29 Mart 2018 Perşembe

BULUNMAZ İKİLİ - 14. Bölüm

MASKE CİNAYETLERİ

Buz bakışlı adam, facebook sayfasında "arkadaş ekle" kısmına tıkladı. Ekranda "arkadaşlık isteği gönderildi" uyarısı çıktı. Çenesini sıvazlarken kahkaha attı çünkü fazla beklemeden arkadaşlık isteğinin onaylandığını görmüştü. Açtığı sahte hesap, kurbanlarını çeken bir örümcek ağı gibiydi. Bir hafta sonra arkadaşlıkları sanaldan gerçeğe dönüştü ve çok geçmeden arkadaş eklenen uzun, sarı saçlı kızın cesedi gözlerinde  bir ortaçağ maskesiyle bulundu.

KOMİSER: Bir seri katille karşı karşıyayız. Bir ay içinde öldürülen üçüncü sarışın, uzun boylu kadın. Hepsinin gözlerinde ortaçağlarda balolarda takılan maskelerden var. Tesadüf olduğunu zannetmiyorum. Üç kadının da fuhuştan sabıkası varmış. Bu manyağı bir an önce bulmalıyız çocuklar. Haydi herkes iş başına. 

Saçlarını polislik mesleğinde ağartmış babacan komiser kendi odasına giderken, çocuklar dediği ve en güvendiği adamları 'Başüstüne' diyerek kalktılar. 




Kimsenin aklına Serap'ın da bu üç cinayeti birbirine bağlayacağı gelmemişti. 

ASU: Serap abla Karadeniz'de gemiler batmış gibisin, hayırdır?

SERAP: Bu işin içinde bir iş var Asu. 

ASU: Hangi iş Serap abla?

SERAP: Üç genç kadın, üçü de fuhuştan sabıkalıymış. Zavallıların üçü de gözlerinde ortaçağ maskesi takılı olarak bulunmuşlar. Üçü de uzun, sarı saçlı..

ASU: Aman Tanrı'm Serap abla yoksa benim düşündüğüm şeyi mi düşünüyorsun?

SERAP: Evet! Bence karşımızda psikopat bir seri katil var. Ben de uzun, sarı saçlı olduğuma göre onu tuzağa çekebiliriz.

ASU: Hiii! Kurban olayım yapma Serap abla! Çok tehlikeli! 




SERAP: Asuman! (Serap kızınca Asu değil, Asuman derdi)unuttun galiba: Ben feministim! Hatta Türkiye'nin en ünlü feminist köşe yazarıyım. Hatta yarın yeni kitabımın imza günüm var. Dolayısıyla bu konu beni çok ilgilendiriyor. Madem ortada kadınları öldüren bir kadın düşmanı var bunu yakalamak boynumun borcu.

ASU: Ablacığım n'ooolur yapma!

SERAP: Asu dur şimdi, bence katil bu kızlarla facebook'ta tanıştı, sonra da buluştular filan zaten kızların facebook paylaşımlarına baksana anlarsın. Hep aşk, meşk, erkekler, Allah rahmet eylesin de maalesef o yolun yolcusu tiplermiş. Eminim katil sonra  oturup tüm yazışmaları silmiştir tabii kendisini de arkadaşlıktan çıkartmıştır. 

ASU: Peki aklındaki ne?

SERAP: Sahte bir facebook hesabı açacağım, sen de bana yardım edeceksin şöyle arkadan, yandan yüzüm tam gözükmeyecek şekilde, mini etekli, dekolte giysilerle birkaç poz resmimi çekeceksin, tıpkı bu öldürülen zavallılar gibi bol kalp emojileri koyacağım. 

ASU: Ve katilin seni de arkadaş eklemesini bekleyeceksin...

SERAP: Tam üstüne bastın! Eğer sarışın takıntısı varsa çok beklemeyeceğimi umuyorum. :)

ASU: İnanmıyorum Serap abla, bu çok tehlikeli.

SERAP: Merak etme Fadıl da bana yardım edecek, yalnız olmayacağım.

ASU: Şapşal Fadıl mı? Aman içim çok rahat etti!

