15 Şubat 2017 Çarşamba

MUTLULUK - EĞİTİM BAĞLANTISI


Hatırlar mısınız? Değerli sanatçı Yasemin Yalçın'ın  "Kakılmış - İtilmiş" tiplemesi vardı. İkisi de eğitimsiz, en fazla ilkokul (5 yıl) bitirmiş insanlardı. Koca rolündeki adamın romantizm, sevgi, eşine çiçek almak, şiir okumak, sevgi sözcükleri söylemek gibi inceliklerle alakası yoktu. Tam tersine, karısını sürekli itip-kakıyor, küçük görüyor, aşağılıyor, sözlü taciz ediyor hatta dövüyordu. Eşine iyi davranmak, sevgiyle davranmak için beynimizin korteksinin gelişmiş olması gerekliymiş. O da eğitimle oluyormuş. Eğitimsiz olan erkeklerin beyin korteksleri mağara adamı dönemindeki gibi kalıyormuş. Bu da ilkel / temel güdüler anlamına geliyor. Yani ye- iç - seviş - döv. Eğitimsiz adam üç şeyden zevk alıyor: Birilerini dövmek - yemek yemek - sevişmek.


kakılmış itilmiş ile ilgili görsel sonucu


Gerçekten de dikkat edin, istisnalar dışında eski nesillerin evlilikleri daha sağlamdı çünkü eski nesiller okumayı, yazmayı, sanatı, şiiri, sinemayı, tiyatroyu seven kişilerdi. Bir nedenden ötürü okullarını yarım bırakmış olsalar bile, evde kendi kendilerini geliştirirlerdi. Kütüphaneden kitaplar alır okur,  sahaflardan ucuza 2. el kitaplarla evleri doldururlardı.


man reading book in train ile ilgili görsel sonucu

Kitap okuyan, konsere giden, tiyatroya giden, araştıran, güzel sanatlarla ilgilenen, gitar çalan, piyano çalan veya kursuna giden, yabancı dil bilen ya da öğrenmeye çalışan biri, bunların hiçbiriyle ilgilenmeyen ve bunları küçük gören biriyle çok farklı davranışlara sahiptir. Vaktiyle Hacettepe Dil Bilim'deki öğretmenlerimizden bir tanesi

"Yabancı dil bilen biri ile bilmeyen biri arasında dünyaya bakış açılarında o kadar fark var ki, sevgilimden bu yüzden ayrıldım."

demişti inanın bu gerçek olay ve şaşırmıştım hatta. Ama sonra ne demek istediğini anladım. Öyle konu komşularım oldu ki, apartmanın önüne, yere pislik içinde bir minder atıp, çekirdek çitleyip, onun bunun dedikodusunu yapıyor, kedilere su, mama verenlere kızıyorlardı. Sorsan çok dindarlardı ve dünyada kendileri kadar akıllı, iyi insanlar yoktu.


youngs playing guitar on grass ile ilgili görsel sonucu
Hani "entel" diye küçümsüyorlar bizi ya
çok yanılıyorlar...

Eğitimli insanın dünyaya ve kadınlara bakış açısı farklıdır, eğitimsiz insanın farklıdır. Eğitimli insanın perspektifi geniştir. Eğitimsizin dardır. Eğitimli insan oturup karı - koca bir Dostoyevski romanı, Matrix filmi veya  evrenin yaratılışı, tanrının varlığı, insanın neden yaratıldığı, String teorisi, quantum fiziği, çoklu evrenler  üzerine tartışabilir, eğitimsiz insan farklı fikir duymak bile istemez, körü körüne bazı hurafelere, kocakarı laflarına inanmıştır, başka bir şey bilmez, dünya görüşünü de onlar şekillendirir, o yüzden de verdiği kararlar yanlış, çarpıktır.  Eğitimli insan bilim, güzel sanatlarla donanımlı olduğu için, konuşacak şeyi çoktur ve eşiyle aşkları bitse de dost olurlar, sevgi ve saygıyla evliliği yürütürler. Eğitimsiz insanların birbiriyle konuşacak şeyleri de kısıtlıdır, kakılmış-itilmiş gibi.

Kadınları taciz eden, aşağılayan, hor gören hatta Özgecan'a yaptıkları gibi tecavüz eden erkekler beyin korteksleri gelişmemiş erkeklerden oluşuyor. Kısaca mutlu olmak için eğitim şart. (Eğitim derken bilim, güzel sanatlar, çağdaş eğitim, edebiyat, müzik, yabancı dil bilgisi, konsere giden, bale izleyenleri kasdediyorum.  Sadece dini eğitim alanlar öyle tuhaflaşıyorlar ki,  bastırılmış duygularıyla ya gazetelerde gördüğümüz gibi kuran kursunun sübyancısı, tecavüzcüsü oluyorlar ya da görücü usulüyle mutsuz bir evlilik yapıp hayat boyu mutsuz oluyor, dışarıda dindar bir görünüm çizip, evde hayatı eşine zehir ediyorlar ya da karılarını aldatıyorlar. Yani makalede değinilmemiş ama sadece eğitim değil, laik yani seküler insanla, seküler olmayan insan arasında da dağlar kadar fark var.

