14 Mart 2026 Cumartesi

ŞERİAT İŞTE BUDUR - 2 -

 


Bu videoyu da kaldırmazlar umarım diyerek, "Şeriat nedir?" soruma bir cevap veriyorum. Şeriat bence laikliğin tam karşıtıdır. Düşünsenize,  çay içip, bir tost yiyorsunuz. Evet Ramazan ama siz oruç tutmuyorsunuz diye biri gelip; sizi böyle taciz ediyor. Ben, kimseye zorla Yılbaşı kutla demiyorum mesela ama onlar bize zorbalık yapmalarını engellersek buna "zulüm" diyorlar. Bence ülkemize şeriat gelmiş. Yok, yok henüz gelmemiş. Gelirse, bu kadarla kalmaz sanırım. Ramazan'da oruç tutmayanın cezası kaç kırbaçsa o kadar kırbaçlarlar. Yatıp, kalkıp hâlâ laik bir ülke olduğumuz için şükredelim bence.


 

13 Mart 2026 Cuma

KIYAMET KOPSUN KURTULALIM YA DA...

Haberi önce Twitter'da gördüm. Az önce Now Haber'de Selçuk Tepeli de söyledi:

Bir torun, eşiyle birlikte bir bidon benzinle dedesinin ve ninesinin evine gidiyor. 87 yaşındaki yaşlı dede ile 76 yaşındaki nineyi altınlarını almak için öldürüyor! Yetmiyor altın dişlerini söküyorlar! Cinayet olduğu meydana çıkmasın diye evi yakıyorlar. Kuyumcuya gidip bozduruyorlar ve yakalanıyorlar.

Dede - torun! 

Haberin ayrıntısını alttaki linke tıklayarak veya internette aratarak okuyabilirsiniz.

İliğimle, kemiğimle nefret ettim ben bu çağdan. Bu aralar her köşeden yok kızına tecavüz edene baba (!), yok anasını cezalandırmak için çocuklarını öldüren baba(!), babasını öldüren oğul, kızını öldürüp gömen baba (!) haberleri geliyor. 

NTV Haber

Kıyamet kopsun kurtulalım ya da daha iyisi kıyamet kopmasın; kötüler, sapıklar yok olsun. Dünyada bir kediye, bir bebeğe, bir çocuğa, anasına, babasınağ, komşusuna, başka insanlara kötülük yapacak, savaş çıkartacak tek kişi kalmasın ve bir daha öyle kötü tek kişi doğmasın. Bu kötü dünyadan bıktık. İyi bir dünyada yaşayalım artık.

9 Mart 2026 Pazartesi

ŞERİAT İŞTE BUDUR - 1 -

 

 

Hani diyorlar ya "Şeriat gelse çok güzel olacak" diye. İşte şeriatla yönetilen ülkelerden birinde gizlice çekilmiş bir video ile şeriat gelirse nasıl olacak görün istedim. 

Hangi ülke bilmiyorum Afganistan, Pakistan vs. olabilir.  Bir İslam ülkesi olduğu kesin. Adam arada sırada, göz ucuyla "Kimse geliyor mu? Kimse görür mü?" diye kapıya bakıyor. 

Sonradan not: Videoyu maalesef silmişler, kaldırmışlar. Kim yapıyor, kim yaptırıyor, blogger mı? Twitter mı? Bilemiyorum. Twitter'da  ilgili hesabın sayfasına baktığımda hâlâ gözüküyordu ama kopyalamak isteyince, bu video bulunamadı yazdı. Atatürk'e şapka iftirasıyla ilgili kaynağımdaki fotoğraflar da silinmiş. Birileri iftiraların ortaya çıkmasını istemiyor. Orada da Nazi işgali altındaki bir kasabada, Nazi subayları tarafından idam edilmiş 4, 5 erkeğin darağacında fotoğrafı vardı. Altında Rusça olay yazıyordu. Makale duruyor ancak tüm resimler yok olmuş. Kimler yaptıysa aynı fotoğrafı "Şapka giymedikleri için asılanlar" diye sosyal medyada yayımlıyor yani basbayağı iftira atıyordu. Bilseydim o fotoğrafı "farklı kaydet" e tıklayıp kaydederdim belki o zaman elimde kanıt bulunurdu.


5 Mart 2026 Perşembe

MÜSLÜMAN, MÜSLÜMAN' ın ŞERRİNDEN NASIL KORUNUR?