SERAP: Merak etme Fadıl'ın evinde oturuyormuşum gibi yapacağım, buluşmak isteyince oraya gelecek, Fadıl odada saklanacak, benim yanımda bayıltıcı sprey ve Fadıl'da da silah olacak. Tamam şapşal mapşal ama askerliğini yapmış silah kullanabiliyor. Biz iki, o tek kişi olacak korkma canısı.

ASU: Offf! Sen gerçekten erkek doğacakken kız doğmuşsun Serap abla.

xxx

Birkaç gün sonra Kenan, ekranda Serap'ın 'Arzu' ismiyle açtığı facebook sayfasına çikolatalı pasta dilimine bakar gibi bakıyordu. 

KENAN: Vay, vay, vay! Tam yüzü gözükmüyor ama bu kız hepsinden güzel. Boy rahat 1.75. Üff! Stilettolarla 1.80 olmuş! Rus hatunlara benziyor ol'm ne şanslısın. 

Hemen mouse'ı hareket ettirdi, "arkadaş ekle" seçeneğinin üzerine getirip, tıkladı. 

xxx


SERAP: İşte bu! Umarım sıradan bir çapkın değil de psikopat katilimizdir. Adı Çağan, büyük ihtimalle sahte isimdir.

Serap hemen arkadaşlık isteğini onayladı. Sonra çayını yudumlarken internet sitelerinde gezinirken,

"Ünlü savaş muhabiri ve köşe yazarı Mehmet Foçalı evleniyor mu?"

başlığını görünce az kalsın ağzındaki çayı laptopun ekranına püskürtecekti. Mehmet, yanında boya güzeli bir kadınla ağzı kulaklarında bir eğlenceden dönerken jipine biniyordu fotoğrafta. Kadın da yalancıktan "Aman çekmeyin" der gibiydi ama aslında pek keyifliydi.

Serap'ı ateş bastı, kıskançlığını, öfkesini bastıramıyordu. Bilmediği şey Mehmet'in bunu sırf Serap'ı kıskandırmak için yaptığıydı. Başarılı da olmuştu. Kıza para bile vermişti başbaşa resimler için. Serap manşeti okudu:

"Maço Köşe'nin ünlü yazarını çapkınlık peşinde yakaladık."

"Geber! pislik maço seni!"

diye ekrandaki görüntüye doğru bağırdı. O da elini çabuk tutup yakışıklı birisiyle böyle pozlar vermeliydi ama önce şu manyak katili yakalamalı ve kadınları kurtarmalıydı. Kendini 'süpergirl' gibi hissetti. Kadınları bu manyaktan kurtaracaktı. O maço da görsün bakalım kadınların yeri mutfak mıymış?


xxx


Manyak katil kendisiyle iletişime geçene kadar Asu'ya planını anlattı:

SERAP: "Bana aşıkmış rolü yapacak şöyle yakışıklı biri lazım. Mehmet Foçalı olacak uyuzu çatlatmak istiyorum."

ASU: Ooo! Elini sallasan ellisi Serap abla. Ben senin kadar güzel ve incecik olsaydım tüm erkekler peşimden koşardı sen yüz vermiyorsun; bir de o boyu devrilesice Mehmet adını "cadı feminist, erkek düşmanı" diye çıkarttı ya, korkuyorlar senden. Ama tamam bulurum iş bende.:)

SERAP: Şöyle yalandan bir, iki poz resmimizi çekersin, internete atarsın yeter:)

ASU: Ayyy! Mehmet çatlayacak çünkü bence sana sırılsıklam aşık o Serap abla.

SERAP: Öyle mi diyorsun? Ya değilse? Ya bu kıza ne demeli? Ölmek istiyorum...

ASU: Bahse varım Mehmet de sırf seni kıskandırmak için yapıyordur şu kıza baksana, boya güzeli! O kadar boyayı benim anneanneme de sürelim güzel olur. Hihihihi....


XXX


Serap, kısa sürede Çağan adını kullanan Kenan ile akşam, loş bir barda buluştu. 

