3 Ağustos 2017 Perşembe

HEP BANA, HEP BANA, RABBENA

TV, dizi, sinema sektörünün prensibi: Birkaç ünlü, tanınmış isim var ve bunlar sürekli

"Hep bana, hep bana, Rabbena." diyorlar.

Sürekli bunların dizileri ısıtılıp ısıtılıp ekranlara getiriliyor. Son örneği:   Birol Güven'in Çocuklar Duymasın'ı. İlk bölümü 2002'te yayınlanmış. 2017' deyiz. O yıl doğan çocuklar 15 yaşına gelmiş.:)

Gülse Birsel yeni sitcom çekecekmiş.

Ali Sunal'ın Güldür Güldür Show'u 5 yıldır yayınlanıyor gülebilen varsa bir şey demiyorum, Rahmetli babası çok güldürürdü, hala da güldürüyor onu ekranda görmem gülmem için yetiyor ama oğlu için aynı şeyi söylemek güç. Bir tek ben mi böyle düşünüyorum diye Ekşi Sözlük' e de baktım.  Bir yorum şöyle:

 "Bu programa gülecek zekada olsaydım kendimi yüksek bir yerden aşağı atardım"

Diğer yorumlar da azçok aynı. Peki 5 yıldır nasıl izleniyor diyeceksiniz. Valla bilemiyorum zevk, genel kültür, kişilik meselesi sanırım. Sonuçta Recep İvedik de rekorlar kırıyor.!


komedi dükkanı ile ilgili görsel sonucu

Bir de kafasına sarı peruk, üzerine entari giyip, belden aşağı espriler(!) yapanlarla dolu, canlı yayın komedileri (!) var ki, 5 dakikadan fazla izlemem için şöyle bol sıfırlı rüşvet vermeniz gerekir.:)))

Peki bu ülkede Gülse Birsel, Birol Güven, Ali Sunal ve bu canlı komedi programlarını yazanlardan (kimlerse isimlerini bilmiyorum) başka komedi yazabilen yok mu? Var da "Onlardan başkası bu sektörden ekmek yemesin" mi dertleri? Bence ikincisi.

Sadece biz iyi komedi yazarız.
En iyi dizileri biz yazarız.
Bizden başkası iyi senaryo yazamaz,
Bizden başkası sitcom yazamaz
Hatta:
Bizden başkası senaryo yazmasın.
Bizden başkası bu sektörden ekmek yemesin.

 Hep onlara, hep onlara, Rabbena...herkes kendini beğenir ama 'narsizm'  ve 'megalomani' boyutuna varınca çekilmiyor ve kimse kimsenin kısmetine mani olmaz denirdi ama bunlar resmen başka yazarların ekmeğiyle oynuyorlar.  Ne diyeyim? Allah'a havale ediyorum artık.

46 yorum:

  1. Bazı sektörler tek elde gibi. Sözlerine hak veriyorum. Baydı bazıları..

    YanıtlaSil
  2. Mizah yazan olsa da mizah anlayışı değişti. Kara mizah ise hemen hemen yok. Biraz arz talep meselesi gibi. Biz önümüze ne koyulursa itiraz etmeden kabul ediyoruz. Onlarda ne bulursa önümüze dayatıyorlar.

    Aslında çok iyi senaristlerin olduğunu düşünüyorum. Ancak oyuncu bulmakta da sıkıntı var gibi. Ekranlar hep aynı yüzü görünce bence senaristlerde geri çekiliyor. İyi bir eserle gündeme gelmek için ortada güçlü bir kadro gerekiyor. Rıfat Ilgaz'ın, Hababam Sınıfı yıllardır bu yüzden var.

    Onca dizi arasında umarım bir gün kendimizi buluruz.:) Paylaşım için teşekkürler. Selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma arkadaşım. Valla bir şey diyeyim mi, ben o hani koltuklara seyirciler oturmuş, başında sarı peruk, üzerinde entari güya 'komiklik' yapılan programlara parayla seyirci aldıklarını düşünüyorum. :))Yani üstüne para vermeseler ben bakmam.

      İnşallah:) Ben de yorum yazdığınız için teşekkür ederim. Selamlar.

      Sil
  3. Valla Müjde abla, ben Kemal Sunal'a da pek gülmedim, sebebi malum. Tv'den muzdaribim. Kanal D de hayat şarkısı vardı. o dizide Olgun Toker, Burcu Biricik çok güzel güldürmüştü beni.Kanal D altyazı veriyor internet sitesinde. Ama kalitesi düşmüş, izlerken cinnet geçirtiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alt yazı vermeleri iyi olmuş. Hayat Şarkısı'na hiç bakmadım. Beni tek güldüren (son zamanların) Yasemin Yalçın'dı. (Kakılmış-İtilmiş, Şuayip bey, Sürahi hanım vs.)

