26 Ağustos 2026 Çarşamba

DOLAR, EURO NİYE ARTIYOR?

 




Bu videoyu sosyal medyada gördüm. Paylaştığım bu tür ibretlik videoların, fotoğrafların çoğu, eski bloğumda yok olmuştu. Mesela Abdullah Gül'e İngiltere'de alkışlar arasında "şövalyelik" nişanı/madalyası verilme töreni YouTube'dan kaldırılmış. Bir el gizlice kaldırmış. Nasıl yaptılarsa....

Bunu da kaldırmazlar umarım.

Bu video hakkında şunu söyleyeceğim: "Atatürk, ne akıllı, ne zeki bir insanmış ki, ta o zamanlardan bunların iç yüzünü anlamış." 

O yüzden de bu tipler Atatürk'ü ve Atatürk'ü sevenleri sevmezler.

BİZİM DİNİMİZ NEDİR?

BU YAZIYI BEN YAZMADIM; ALINTIDIR.

"Daha ilk derste belli oldu ki bölükte, hangi dinden olduğumuzu bile doğru dürüst bilen bir kişi yok.

Bir gün askerlere sordum: -"Bizim dinimiz nedir?"

Hep bir ağızdan,

"Elhamdü-l-illâh Müslümanız"

diye cevap vereceklerini sanıyordum.

Fakat öyle olmadı, cevaplar karıştı. Kimisi "İmamı âzam dinindeniz", kimisi "Hazreti Ali dinindeniz" dedi. Kimisi de hiçbir din tayin edemedi.

Arada, "İslâmız" diyenler de çıktı ama "Peygamberimiz kimdir?" deyince, onlar da pusulayı şaşırdı. Akla gelmez peygamber isimleri ortaya atıldı. Hatta birisi, "Peygamberimiz Enver Paşa’dır" bile dedi. İçlerinden peygamberin adını duymuş olan birkaçına da, "Peygamberimiz sağ mıdır, ölü mü?" deyince, iş gene çatallaştı. Herkes aklına gelen cevabı veriyordu. Bir kısmı sağ, bir kısmı ölüdür tarafını tuttu. Fakat birisinin kuvvetle konuştuğunu yahut bir tarafın daha ağır bastığını görünce, diğer tarafın da kolayca o tarafa kaydığı görülüyordu.

"Peygamberimiz sağdır" diyenlere, "O halde hangi şehirde oturur?" diye sordum. Cevaplar tekrar karıştı. Onu İstanbul’da, Şam’da yahut Mekke’de yaşatanlar oldu. Hiçbir yer tayin edemeyenler daha çoktu. "Peygamberimiz ölmüştür" diyenlere de "Ne zaman ölmüştür?" denildiği zaman bu sefer onlar şaşırdılar. Yüz sene önce, beş yüz sene önce, bin sene önce diye gelişigüzel cevaplar verenler oluyordu. Fakat çoğu vakit tayin edemiyordu.

Dinimizin adı ve peygamberimiz bilinmediği gibi, din ilkelerini ve ibadetleri doğru dürüst bilen kimse de çıkmadı. Ezan dinlemişlerdi. Fakat ezan okumayı bilen yoktu. Namaz kılan bir iki kişi çıktı. Onlar da namaz surelerini yanlışsız okuyamadı. Daha garibi, niçin namaz kıldıklarını bir türlü anlatamadılar.

Bu bölük, o zamanki milletin bir parçasıydı. Hepsi Anadolu köylüleriydi. Biz Anadolu köylüsünü dindar, mutaassıp bilirdik. Halbuki bu gördüklerim sadece cahildiler.

Fakat asıl şaşkınlığım ikinci derste oldu. Bu askerler yalnız hangi dinden olduklarını değil, hangi milletten olduklarını da bilmiyorlardı: "Biz hangi milletteniz?" deyince her kafadan bir ses çıktı: "Biz Türk değil miyiz?" deyince de hemen, "Estağfurullah" diye karşılık verdiler.

Türklüğü kabul etmiyorlardı. Halbuki biz "Türk"tük. Bu ordu Türk ordusu idi. Ama onlara göre Türk demek, Kızılbaş demekti. Kızılbaşlığın ise ne olduğu bilinmiyordu. Ama onu herhalde kötü bir şey sayıyorlardı.

Dininde, milliyetinde birleşmiş olmayan bu bölük, dersler ilerledikçe görüldü ki, devletin şeklini, adını, padişahın adını, devletin merkezini, başkumandanı ve onun vekilini de bilmemektedir.

Hele iş vatan bahsine dönünce, büsbütün karıştı. Kısacası, vatanımızın neresi olduğunu bilen yoktu. Yahut da bütün bilgiler; belirsiz, köksüz, şekilsiz ve yanlıştı.”

Yazarının ölümünün üzerinden sadece 44 yıl geçmiş. Anlattığı olaylar da günümüzden 100 yıl evveline ait.

