeyi unutup, adamı yani meleği boğulmaktan kurtarır,  melek de George'un intihar etmesini önlemiş olur:))) Birlikte küçük bir kulübeye giderler, orada giysilerini kuruturlar.  


it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu
Melek ve George giysilerini
kurutuyorlar...

George, önce Clarence'in koruyucu melek olduğuna inanmaz. E, kolay değil tabii böyle bir şeye inanmak:)  Clarence ona " İnan bana senin koruyucu meleğinim, suya da seni intihardan kurtarmak için atladım ama kanatlarım yok, o yüzden 2. sınıf meleğim, kanat takmaya hak kazanınca 1. sınıf melek olacağım" der. Epey konuşurlar, melek bakar ki, George hayattan bezmiş, "Keşke dünyaya hiç gelmeseydim" , "Keşke bu kadar çok çocuk yapmasaydım" deyip duruyor. Aklına bir fikir gelir:

"Eh, o zaman bak bakalım dünyaya gelmeseydin neler olurdu?" 

diye ona dünyaya gelmeseydi neler olacağını gösterir. 

Dünyaya gelmedi ya, George, kasabada dört döner,  annesi dahil kimse onu tanımaz. Karım nerede der ama Mary, kimseyle evlenmemiş bir kız kurusu olmuştur; melek ona bir mezar gösterir, erkek kardeşi buz tutmuş göle düşünce kimse kurtarmadığından ölmüştür;  eczacının yaptığı ölümcül hatayı farkeden olmadığından hasta kadın zehirlenip ölmüş ve eczacı da hapsi boylamıştır. Kasabalılar için yaptığı o tek katlı, şirin evlerden oluşan mahalle de yoktur. Zengin, taş kalpli banker herkesi köle gibi kullanmaktadır.  Kasaba yılbaşı akşamında bile  ruhsuz, soğuk ve çirkindir. 




Melek 

"Gördün mü sen dünyaya gelmeseydin işte böyle olacaktı" der. 


George o kadar üzülür ki, "Ne olur ne olur beni eski halime döndür" der. Ve melek de döndürür. Çok mutludur, artık intihar fikrinden vazgeçmiştir.  Kasaba aniden eski sıcak, ışıl ışıl güzel haline dönmüştür. Koşa koşa evine gider. 

it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu


it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu

Eşine, çocuklarına sarılır, o sırada tüm kasabalı da evlerine gelir. 8000 dolar işini duymuşlardır. Herkes kıyıda köşede biriktirdiği tüm parayı George'a teslim eder. Onu iflastan kurtarırlar.

it's a wonderful life movie ile ilgili görsel sonucu


George kalabalıktan farketmemiştir ama  paraların toplandığı masanın üzerinde melek Clarence'ın bıraktığı Tom Sawyer'ın Maceraları kitabını görür.  İlk sayfasını açar melek şöyle yazmıştır:

" Dostları olan bir insan asla başarısız değildir. 

Not: Kanatlar için teşekkürler."


53 yorum:

  1. defalarca seyrettiğim filmi tekrar hatırlattın teşekkürler.ben dünyaya gelmeden önce demişsin ya ona güldüm.
    sen hippi çağların kadınısın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hippi çağlarının kadını:)))))evet gerçekten de o dönemler çok modaydı hippiler hatta bir Yeşilçam filmi vardı Türkan Şoray ile Ediz Hun'un. Türkan "Ben hippileri çok severim" deyince, Ediz de rastladığı ilk turistten giysilerini alıp bitlenmişti:)))

      Sil
    2. :))))) unuttum filmin adı Tatlı Meleğim...youtube'da var hoş bir romantik komedidir. Münir Özkul da çok tat katmıştı filme, çapkın ve komik adam rolündeydi, karısını da saymalıyım genelde kötü. cadı kadın oynardı ama bu filmde iyi kadın rolündeydi. (Susan Avcı)

      Sil
  2. Harikaydı Müjde. İzlememiştim ama izlemiş kadar oldum inan, öyle güzel anlatmışsın ki.
    Keşke "bir daha bir daha" izleyeceğimiz bütün filmler böyle olsaydı...
    Sevgilerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim Makbule, umarım izlersin de, insana tüm sıkıntılarını unutturan bir filmdi.
      Benden de sevgiler.