      Sil
  4. Ali Sunal değil de diğer ekip özellikle 1-2 tanesi çok kabiliyetli ve asıl yükü de onların tiplemeleri çekiyor zaten.. çocuklar duymasın saçmalığına ise bir şey diyemiyorum yani etinden tüyünden sütünden faydalanmak diye buna derim ben :-)))) diğer sarı peruk takmış kafa ise saçmalık bence..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Etinden, tüyünden, sütünden faydalalnmak hakikaten çok doğru bir tanımlama Audrey'ciğim. Ağzına sağlık.:)))))Daha 30 yıl ekmeğini yer Çocuklar Duymasın'ın. :))))Sarı perukları sorma,,,ben o programa bakmıyorum ama reklamı yapılıyor ve isteristemez gözümün önüne geliyordu, ne zaman baksam çiçekli entarili, sarı peruklu bıyıklı bir adam.:)))

      Sil
  5. Bu sektörde de tekelleşme var.İyi yerlere gelenler,yenilere de yol açmıyor.Katılıyorum yazdıklarına.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısın Yurdagül'cüm. Hiç açarlar mı? Tam tersine hep onlar bu sektörden ekmek yesin. Başkasının senaryosu asla çekilmesin. Olur da başarılı olursa diye istemiyorlar. Sorsan hepsi dünyanın en iyi insanıdır, en demokratıdır, en solcusudur, en Atatürkçüsüdür ama iş 'para'ya gelince, başkası asla kazanmasın.

      Sil
  6. Ayy gülse çok güzel diziler yazıyor komedi izlemeyi çok seviyorum inşallah bekliyoruz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Avrupa Yakası'nı ben de severek izlemiştim. Ama bu ülkede bir tek o yok:)hep aynı kişi yazacaksa bizler ölelim o zaman. :)

      Sil
  7. Kapalı bir kutu gibiler kimseyi içeri almıyorlar. Hayır içerdekiler de matah olsa..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle. Yapımcılarla anlaşmalılar herhalde bizden başkasına yazdırmayın diye.:)

      Sil
  8. Müjde ablam, yeni bir proje başlayacağı zaman maalesef isim yapmışlarla çalışmak istiyorlar. İş verenler için çooook önemli :))))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle öyle canım. O yüzden de üç günde, bir ayda, bir sezon bitmeden yayından kaldırılan dizi dolu ortalık. (Sayısını kimse bilmiyor yüzlerce)

      Sil
  9. Gülseyi beğeniyorum ben aslında ötekilere pek ısınamadım.zaten artık bel altına gülyor insanlar sadece, ah Kemal Sunal ahh neredesn diyorum içimden

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gülse'nin Avrupa Yakası'nı ben de beğenerek izlemiştim. Bir noktadan sonra kendini tekrara başlamıştı. Zaten her şeyi bir ömrü var dizilerin de, hikayelerin de. (Öyle olmasa bitmezdi zaten hala seyrediyor olurduk.)
      Bir de başarıya ulaşanlar zamanla güç zehirlenmesine uğruyorlar. Narsistik ve megalomanyak oluyorlar. Kemal Sunal da bu yoktu, mütevaziydi. Mekanı cennet olsun.

      Sil
    2. ünlüler geçidi yapacak bir şey yok maesef :)

      Sil
  10. Birde söyle bir sey var. Herseyin ici bosaltildigi gibi sanatin icide bosaldi. Kimse özgürce bir sey üretemiyor. Sunu yaparsam böyle anlasilir, bunu yaparsam söyle anlasilir gibi.. Kendisi ile eglenemeyen bir toplum olduk. Korkular, yasaklar, cezalar.. Eskiden "Olacak O Kadar" vardi, gündemdeki olaylari mizahi islerlerdi. Simdi öyle mi ya?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet maalesef. Eskiden rahmetli Levent Kırca - ki, sende söylemişsin- Turgut Özal'ı her akşam tiye alırdı. Adam da tutup bunu "Vay sen benimle dalga geçmişsin" diye dava etmezdi. Herkesi korkuttular.

