18 Kasım 2020 Çarşamba

İNŞALLAH ANAN 150 YAŞINA KADAR YAŞAR DA, ASLA KRAL OLAMAZSIN

 The CROWN (TAÇ) isimli Netflix dizisinin 4. Sezonunu seyretmeye başladım. 

Öncelikle, aman sakın kraliçelerin, prenseslerin yaşamına özenmeyin ha, o koskoca sarayda fareler cirit atıyor. E, kaç yüz yıllık mı, bin yıllık mı saray, orası, burası dökülüyordur. Doğal fare olması. Kraliçe de gördüğüm kadarıyla kedici değil. Hiç kedi yok ortalıkta fareleri yakalasın:) Köpekler var, atlar var malumunuz pek bi düşkünler ikisine de.  Umarım yakında fareler basar. :) Ayrıca o şatoların, sarayların için nasıl karanlık, kasvetli, ışık mı yok, güneş mi almıyor? Artık bilemiyorum anca Kont Drakula filan için uygun:)

Hayvanları seviyorlar sanmayın. Atlar ve köpekleri seviyorlar sadece. Rahat on köpek saydım belki daha fazladır.  Sırf o köpeklerin aylık mama, veteriner masrafları eminim normal İngiliz vatandaşının bir aylık maaşının on katıdır. 

Duvarlar geyik kafalarıyla süslü! Bizzat kraliçe ve kızı olacak şımarık avlara çıkıyorlar, kadının vaktiyle bir ördeği mi, kuşu mu, kafasını eliyle koparttığını okumuştum. Yani,  birkaç yabancı lisanı ana dili gibi konuşan, kültürlü, iyi eğitimli, uçak filan kullanan, entelektüel bu aile son derece acımasız kişilerden oluşuyor. Kendi ailelerinde  zeka özürlü, hasta beş akrabalarını da  tımarhaneye atmışlar, hiç ilgilenmiyorlar bile. O zavallılar da hâlâ ellerinde Kraliçe resimli bardaklar, kutular onları düşünüp mutlu oluyorlar! 

Ama alma mazlumun ahını o geyiklerin kafasını duvarlara asmaları, o zeka geriliği akrabalarına yaptıkları, Diana'ya çektirdikleri.  Hiç biri mutlu değil. Beter olsunlar. 

Hiçbir sobanın, kombinin yeterince ısıtamayacağı taş şatolarda kalpleri de taşlaşmış. Kraliyet ailesiymiş, asilmiş, mavi kanmış pöh!  Ayaklansın İngilizler de, başlarına yıksınlar saltanatı, sarayı, şatoyu inşallah.:) Asalet filan da sahte! Birbirlerini boynuzlayıp duruyorlar, aile arasında eğlenirken en belden aşağı fıkraları anlatıp kahkaha atıyorlar. Normal Türk ailesi değil aile içinde bunu anlatmak duysa yüzü kızarır. (izlediyseniz ayılı fıkra)

Kraliçenin kız kardeşi var ki evlere şenlik, erkek delisi, gelmiş 50'li yaşlara, jigololar tutuyor filan, rezil oluyor gazetelere çıkıyor. Yüzme havuzlu şahane evlerde partiler veriyor. Kimin parasıyla? İngiliz halkının vergileriyle! Charles denen godoşu hiç yazmıyorum. Diana'nın ahı çıkar inşallah.

Dördüncü sezonda Diana'lı bölümler vardı. Allah'ım kızcağızı nasıl kıskandılar! Bir çekememezlik! Allah için kızda yıldız ışığı var.  Çok sevilidiği için hem kocası, hem görümcesi, hem kaynanası, artık diğer kimlerse hepsi kıskançlıktan çatır çatır çatladılar. Zaten biliyorsunuz sonunda kadıncağızın başını yediler. 

Sahi, minicik çocuklarını da yatılı okula göndermeleri yok mu? Lan sanki karı, koca doktorsunuz, evde bakacak anneanne, dede filan yok! El kadar oğlanların ne işi var yatılı okulda? Koskoca Andrew'e bile neler yapmışlar? Zaten sübyancılık ülkede tavan! Kiliselerde neler yapmıyorlar? Hiç mi korkmuyorsunuz? Normal okula gitsin, gelsin işte. Yok anacım bunlarda akıl da yok kendilerini akıllı sanıyorlar ama. 