Topraksız bir çiftçi ailesinin oğlu olan Şevket Süreyya, 1897 yılında Edirne’de doğmuş ve ailesinin çabasıyla iyi bir eğitim alıp öğretmen olmuş. Yedek subaylığını daha 18 yaşında ünlü Sarıkamış faciasında yer alan 28’inci Tabur’da yapmış. Bir yandan bitmek bilmeyen Rus baskınlarına direnirken, diğer yandan da öğretmenliğin verdiği sorumlulukla emrindeki askerleri eğitmeye soyunmuş. Hani birileri her fırsatta, “üstat” ilan ettikleri “bohem” Necip Fazıl’dan alıntılar yaparak tarihi anlatıyorlar ya… Acaba tarihi, gençliğinin tamamı cephelerde geçmiş bu gerçek yurtseverin kaleminden hiç okudular mı? Doğrusu buna çok ihtimal vermiyorum.

Bugünkü yanlışlara direnip, yarınki felaketlere engel olabilmenin en önemli şartlarından biri, geçmişi doğru ve iyi öğrenmektir. “Cumhuriyet döneminde İslam yasaklandı” diyen din tüccarlarına karşı doğru ve etkili tepki verebilmenin yolu, geçmişte ne olduğunu iyi öğrenmekten geçer.

Görüldüğü gibi; Cumhuriyet, bu topraklarda yaşayan insanları dinsizleştirmediği gibi, din eğitimini yaygınlaştırarak ve dine duyulan saygıyı artırarak, gerçek dindarların artmasını sağladı. "


Not:
Yukarıdaki  paylaşıma konu olan yazı, Şevket Süreyya Aydemir'in "Suyu Arayan Adam" isimli kitabındanmış. Ben kitabı okumadım ama okumak istiyorum. Sosyal medyada gördüm ve bloğumda paylaşmak istedim.

18 Ağustos 2026 Salı

HERKES E-DEVLETİNİ KONTROL ETSİN


" Twitter'da ünlü biri "Beni, benden habersiz AKP'ye üye yapmışlar. Herkes e-devletten sorgulama yapsın. Siyasi parti üyeliği sorgulama diye bölüm var; oraya baksın, kontrol etsin. Sizi de sizden habersiz AKP'ye üye yapmış olabilirler" diye bir paylaşım okuyunca, hemen e-devletten kontrol etmiş ve AKP'ye üye olarak gözüktüğümü görmüştüm! Eski bloğumda okuyanlar hatırlar.

CİMER'e şikayet filan edebiliyorsunuz ama bir sonuç alınmıyormuş, uğraştığınızla kalıyormuşsunuz. O yüzden ben de CİMER'e şikayet etmedim. Yine e-devletten sildim. Hatta arada kontrol ederdim

"Herhangi bir siyasi parti üyeliğiniz bulunmamaktadır" yazardı.

Özgür Özel'e çok kızınca, Zafer Partisi'ne üye olayım dedim. Zafer Partisi'nin resmi sitesine girdim. "üye ol" seçeneğini tıkladım. Karşıma bir form çıktı. Doldurdum, göndere bastım ve üye oldum ama olmamışım.

Ertesi gün, telefonum çaldı. Baktım ekranda Zafer Partisi Ankara İl Başkanlığı yazıyor. Açtım. Partilerine üye olduğum için "Hoş geldiniz" dediler ve eklediler

"Ancak üyeliğiniz tamamlanamamış başka partiye üye görünüyorsunuz" demezler mi?

"Allah! Allah! Başka partiye üye değilim. Hangi partiye üyeymişim?"

diye sorunca, "Biz, buradan göremiyoruz, sizin e-devlete girip, Yargıtay'dan siyasi parti üyeliği iptalinden iptal etmeniz gerekiyor dediler.

Yargıtay siyasi parti üyeliği iptaline girince ne göreyim? Hâlâ AKP üyesi gözüküyorum!

İyi de daha önce silmiştim. Tekrar mı üye yapmışlar? Silinmiş gözüküyor ama aslında silinmemiş mi orasını anlayamadım. İçinden çıkamadım yani. Yargıtay siyasi parti üyeliği İSTİFA diye ayrı bir yer vardı.

Orada "İstifa " diye bir şık geldi. Ona tıkladım. İstifa ettim. Kurtuldum.

Velhasıl, ben hayatımda böyle üçkağıtçı parti görmedim.

Herkes tekrar kontrol etsin e-devleti. "Siyasi parti üyesi değilsiniz" yazsa bile, ikna olmayın. "Siyasi parti üyeliğinden istifa etmek" mi ne öyle bir seçenek var. Oraya gelin, orayı tıklayın. İstifa et deyin. 

