19 Ağustos 2019 Pazartesi

SIRADAN AMERİKALI SIRADAN TÜRK'ten DAHA mı VATAN SEVER?

Bir ulusun en önemli günü düşmanlardan kurtulduğu, bağımsızlığını ilan ettiği kurtuluş / bağımsızlık günüdür. Ve her ülkede böyle günler 'bayram' ilan edilip kutlanır.

On gün sonra biz de vatanımızın düşmanlardan kurtulduğu 30 Ağustos'u kutlayacağız.

Daha doğrusu kutlamayacağız; evlerimize bayrak bile asmayacağız çoğumuz. 

Amerikalıların da kurtuluş / bağımsızlık günleri var her yıl 4 Temmuz'da kutluyorlar. 

Ve sıradan bir Amerikalı bakın kurtuluş bayramında evini nasıl dekore ediyor?




Bayraklarının rengiyle her yer kırmızı - beyaz - mavi süsleniyor, balonlar asılıyor...


Piknikler düzenleniyor, mangal partileri yapılıyor. Akşam havai fişekler atılıyor. Çoluk çocuk büyük küçük bayrak desenli şeyler giyiyorlar. 





Photo.



Bağımsızlık gününe uygun yiyecekler, içecekler, kurabiyeler.
aklınıza ne gelirse!Tıklayın:
4 Temmuza özel tatlılar...




4 Temmuz için  'vatan severlik dolu' tatlılarmış....


Adım gibi biliyorum ki, değil mutfağa girip kırmızı - beyaz - ay yıldızlı  kurabiyeler, kanepeler vs. yapmak, kırmızı beyaz balonlarla balkonları süslemek, bayrak asmaya bile üşeneceğiz. 

Peki neden biz de 30 Ağustos'ta  Ramazan bayramındaki gibi çocuklara kırmızı - beyaz Türk bayraklı şekerler, kurabiyeler vermiyoruz? Bakın dört ay önce 23 Nisan'da belediye otobüsüne binince, ilk kez (teşekkürler Mansur Başkan ve CHP) bedavaydı. Ve türbanlı bir kadın ve küçük oğlu "Aaa neden bedava?" deyince, bugün 23 Nisan dedim. Haberleri bile yoktu! E, kutlamazsanız bilmez tabii. Göstere göstere kutlayacak, sosyal medya hesaplarınızda 30 Ağustos kurabiyelerinizi reklam edecek, liderlik edecek, akraba, eş, dostu ikna edecek, birlik olacak, varsa gazetede vs. çalışan bir tanıdığınızdan yardım isteyecek, propaganda yapacak, bir hareket başlatacak, komşunuzun kapısını çalıp

"Komşum, 30 Ağustos için kurabiye yaptım, buyrun."

diyeceksiniz ki, kaybettikleri vatan severlik bilinci geri gelsin. Ertesi yıl o da yapsın. 

Birileri zaten unutturmak için elinden geleni ardına koymuyorken, siz tam tersine- hatırlatmaya - çalışacaksınız.

Adamlar bayramlarına sahip çıkıyor.

Biz bayramımıza sahip çıkabiliyor muyuz? (Cadılar Bayramını demiyorum ama kendi ulusal bayramlarınızdan bahsediyorum.)

Mesela bu konuda belediyelere telefon / mail atıp öneride bulunabiliriz, pastanelere 30 Ağustos için minik bayraklı kurabiyeler, vs. yapmalarını isteyebiliriz. Ta ki, alışkanlık olana kadar. 

Geçmişini, kurtuluş gününü unutmuş çok vatandaş var, komşularımın  çoğu 30 Ağustos'u bilmiyor! Bayrak dahi asmıyor. (Her yer Beşiktaş değil, her yer Çankaya değil, o semtlerde nispeten biraz daha bayram RUHU oluyor ama asıl  gecekondu bölgelerine, TOKİ lere bakacaksınız...)

Onlar unutmuşsa siz hatırlatacaksınız. Büyükler için geç olsa da, onların çocuklarına ulaşabilirsiniz. Bugünün çocukları yarının büyükleri olacağı için bu önemli bir karar ve adım olur. Küçümsemeyiniz. Geçmişini, tarihini, kurtuluş / bağımsızlık gününü unutan bir ulus bir gün kolayca sömürge - yarı sömürge olmaya hatta yıkılmaya adaydır.

Sıradan Amerikalı, sıradan Türk'ten daha mı vatan sever? diye sormuştum. 

Cevabı size bırakıyorum. 




18 Ağustos 2019 Pazar

KANDIRILMAKTAN BIKMAYANLARA




Kafamızı salladıkça, beynimiz de sallanır. 

(kafamızın içinde beyin bulunur sıksık 'kandırılan'  akp'li troller için not edeyim😏

"aklın gözü" isimli tivit hesabında kafayı sallayarak ibadette neler olduğunu öğreneceksiniz.



link:


Beynimizin içinde cerebrospinal sıvı denen bir sıvı varmış ve bu sıvı hareket ettikçe trans haline geçişi kolaylaştırırmış efendim. Trans halinde de uyuşturucu almış gibi bir hale gelirmiş insan beyni, olmayan kokular alıp, olmayan sesler duyup, olmayan görüntüler (hallüsinasyon) görürmüş. 

Hatta mazallah işin sonu beyin kanamasına kadar gidebilirmiş.  Aklın Gözü'nün değerli bilgilerine ilaveten, bu konuda kendim de google'da araştırdım. 