Ha şimdi asıl meseleye gelelim:

Zavallı İngiliz halkı, vergileriyle sayısını bilmediğim şatolarda, saraylarda, av köşklerinde, villalarda, yüzlerce dönümlük malikânelerde  hiçbir halta yaramayan bu asalak aileyi gelenek diye yüz yıllardır besliyor!  Vatandaşlar da işsizlikten iş bulma kurumu önünde kuyruğa giriyorlar.

İngilizlerde de bir Mustafa Kemal Atatürk çıkması lâzım ki, bunlardan kurtulsunlar.

"Yeter canım, saltanat sürdünüz, yerlere kadar eğilip reverans yapmayacak artık kimse size, bundan böyle cumhuriyet var, aile şaşaası, tantanası bitti. Hindistan sömürgelerinden, Afrika'dan  çaldığınız elmaslar, zümrütlerle dolu taçlarınız, mücevherleriniz de devletin olacak"

desin. Ama nerede o günler? Bildiğim kadarıyla İngiltere'de, Avustralya'da hatırı sayılır bir kesim

"Yetti artık bunların saltanatı, siktir olup gitsinler."

diyormuş.  Bak kaynak altta (İngilizce) Haberin fotoğraflarından birinde, beyaz üzerine mavi Republic (Cumhuriyet) yazan tişörtlü bir erkek, yoldan geçenlere cumhuriyet hakkında broşür dağıtıyor:

İngiltere'de saltanat karşıtları

Ve demiş ki, 

"Harry'nin, Megan'ın evliliği umurumda değil."

Hele Avustralyalılar çok haklı. Ne zaman İngiltere bir ülkeye savaş açsa, hiç ilgileri olmasa da Avustralyalıları ateşe atıyorlar. Çanakkale'ye zavallı Anzakları sürdükleri gibi. Eee, Kraliçelerinin asil İngiliz askerlerine bişicik olmasın.  

Bakalım, belki bir gün bir Atatürk çıkar onlarda da, atarlar sırtlarından bu gereksiz aileyi. 

Unutmadan  dizi olarak  dört dörtlük bir dizi.  Kraliçenin kara gözlü olmasından başka eleştirebileceğim yanı yoktu. Dört bölümü de çok severek izledim. Beşinci bölüm çekilirse, ömrüm olursa onu da izlerim.

Son sözüm:  İnşallah anan 150'ye kadar yaşar da, asla sen kral, Camilla da kraliçe olamaz.



28 yorum:

  1. Atatürk bizde arkasından sürekli küfredilen bir nefret unsuru haline getirildi. Çıksın istemem sırf bu sebepten. Ömrünü verip de üç kuruşluk insanların ithamlarıyla yad edilmek dehaya hakarettir.

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Emreciği o nefret eden, küfredenlerin etnik kökenleri farklı ya da bildiğin tarikatçı, sübyancı, yobaz pislikler, bir kısmı da kovulan saltanat torunları. Ve hepsi de aslında azınlık. Halkın büyük bölümü bu nankör azınlıklara lanet ediyor, Atatürk'ün nasıl sevildiği 10 Kasımlarda ortaya çıkıyor.
      Bir de İngilizlerde çıkarsa nankörlük etmezler. Onlar bizden daha çok kıymetini bilirler. :)

      Sil
    2. Umarım öyledir abla, o insanların değerini bilmek gerekli, zor zamanlarda çetin işler başardılar...