E- devlette, vatandaşları onlardan habersiz AKP'ye üye yapan kişiye sesleniyorum:

"Sen bir o......... çocuğusun! Kendin de biliyorsun."

11 Ağustos 2026 Salı

PARTİ KURDUM BEKLERİM


Baktım ki, hepsi düzene hizmet ediyorlar, kendi partimi kendim kurmaya karar verdim. Partimin ismi Kedi Partisi. Neden kedi diye sorarsanız, kediler cesurdur. Hem de çok cesurdur. Kocaman köpeklerden, yılanlardan bile korkmazlar. Her kedinin içinde küçük bir kaplan, panter vardır. Teröristleri, şiddet yanlılarını sevmezler.

Kediler temizdir, pis su içmez, leş yemez, kokmuş yemek yemezler. Siyasetçiler ise kirlidir. Sizi hep satarlar. Yalancıdırlar. Pazartesi o partiye, Salı başka partiye, Çarşamba bambaşka partiye geçerler, parti parti gezerler. Elinde urganla gezip, "idam" der, ertesi gün bir bakmışsın "apocu" olmuş! Fırıldak gibi dönüyorlar! 

Dünyanın en iyi anneleri kedi anneleridir. Haşlanmış tavuk parçası at, kendi yemez alır dişlerinin arasına koşa koşa yavrularına götürür. Bir daha at, bir daha götürür. 

Kediler yalaka değildir, kimseye eyvallahı yoktur. Mesela, sırtlan tutar da şöyle derse,


 "Başüstüne, emredersin sahip" demez şöyle der:


Ve  sırtlan
"Bir telefon ettim Sarman'a, bizim fareyi hemen bıraktı. He, he, he"
diye övünemez. 


Partimizin manifestosunun ilk beş maddesi:

1- Kırmızı çizgimiz Atatürk' tür. Kuvay-ı Milliye' dir.
2- Başka ülkelerin liderlerinin lafıyla hareket edilmez.
3- Teröristleri affetmek Allah'a mahsustur, bizim görevimiz onları Allah'a kavuşturmaktır.
4-  Ailece uyuşturucu işine bulaşmış kişiler vekillik yapamaz.
5- Milletvekili maaşları öğretmen maaşlarından fazla olamaz.

Not: Üyelik aidatı olarak bir küçük paket Whiskas yaş mama yeterlidir. 😂

10 Ağustos 2026 Pazartesi

ÖZGÜR DE BİZİ SATTI

 


Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'yi butlancı AKP'ye sattı. 13 seçim adama verdiğim oylar zehir, zıkkım olsun. Ne salakmışım ki, aslında AKP'ye çalıştığını anlamadım.

Bu sefer Özgür Özel'in Yeni Parti'sine umut bağlamıştım. Adam, daha iki ay olmadan, ışık hızıyla bizi sattı. AKP-MHP-DEM ile bir oldu. Teröristlerin affına "evet" oyu verdi. Ayol biz barış istemiyor muymuşuz? Peki ayolcum,  10 sene önce de  çözüm, açılım, barış, analar ağlamasın, akiller icat etmişlerdi. Hatta Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay akil adam olmuştu. Kapı kapı gezip millete pkk'lıları "ŞİRİN" göstermeye çalışmışlardı. Ne oldu? Sur-Hendek operasyonlarında 700 askerimizi şehit ettiler. Her 10 yılda bir farklı sloganlarla aynı pilavı ısıtıp ısıtıp önümüze koyuyorlar!

Ekrem Başkan da hapisteki hücresinden

"Ben de Özgür Özel'i destekliyorum"

demez mi?

Eh, o zaman. Çürü Silivri'de. Bugüne kadar sana üzüldüğüm, destek verdiğim için bana da yazıklar olsun.


3 Ağustos 2026 Pazartesi

TİLKİ SEÇİM KAYBEDERSE

 

Bir gün ormanda seçim yapılıyormuş. 

Ormanın tüm sakinleri merakla toplanmışlar. 

Tilki, çok sevinçliymiş; çünkü kazanacağından eminmiş. 



Ama sonuçlar açıklanınca, beklediği gibi olmamış. Seçimi
tilki değil Sarman kazanmış. 


Tilki, çözüm olarak seçimi kazanan tüm hayvanları
çeşitli bahanelerle (kedi hep miyavlıyor, kirpinin dikenleri var vs.)
 hapsetmiş. 


Peki sonra ne mi olacak? Ben de bilmiyorum.
Yorumlarınızı beklerim.





Not: Bu sefer çizimleri yapay zeka yaptı. Ben, onun kadar güzel çizemiyorum. Kendisine teşekkür ediyorum. 


DOLAR, EURO NİYE ARTIYOR?

  Eee yuhhh yani yuhhh… https://t.co/zd41BZsjQC — orhan aydın (@orhanaydin6) August 25, 2026 Bu videoyu sosyal medyada gördüm. Paylaştığım...