▼

3 Ekim 2026 Cumartesi

HANİ DAHA BÜYÜYECEKTİN?

 


Bu kedi süt tozunu ve kedi biberonunu, Ciciş için almıştım. Bücürük gibi biberonla büyüyecek, belki onun gibi 16 yaşına basacaktı, daha 3 aylık olacaktı, 4 aylık olacaktı, 6 aylık olacaktı, bir yıl geçecek bir yaşına basacaktı, büyüyüp kocaman kediş olacaktı ama ömrü yokmuş. Daha önce yazdığım gibi tüm mutluluğumuz topu topu on günmüş.😢😢😢

Bugün, süt tozunun ve biberonun hâlâ mutfakta durduğunu gördüm. Yakındaki bir pet shopa götüreceğim. Bebek kedisi olan birine ücretsiz versin zaten açılmış paket. Çok az kullandık. kısacık ömrü yetmedi. Bari, başka yavru kedilere faydası olsun. 😢😢😢😢💔💔💔💔






8 yorum:

  1. Merhabalar.
    Ciciş için aldığınız şeyleri bir başka kedi yavrusuna vbağışlanmak üzere ilgilisine vermek en doğrusu. Hem o malzemeleri gördükçe üzüleceksiniz, hem de evde ziyan olur. En iyisi o dediğiniz yere teslim etmek.
    Selam ve saygılarımla birlikte esen kalın.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Abi,
      Haklısınız, son kullanma tarihi epey var; yine de bir an önce vermek en doğrusu; çünkü açıldı paket ve baktıkça üzülüyorum.
      Yorumunuz için teşekkür ediyorum.
      Benden de selamlar, saygılar, esenlikler...

      Sil
  2. Merhabalar.
    Kediler aynı zamanda kendilerini sevdiren bir varlık. Dün bir tanıdığımızın ceviz bahçesine gitmiştik. Orada sarı beyaz renkli yavru bir kediyle karşılaştım, etrafımızda dolanırken başını okşayarak sevdim. Sen misin bu sevgiyi gösteren. Yavru kedinin bana yaptıklarını bir görecektiniz. Bahçede bile kedi sahibi olmak istemiyorum. Bir kere olduk ve sizin gibi üzülmek durumunda kaldık. İşte burası en can yakıcı nokta! İşte bir daha aynı acıları yaşamamak için elimizden geldiğince uzak duruyoruz. Uzaktan besliyoruz. Ama yakın temas asla yok! Bir kere yakın temasa geçince kurtulamıyorsunuz ve sonu hep acı ve hüsranla bitiyor. Zaten yeterince sorunumuz olduğu için emin olun bundan fazlası bizi çok yoruyor.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Abi,
      Evet öyleler, sevgiyi, sevgi dolu insanı, seven insanı hissediyorlar ve o sevgiye karşılık veriyorlar. Uzaktan beslemeniz de yeterli en azından aç, susuz kalmalarını önlüyorsunuz. Ortamda kuş, fare vs. varsa aç kalmaz kendi de avlanabilir ama su yoksa, işleri zor. Üsküdar'dayken etrafta hiç su kaynağı yoktu, her yer beton, apartman, asfalt doluydu. Ağaç tek tük vardı ama su yoktu, o yıllarda kimse de kediler için su koymazdı. Bir gün pencereden karşı apartmanın kapıcısının merdivenleri yıkayıp, döktüğü köpüklü deterjanlı suları asfalttan yalamaya çalıştığını görmüş çok üzülmüştüm. Kesin zehirlenmiştir zavallı. Kurtulmuş mudur bilemiyorum zira deterjana bazen çamaşır suyu da katıyorlar. Sonra ben su koymaya başlamıştım ama bir apartmanın en üst katında (5. kat) oturuyorduk, asansör yoktu. Koyduğum kabı sonra bulamıyordum. O yıllarda henüz 5 lt pet şişe değil, damacana su alırdık. Pet şişe de kesemiyordum yani...zavallılar nereden su içiyorlardı hiç bilemiyorum. Özellikle İstanbul'un o sıcak, kurak yazlarında....şimdi ise aradan uzun yıllar geçti ve İstanbul'a kız kardeşime gidince çoğu yerde su kapları görüp seviniyorum. Sizin gibi vicdanlı, merhametli insanlar oraya, buraya su koyuyorlar.
      Evet kediye bağlanınca sonu acı, hüsran ama ben yine de ilk kedim Prenses ve sokakta bulduğum 16 yıl can yoldaşım, evladım olan Bücürük'ü eve aladığım, bağlandığım için pişman değilim. Bücürük şimdi dirilsin yine balkonda, elimde küçük kürek, kum temizlemeye razıyım hatta...sonu hüsran oluyor elbette ama 16 yıl çok da mutlu olduk...bebek gibi benim ayak ucumda uyudu 16 yıl...akşam dizi izlerken kucağımda uyurdu, ayağım uyuşunca hisseder yanıma kıvrılır öyle uyumaya devam ederdi, diziler biter, saat gece yarısına gelir yatak odasına gidince de benle gelir birlikte uyurduk...tıpkı küçük bebek gibi...haşlanmış mısır yerken, fırından taze çıkmış poğaça yapmışsam kokusunu alır biraz yerdi, her kedi insanını çok seviyor biz onlara ne kadar bağlandıysak, onlar da bizlere o kadar çok bağlanıyor...ama artık alamam 68 yaşından sonra olmaz...dediğiniz gibi yoruldum, yıprandım, tükendim...
      Yorumunuza teşekkür ediyorum,
      Selamlar, saygılar.

      Sil
  3. Aslında bana sonradan üzüleceğiz diye bir kedinin ya da köpeğin hayatına dokunmamak daha zalimce geliyor. Bu sadece bencillik olur. Biz onlarla yaşıyoruz görmezden gelmekle asıl zararı veriyoruz. Bu yaptığınız davranış çok takdir edilesi. Siz bu acıya katlanarak karşılıksız sevginizi bir kez daha kanıtladınız buna cesaret edemeyen çok insan var.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Görmezden gelemiyorum. Bunu yapamıyorum asla ama artık yaşım 68 olduğu için eve alamam; zaten Parvo virüsü çok güçlü olurmuş ve tüm evde kalırmış, bir kedi gelirse ona bulaşırmış. Her yeri çamaşır suyuyla yıkamak gerekirmiş, halıları çamaşır suyu ile yıkatamam, yani koltuklar, kanepeler de öyle...artık eve kedi girerse hayatı tehlikeye girer...(insana geçmiyor sadece kediden kediye geçiyormuş) apartmanın bahçesindekilere ise bakmaya devam. Ciciş'in minik mezarı da bahçede her gün görüyorum ve çok zor oluyor...:(
      Yorumunuz için teşekkür ediyorum.

      Sil
  4. Büyük geçmiş olsun. Yapılması gereken her şey yapılmıştır, eminim.
    Her şeye rağmen yaşamının bir bölümünde sevgi ile özenle bakılması iyi olmuş. O da kısacık ömründe mutlu olmuştur.
    Sevgiyle...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ediyorum Makbule Hanım. Diğer iki kedim 18 ve 16 yaşlarını bulmuşlardı, iki aylıkken kaybetmek şoke etti. Evet on gün çok mutlu oldu, beni de çok mutlu etti.
      Sevgiler...

      Sil