KENAN: Ne kadar güzelsiniz Arzu hanım, ışık şaçıyorsunuz, tüm kadınları kıskandırdınız.

SERAP: Hahahaha, siz de çok çapkına benziyorsunuz.

KENAN: Güzel kadınlar ilgi alanımdır diyeyim hahahaha.

SERAP: İnanmıyorum çok açık sözlüsünüz.

KENAN: Şöyle başbaşa kalacağımız bir yere gidip içkilerimize orada devam etsek, birbirimizi daha yakından tanısak diyorum.

SERAP: Neden olmasın? Hadi gidelim.

Fadıl, okuduğu gazetenin üzerinde delikler açmış ikisini oradan gözetliyordu. Onlar kalkıp kapıya doğru gidince hemen o da kalktı, telaşla gazeteyi katladı, birden iriyarı birine çarptı. Bu Mehmet'di.

MEHMET: Fadıl! Ne bu telaş önüne bile bakmadan yürüyorsun?

FADIL: A! Mehmet bey! Pardon! 

FADIL: Şşşt! Mehmet bey çaktırmayın Serap hanımı takip ediyorum da...

MEHMET: Aa! Neden? Siz Edi-Büdü yine ne işler çeviriyorsunuz?

FADIL: Hihihihi, aslında Serap hanımın buluştuğu adam...

MEHMET: Hangi adam?

FADIL: İşte şu adam.

Fadıl şaşkın şaşkın etrafına bakar, adam da, Serap da yoktur. 

FADIL: Aaa! Adam nerede? Az önce oradaydı, Serap hanımla kapıya doğru gidiyorlardı. Tüh kaçırdım! Allah'ım ne salağım! Neyse ama zaten benim eve gidecekler, ben evde gizlenip ikisini bekleyeceğim anahtarımı Serap hanıma verd....

Birden Fadıl kafasını başına götürüp vurmaya başladı.

FADIL: Aman Tanrı'm anahtarımın ikisi de burada Serap hanıma vermeyi unutmuşum! Tüh! 

MEHMET: Fesupanallah! Ne adamı? Hangi adam? Niye senin eve gidecekler? Doğru dürüst anlatsana Fadıl!

 Fadıl, hararetli el kol hareketleriyle olanları Mehmet'e anlatınca, Mehmet öfkeden kıpkırmızı bir suratla bağırır:

MEHMET: NE! ? Serap şimdi bir seri katille mi yani? Yeminle ikiniz de dayaklıksınız! Sonra bana 'maço' diyorlar!




FADIL: Şey ama emin değiliz yani olmayabilir de Mehmet abi! 

MEHMET: Ya gerçekten oysa! Allah'ım aklıma mukayet ol!

FADIL: Serap hanım erkek gibi kızdır korkmuyorum o yüzden Mehmet bey.

MEHMET: Hey Yarabbim! Sen de, Serap da Allah akıl dağıtırken şemsiye mi açtınız? Plaka numarasını aldın mı bari? 

FADIL: Göremedim tam sizinle çarpıştım ki, buhar olup uçmuşlar. 

MEHMET: Kahretsin, hemen güvenlik kamerasından görüntüleri isteyelim. Koş!

FADIL: İyi fikir! Allah'ım n'olur benim salaklığım yüzünden Serap hanımın başına bir şey gelmesin yoksa intihar ederim.

MEHMET: Buna gerek kalmaz Fadıl, seni ben öldürürüm.






Onlar barın sahibine olanları anlatırken, Kenan ve Serap çoktan adamın evine gelmişti. Serap yolda Fadıl'dan anahtarı almadığını farkedince mecburen, Fadıl'ın evi yerine adamın evine gitmek zorunda kalmıştı ama Fadıl nasılsa onları takip ediyordur diye içi rahattı. 

İçinden "Allah'ım ne olur, Fadıl bizi takip ediyor olsun." diye dua ediyordu. Adamı şüphelendirmemek için arkaya bakamıyordu. 

İçeriyi gören Serap'ın gözleri şaşkınlıkla açıldı:

 "Aman Tanrı'm öldürülen üç kadının da gözlerinde maske takılıydı. Sanırım adamımız bu." 

