26 Ağustos 2026 Çarşamba

BİZİM DİNİMİZ NEDİR?

BU YAZIYI BEN YAZMADIM; ALINTIDIR.

"Daha ilk derste belli oldu ki bölükte, hangi dinden olduğumuzu bile doğru dürüst bilen bir kişi yok.

Bir gün askerlere sordum: -"Bizim dinimiz nedir?"

Hep bir ağızdan,

"Elhamdü-l-illâh Müslümanız"

diye cevap vereceklerini sanıyordum.

Fakat öyle olmadı, cevaplar karıştı. Kimisi "İmamı âzam dinindeniz", kimisi "Hazreti Ali dinindeniz" dedi. Kimisi de hiçbir din tayin edemedi.

Arada, "İslâmız" diyenler de çıktı ama "Peygamberimiz kimdir?" deyince, onlar da pusulayı şaşırdı. Akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı. Hatta birisi, "Peygamberimiz Enver Paşa’dır" bile dedi. İçlerinden peygamberin adını duymuş olan birkaçına da, "Peygamberimiz sağ mıdır, ölü mü?" deyince, iş gene çatallaştı. Herkes aklına gelen cevabı veriyordu. Bir kısmı sağ, bir kısmı ölüdür tarafını tuttu. Fakat birisinin kuvvetle konuştuğunu yahut bir tarafın daha ağır bastığını görünce, diğer tarafın da kolayca o tarafa kaydığı görülüyordu.

"Peygamberimiz sağdır" diyenlere, "O halde hangi şehirde oturur?" diye sordum. Cevaplar tekrar karıştı. Onu İstanbul’da, Şam’da yahut Mekke’de yaşatanlar oldu. Hiçbir yer tayin edemeyenler daha çoktu. "Peygamberimiz ölmüştür" diyenlere de "Ne zaman ölmüştür?" denildiği zaman bu sefer onlar şaşırdılar. Yüz sene önce, beş yüz sene önce, bin sene önce diye gelişigüzel cevaplar verenler oluyordu. Fakat çoğu vakit tayin edemiyordu.

Dinimizin adı ve peygamberimiz bilinmediği gibi, din ilkelerini ve ibadetleri doğru dürüst bilen kimse de çıkmadı. Ezan dinlemişlerdi. Fakat ezan okumayı bilen yoktu. Namaz kılan bir iki kişi çıktı. Onlar da namaz surelerini yanlışsız okuyamadı. Daha garibi, niçin namaz kıldıklarını bir türlü anlatamadılar.

Bu bölük, o zamanki milletin bir parçasıydı. Hepsi Anadolu köylüleriydi. Biz Anadolu köylüsünü dindar, mutaassıp bilirdik. Halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler.

Fakat asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. Bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı: "Biz hangi milletteniz?" deyince her kafadan bir ses çıktı: "Biz Türk değil miyiz?" deyince de hemen, "Estağfurullah" diye karşılık verdiler.

Türklüğü kabul etmiyorlardı. Halbuki biz "Türk"tük. Bu ordu Türk ordusu idi. Ama onlara göre Türk demek, Kızılbaş demekti. Kızılbaşlığın ise ne olduğu bilinmiyordu. Ama onu herhalde kötü bir şey sayıyorlardı.

Dininde, milliyetinde birleşmiş olmayan bu bölük, dersler ilerledikçe görüldü ki, devletin şeklini, adını, padişahın adını, devletin merkezini, başkumandanı ve onun vekilini de bilmemektedir.

Hele iş vatan bahsine dönünce, büsbütün karıştı. Kısacası, vatanımızın neresi olduğunu bilen yoktu. Yahut da bütün bilgiler; belirsiz, köksüz, şekilsiz ve yanlıştı.”

Yazarının ölümünün üzerinden sadece 44 yıl geçmiş. Anlattığı olaylar da günümüzden 100 yıl evveline ait.

Topraksız bir çiftçi ailesinin oğlu olan Şevket Süreyya, 1897 yılında Edirne’de doğmuş ve ailesinin çabasıyla iyi bir eğitim alıp öğretmen olmuş. Yedek subaylığını daha 18 yaşında ünlü Sarıkamış faciasında yer alan 28’inci Tabur’da yapmış. Bir yandan bitmek bilmeyen Rus baskınlarına direnirken, diğer yandan da öğretmenliğin verdiği sorumlulukla emrindeki askerleri eğitmeye soyunmuş. Hani birileri her fırsatta, “üstat” ilan ettikleri “bohem” Necip Fazıl’dan alıntılar yaparak tarihi anlatıyorlar ya… Acaba tarihi, gençliğinin tamamı cephelerde geçmiş bu gerçek yurtseverin kaleminden hiç okudular mı? Doğrusu buna çok ihtimal vermiyorum.