      Sil
  3. Kaç defa izledim bilmiyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel:))bak şimdiden üç kişi olduk izleyen. Ben en geç keşfetmiş olan kişi oluyorum:))Bakalım başka izleyen çıkacak mı....?

      Sil
  4. Eski ama güzel mesajlar var sanırım :)) İzlemeye değer :)) Teşekkürler ablacığım :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım, hem de senin ilgi alanına da giren mesajlar:))daha mutlu bir yaşam için senin de tavsiye ettiğin şeyleri hatırlatıyor. O yüzden izlersen beğeneceğini umuyorum. Rica ederim :))

      Sil
  5. Ben izlemedim. Çok güzel anlatmışsınız. Tatlı tatlı okudum😊 İzleyeceğim. Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sevindim arkadaşım, umarım izleyince de beğenirsin:) sen de sağol, sevgiler...

      Sil
  6. 2000lerin öncesi ve siyah-beyaz filmleri pek sevmem ama epey eğlenceli birşeye benziyor. güzel paylaşı olmuş teşekkürler. bu arada mimledim sizi haberiniz olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim arkadaşım, mim mi? Aaa..:))teşekkürler:)

      Sil
  7. Baya meşhur bir film kendisi. Güzel olduğunu çok duydum ama sen de beğendiysen o film olmuş demektir 😉

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleymiş Belle'cim ben geç keşfettim:( ay canım gurur duydum böyle düşünmene, çok teşekkür ederim. :)

      Sil
  8. Vayyy! :) Sonuna kadar okudum. Eski meski ama çok güzel bir film olduğu aşikar! İzleme listeme aldım diyebilirim. ;)
    Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize çok sevindim kardeşim, bir de yazmayı unutmuşum böyle ailece, çoluk çocuk izlenir bir film ki, çok sevdiğim bir özellik, hiç açık sahne yok,öpüşme bile yok. O kadar masum, naif bir film. Ben de yorum için teşekkür ederim. :)

      Sil
  9. Anlatımını okuyup bir yandan da fotoğrafları inceliyorum. Ne kadar güzel bir paylaşım hazırlamışsın Müjde abla. İzlediğim bir film değildi ama izlemiş kadar oldum diyebilirim. Bende merak uyandırdı. Teşekkürler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim canım, bu haliyle beğendiysen izlersen de beğenirsin diye düşünüyorum:) Ben de yorumun için teşekkür ederim. :)

      Sil
  10. Bu film efsane zaten, defalarca izlenilmeyi hak ediyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öyleymiş ben daha yeni keşfettim:(ama olsun geç de olsa izledim ya:)))bir ara tekrar izleyeceğim.

      Sil
  11. Filmi izledigimi hatırladım sayende. Teşekkürler. J. Stewart'i severim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de severim. En çok da Arka Pencere'yi. Ne güzel filmlerdi onlar. :( Yorum için teşekkürler. :)

      Sil
  12. eski nostaljik filmleri bende çok izlerdim..sanki bu filmi daha önce izledim gibi geldi bana..bu arada anlatımınız en az film kadar nostalji olmuş..elinize sağlık..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmene sevindim arkadaşım, çok teşekkürler, yorumunuza sağlık.

      Sil
  13. Filmde sizin anlatımınızda harika. Teşekkürler.Arada sırada tekrar izlenmesi faydalı filmlerdenmiş.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum arkadaşım, hani bazı filmler vardır insanın ruhuna iyi gelir, filmin içine girmiş, oyunculardan biriymişsin gibi, anlatılan kasabada yaşıyormuşsun gibi gelir, bu da öyle bir film.