Korkmamaya çalışsa da, ürpermişti. İçinden gururu, inadı yüzünden Mehmet'e  haber vermemekle pişmanlık duyuyordu. Ya adamla başa çıkamazsa, ya Fadıl zamanında yetişemezse ne yapardı? Ama soğukkanlı olmalı ve ürktüğünü belli etmememeliydi. 

SERAP: Hmmm...eviniz ne kadar ilginç! Her yerde, duvarlarda maskeler var! Maskeler! Bu boş kuş kafeslerinin bir anlamı var mı? 

KENAN: Boş kafesler bana av ve avcıyı, maskeler de her insanın karanlık ve kimseye göstermek istemediği yanını hatırlatıyor. Kurbanlarımı öldürmeden önce daima maskemi takarım.

SERAP: NE? Şaka mı yapıyorsun? Çok soğuk bir şaka.

KENAN: Şaka yapmıyorum güzelim. Doğrusu sarışınlar için aptal denir gerçekmiş, ne kolay avladım seni de. Bu kadar kolay olacağını tahmin bile etmiyordum. 

SERAP: Beni öldürecek misin gerçekten? Hani başbaşa güzel bir gece geçirecektik?

KENAN: Hahahahahaha! Benim için çok güzel bir gece olacak zaten. Ama senin için aynı şeyi söyleyemem. 

Serap, Fadıl'dan ümidini kesmişti, bir aksilik olduğu belliydi. Cebindeki biber gazı spreyini çıkarttı ve adama sıkmak için uzattı ancak düğmesine bastığı halde sprey püskürtmedi. Serap içinden

"Lanet olası çalış!" diye bağırırken, psikopat atik davranıp  spreyi kızın elinden aldı ve

"Hahaha, Çin malıdır güvenmeyeceksin. Demek cebinde biber gazıyla dolaşıyorsun, ben de senin kadar güzel olsam öyle yapardım."

diyerek spreyi Serap'a sıkarak bayılttı.



Sabah uyandığında Serap kendisini dev bir kafesin içinde buldu. Fadıl'ın neden yetişmediğini anlayamamıştı. Ama eve dönmeyince polise haber vermiş olmalılar diye düşündü. Annesinin çok üzüleceğini düşündü o anda bile kendisini değil annesini düşünüyordu hatta kedisi Dartanyan'ı.

SERAP: Sen ruh hastasısın biliyorsun değil mi? Bak, ben Arzu filan değilim, ismim Serap ve ünlü biriyim, birazdan tüm polis peşine düşer. 

KENAN: Biliyorum sen baygınken çantanı karıştırdım. 

Serap yanına baktı çantası yoktu.

KENAN: Gerçekten ünlüymüşsün, bu daha iyi oldu. Önceki kurbanlarım bildiğin fahişelerdi. İlk kez çok ünlü birini öldürmenin zevkini tadacağım ve çok meşhur olacağım sayende. 

SERAP: Tüm derdin bu mu? Meşhur olmak?

Serap konuşarak zaman kazanmaya çalışıyordu. Sonra Mehmet aklına geldi acaba olanları öğrenince ne yapmıştı. Yine yardımına koşar mıydı yoksa o güzel kadınla şu anda bira içip, dans mı ediyorlardı? Pis maço n'olucak! Ölmeden ona olan aşkını itiraf bile edemeyecekti. 

KENAN: Ne o? Daldın?....merak etme seni hemen öldürmeyeceğim önce senin için hangi maskeyi seçeceğime karar vermem lazım. Bu benim için çok önemli bir ritüel. Yüzlerce maskem var hepsi de çok değerli, bunları Avrupa'dan hatta Afrika ve Güney Amerika'dan topladım.

Adam gitti ve Serap kafesin içinde yalnız kaldı. 

Kenan, maske seçerken, Serap bağırıp onu çağırdı, tuvalete gitmek istediğini ve acıktığını söyledi. Adam elinde silahla onu tuvalete götürdü, kapıda bekledi ve geri getirdi. Kız, kafeste çay içip, bir şeyler yerken, Kenan maskelerine bakıyordu. 