 




Bir önceki paylaşımımda özetlediğim olayın faili, sapık herif, hâlâ elini, kolunu sallayarak dolaşıyormuş! Videodaki kadınlar da bunu protesto ediyorlar. Kadınların arasında tek başörtülü göremedim. Belki vardır. Umarım vardır da, Yeni Akit, Yeni Şafak gibi dinci basında (büyüteç resimli arama penceresinde ilgili isimleri defalarca yazarak) bu konuda haber de bulamadım. Niye? Yazımı yazdıktan iki, üç gün sonra tesadüfen Yeni Şafak yani dinci gazetede haber çıkmış. ( Twiter'da rastladım) Hemen tıkladım. Ne yazmışlar inanır mısınız? Bu kadınları suçlamışlar. "Fail tutuklansın, niye hâlâ serbest" filan dediklerini sakın sanmayın. Kuran'a Hizmet Vakfı'nın ismi de tabii ki geçmiyor. Demişler ki, "Bu kadınlar kendi dernekleri için Fatmanur'u kullandılar." Bir de artık neye dayanarak söylüyorlarsa (söyleyen kadıncağız nasılsa hayatta değil doğrulayamaz) "güya ölen kadıncağız öyle söylemiş" demişler! Kadıncağızı, çocuğunu aylarca ailesi korumamış, kadın dernekleri korumuş, sahiplenmiş, avukatlığını yapmışlar, Twitter'da seslerini duyurmuşlar ama dinci Yeni Şafak onları suçluyor! Yeminle tiksindim. 

Benzer şekilde, birkaç gün önce İsrail ve ABD, İran'da bir ilkokulu (şeriat olduğu için okulda sadece kız çocuklar var) bombalıyor, ilk bombayla ölmeyen, saklanan çocuklar için ikinci kez bomba atılıyor ve sonuçta hepsi kız, 165 küçük çocuk öldürülüyor! Bizim başörtülü, türbanlı, takkeli, cübbeli tipler sokaklarda yürümüyor. Coca Cola dökmüyor. İsrail bayrağı yakmıyor. Niye?

Sanırım kurbanlar Gazze'de olmayınca, bizim dincilerin (dindarlar değil) umurunda olmuyor ve suçlu, Kuran'a Hizmet Vakfı ya da ENSAR gibi dinci bir mekanın sahipleriyse de umurlarında olmuyor. Dincilerin yaptıklarını görmezden geliyorlar. Bilsinler ki, çok yanlış yapıyorlar. Gün gelir ENSAR vakfında 42 çocuğa tecavüze gıkını çıkarmayan kadının, kendi kızı, kendi torunu, kendi yeğeni, kendi torununun çocuğu aynı vakıfta tecavüze uğrar, öldürülür, dayak yer ve o zaman yaptığı yanlışı anlar. 

İşte o yüzden, Müslüman'ı, Müslüman'ın şerrinden laiklik korur. Bu söz bana ait değil; sosyal medyada Aklın Gözü isimli bir Twitter hesabının sahibi söylemişti. 

3 Mart 2026 Salı

YİNE AH ETTİK, YİNE DİNCİLER

Bu zavallı kadıncağızı tanımam, etmem. Twitter'da Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği Genel Başkanı, Saadet Özkan hanımın sayfasında gördüm. Basında da yer alan bu acı haberde, fotoğrafta yüzü peçeli ve ismi Fatmanur Çelik olan kadıncağız bugün çocuğu ile birlikte denize atlamış ve hayatlarını kaybetmişler.

Olay kısaca şu: Kadıncağız, beş yıl önce KURAN'a HİZMET VAKFI diye bir vakıfa (ayrıntılarını bilmiyorum büyük ihtimalle kendi ayağıyla) katılıyor ya da ailesi gönderiyor (bilemiyorum) Çocuk yaştayken orada vakfın yöneticisi tarafından tecavüze uğruyor ve tecavüzcüsüyle evlendiriliyor! Yazımı yazdıktan sonra yeni bir bilgiyi paylaşmışlar. Kadıncağız için tarikatları (hangi tarikatsa artık) evde toplanmış ve mahkeme kurmuş! Nasıl örtbas edeceklerini konuşmuşlar! Kadının avukatıyla röportaj videosu izledim. Çocuk, öz babası olacak sapık caninin yüzünden yemeden, içmeden kesilmiş, şırıngayla zar zor besliyorlarmış.  😢😢😢😢😢

Skandal ve trajedi bu kadarla kalmıyor. Bir kız çocuk doğuruyor. İsmi Hifa İkra Şengüler ve bu sefer kocası, üç yaşındaki - evet üç yaşındaki öz çocuğunu da istismar etmeye başlıyor!



Kaynak

Basında okuduğum kadarıyla, adama ceza verilmemiş! Tutuksuz yargılanmış! Kadıncağız kendince adalet nöbeti tutmuş günlerce, bir sonuç alamamış ve sonunda 8 yaşındaki minicik evladıyla birlikte kendilerini denize atmışlar. Öncesinde 

"Başıma bir şey gelirse, intihar etti demeyin"  

dediği de söyleniyor. Bu durumda intihar mı, cinayet mi bilemiyorum.