Kısacası mutluluğun formülü açık: Eğitim- eğitim - eğitim. Yavru köpeği kuyudan çıkartmak için eğitim şart, mutlu olmak için eğitim şart, ülkenin huzuru için eğitim şart, birbirimizi sevmemiz için eğitim şart. Ha, entellektüel, konsere giden, bale izleyen, üç yabancı dil bilen biri de karısını döver mi? İstisnalar kaideyi bozmaz. İbrahim Tatlıses de aşık oldu,  sevgilileri oldu, evlendi ama birini dizinden kurşunlattı, ötekini dövdü. (eski eşi Perihan Savaş'ın yüzü gözü mosmor fotoğraflarını hala hatırlarım) Kıvanç Tatlıtuğ'dan beklemem.

Eğitim yoksa ye - iç - seviş - döv. İşte en büyük örneği ortada. Adam imam hatip mezunu. Bildiği en iyi şeyler: Orkestra şefini attır, piyanisti gözaltına al, Gezi'cileri döv, feministler terörist, heykel ucube,  'hayır' diyen terörist, üç çocuk doğur, kahkaha atma, beni padişah yapmazsanız ülke şöyle olur, böyle olur diye tehdit et. Tehditle, şantajla ülke mi yönetilir Allah aşkına?

Hiçbir ülke böyle yöneticileri hak etmez. Dün Sevgililer Günü' ydü.  Düşünüyorum da, Atatürk hayatta olsaydı, eşiyle vals yapar, vatandaşların sevgililer gününü kutlardı. Toprağı bol olsun.


Kaynak: Aşk Nedir Kime Aşık Oluyoruz?
 Şuradan



16 yorum:

  1. yazının bir kısmına katılmıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabii ki goethe, zevkler, renkler, fikirler her zaman tıpatıp aynı düşüneceğiz diye bir şey yok. :)

      Sil
  2. Müjde ablacığım senin fikirlerine her zaman katılıyorum ancak bu kez katılmayacağım. Hiç okumamış kişiler biliyorum ki ben okumuş, profesör olmuş kişilere taş çıkaracak cinsten. Aşk, sevgi, saygı çerçevesinde eğitimli kişileri aratmayacak cinsten..
    Ama dediğin gibi ''DİN'' eğitimi adı altında eğitim görmüş kişilerin çoğunluğu '' ye, iç, seviş, döv'' çerçevesinde ilerliyor.
    Bence bunun eğitimli- eğitimsiz olmasıyla alakası yok. bence ''Vicdan'' la alakası var.
    Bu yorumu siyasetten uzak, genelleme olarak yaptım. Umarım bana kızmamışsındır.
    Sevgiler ablacığım, öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aşkolsun niye kızayım? Hepimizin birbirinden farklı görüşleri, ayrı fikirleri olacaktır. Bu çok doğal. Olmasaydı dünyada herkes tıpatıp aynı düşünürdü ki, mümkün değil canım. :)))
      Ben kaynaktaki bilimsel makaleden yola çıkarak kendi düşüncelerimi belirttim sadece. Tabii ki, istisnalar kaideyi bozmaz. Okumamış derken kendini geliştirmemiş insanları da vurguladım. Yani illa herkes üç üniversite bitirecek, doktora yapacak, 4 yabancı dil bilecek diye bir şey yok. İlkokul mezunu olur ama yazımda yazdığım gibi sahaflardan 2. el kitaplar alır, kütüphanelere gider kendini yine geliştirir.

      Ben de öptüm canım. Teşekkürler.

      Sil
  3. Eğitim bana göre üniversite bitirmek değil, kendini iyi yetiştirmek. Ne yazık ki ülkemizde üniversite bitirmiş boş beyin de çok. Her zaman her yerde söylerim en çok korkmamız gerekenler eğitimli cahiller... Kaleminize sağlık... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben de yazımın 2. paragrafında bunu vurguladım Bahar'cığım, illa üniversiteyi kastetmedim, sahaflar, kütüphanelere kendini yetiştirmek için mükemmel yerler, hiç okula gitmeden dil öğrenenler var, kitaplardan....senin de yorumuna sağlık canım, sevgiler.