"Kafayı sallayarak ibadet" 

yazınca, karşıma "Ciddi Bilimsel Haber" isimli bir sitedeki şu haber geldi:
link:


Avustralya'da yapılan araştırmaya göre Prof. Andrew McIntosh  konserlerde çoşkulu, hızlı şekilde kafa sallamak ki, "head bang' diyorlar, sersemlik, baş ağrısı hatta beyin hasarına yol açıyormuş. Gerisini linke tıklayarak okuyabilirsiniz. 

Bu da aynı konuda İngilizce bir haber.

link:


Hani, Fettullah Gülen müritleri de, dinle kafayı bozan çoğu insan, şeyhler, şıhlar gibi ilkokul mezunu kişiler tarafından nasıl kandırıldığınıza şaşıyorsunuz ya, işte kafayı sallayıp, beyninize zarar verdikçe kandırılmanız kolay oluyor. Bakın, kafa, beyin en önemli organınızdır. Çarpmak, vurmak felç bile edebilir. Ömür boyu komada kalır uyanmazsınız. Kenan Işık bakın hala uyanamadı zavallı. Her şeyimiz beyinde. Dinle kafayı bozmayın. Akıl bedeni terkedince, ilkokul mezunu insanlarla böyle kafanızı sallayıp

"Ay gül kokuları doldu odaya! Şeyh uçtu ayol! Bu adam ermiş!" 
filan der ve yıllar sonra eller kelepçeli olarak polislere 
" Kandırıldım" dersiniz.  Alt katımdaki komşum birkaç sene önce

"Müjde teyze, biz Fethullah Gülen'in müridiyiz, şeyh peygambere, peygamber Allah'a götürürmüş" derdi. 15 Temmuz'dan sonra güya sevgili Fettoş'ları Fetöcü oldu! 😀 Ama hala alt katta arada "Huuu! Hayy! " filan trans halinde bir şeyler yapıyorlar sesleri geliyor bana. Yani kandırılmaktan bıktıklarını sanmıyorum. Başka şeyh bulmuşlardır. Kandırılmak hoşlarına gidiyor.  Alttaki linke tıklayın, youtube videosu var izleyin üşenmezseniz. Fethullah Gülen'den sonra yenilerini bulmuşlar bile:

link:


Bakın bir başka kandırılma vakası "Dinler (dikkat edin tek bir din  değil, yeryüzünde çıkmış ve gelecekte çıkacak olan tüm dinler kasdediliyor)yaygın bir ruhsal hastalıktır" teorisini doğruluyor:

link:
Hz. Süleyman'ın kızıyım dedi kandırdı


Aslandı tüm dinciler düşününce insanların dinci olmaktan vazgeçeceğini biliyor. Bunun ispatı da bir dinci olan Nurettin Yıldız denen evlerden uzak kişinin söylediği bir cümle:

"Ateistlerle tartışmayın, sizi düşünmeye sevk ederler ve siz de ateist olursunuz."
link:


Dil bilimci / semantik (anlam bilim) uzmanı olmaya gerek yok, bu şu demek: Ateistlerle tartışırsanız düşünürsünüz, kafanız çalışır ve aklınız başınıza gelir ve dinlerin çelişkileri, falsoları kabak gibi ortaya çıkar. O zaman foyamız meydana çıkar. Din sayesinde insanları ve ülkeyi soymaya devam edemeyiz. Parasız kalırız. O yüzden düşünmemeniz gerekiyor. Sakın ha düşünmeyin. 


Ama üzülmeyin; dinler gerçek olmasa da; bir yaratıcı olabilir tabii size anlatılan şekilde bir yaratıcı olmadığı kesin ama yine de o yaratıcıya isterseniz dua edebilirsiniz hatta tapar ve namaz, oruç gibi ritüellerinize devam edebilirsiniz tabii bunlar size huzur ve mutluluk veriyorsa. Başkalarına zararı olmadığı müddetçe kimseyi ilgilendirmez. 




11 Ağustos 2019 Pazar

GÜLER YÜZLÜ TANRI


"Bak şimdi evladım. Bana ibadet etmek istiyor musun? Her yıl  acımadan, gözünü kırpmadan bir hayvanı boğazla, öldür, hayatına son ver, ortalık kan gölü olsun, sonra kavurma yap, bir güzel ye. Böylece bana ibadet etmiş olacaksın"

diyen bir  yaratıcı! ! ! 


Ben  merhametli, sevgi dolu, güler yüzlü bir tanrıya inanıyorum. Bir canlının kafasını herkes kolay kolay kesemez. Kestikten sonra o insan aynı insan da olamaz artık. Masumiyetini kaybeder.  



Bu da az önce ODATV' de gördüğüm bir haber. Ben de yorum yaptım hatta böyle bir mesajı göndermek için ağır ruh hastası olmak gerekir diye. Kadın akp'li olmuş, kendince 'dindar' olmuş ama insan olamamış, ağır ruh hastası zavallı. O Fas'taki psikopat dinciler de iki Danimarkalı turist kızın kafasını kesip annelerinin cep telefonuna göndermişlerdi. Ne farkı var? Arkadaş bu akp'liler, dinciler kendilerinden nefret etmemiz için bayağı çaba harcıyorlar yani. Hayır insanım, insandan nefret etmeyeyim diyorum ama olmuyor. Ben, kazara kedimin patisine basınca yarım saat özür diliyorum, patisini okşuyor, öpüyorum, canı yandı diye, bu kadın ellerimle kuzumu besledim sonra da bir güzel boğazladım diyor! 