      Sil
  14. "Senin kanatlarına da ben teşekkür ederim"
    İyi koru onları hep böyle kal...
    Cana yakın,bize yakın,doğal kal...Nesli tükenen kadın...
    Bücürükle sen...
    İzlemiştim masalımsı çok güzel gerçekten...!
    İçimi ısıttın sağol.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Merih'ciğim sevgili arkadaşım, estağfurullah, mahcup oluyorum, güzel bakan gözlerine, yüreğine çok teşekkür ediyorum, insan nasıl bakmak isterse öyle görürmüş, sağolasın.

      Sil
  15. ben de izlemeyenlerdenim, merak ettim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İzlersin umarım ve umarım seversin, bir filmi meth etmenin tehlikesi de oluyor, ben çok beğendim ya bana uyup izleyenler beğenmezse, ya bana çok güzel geldiyse diye hep paranoya yapıyorum:(

      Sil
    2. ben de bir şey tavsiye ederken çekimserlik yaşıyorum açıkçası, haklısınız çünkü zevkler benzemeyebilir ama sizin zevkinize güveniyorum ve beğeneceğimi düşünüyorum :) vakit bulup izleyebilirsem tabi..

      Sil
    3. A, çok teşekkür ediyorum, gurur duydum. Umarım izleyince, mahçup olmam:)

      Sil
  16. Dün akşam annemle bu filmi izledik.Çok eski bir film olmasına rağmen verdiği mesajlar itibariyle de iyi bir filmdi.Adamlar 80 yıl önce bile bizden mantıklı filmler yapabilmişler :)) Adam,kız arkadaşının evine gelebiliyor rahatça.Bizim ülkede ise hala töre cinayetleri :( Filme dair son olarak şunu söyleyebilirim.Yapılan hiç bir iyilik,karşılıksız kalmaz.Tabi karşılık beklemeden yapmak koşuluyla :)) Sevgiyle öpüyorum :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A, ne güzel:) Filmi iyi bulduğuna sevindim, gerçekten öyle, biz de maalesef kız-erkek arkadaşlığı bile hemen kötü manaya çekilir, karşılık beklemeden yapılan iyilikler gerçekten iyi sonuç veriyor, ben de kedilere yıllardır bakmanın sonunda böyle bir anım var bir ara yazayım hatta. Ben de öptüm, sevgilerimle.:))

      Sil
    2. Merak ettim.Bekliyorum o anıyı yazmanı :))

      Sil
    3. Tamam o zaman, bir mim sözüm vardı dün akşamdan, o biter bitmez anımı yazacağım. :))Birebir yaşanmış, hiç abartı katmaya gerek olmayan bir anı, hala şaşırırım ve tamamen kedilere yaptığım karşılıksız iyiliklere bağlarım o olayı.

      Sil
  17. İzlemedim, haberim bile yoktu bu filmden. Öyle güzel anlatmışsınız ki bir vakit bulup izleyeceğim.
    Eski filmler daha keyifli geliyor bana.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim kubad'cığım, itiraf ediyorum: okuyanlar beğensin diye uzun uzun düşünüp taşınıp resimler koyup anlattım:)))imla hatası filan yapmamaya çalıştım hatta:)ben de eski filmleri daha çok beğeniyorum, yeniler özellikle şu yıla ait olanlarda çok aşırı yatak sahneleri oluyor:( rahatsız oluyorum tek başıma bile seyrederken tiksinti veriyor özellikle çok ünlü House of Cards' da öyleydi. :( Kasten yapmışlardı sanki...insanın yüzü kızarır izlerken ama eski filmler öyle mi? Masum, naif, çoluk çocuk rahat rahat birbirlerinin yüzüne bakabilir izlerken:)