      Sil
  11. Gülse Birsel hariç diğerlerine katılıyorum. Hele ki arkadaşım hoşgeldine hiç tahammül edemiyorum. Güldür güldürün bazı skeçleri gerçekten iyi. Ama çok güzel bir konuya değinmişsin neden farklı insanlardan farklı bir şeyler çıkmıyor böyle mizah zengini bir ülkede...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çıkıyor. Çıkmıyor değil. İşte misal benim: Yıllardır senaryo yazıyorum. Şu an okuyorsunuz hem Begonvilli Ev, hem Karpuz Apartmanı. (Geride 13 tane daha senaryom var) Ama çıkması yetmiyor ki, yapımcılara ulaşamıyoruz. Sadece Gülse Birsel, işte Ayşe, Fatma, Ahmet...ünlülerle çalışıyorlar.

      Sil
  12. Hep bana hep bana ya Rabbena.. Ben merkezci anlayışı ifade eden bu söz konuyu tek başına özetler gibi, seyirci biraz daha seçici olsa isteseler de duramazlar çünkü onların da bir tık üstü var aynı sözü söyleyen. Güzel, içi dolu şeyleri ailece oturup izlemeyi özledik..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef öyle arkadaşım. İnsanlar çok benciller. Sorsan hepsi dünyanın en paylaşımcı, en demokrat, en hüminast, en, en, en mükemmel, en kusursuz insanlarıdır. Ama konu para olunca 'başkası para kazanmasın sadece biz kazanalım' diyorlar. Halbuki dediğiniz gibi onlara zaten mani olan yok, keşke bizim gibi ünlü olmayanların da hikayeleri çekilse de, izleyici hangisini tercih ediyorsa onu etsin, onu izlesin.

      Sil
    2. :))))aceleden hüminast çıkmış, hümanist yazacakken:))

      Sil
  13. Diziler etliye sütlüye dokunmadan çekilecek, kanal ne diyorsa 'he' denilecek. Bunlarda kriterler arasında sanıyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Maalesef Yurdagül'cüğüm, sanatçının bağımsızlığını da yok ettiler. Bana kimse karışmıyor rahat rahat yazıyorum:)))Tutup da "Yok bunu yazma, yok şöyle yaz" dense o zaman ben sanatçı değil, ayakçı olurum.

      Sil
  14. Ne kadar doğru söylemişsiniz, sadece yazarlar değil oyuncular için de aynı şey geçerli bence. Kenardan köşeden yeni yüzler çıksa da asıl bu işi çok iyi yapacaklar bir türlü keşfedilemiyorlar. Sanatçının, gazetecinin, habercinin bağımsız olanı iş bulamaz hale geldi artık ne yazık ki ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler. Evet kesinlikle oyuncular için de aynı şey geçerli. Ne kadar genç, yetenekli oyuncu adayı var kimbilir. Tanıdık, torpil olmadan kapılar kapanıyordur. Gerçi oyuncular cast ajanslarına başvuruyor yine de yazarlara göre şanslılar:) yazar olunca hiçbir şansımız yok.

      Sil
  15. Düşüncelerine katılıyorum Müjde hanım.
    Sen yazmaya devam et. Bizler için senin yazdıkların daha güncel.
    Selam ve saygılar.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah ömür verdiği müddetçe yazacağım sanırım. Çok teşekkürler. Benden de selamlar, saygılar.

      Sil
  16. Yazınızı okuyunca rahmetli Levent Kırca aklıma geldi birden..Adamcağıza yapmadıklarını etmediler,ekranlara çıkartmadılar,kendisini,tiyatrosunu itibarsızlaştırmaya çalıştılar vs vs..Sanmıyorsam aynı durumlar diğerleri içinde yapılıyor..

    Sanat dünyasında şu sıralar şu anlayış var gibi; "Siyasal iktidara yakın olursanız devletin tüm imkanları sizlere açılır,olmazsanız kapanır..Bu kadar basit.."

    Hüseyin hocamıza aynen katılıyoruz,siz yazmaya aynen devam edin..Elbet bir gün bir şans kapısı da sizlere de açılır;"çalışan kazanır elması kızarır" atasözü misali.. :) Sağlıcakla kalın,kolay gelsin..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen öyle, aynen dediğiniz gibi. Ama Turgut Özal bile ne kadar demokrat bir adammış. Çok kızardım, Barzani'ye kırmızı pasaportu ilk o vermişti, işçi düşmanıydı ama en azından kendisini eleştirenleri içeri tıktırmazdı. Valla şans kapısı için bekleyecek fazla zamanım kalmadı, genç biri olsaydım olurdu da. 60'ına 5 ay kalmış biri olarak bilemiyorum şans kapısı ne zaman açılacak?:)))))
      Çok teşekkür ediyorum, siz de sağlıcakla kalın.