Vahşetin alışkanlık yapması

Bir eylemi her gün veya belli aralıklarla yapmak insana alışkanlık kazandırır. Her gün yürüyün, alışırsınız bırakamazsınız, 10 gün çayınıza şeker atmayın şekersiz çaya alışırsınız, her yıl muntazam bir canlının boğazını kesin, oluk oluk kanı aksın, kesmeye alışırsınız. Masumiyetinizi kaybederseniz artık eski siz olmazsınız. Katılırsınız, katılmazsınız bu benim teorim.

Düşünün ve sorun: Neden bir İsveç, bir Hollanda, İngiltere, Monako, Portekiz'de kafa kesen teröristler ya da karısının, eski karısının boğazını kesenler yok?

Avrupa'da da, Amerika'da da, Kanada'da da terör olayı olur, eşini silahla vuran olur ama niye kafa keserek insan öldürenler Orta Doğu'lu daha doğrusu Müslüman'lardan çıkıyor? 

Benim teorim Müslüman ülkelerde her yıl daha çocukken bir canlının boğazının kesilmesine, oluk oluk kanının akıtılmasına alışıldığı, normal görüldüğü, kanıksandığı için.

Her yıl yapılan bir şeye çocukluğundan beri tanık olan insan boğaz kesmeyi sizin bir kitabı alıp masaya koymanız kadar normal bir şey gibi görür. Ta en başta dedim bir canlının boğazını keserek öldürerek masumiyetinizi kaybedersiniz. Bunu her yıl tekrarlaya tekrarlaya artık farkında olmadan psikopatlaşırsınız. Eşiniz boşanmak mı istedi? Biri trafikte yol mu vermedi? Hadi keseyim! Bu yazıyı yazmamdan bir ay kadar önce Almanya'daydı sanırım tüm tv kanallarında gösterildi, Suriyeli bir mülteci, trafikte kızdığı adamı kılıçla doğradı. 
link:

Haberi okuyan birçok insan "Kesin Müslüman'dır" diye düşünmüş ve gerçekten de adam Müslüman çıktı. Habertürk sitesindeki haber çok kısa, başka kaynaklardan da kontrol ederseniz Suriyeli olduğu yazıyor. Şimdiye kadar kim bilir kaç kez Kurban Bayramı diyerek canlıların boğazının kesilmesini görmüş, kendi de kesmiş, artık canlı kesmeye alışmış, sıradan bir şey gibi görmüş. Öyle olduğu için Müslüman ülkelerde kafa kesme adet olmuş! Gayet sıradan geliyor adamlara kafa kesmek. Alışıyorlar vahşete. Oysa vahşete alışmak kötü bir şey. Çok kötü....normal biri bir tavuk, horoz bile kesmemeli. Hani derler ya "Tavuk kesemez". Bu sanki kötü bir şeymiş gibi söyleniyor. Aslında doğrusu bu. Normal insan normal olduğu için tavuk kesemez. Kesmemeli de. Ben, pencereden içeri giren sineği, erzak dolabında oluşan güve kelebeklerini, minik bir bal kavanozum var, bal bittikten sonra yıkadım, kurudu, arı, sinek ya da güve kelebeği duvara, fayansa konunca hızla üstüne kapatıyorum kavanozu, sonra kavanozun dibine gitmesini bekliyorum tam o sırada avucumla kavanozu kapatıp, balkona çıkıp veya pencereden elimi açıyorum az sonra sinek, arı, güve kelebeği her neyse uçup gidiyor. Minik bir canlıyı öldürmemiş olmanın huzurunu yaşıyorum. Düşünsenize sineklikle çat diye duvara vurup kan içinde bırakmak. Ne hakkımız var bir canlıyı öldürmeye? Size tehlikesi olan bir şeyden bahsetmiyorum ama diyelim ki, bir timsahla karşılaştınız; kaçamayacaksanız... silahınız varsa tabii öldürürsünüz. Yoksa o sizi öldürecektir bilirsiniz ve hakkınız vardır öldürmeye. Velhasıl Orta Doğu ülkelerinde insanların sürekli birbirlerini boğazlamasını, ülkemizde de bunun çoğalmasını kurban geleneğine de bağlıyorum. Suudi Arabistan'lılara bakın adamlar konsolosluk gibi güya 'uygar / medeni/ çağdaş' insanların bulunması gereken bir yerde, kendi gazetecilerini doğradılar, cesedi bile bulunmadı. Bunun adı vahşet. Nasıl ki, sürekli porno izleyen biri normal olmazsa, sapıklığa alışırsa, sürekli boğaz kesen, canlı doğrayan biri de sonunda aklını yitirir. Vahşete alışır. Bir öfke durumunda hop! Karşına kim çıktıysa artık boğazını kesiverir. Bir Fransız, bir Monakolu, bir İsveçli öfkelenince böyle yapmaz çünkü onun dini geleneğinde kurban kesme yok. Çocukluğundan beri alışmamış.


link:
Bu linkin sadece ilk birkaç saniyesine bakabildim
sonra kapattım. Uyarıyorum. Hayvanları seviyor,
bir sineği bile öldürmüyorsanız bakmayın....



Hayır ya, böyle kan, vahşet, acı, gözyaşı, ölümlü, korkulu ibadet olur mu? İçinde acı, başka bir canlının ölümü, kan, vahşet, korku olmayan ibadet olsun. Din denince, dinci denince insanlar korkmasın. Din 'korkutucu', 'korkunçlu' bir şey olmuş. O kadar ki, Paris'in veya Londra'nın veya New York'un hatta Ankara'nın göbeğinde "Allahuekber!" diye bağırsa biri, herkes korkuyla kendini yere atıyor ya da kaçıyor. Güleryüzlü din, güleryüzlü tanrı istiyorum ben. 