Twitter hesabı olmayanlar da tıklayınca görebilir mi bilmiyorum ama Saadet Hanım'ın sayfasında ayrıntılar ve okur yorumları var:

Twitter

Şimdi soruyorum: Bu nasıl adalet? Bu nasıl ülke? Bu kadıncağızın ve çocuğunun ölümünün hesabını kim soracak? Bu zavallıyı sapık tecavüzcüsüyle evlendirenler ceza almayacak mı? O adam daha kaç kişinin canını yakacak? Psikolojisini bozacak? Bu sapık adam şu an SERBEST! Kadın ve çocuk intihar mı etti yoksa suya atıldı mı belli değil!

Kaynak: Toplumsal muhalefet 
(sosyal medya)

Kural yine değişmedi: En çok sapık kiliselerde, Kuran kurslarında, dini vakıflarda oluyor. Epstein adasındaki sapıklar da dinciler evet onların dini de şeytana tapma dini. Yani bir şekilde dinler sapıkları çekiyor ya da sapıklar dinlere musallat oluyor. Olan çocuklara, bebeklere ve annelere oluyor. Hep söylüyorum. Yineleyeceğim: 

Çocuklarınızı dincilerden uzak tutun. Kursa gönderecekseniz piyano, resim, İngilizce, dikiş kursuna gönderin. Kuran öğrensin istiyorsanız evde kendisi okusun. Peygamberin hayatı derseniz internette de var, kitaplarda da var.


23 Şubat 2026 Pazartesi

PUNCH BİZİZ



Edebiyat öğretmeni, kimya öğretmeni olup; atanamadığı için inşaatta çalışırken düşüp ölene mi üzülelim? Boşanmak isteyen kadınların illa ki öldürülmesine mi üzülelim? Epstein korkunçluklarına, bebeklerin, çocukların işkence edilmesine mi (yazması bile çok korkunç) üzülelim? Ülkemizdeki adaletsizlik, hayat pahalılığı, kutuplaşma, mülteci istilasına, koltuğunu kaybetmemek için psikopat narko teröristi şımartan, taviz veren iktidara mı üzülelim derken, bir de bu yavrucağa üzüldük.

Bilmeyenler varsa, ismi Punch (Panç diye okunuyor) ama ben Pançi diyorum. İşte bu masum, savunmasız bebeği anası terk etmiş; (büyük ihtimalle esaret altında olduğu için depresyona girmiştir zavallı anası yoksa terketmez), hayvanat bahçesi yetkilileri de pelüş oyuncak vermişler; zavallıcık oyuncağı annesi yerine koymuş, tutup her yere sürüklüyor, onunla oynuyor, ona sarılıyor. Bazı büyük maymunlar dövüyorlar, itip kakıyorlar, o da üzgün üzgün kaçıp hemen pelüş oyuncağına sarılıyor, onunla uyuyor.

Yukarıdaki korkunçluklar varken bir maymuna üzülür mü insan demeyin. Pançi biziz. Pançi bu dünya. İnsanlar, Pançi'nin hüzünlü, ağlamaklı gözlerinde, kendi terk edilmişliklerini, kendi yalnızlıklarını, kendi çaresizliklerini, kendi boynu büküklüklerini, karşılıksız sevgileri, kendi ihanete uğramışlıklarını görüyorlar ve tüm terk edilen, kaçırılan, kötü muamele gören, şiddet gören, bebekleri, çocukları görüyorlar. Kendi yalnızlığımız, kendi  çaresizliğimiz, kendi sevgiye muhtaçlığımız, kendi dökemediğimiz gözyaşlarımız.

O yüzden Pançi'yi oradan kaçırıp, evimize getirip, el bebek, gül bebek bakalım istiyoruz. Biz Pançi'ye sevgisizliğini, yalnızlığını unutturken, o da bizim yalnızlığımızı unutturur. Birbirimizin yaralarına merhem oluruz diyoruz.

Pançi'yi almak, onu yalnızlığından, terk edilmişliğinden çıkartıp şefkatle bakmak isteyen çok insan çıkmış dünyanın her yerinden. Umarım gerçekleşir ve iyi bir ailenin yanında o gözler artık mutlulukla, neşeyle bakar. 

21 Şubat 2026 Cumartesi

ŞUNDAN, BUNDAN BİR YAZI


Uykusuz gecelerde sık sık dünyayı, yaratıcıyı, dünyanın bir simülasyon olup olmadığını, ne kadar gereksiz ve cehennemden hallice bir yerde yaşadığımızı düşünürüm. Tabii bunları düşündükçe uykum daha da kaçar.