      Sil
  17. başlığı okudum bi gülme geldi inceden :D yine en güzel noktalara parmak basmışsınız, harikasınız <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))hep onlara hep onlara:)))çok teşekkürler canım, o senin harikalığın. ♥

      Sil
  18. Sektörler git gide tekelleşiyor, yenilere yer vermiyorlar :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ben çok ilgilendiğim için ünlülerin twitter, facebook sayfaları eğer herkese açıksa okuyabiliyorum.
      Öyle bir sektör ki, mesela Nuran Devres yazmış tam cümlesini şu an hatırlayamadım ama neler yaşadıysa ki, çok ünlüydü bir aralar, neredeyse tüm dizileri o yazıyordu, bilsem bu işlere hiç bulaşmazdım filan gibi bir şey yazmıştı, düşün o bile şikayet ederse!! Ekşi Sözlük'te senaryo yazarı kısmında da bir yorumcu hepsi birbirlerinin arkasından kuyusunu kazıyor demişti. Tesadüf dün akşam da Arka Sokaklar'ın Mesut komiseri "sinema sektöründe değişmeyen tek şey şerefsizlik" demiş.

      Yani yenilere yer vermemeleri bir yana, çok berbat bir sektör anladığım kadarıyla...:( Tabii iyileri tenzih ederim, onlar istisna mesela duayen, ustamız, hocamız Türker İnanoğlu...

      Sil
  19. Gülse Birsel'i hem TV hem de yazar yönünü severim.Bakalım bu sefer nasıl bir projesi varmış?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önümüzdeki kış içinmiş Yeşim'ciğim.

      Sil
  20. Çok güzel hareketler'den tut da Güldür Güldür'e kadar sevemedim hiçbirini. Avrupa Yakası'nı 'Burhan Altıntop' tiplemesi göklere taşıdı. Burada Gülse kadar Engin'in de rolü büyük. Sonrasında hazırlanan Yalan Dünya, o başarının yarısını bile yakalayamadı. Senaristler de kendini nadasa bırakmalı. Elde ne kadar malzeme varsa dizide tüketiyorsun zaten, biraz geride kalıp fikir edinmeli, izlem yapmalısın. Bu konu kitap yazarlarında da böyle, bir isim çok satanlar listesinde yer almaya görsün, ikinci kitabı berbat bile olsa yine o listede yer alır çünkü bizim millet böyle özentidir. Herkes okuyor ya okuyacak ya da okumuş gibi yapacak işte. 2 bin lira veren kitap çıkarıyor ama adamını bulan o kitabı kitlelere ulaştırıyor. Ülkenin her alanında olduğu gibi bu alanda da torpil dönüyor. Yeteneksizlik ve kendini tekrar diz boyu.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok Güzel Hareketler vs. inan 5 dakika tahammül edemiyorum. Hep eşcinsellik şaka(!)ları. Şaka denirse. Başka konu yok sanki. Bakmıyorsun nereden biliyorsun diyeceksin, hani sürekli reklamı yapılıyor ya, ya da insan sıkılıp kanal kanal dolaşınca denk geliyor ya işte o anlardan biliyorum. Ne zaman denk gelsem entarili, bıyıklı, esmer bir adam. Valla nasıl bakıyorlar herhalde üstüne para veriyorlar diyorum.
      Kitap konusunda da öyle, Harry Potter'i kadıncağız yazdığında 13 yayınevi beğenmemiş!!!! Bu bile gösteriyor her yerde torpil döndüğünü. Avrupa Yakası'nı ben de severek izlerdim. Ama Yasemin Yalçın'ın Sürahi hanım, İtilmiş, Şuayip'i kadar tutmadım. Yine de iyiydi.

      Sil
  21. Yeni kalemlere fırsat tanınmalı. Ne yazık ki ülkemizde işler tanıdık ve parayla yürüyor. Kimileri parlayıp yok oluyor, kimileri de yürüyüp gidiyor. Kimi cevherlerde kendine yer bulamıyor sektörde... İçlerinde bir tek Gülse Birsel'i severim. Kalemine sağlık Müjde abla... Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özellikle fırsat vermiyorlar. Çünkü hep onlar bu sektörün ekmeğini yemek istiyorlar. :( Benim ençok sevdiğim de Yasemin Yalçın ve çok eskiden sen o zamanlar belki doğmamıştın Kaynanalar vardı. Çok hoştu. Hatta tv nin ilk sitcomuydu belki.
      Yorum yapan ellerine sağlık canım, sevgiler.

      Sil
  22. bu tekel durumu her yerde var ne yazık ki :(

    YanıtlaSil