O sırada, Mehmet ve Fadıl polisten görüntüleri almışlardı. Adamın vaktiyle bir üniversitede antropoloji hocasıyken, şizofreni teşhisiyle meslekten atıldığını öğrendiler. Aynı sebepten karısı da boşamıştı ve adam kadınlara düşman olmuştu. Adresinde bulamayınca, eski eşinden yardım istediler ve kadın bildiği her şeyi anlattı:

"Kenan'ın babası çok zengindi, ölünce tüm mirasını oğluna bırakmış zaten başka kardeşi yoktu. Şehirdeki evinde yoksa  Şile yolunda, orman içinde bir çiftlik evi vardı; adresi burada. Ve evet, maske takıntısı vardı, evliyken sıksık maske kolleksiyonu için yurt dışına çıkar ya da internetten maskeler alırdı."

Mehmet vaktinin çok az olacağını düşünerek polisle işbirliği için zaman kaybetmek istemedi. Sonuçta adam tek başınaydı, yardakçısı da yoktu. Fadıl'la birlikte son hızla kadının verdiği adrese doğru yola çıktılar. Yolda Fadıl polisi de aramayı ihmal etmedi.


cottage in forest ile ilgili görsel sonucu

Kenan, elinde rengarenk bir maskeyle salona girince, Serap artık son saatlerini yaşadığını düşündü. Kimse yetişemeyecekti. Bu kadar cesur olduğuna pişman olmuştu.

KENAN: Evet güzelim, sonunda maskeni seçtim. Bak bakalım beğenecek misin? Rönesans döneminden bir maske bu, Venedik karnavallarında kullanılırdı. Tabii maskeli balolarda da. Üzerindekiler gerçek kuş ve tavus kuşu tüyleri. Sen en güzel kurbanım olduğundan en güzel maskemi seçtim. Venedik gezimden almıştım. Kolleksiyonumun nadide parçasıdır. Hadi al ve tak. 

Kenan, maskeyi dev kafesin parmaklığından Serap'a uzattı. Serap zaman kazanmak için 

"Hayır! Bu gülünç şeyi takmayacağım, öldüreceksen böyle öldür geri zekalı manyak!"

diye bağırdı. 

KENAN: Kızmaya başlıyorum ama tak şunu çabuk.

SERAP: Neden? Bir insanı gözlerinin içine bakarak öldüremiyor musun?




KENAN: Hahahaha! Tabii ki de öldürebilirim. Ama böyle bir fantezim var güzelim. Hadi sıktın artık, tak şunu. 

Serap çaresiz maskeyi taktı, adam silahına mermileri tek tek, ağır hareketlerle doldurdu. Kıza doğru nişan aldı, işaret parmağı tetiğin üzerindeydi ve tam tetiğe basacakken büyük bir gürültüyle çiftlik evinin ahşap kapısı Mehmet'in omuz darbesiyle kırıldı.

Adam arkasını dönüp "N'oluyor?!" derken, Mehmet ve peşinden Fadıl içeri girmişti bile. Mehmet, adamın şaşkınlığından faydalanıp, suratının ortasına tüm gücüyle yumruğunu yapıştırınca, iki seksen yere yuvarlandı ve bir daha kalkamadı. 

FADIL: Amanın! Mehmet bey ölmesin! Çok sert vurdunuz! 

Serap da Mehmet de mutluluktan uçacak gibiydiler ama belli etmiyorlardı.  Mehmet kaşlarını çatıp, öfkeden laciverte dönmüş mavi gözleriyle Serap'a baktı. İçinden 

"Ya ona bir şey olsaydı ne yapardım? Allah'ım şükürler olsun tam zamanında yetiştim"

diye düşünüyordu.

MEHMET: Hiç akıllanmayacaksın değil mi ünlü, feminist köşe yazarı Serap hanım! ?

SERAP: Bağırıp duracağına şu kafesi aç! 

MEHMET: Bir şey değil! 

SERAP: Aman aman! Teşekkür ederim. Artık köşende bir hafta böbürlenirsin. Ayrıca sayemde bir seri katili yakaladın.