      Sil
  2. Çok ilginç..görünmeyen yüzleri..onların saç takı ve elbiselerine hasta oluyorum:):)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hasta derken olumlu anlamda mı, yoksa olumsuz anlamda mı?:))

      Sil
  3. Kraliçenin kendisi Alman, kocası Yunan. Yani aslında İngiliz bile olmayan bir hanedan ailesini yaklaşık bir asırdır bakıyor zavallı İngilizler. Ciddi kraliyet karşıtı hareket var ama bastırıyorlar. Yakındır yeter artık demeleri. Zaten Avrupa’da üç beş kraliyet kaldı, tek tek kalkıyorlar ortadan. Canım Ata’m bizi kurtarmış, dediğin gibi, darısı başlarına 😘

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ya Sevdacım, dünya masraf, ha bir tane de değil, orada şu saray, ötede bu şato, beride köşk, bedavadan asalak asalak yaşıyorlar, enayi İngilizlerin sırtında kambur. Amin :)

      Sil
  4. Bir türlü izleyemediğim biz dizi daha 😔

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Tarih, belgesel seviyorsanız güzel bulabilirsiniz, tarihi gerçeklere dayanıyor. Yalan bir şey katmamışlar.

      Sil
  5. Şaşırdım aslında ya o şaşaanın altında mutlaka bir şeyler olacaktı...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Hiç birinin mutlu olamadığını gördükçe, salondaki geyik kafaları aklıma geliyor. Onların ahı çıkmış sanırım.

      Sil
  6. Olumlu anlamda görsel olarak..pırlanta takı severim o anlamda:):)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Biz kızlar incik, boncuk, pırıltılı, ışıltılı şeyleri severiz di misi?:) Ben de çok seviyorum ama gerçek olmayacak. Bijuterilerde cicili bicili ucuz olanları seviyorum. Nedeni Leonardo di Caprio'nun Kanlı Elmas filmini izledim.

      Sil
  7. Bu diziyi ben de sırf Diana için izlemek istiyorum ama bir türlü kısmet olmadı Müjde...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Olsun müsait zamanında izlersin, bu arada Diana'yı şatoya davet ettiler, av partisine onu da çağırdılar, dedim ki,
      "Hah! Diana ismi her ne kadar Av tanrıçası olsa da, kıyamaz, ben gelmeyeyim, avlanmayı etik bulmuyorum" diyerek bir güzel isyan eder, meydan okur bu kendini beğenmiş, aristokrat denilen, saltanat artığı züppelere ama kızcağız da onlara uydu. Hayal kırıklığına uğradım. :(
      Bu aristokratız deyip avlananlar Brigitte Bardot'un tırnağı olamazlar.

      Sil
  8. Yaa 1. sezonda kaldım ama gerçekten güzel dizi.Başlığa ıl güldüm :))

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Akşam izlerken bazen uykum geldiği oluyordu benim de, hani durgunlaşabiliyor kimi sahneler. Sevindim:)))

      Sil
  9. Bir de bu yönü var değil mi, teşekkür ederim gülümsettin..

    YanıtlayınSil
  10. ''Büyük başın,derdi de büyük olur''derdi büyüklerimiz.O yüzden hiç sarayda yaşamayı düşünmedim :)))

    YanıtlayınSil
  11. hihi, bu saraylarda yaşayanlar herhalde vicdansız mı oluyorlar ki :)

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Deepciğim, vicdandan kastettiğine bağlı.
      Şimdi kraliçe de, kızı Anne de söz konusu av köpekleri olunca gayet de vicdanlılar, tabii dört duvar arasında onlara kızınca suratlarına patlatıp patlatmadıklarını bilmiyorum. :(
      Para insanı bozar, saltanat, şaşaa insanı bozar, şımartır ve dünyanın kendisi için döndüğünü sanırlar, millet bunları görünce reverans yapıyor, yıllardır saltanat içindeler, ekmek elden, su gölden, donuna kadar parasını devlet ödüyor, e tabii "Ay biz neymişiz?" olacaklar. Böylelerinde vicdan kalmaz. En büyük korkuları bir gün cumhuriyetin ilan edilmesi ve İngiliz halkının
      "Yeter artık bunca saltanat, hadi siz de artık herkes gibi 3+1 evlere, iş bulun, çalışın, saltanat bitti!" demesi.

      Sil
  12. Ne güzel yorum Müjdeciğim, selam ve sevgiler...

    YanıtlayınSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler kardeşim, benden de selamlar, sevgiler.

      Sil