Bugünkü yanlışlara direnip, yarınki felaketlere engel olabilmenin en önemli şartlarından biri, geçmişi doğru ve iyi öğrenmektir. “Cumhuriyet döneminde İslam yasaklandı” diyen din tüccarlarına karşı doğru ve etkili tepki verebilmenin yolu, geçmişte ne olduğunu iyi öğrenmekten geçer.

Görüldüğü gibi; Cumhuriyet, bu topraklarda yaşayan insanları dinsizleştirmediği gibi, din eğitimini yaygınlaştırarak ve dine duyulan saygıyı artırarak, gerçek dindarların artmasını sağladı. "


Not:
Yukarıdaki  paylaşıma konu olan yazı, Şevket Süreyya Aydemir'in "Suyu Arayan Adam" isimli kitabındanmış. Ben kitabı okumadım ama okumak istiyorum. Sosyal medyada gördüm ve bloğumda paylaşmak istedim.

4 yorum:

  1. yani hep aynıymışız milletçe :) halen de öyleyiz :)

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar.
    Bu bir kabir sorgusudur aslında. Cenaze defnolduktan sonra o gece Münker ve Nekir isimli iki sorgu meleği tarafından "Rabbin kimdir? Dinin nedir? Peygamberin kimdir? Kitabın nedir? şeklinde sorguya çekileceklerini bilen Müslümanların bu konuda hazırlıklı olmaları gerekirdi. Ama ne yazık ki, Müslüman bu konuda hiç hazırlık yapmamış. Müslümanın dinden, imandan haberi yok,! Ama sorsanız, en azından "Mülsümanım" diyenler çıkabiliyor. Kabirde kimin milletindensin diye devam eden sorular zinciri var. Bu soruya da "İbrahimin milletindenim" diyeceksin. Türk milletindenim diyemezsin. O zaman sınavı geçemez ve kıyamete kadar kabir azabı ile cezalandırılırsın. Kıyamete kadar kabir azabı çekilir mi? İntihar et ondan iyi diyeceğim ama, sen zaten ölüsün.
    Din afyondur. Adam hiçbir şeyden habersiz, bazıları da taklidi iman üzere dinin ve imanın gereklerini bilinçsiz ve şuursuz bir şekilde yerine getirmeye çalışır. Abdset almak da çok zor, o vakit namazını eda etmek de çok zor! Aslında çok kolay ama, zorlaştırmak için ellerinden geleni yapmışlar, onun için de dinin ritüellerini yerine getirmeye gayret eden de o kadar çok değil. Zaten belli bir yaştan sonra İslamı yaşarsın. Çok genç yaşlarda İslamı yaşamak öyle kolay değil. Her şeyden elini ayağını çekeceksin. Hele bir de haç farizasını yerine getirdiysen, hacılığa uyacaksın, yoksa tüm masraflar ve emekler boşa gider.
    Sizin anlayacağınız kimse Allah'ın rızasını gözeterek İslamı yaşamaya çalışmıyor. Allah'ın merhametine sığınan bazı müslümanlar da çıkar ve menfaat peşindedir.
    Ne diyelim! Kul her şeyden vazgeçmiş, Allah hidayet versin ve ıslah etsin diye dua edelim, belki duamız kabul olur da her Müslüman, Müslümanlığın gereğini yerine getirir.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Abi,
      İbrahim'in milletindenim dediğinizi okuyunca, yapay zeka (Al) , wikipedia ve Ekşi Sözlük'te biraz araştırma yaptım İbrahim Peygamber hakkında.

      Din, afyon demişsiniz ya bence de hem afyon, hem de efsaneler, masallar, korkunç acayip olaylar, rüyasında görmüş bir oğlunu kesmeye kalkmış; yine rüyasında görmüş karısını ve daha bebek olan öteki oğlunu alıp çölün ortasına bırakıp gelmiş, karısı için bu kız kardeşim deyip duruyormuş o kısmı hiç anlamadım nasıl bir anormallikse tövbe tövbeee! Okumayı bıraktım sonunda.
      Şükür günümüzde psikoloji, psikiyatri var da, böyle rüyasında görüp, halüsinasyon görenleri elektroşok dahil tedaviye alıyorlar.

      Benim için tüm dinler ya da din, ritüellerden çok merhametli, vicdanlı, iyi insan olmak, (eşine, çocuğuna , çocuklarına iyi anne, baba olmak, konuya komşusuna, doğaya, hayvanlara zarar vermemek, kötü insan olmamak, sapık olmamak demek. Tabii bu açılabilir yani iyi insan olmak.
      Duanıza amin diyeyim.
      Selamlar, saygılar.

      Sil

NEDEN BAZI BLOGLARIN PAYLAŞIMLARI OKUMA LİSTEME DÜŞMÜYOR?

  Pek çok blog arkadaşımın yeni paylaşımları okuma listeme düşmüyor. Günlerdir hep aynı paylaşımlar duruyor. Tesadüfen bir blog arkadaşım yo...