MEHMET: Ya Fadıl'ı tesadüfen görmeseydim? Gözlerinde şu lanet maskelerden biriyle öldürülen dördüncü sarışın kadın sen olacaktın!

FADIL: Ya n'olur kavga etmeyin, şu ürkütücü yerden bir an önce çıkmak istiyorum, brrrr..tüylerim diken diken oldu valla. 


XXX

Akşam, Mehmet her zaman gittiği barda, Ömer'e yine dert yanıyordu. 

MEHMET: Ya nasıl deli olmam? Sen tıpış tıpış, kendi ayağınla  bir seri katilin evine git! Ne o? Ünlü feminist yazarımızın gazetecilik aşkı tutmuş yine! 

ÖMER: Çok kızmışsın abicim ya sakinleş...itiraf et ödün koptu ona bir şey olacak diye di mi?

MEHMET: Hem de nasıl! O şapşal Fadıl, olanı anlatınca sinirden kan beynime sıçradı. Az kalsın kalp krizi geçirecektim. 

ÖMER: Okurlar senin Serap Arda'ya aşı....

MEHMET: Şşşttt! Sus! Yerin kulağı vardır. Oooff...offf....öleyim ben ya, intihar edeyim.

ÖMER: Yapma abicim ya, bence o da seni seviyor. 

MEHMET: Ah keşke...vaktiyle onun hakkında yazdığım onca şeyden sonra bilmem ki....

ÖMER: Bıyıklı, kıllı bacaklı, tahta göğüslü, kız kurusu daha sayayım mı? Ahahahaha....

MEHMET: Sus lan hatırlatıp durma, elim kırılsaydı da yazmasaydım...


XXX

Serap'ın da hisleri Mehmet'ten farklı değildi, başına gelenleri hatırladıkça gözleri yaşarıyordu, ölümün kıyısından Mehmet sayesinde dönmüştü. 

SERAP: Asu'cuğum kapı çatırrr diye kırılıp da, Mehmet elinde silah içeri girip, manyağı yere serince, boynuna atılmamak için o kadar zor tuttum ki kendimi anlatamam. Kafes içinde olmasam belki atlayacaktım boynuna. 

ASU: Ah be Serap ablacığım siz ikiniz de bence birbirinize sırılsıklam aşıksınız, sana aşık olmasa, manyak katilin elinden seni kurtarmak için beyaz atlı prens gibi gelir miydi? Ne olacak sizin bu aşkınız? 

SERAP: Bilmiyorum, bakalım yarın köşesinde ne yazacak benim için? Eğer yine damarıma basarsa, ben de yazacaklarımı biliyorum!

ASU: Oooff! Oofff! Var ya Serap abla o kadar beyaz dizi, pembe dizi, aşk romanı okudum ama hiçbirinde sizin gibi aşıklar yoktu. İkiniz birbirinize o kadar yakışıyorsunuz ki....bence yılın en müthiş çifti seçilmelisiniz. Bulunmaz bir ikilisiniz. Hihihihihi....:))



Yazan ve çizen:
Müjde Dural(Bücürük ve Ben)
(Okuru sıkmamak için senaryo format kısmı (iç/dış/gün/gece vs.) atılıp, özet halinde yazılmıştır.)

19 yorum:

  1. Müjde Abla'cığım, bu bölümü de okudum, bu yukarıdaki bölümlerden hangisinin içinde var acaba, baktım ama bulamadım :S Bir de Gilda bölümü ile Mihracenin Işığı'nı okudum ama acab Gilda final bölümü müydü?
    Aslında var ya bölümlere numaralandırma eklesen çok iyi olur, çok kafam karıştı umarım finali okumamışımdır :D
    Final olsa da olmasa da özellikle Gilda'yı çok sevdim ama :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, bu senaryomda final yok. Yani henüz yok:))
      Her bölümde farklı olay oluyor. Sadece birkaç bölüm uzun olduğu için ikiye böldüm (1. 2 diye), haklısın yaaa, ben bunları numaralandırayım, ilk tanışma bölümleri 1. bölüm olsun.
      Çok teşekkürler, yorumuna sağlık canım. Gilda'nın filmini tv'de izlemiştim birkaç kez, çok unutulmaz bir filmdi. Glenn Ford, Rita Hayworth. Müziği de çok güzeldi. İkisinin de mekanı cennet olsun.