Mesela, bugün insan denilen; hele hele kutsal kitaplarda "kusursuz, mükemmel" filan denilen insanın, çivili sopalarla şu bebek fok balığını kafasına vura vura öldürüp; sonra da alttaki kadının üstündeki kürk haline getirdiklerini düşündüm. Sebep: Sabahları bilgisayarımı açınca ekranıma kendiliğinden değişik manzaralar yükleniyor. Japonya'da bahçeler, İtalya'da göller gibi. Hatta soru çıkıyor "Bu resmi beğendiniz mi?" diye. İki, üç gün önce Grönland fok balığı çıktı. Alttakine benzer bir resim. İşte oradan aklıma geldi.

Bebek fok balığı


Fok balığının sonu 😢😢😢😢

Hem bu fok balığı, hem geçen uzun uzun yazdığım korkunç Epstein adası olayı, o adada Türkiye'den depremden kaçırılan çocuklar, bebeklerin de olması, ENSAR vakfı,  ülkemizin de Epstein adasından hallice bir ülke olması, tüm dünyada her gün milyonlarca çocuğun sapıklar tarafından kaçırılması, (ABD'de her yıl 30.000 küsur çocuk kayboluyormuş!) - Suudi Arabistan'da kafala sistemiyle hizmetçilere, çocuk bakıcılarına yapılanlar, Hiroşima', Auschwitz, Gazze, Yemen....bunları düşündükçe, şunu sordum kendime;

Bir Tanrı varken, bu haldeysek; olmasa acaba nasıl olurduk? Yoksa biz aslında cehennemde miyiz? Neyiz? Yani dünya dediğimiz yer aslında cehennem mi?

Soruma bir cevap bulamadım. Yani Allah'lı böyleysek, Allah'sız pek farketmezdi galiba. Şu halimizden daha beteri ne olabilir? Ya da sorumu şöyle sorayım: Bir Allah olsa, bu dünya böyle mi olurdu?
***

Şundan, bundan bir yazı dedim ya. Başka bir konuya geliyorum: 
Birkaç gün önce Twitter'da bir tarih araştırmacısının paylaşımına rastladım ki, bunu Atatürk ile ilgili çok uzun yazıma da ekleyeceğim. O yazıda, Atatürk ve cumhuriyet dönemiyle ilgili yalanlar, iftiralara yer veriyorum çünkü. Paylaşım şöyle:

Erzurum'lu Şalcı Bacı ,Şapka Kanunu'na karşı çıktığı için asıldı yalanı.

Bu yalanın kaynağı da Kadir Mısıroğlu'ydu. (Malum Atatürk, Türk, cumhuriyet ve laiklik düşmanlığı tavan yapmış biri)

Şalcı Bacı olduğu söylenen ve idam fotoğrafları sürekli paylaşılan kişi Ispartalı Hasan Kızı Fatma’dır. (o yıllarda soyadı kanunu yok) Para karşılığı "kiralık katil" olarak aynı köyden bir kadını öldürmüştür. Cinayet suçu ile 14 Aralık 1931’de Isparta,Tuzpazarı’nda infaz edilmiştir. Bu bilgiler meclis zabıtlarında vardır.

Erzurum'da Şalcı Bacı diye bilinen başka bir kadın var ama onun idam sebebi çok farklıdır:

Umumhanelere (genelevlere) sermaye topladığı ve Rus/Ermenilere evinde kızı ve parası olanları haber verdiği, işgalden sonra da bu kadının idam edilmiştir.

Kaynak: Didem Akdoğan, İstiklal Mahkemeleri ve Şapka İnkılabının Erzurum’daki Yansımaları, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Erzurum, 2019. 

***

Bu arada Blogger'da arkadaş takip etme/izlemede bir sorun mu var? Bir hanım arkadaşım izleyici listemin en önlerindeydi. Baktım yok olmuş. (Zaten o yüzden fark ettim; gerilerde olsa fark etmem mümkün değil.) "Acaba bloggerın bir sorunu mu?" dedim; sonra "Belki bir sebepten beni takip etmekten vaz geçmiştir" diyerek, ben de kendisini takipten çıktım ama teknik bir aksaklıksa, "Beni takipten vaz geçmiş" demesin diye buraya not düşmek istedim. (Yıllar önce böyle garip bir durumla karşılaştığımı hatırladım çünkü. Hatta sayfamın ekran görüntüsünü almıştım kendisini takip ettiğimi ispatlamak için) ama buna rağmen onun sayfasında takip etmediğim gözüküyordu. Tam da hatırlamıyorum onun gözünden mi kaçmıştı? Teknik bir tuhaflık mı olmuştu? Yıllar geçti aradan...


Neyse...yine şu yukarıdaki bebek foka geleyim. Yaaa ben bunu öpmelere doyamam yaaa
❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️ keşke Grönland'a gitsem de şunu bulup balık versem, yanaklarını öpsem.