Namaz, oruç, dua etmek, vs. bak onlara bir şey diyen var mı? Oh mis, istediğin kadar kıl, istediğin kadar tut, istediğin kadar dua et, ne güzel.  Kimseye bir zararın olmadığı gibi manevi olarak sana faydası oluyor, dua ettikçe bir yaratıcıya rahatlıyorsun.  




İbadet ediyorlar...😟
(oysa her gün mezbahalarda yapılan şey de bu 
mezbahada kesince ibadet değil ama Allah için kesersen ibadet)


xxx


link:


Yukarıdaki linki ise tıklayın; çünkü çok hoş, içini ferahlatan birkaç dakika görüyorsunuz. Bu insanlar hangi dinden bilemeyiz, belki X, belki Y, belki Z, ama hangi dindense işte ben böyle bir din istiyorum.


xxx


Fas'ta  "Şortla dolaşmayın kafanızı keseriz"  diyorlarmış. Zaten geçenlerde Fas'ı gezmeye gelmiş hayatının baharında iki turist kızı öldürüp, kafaları kestiler. Ana, babaları nasıl dayanıyor bilemiyorum. 

Hani  dinler hoşgörülüydü?

Benim inandığıma inanmıyor kafasını kes diyen öfkeli, insana benzeyen bir tanrı fikrine inanmıyorum. İnsandır öfkeli olan, insandır öfkesini kontrol edemeyen, nefret eden, sevgisiz olan, oysa tanrı insan değildir ki, yemez, içmez, cinsiyeti yoktur, nefret, öfke, sevgisizlik bilmez. Melekler de öyle değil mi? Melekleri yaratan tanrının kendisi meleklerin kaç katı sevgi doludur kim bilir?

Fan-fin-fon diye bir dine inanıyor olsam, ne Müslüman, ne Hristiyan, ne Musevi, ne Şinduzm, ne Hindu..fan-fin-fon diye bir din olsa ve ben ona inansam kime ne? Niye kızıyorlar? Yok fan-fin-fon dinine inanamazsın. İlla benim dinime inanacaksın? Niye? Sana zararı ne? Ne giydiğimden, hangi şehirde yaşadığımdan, evimde kedi baktığımdan, çay sevdiğimden, mavi renk sevdiğimden sana ne ise, hangi dine inanıp inanmadığımdan da sana ne olmalı. Ben karışıyor muyum sen ne renk seviyorsun, ne yemek seviyorsun? 

İnsanları ayrıştırmak, birbirine düşman etmek, senin dinin benim dinimi döver demek yerine ahlak olsun, iyilik olsun, güzellik olsun, sevgi olsun, merhamet olsun, empati olsun, hoşgörü olsun, paylaşma olsun, kaynaşma olsun, mutluluk olsun, barış olsun, para hırsı olmasın, aç insan, aç hayvan olmasın, kimse kimseyi dinle kandıramasın. Kimse kimseyi din ayağına cinlerle, büyülerle hipnotize edip Palu ailesine dönüştürmesin. 

Yazımı yazdıktan sonra aklıma gelen başka fikirler oldukça ekleme yaptım. Mesela bu sabah  Sözcü'de gördüğüm kötü, dehşet ve benzerlerine maalesef hem ülkemizde, hem dünyada sık sık rastladığım bir haberle karşılaştım. Haber, öğretmen anne ve sevgilisinin, kadının küçücük öz oğluna işkence yapıp, göle attığı haberiydi. Zavallıyı bulup kurtarmışlar, babasına götürmüşler. Anne ve sevgili tutuklanmış. 
link:

 Şimdi bu haber aklıma şunu getirdi: 
Din adına kötü şeyler yapanlar iki sebepten yapıyorlar:
1) Fettoş, Süleyman Mercümek, Yimpaş, Deniz Feneri, İhlas vs. gibi yüzlerce dini dernek altında zengin olmalarına engel olmasınlar diye dinlerin sorgulanmasını istemiyorlar. Çünkü akçeli işleri, $, Euro, altınlar....bunları hep din ticareti ile elde ediyorlar. İnsanlar dinleri sorgulamaya başlarsa bunlara para kaptırmazlar.

2) Bu haberdeki kadın ve Palu ailesinde manyak kadınlar, Jim Jones ve ülkemizdeki tarikatlardaki gibi şeyhlerine 'aşık' olanlar gibi din onları hastalıklı bir tür 'aşk' gibi etkiliyor. Kendilerince o kadar saplantılı bir din aşkıyla doluyorlar ki, gözleri başka şey görmez oluyor. Ne evladını, ne annesini, ne babasını. Jim Jones'tekiler kundak bebelerini, ufak çocuklarını siyanürle rahatça öldürdüler, bu kadın dinci değil ama aşık olduğu erkekten başkasını gözü görmediği için evladına kıymış. Benzer bir olay ABD'de yaşanmıştı sevgilisi çocuklarını istemeyince bir anne, iki mi, üç mü çocuğunu arabayla denize atıp öldürmüştü. Tabii yakalandı. Aşk insanın gözünü kör ediyor boşuna dememişler. Kısaca dinle kafayı yemek iyi bir şey değil. Her şeyin fazlası zarar. Akıl hastanelerinin yatan hasta koğuşlarına bakarsanız çoğunun kafayı dinle bozmuş, tanrıyla konuştuğunu iddia  eden hastalar olduklarını görürsünüz. Bunu orada staj yapan psikoloji öğrencileri de biliyor ben de onlardan öğrendim yani kesin bilgidir. İnanmayan gidip hangi şehirde oturuyorsa o şehirdeki akıl hastanesinin baş hekimine sorabilir, hastalarla yüz yüze görüşebilir. 