      Sil
  4. Gerçekten eskiler daha eğitimli ve geniş vizyona sahipti bence de.Annem doğru düzgün okula gitmiş biri değildir ama bir dinleseniz üniversite mezunlarına taş çıkarır valla :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yurdagül'cüğüm benim rahmetli annem de 2. Dünya Savaşı yıllarında, yoksulluk, iyi beslenmeme, verem olup ortaokulda okulu bırakmış, evlenmiş. Ama kitap okur, şiir yazardı, kendini geliştirmişti, siyasete de çok meraklıydı. :)))ben de senin annen gibileri, okumuş cahillere bin kere yeğlerim. :))

      Sil
  5. Okumak okuduğunu bazı alanlarda uygulama kolaylığı, becerisi getirir. Annemin bir sözü vardı afedersin"okumuş eşek"diye. Ama eğitim şart. Düşünceyi geliştirdiği kesin. Tabii ki insan istesin, kendisini yetiştirebilir. Allah sonumuzu hayırlı kılsın canım. Sağol post için Müjde'm :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Annen çok doğru söylemiş ablacığım, öyleleri de maalesef çok:( bak bugün bir tanesi "referandumda hayır çıkarsa iç savaş çıkar" demiş. Bu da okumuş!!!!Aminnn, sen de sağol ablacığım. :)

      Sil
  6. Oku, oku, oku !!!
    Dinlerin söyledikleriyle, aklın ve yüreğin buldukları aynı aslında.Eğitim öğrenmenin sürekliliğiyle mümkün.İster okula git, ister kendin araştır öğren.Bilgi özgürlük olduğuna göre, özgürleştikçe de daha mutlu yaşarız.Kısa bir değerlendirme Müjdecim konuya dair ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aslında okuldan çok kendi kendine bir şeyler (müzik olur, şiir olur, edebiyat olur, yabancı dil olur)öğrenenleri çok taktir ediyorum, dünyanın en ünlü isimlerinin birçoğu o şekilde okuyanlar Spielberg ilk aklıma gelen....Sinatra da okulunu yarım bırakmış hayat hikayesinde öğrenmiştim. Liseyi bitirmemiş. Okumak için okula gitmek şart değil. Ha gidenlere lafım yok 70 yaşında torunu ile birlikte tıp bitirene de büyük saygım var azmin elinden bir şey kurtulmuyor. Ama ne okuyor, ne gayret ediyor, işte imam hatip olsun tüm okullar diye ahkam kesiyorlar bir de...yahu imam hatip mezunu astronot oluyor da haberimiz mi yok?:)

      Bilgi özgürlük....mutluluk harika bir değerlendirme Aytül'cüğüm teşekkürler. :)

      Sil
  7. Yazının sonunda bombayı patlatmışsın Müjdem,hakikaten Atam yaşasaydı dediğini yapardı.Bu ülke bir daha onun gibi lider görmez de,azıcık ona yakın özellikte birini bari görse....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçimden öyle geçti yani dansı, valsi, zeybek oynamayı ne kadar sevdiğini düşününce öyle yapardı dedim. Ah evet nerede o günler:( keşke....

      Sil
  8. Bir an için bugünler de son paragrafı yaşayan bir ülke olduğumuzu hayal ettim. ettim de işte hayali de çok güzeldi.
    Halkına milletine Atamızın hizmetlerinin onda birini bile veremediler yazıklar olsun. hizmeti yolla çimentoyla eşleştirenlerden nefret ediyorum. Kış günü yanan ormanlara da ölen doğa ve en minik canlının hakkını nasıl verecekler.
    Eğitimlerini sahte diplomalarla sağlayanları da gördük işte.
    Ha bir de gerçekten aklını yorup gerçekten iyi eğitim alıp ben yerine biz demeyi öğrenemeyenleri de gördük bu arada :(((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah hakikaten Hatice'm sen söyleyince ben de hayal ettim gözümün önüne geldi gerçekten hayali bile güzel.
      Çimento, beton yol yapmış e onu da yapmasaydı, oraya okey oynamaya gelmedi normal yapması gereken görevini 'lütuf' gibi gösteriyor. Betonla, yolla, apartman dikerek kalkınmış ülke varsa bravo!!!! Saman ithal ettik, kurban bayramında Avustralya'dan dana ithal ettik bunları unutmadık...orman yakıp saray dikti hele bunu hiç unutmayacağım sen ne hakla Atatürk'ün Ankara halkı piknik yapsın, yeşil görsün diye ektirdiği ağaçları - başka yer yokmuş gibi- mahsus,kasten yok edersin.
      Okumuş cahiller hep oluyor maalesef:(((

      Sil