      Sil
  18. Gerçekten hoş bir film imiş ... Okurken bile içim ısındı, kendimi iyi hissettim ... Netflix'e ben de mi girsem, adını duydum ama tam olarak ne olduğunu bile bilmiyorum, internet üzerinden yayın yapan televizyon mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Var ya çocuk gibi seviniyorum yazdığım şey sevilince:)))sizler görmüyorsunuz ama ellerimi çırpmam eksik:))dur hemen yeğen oğluşuma soruyorum: Netflix.com'a girecekmişsin Müge'ciğim, 16 liralık ve 28 liralık olan aylık ücreti varmış. İlk ay bedavaymış. 28 liralık olan HD imiş. Akıllı televizyonu olanlarda tv ekranında çok iyi oluyormuş, yarı yarıya kendi dizi ve filmini çekiyorlarmış, reklam olmadığı için tek gelirleri üyelerin verdiği para imiş. Repertuvarları çok geniş, çocuk, romatik komedi, ödülü filmler, savaş, belgesel vs. girince çıkıyor karşına.

      Sil
    2. Ha, unuttum ben televizyondan değil, normal bilgisayarımdan (internetten)izliyorum, tabletten bile oluyormuş.

      Sil
  19. Siyah beyaz filmlere karşı nedense bir ön yargı var bende, sıkıcı gibi geliyor bana. Ama dediğim gibi bu tamamen bir ön yargıydı, yazın birazda olsa kırdı bu bakış açımı, merak ettim açıkcası.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Renkli olmayınca sıkıcı gelebilir anlıyorum seni, gerçi bunun sonradan renkli versiyonu da yapılmış ama ben onu izlemedim. Belki youtube'ta ya da başka film sitelerinde renklisi vardır.

      Sil
  20. İzlemiş miydim acaba diye düşünürken konuyu okuyunca hatırladım, ne güzel bir filmdi ♥
    Eski filmlerin tadı bir başka oluyor galiba Müjde :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sen de izlemişsin:)ben çok geç kaldım keşfetmekte, evet kesinlikle, %100 katılıyorum eski filmlerin tadı başka Sebo'cum. :)

      Sil
  21. Müjde, huşu içinde okudum. Çok güzelmiş belli oluyor. Hikmetler de anlatılmak istenmiş. Dünyanın her yerinde insanlar aşağı yukarı benzer şeyler yaşıyorlar. İşte biz de şöyle olsaydı, böyle olsaydı diyoruz ya, aslında olanlar ve başımıza gelenler hiç boşuna değil. Seyreden gözlerine, yüreğine, kalemine sağlık kardeşim. Sevgiler sana canım:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunu duyduğuma çok sevindim ablacım, evet aynen katılıyorum bazen umutsuzluğa katılıyoruz ama bir şekilde başkalarının hayatına dokunuyoruz (iyi şekilde dokunuyorsak ne mutlu bizlere)Senin de güzel yorumuna, okuyan gözlerine sağlık ablacım, sevgilerimle.:)

      Sil
  22. Cocuklar küçükken cok meraklidim eski filmlere niyryse uzaklastik sonradan seyrettim mi bilmiyorum ama okudukca izlemus gibi oldum senin sicacik anlatiminla .
    Sevgiler canim bücürügü de sni de öpüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. A, Hatice'm bu yorumunu gözden kaçırmışım, çok geç oldu kusura bakma canım, anlatımımı beğenmene sevindim, biz de seni öpüyoruz, sevgilerimle:)♥

      Sil
  23. Okuma listelerinde görünce uğramadan geçemedim. Capra filmleri benim de hep yüzümü güldürmüştür. Bence başta "Mr.Smith Washington' a gidiyor" ve diğerlerini de izlemelisin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hoşgeldin Asu'cuuğum, Mr. Smith'i de uzun yıllar önce tv'de izlemiş çok beğenmiştim. Ama tekrar seyretmek isterim çünkü o kadar yıl oldu ki, hayal meyal hatırlıyorum.

      Sil