xxx


Dinlerin hepsinde tanrıya / tanrılara insan / hayvan kurban etme geleneği vardı. İnka'lar sunaklarda, tapınaklarda bakire kızlar, küçük çocuklar dahil insanları tanrılara kurban ederdi. Sebebi basitti. Deprem, sel, kuraklık, hastalık (o zamanlarda veba filan gibi hastalıklar neredeyse tüm nüfusu yok ederdi) olmasın diye tanrıları hoşnut etmek; rüşvet vermek. Zamanla insan kurban etmekten vaz geçildi ve sadece hayvanlar kurban edilmeye başlandı. Hayvanları kurban etmekten de belki zamanla vaz geçerler diye umuyorum.



xxx


"Edison Cehenneme gidecek."

tartışmalarının yaşandığını okuyorum.İyi de bir yaratıcı dünyadaki siyah - beyaz - sarı- kırmızı- uzun - cüce (pigme) -  tüm insanların barış içinde, bir arada yaşamalarını mı ister? Yoksa ayrıştırmak, bölmek, dışlamak mı ister? Şu dinden olanları dışlayan, sıksık gönderdiği dini koruyamadığı(!) için yeni sürümünü gönderen bir yaratıcıya inanmıyorum. Bir kere gönderir, adam oldunuz oldunuz...olmadınız artık koskoca tanrı ona göre bir çözüm bulur. Sürekli din gönderiyor, gönderiyor ama adam olmuyorsunuz o da ayrı dram. Dinler çoğaldıkça, ayrışıyorsunuz, barış içinde yaşayacağınıza "yok benim dinim en güzel din", "yok benim dinim senin dinini döver" diye iyice birbirinize düşman oluyorsunuz. En tuhafıma giden de, dünyada bir ateistin ya da deistin bir insanı 
"Sen dindarsın" diye öldürdüğünü duymadım ama bir dine inanmadığı veya bir dine inandığı halde dini sorguladığı, din konusunda yorumlar yapıp, fikrini söylediği için öldürülen çok ateist, deist duydum. Hepsi polis kayıtlarına geçtikleri gibi tüm gazete, tv, radyo haberlerine konu oldu. Mesela Konca Kuriş vardı. Zavallıyı Hizbullah denen tarikatçılar kaçırıp, öldürüp, beton döktüler üstüne. Altta link verdim. Çok acı bir olaydır. Kadıncağızın tek suçu dinle ilgili sorular sormaktı iyi de sorsun size ne? Günahsa onun günahı, suçsa onun suçu, Allah'la onun arasında, size ne? Konca Kuriş olayı, Fas'ta kızları şort giydi diye kafa kesmekle tehditler ve Orta Doğu'da Müslüman'ların sürekli birbirlerini öldürmesi. (Libya, Irak, İran, Afganistan, Suriye, Yemen, Mısır...hepsi de Müslüman ülkeler ve hepsi dinciler yüzünden  karıştırılıp, ilk beş tanesi ABD işgaline uğradı) bana şunu düşündürüyor: Ne kadar Müslüman ülke varsa hepsi karışık? Bir tane mi huzur içinde olmaz? Aslında o bir tane bizdik Atatürk'ün sayesinde ama dinci bir parti gelince bizde de huzur kaçtı. 

Velhasıl dincilerin soru soranlara tahammülleri, hoşgörüleri yok; soru sorulmasından, insanların aklını kullanmasından ödleri kopuyor çünkü insanlar akıllarını kullanırsa, dinciler nasıl zengin olacak? Nasıl dinle ceplerini dolduracaklar? Nasıl yeni "Fettoş"lar güç kazanacak? Filan dinle ilgili soru sordu öldürelim, Falan insan dinleri kurçaladı keselim! Bu nasıl din?



xxx




Adem ve Havva'dan sapık sapık insan türeten bir dine inanmıyorum. Koskoca yaratıcı istese bir Adem, bir Havva yerine, 100, 1000000 tane Adem ve Havva yaratır ve insanların sapık şekilde türemesini önlerdi. Önce öyle yapıp, sonra "Ay ben yanlış yaptım ya bunlar sapık sapık türedi dur  düzelteyim." demez çünkü koskoca tanrı hata yapmaz. Dinciler tanrının hata yaptığına inanırken, ben tanrının asla böyle vahim bir hata yapacağına inanmıyorum. Yani bir tanrı varsa, tanrıya dincilerden daha güveniyorum. Komşuma bu konuyu sorunca "Ama Havva anamız üçüz üçüz doğurmuş çaprazlama evlenmişler" demişti. Fesupanallah! Üçüz değil altız da doğursa aynı karından çıkıyor bunlar kardeş!Üçüz olunca kardeş olmuyor mu? diye sorunca şaşırıp kalmış cevap verememişti. O yüzden diyorlar zaten soru sorma diye. Kaldı ki, Adem ve Havva'dan başka insan yaratmasaydı siyahlar hangi Havva'dan çıkacaktı? Akıl, mantık hiçbirine uygun değil.


Kaç yıl önce bir Ramazan günü akşam Nihat Hatipoğlu'nun programına denk geldim. (Kanallar arasında dolaşırken)Merak ettim biraz kulak verdim, dinledim. Seyirciler vardı, canlı yayın, anlatıyor ve dedi ki:

" Kıyamet günü herkes sorguya çekilecek, boynuzlu hayvanlar da boynuzlarından ötürü verdikleri zararla ilgili sorguya çekilecekler."