      Sil
    2. Çok iyi yapmışsın şimdi çok iyi olmuş, iyi sırayla okurum :)

      Sil
    3. Evet ya çok iyi oldu, iyi ki söyledin bana:)))okuyan gözlerine sağlık canım. Cok teşekkürler:))

      Sil
  2. Dönüp yeniden okuyacağım hepsini sanırım :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Handan'cığım, ben senaryolarım bloğumu sildim.
      Silmeden önce oradaki tüm hikayeleri buraya aktardım mecburen üstüste 14 hikaye paylaşmış oldum. (hiç sevmem ama başka türlü yapma imkanı var mıydı bilemiyorum) yani o kadar çok hikayeyi ne senden, ne de başka arkadaşlarımdan okunmasını beklemiyorum:))(yanlış anlama tabii istersen ve yorulmaz, üşenmezsen ancak mutlu olurum)ama kendini mecbur hissetme yani hani üstüste bir dolu paylaşım yaptım diye o istemeden oldu yani:)

      Sil
  3. Serap ile Mehmet keşke ilan-ı aşk edebilseler bir de. Güzel bir bölüm. Serap pek cesur bu arada.:) Kaleminize sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dizinin final bölümünde olacak bu:)))çünkü eğer aşklarını ilan ederlerse, dizinin büyüsü bozulur, izleyicinin de ilgisi biter. :) Evet çok cesur bir kız. Çok teşekkürler:)...

      Sil
  4. Ne güzel bir serüvendi Müjde abla. Bir solukta okudum. Artık birbirlerine açılsınlar istiyorumm bennnn :))

    Kalemine sağlık :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Uzun oldu kimseler okumaz, üşenir diye korkuyordum:)Bu uzun serüveni okuduğun için sana ve okuyan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum o yüzden.:))) Birbirlerine açılırlarsa işin heyecanı kalmaz ama valla bana güven.:) Siyah-Beyaz Aşk dizisinde öyle oldu mesela. Ama kimi bölümlerde yakınlaştıracak romantik yaklaşmalar yapacağım merak etme:)
      Sen de sağol canım.

      Sil
  5. Müjde'ciğim hepsini bir arada toplaman iyi olmuş.Anımsamaya çalışıyorum, bazılarını okudum.Müthiş, müthişsin...Çalışkan kardeşim emeklerine sağlık, çok sevgiler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sahi ya ta 2007'li yıllarda Antartika bloğumda yayımlamıştım bu ikiliyi, hiç unutmuyorum:))Sen de sağol canım benim, sevgiler.♥

      Sil
  6. mehmet artik serap'in kurtaricisi,kahramani oldu ya ufukta evlilik gözküyo demektir o zaman..bakalim ünlü feminist yazarimiz fenimistliğinden tavizler verecek mi? 😀 emeğinize sağlik..🙂

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel soru.:) Evlilik kesinlikle ufukta ama final bölümünde olacak. Ama bu ikiliye yakışır şekilde olacak:))daha var yani...hemen evlenirlerse biter:)Çok teşekkürler:)

      Sil
  7. Yaşasın... Devamı gelmiş.. Harika bir bölümdü yine.
    Cesur olmak bazen başa belaymış.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok mutlu oldum Kerime'ciğim, çok teşekkür ediyorum. Evet maalesef öyle.

      Sil
  8. Nefes nefese okudum.Serap'ın başına başına ne gelecek diye.Çok cesaretli valla bu kız :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuyan gözlerine sağlık canım, evet kesinlikle çok cesur bir kız. Zaten ben cesur, güçlü kadın karakterler yazmayı seviyorum. Yeşim, Serap, Ebru hepsi güçlü kadınlar....

      Sil
    2. Aylin'i unutmuşum Güzel Katil'in Aylin'i de cesurdu...:)

      Sil