(Tam cümlesini hatırlamıyorum ama üç aşağı beş yukarı böyle dedi, tüm videolarının arşivi vardır ve istenirse bulunur. Ben bulamam üşenirim her şeyden önce. Kim bilir kaçıncı programı? Tarihini not alsaydım ama almadım)

Şimdi hep diyorlar ya: Soru sorma, dinlerle ilgili soru sorma, kurçalama! Şimdi boynuzlu hayvanları yaratan Allah. Onları boynuzla yaratan da Allah. Boynuzlarını da kendilerini başka hayvanlardan korusunlar diye yaratmış. Eee? Şimdi nasıl oluyor da kendi yaptığı bir şey yüzünden boynuzlu hayvanları sorguya çekiyor? Kaldı ki, hayvan bu yaaa....boynuzuyla başka bir hayvanı öldürse, yaralasa da ne olacak ki? O da ona saldırmıştır ki, kendini savunmuştur. O zaman kediler fare yedikleri, köpekler kedileri öldürdükleri, kuşlar solucanları yediği için de sorguya alınsın! İyi de Allah dünyayı zaten bunlar birbirini yiyecek şekilde yaratmış. Kedi fare, kuş yemese aç kalıp ölür! Sonradan hesap soracağına hepsini vejeteryan yaratırdı. Tabii Nihat Hatipoğlu bunu neye dayanarak söyledi bilemem. Onu, kendisine soracaksınız. Kuran'da böyle bir şey okuduğumu hatırlamıyorum. Bunu şunun için anlattım: Aklınızı, mantığınızı kullanınca, birçok acayiplik kabak gibi ortaya çıkıyor. O akşam yüzlerce seyirci bunu dinledi ama bir kişi bile çıkıp "Ya hocam, boynuzlu hayvanı boynuzlu yaratan Allah değil mi? Hem boynuzlu yaratacak, hem de sorguya mı çekecek boynuzundan dolayı?" diyemedi. Çünkü dinlerle ilgili soru sorulmaz, sorgulanmaz diye belletmişler.



xxx


Pekçokları "Soru sormayın dinden çıkarsınız." diyor. Demek soru sorunca, kurçalayınca dinlerin akla, mantığa aykırı olduğunu biliyorlar. Peki, akıllara aykırı, akla zarar bir şeye niye inanıyoruz? Kainatın tüm kuralları mantık, geometri, kimya, fizik yani bilimsel ve akla, mantığa uygun. Bu şunu gösteriyor: Yaratıcı kainatı yaratırken geometri, fizik, matematik yani bilim kullanmış akıl ve mantık yani. (Newton'un keşfettiği yer çekimi yasası gibi ) Tanrı'nın bu yasasını denklemlerle ortaya koyabiliyoruz. Işığın kırılma yasası ile gökkuşağı olşuyor, fizik, madde enerji yasaları hepsi mantıklı....Einstein, Newton okuyunca anlıyoruz. Ayrıca bir yaratıcı niye soru sorulmasından korksun? Tersine memnun olurdu sora sora onu ve yarattığı kainatı anlayacağımız için. Düşünüyorum (Allah beyin vermiş ki, düşünelim diye, soru soralım diye, hiç soru sormasak ateşi bile keşfedemezdik) Yaratıcı gönderdiği dinden emin değil mi ki soru sorulmasını istemesin

Düşündüğüm için suçlu muyum? 

Allah bana beyin vermiş, akıl vermiş, zeka vermiş ki, düşüneyim, sorayım, yoksa vermez robot yapardı, arkamızda kurma yeri - aç / kapa düğmesi olan ve hiç düşünmezdik. 

Düşünüyorum ve soruyorum: 
Aslan ceylanı yiyor
Kedi kuşu yiyor
Kaplan maymunu yiyor
Timsah insanı bile yiyor
Piton ne bulursa yiyor
Köpek kediyi parçalıyor
Kartal güvercini öldürüyor
Karga güvercin yavrusunu öldürüyor

Peki tüm bunlar 'mükemmel' bir dünya düzeni mi? Bunun neresi mükemmel? Güçlünün güçsüzü yediği bir düzen bu. Bana hiç mükemmel filan gelmiyor. Tersine çok acımasız geliyor.

İnsanları hiç yazıyorum bile. 'Mükemmel' denilen insanlar neredeyse dünya yaratıldığından beri birbirini boğazlıyor, o savaş bitmeden, öteki başlıyor, iki bilezik için anneannesini kesiyor, sevgilisi için çocuğunu boğuyor, mükemmel denilen insanların büyük kısmı akıl hastanelerinde 'ben tanrıyla konuştum' diyor! Başka şizofrenler tüm ailesini doğramadan hastaneye bile yatırılmıyor, ortalık karısını, eski karısını, boşanmak isteyen karısını öldürenlerden geçilmiyor, 6 aylık bebeğe hallenenler var! Kediye, köpeğe tecavüz edenler var, bu mu 'mükemmel' insan? 

Allah akıl vermişse, düşünme yeteneği vermişse, düşüneceğim. 
Niye düşünmeyeyim? Düşünmezsem kandırılırım.
Zaten ortalık "Kandırıldım" diyenlerden geçilmiyor ve bu "kandırıldım" diyenler hep dinciler! Hiçbir ateistin, deistin Fethullah Gülen ya da başka bir dinci tarafından kandırıldığını görmedim.

Bakın altta linkte kaynağı olan bir başka kandırılma vakası "Dinler (dikkat edin tek bir din  değil, yeryüzünde çıkmış ve gelecekte çıkacak olan tüm dinler kasdediliyor)yaygın bir ruhsal hastalıktır" teorisini doğruluyor:

link:
Hz. Süleyman'ın kızıyım dedi kandırdı


Aslandı tüm dinciler düşününce insanların dinci olmaktan vazgeçeceğini biliyor. Bunun ispatı da bir dinci olan Nurettin Yıldız denen evlerden uzak kişinin söylediği bir cümle:

"Ateistlerle tartışmayın, sizi düşünmeye sevk ederler ve siz de ateist olursunuz."
link:


Dil bilimci / semantik (anlam bilim) uzmanı olmaya gerek yok, bu şu demek: Ateistlerle tartışırsanız düşünürsünüz, kafanız çalışır ve aklınız başınıza gelir ve dinlerin çelişkileri kabak gibi ortaya çıkar. O zaman foyamız meydana çıkar. Din sayesinde insanları ve ülkeyi soymaya devam edemeyiz. Parasız kalırız. O yüzden düşünmemeniz gerekiyor. Sakın ha düşünmeyin. Bize düşünmeyen insanlar lazım. Ne denirse "Allah böyle istemiş" diyerek kabul eden. Aklını gereksiz bir organ gibi gören, soru sormayan insanlar.
 Akıl - din konusunda alttaki linki okumanızı öneririm:



 link:
 Ben onu okumadan çok önceden deist olmuştum ama onu okuyunca doğru karar verdiğimden emin oldum. 


xxx

Fethullah Gülen, Kombassan, Deniz Feneri, Süleyman Mercümek, AKP'nin yaptıkları, şu tarikat müritleri, bu tarikat müritleriyle birbirine girdi, şu kadar ölü, şu kadar yaralı! Mercedes'lerde gezen tarikat şeyhleri! Allah'la konuştum diyen tarikat şeyhleri! Pıtrak gibi tarikat, benim dinim senin dinini döver" ler! $ - Euro - akçeli işler! Din denince bunlar akla geliyor günümüzde. Falan tarikatın bankasında kaybolan milyon Dolarlar! Dinci Erbakan ölünce servet kaçırdı diye birbirine giren evlatlar! Sürekli birbirini boğazlayan Müslüman ülkeler! Dinciler neden bu kadar vahşi, neden bu kadar üçkağıtçı? Neden akılları fikirleri seks ve akçeli işlerde? Bize 'din - din - din- namaz - oruç - kurban- " diyorlar da kendileri niye hırsız? Niye ışid, Fetö, El Kaide tüm dinci teröristlerin arkasında ABD var? Geçenlerde Trump "Kafamı kızdırmayın ışid'i üzerinize salarım" dedi. (Oda tv'nin haberi) Bu dincilerin arkasında niye hep ABD var? Fethullah Gülen bile ABD tarafından korunuyor. Acaba bize öğütledikleri dine aslında hiç inanmadıkları için mi? Bu konuda daha önce yazdığım yazı: 


link:

xxx

Altı aylık bebekler tecavüze uğrarken; yavru bir kedinin patileri kesilirken, Japonya'ya atom bombası atılırken yukarıdan seyredip 

"Acelem yok, kıyameti kopartayım hesabını soracağım"

 diyen bir yaratıcıya inanmıyorum. Kötülüklere - kötülere anında mani olan, engel olan bir tanrıya inanıyorum. Yoksa öyle bir tanrı o zaman tanrının bize anlatılan şekilde olmadığına inanıyorum.


xxx


Peki dinciler neden dinlere inanmayanlara çok kızıp, kafasını kesmek istiyor? Neden ayrışın, birleşmeyin, Katolik Protestana, Protestan Katolik'e, Sünni Alevi'ye düşman olsun, şu tarikat bu tarikatı kıtır kıtır kessin, (yapıyorlar da Hac'ta birbirlerini öldürdüler, camilerde birbirlerine girdiler)Çünkü işin ucunda $; Euro var, rant var, kar var, din ticareti dünyanın en kolay ve en para getiren ticareti. Dinlere inanmazsanız dincilere de inanmazsınız, dincilere inanmazsanız markette kasanın yanında duran filan tarikatın, filan dini örgütün kumbarası nasıl dolacak? 



İnsanlar birleşir, kardeş kardeş yaşarlarsa, nasıl birbirlerinin mallarına, mülklerine, ülkelerine, petrol yataklarına, doğalgaz yataklarına, elmas, altın madenlerine çökecekler?  


"Allah", "din"  "peygamber" dedin mi  insanlar hipnotize oluyor her şeyi unutuyor. Akıl bedeni terkediyor. Akıl bedeni terkedince  uyuşturucu almış gibi oluyorlar. Şeyh ne derse o.

 "Haydi toplu intihar edelim" 

deyince,  Hurrraaa! Toplu intihar ediyorlar. Örnek mi istiyorsunuz Jim Jones en yakın tarihli örnek. Fethullah Gülen'ciler de dinciydi unutmayın. Nasıl da seviyor, sümüklü mendillerini saklıyordunuz! Akıl, mantık gitmişti bedeninizden. Demek dinler insanın aklını başından alıyormuş. Ben aklım başımda kalsın istiyorum. 


xxx


KAKAOLU, FINDIKLI PASTA BAYRAMI
OLSAYDI KEŞKE..

Ve şunu da biliyorum, dünyadaki insanların çoğu gerçekleri duymak yerine, uyuşturulmaktan hoşlanır, aklını kullanmaktan, soru sormaktan hoşlanmaz çünkü sorarsa alacağı cevaplardan korkar. Rahatı kaçsın istemez.  Ayrıca kavurma mis....ne güzel öyle kavurma yap diyen bir din:) Her yıl kakao toplayıp, fındık toplayıp, üç gün her ev kakaolu, fındıklı, pasta yapacak, konu koşuya da verecek diyen bir din olsaydı benim de işime gelirdi. Gerçekten hoşuma giderdi. 😊  Arap yarımadasında kakao çıkıyor mu bilmiyorum araştırmadım, fındık? Sanmıyorum. Zaten o bölgeler et yemeyi severler. Mesela Kuran'da kar, tipi ile ilgili tek satır yoktur çünkü Araplar hiç kar görmemişlerdi. Cennet tasvirlerine bakın çadırlar, hurma ağaçları..Arabistan'da ne gördüyse onlar yazılı. Kivi yok mesela. 


 Milyonlarca şu dine, bu dine inanan olması bu yüzden. Milyonlarca insan da aslında bir tür deist, içkisini de içiyor, namazını da kılıyor. Hac'ca da gidiyor, rakı sofrasını da kuruyor, dört eşe inanmıyor ama inandığı din dört eş diyor, inanmayanların kafasını kes diyor, görmezden geliyor, Kurban bayramında kavurma yemek de hoşuna gidiyor. 

Keşke yaratıcıyı kendi haline bıraksak, dünyayı Cennet gibi bir yer yapmaya çalışsak, şu din, bu din, benim dinim senin dinini döver' i bıraksak. Düşünmekten, soru sormaktan korkmasak.

Blogları gezerken bir dinci blogcunun

"Ben müzik dinlemem."

dediğini okudum. Aaaa! Nasıl yaaa? Müzik dinlemeyen insan nasıl olur? Bir şarkı, bir türkü, bir ninni nasıl dinlemez insan? Ben bırakın dinlemeyi söylemeyi de severim. Müzik ruhun gıdasıdır yahu. Bir din insalara

"Müzik dinleme günah"

derse bir insan o dine nasıl inanır? İnsan nasıl müzik sevmez? Dinlemez? O kadar mı ruhsuz? Duygusuz?

Müzik kadar güzel şey var mı? Kaldı ki, yaratıcı biz insanlara güzel şeyler görünce, duyunca zevk alma duygusu vermiş, güle bakmak, kokusundan hoşlanmak, gün batımından zevk almak, renkler, kuş sesleri (o da bir tür müzik) sevmek gibi müzik yapma yeteneği, şarkı söyleme yeteneği, müzik kulağı vermiş. 



Kaneviçe işlemek nasıl zevk veriyorsa, hoşumuza gidiyorsa, estetikse, günah değilse, müziğin ondan ne farkı var? Birinde estetiği, sanatı iplikler ve şekillerle, biçimlerle, kumaşla yapıyorsun, diğerinde notalar ve seslerle. İkisi de sanat. İkisi de ruhumuzu okşuyor. Biri gözümüze, diğeri kulağımıza hitap ediyor.

Ben naçizane o 'müzik dinlemem' diyen arkadaşa tavsiye ediyorum.
Youtube'ta Emel Sayın'dan bir "Kimseye etmem şikayet" dinlesin, "Benzemez Kimse Sana"yı dinlesin, Nilüfer'den "Caddelerde Rüzgar"ı dinlesin, "Müzeyyen Senar'dan "Gönlüm Yaralı"yı dinlesin, Dario Moreno'dan "Mehtap ve Deniz sordular seni neredesin? Nasıl derim terketti? Bırakıp beni gitti..."yi dinlesin. "Gözlerinin İçine Başka Hayal Girmesin" i dinlesin Zeki Müren'den. Daha ne güzel şarkılar var da ....müzik dinlenmez mi yaa? Müzik kadar güzel şey var mı? Müzik dinlere engel mi? Ne alaka? Sen namazını kıl, orucunu tut, müziğini de dinle, bulaşık yıkarken, cam silerken şarkı söylemeyen insanlara ben 'tuhaf' gözüyle bakıyorum. Müzik nasıl sevilmez?



xxx



Bu yukarıdakileri düşününce, 

İnsanları sapık sapık türeten, "ayrışın, birleşmeyin, birbirinizi öldürün" diyen bir dine inanmaktansa, gümbür gümbür galaksileri birbirine çarpıştıran ama insanlarla ilgilenmeyen bir yaratıcı fikri bana daha mantıklı geliyor. 

Siz bu yazıyı okurken, çok uzaklarda  bir süper nova patladı, başka bir yerde iki galaksi çarpıştı, bir başkasını kara delik yuttu, çarpışan galaksiden milyonlarca yeni yıldız, gezegen oluştu, bunlar milyonlarca yıl sonra soğuyacak ve belki bize benzeyen, belki hiç  benzemeyen, oksijen değil başka şeyle soluyan, belki soluk almayan, aklımızın hayal edemeyeceği yaşam biçimleri oluşacak. Belki de bir yerlerde taş devrine benzer bir hayat başlayacak. Ve yaratıcı enerji   yaratmaya devam edecek. Dinler minler göndermeyecek.  Çünkü onun işi sadece yaratmak. Sürekli yaratmak. Hatta belki evrende muazzam bir kurallar bütünü de yok. Yani o ona çarpıyor, öteki diğerini yutuyor, parçalanıyorlar. O gezegenlerde yaşayanlar varsa yazık yani çok korkunç bir ölüm bekliyor onları. Gezegenler, galaksiler "Aman birbirine çarpmasın o gezegenlerdekilere bir şey olmasın" kuralıyla hareket etmiyor. Bir duygusallık yok yani evrende. Sadece yaratan ve ötesine karışmayan bir yaratıcı var. Göktaşları sürekli ve rastgele uzayda oraya buraya çarpıyorlar hatta arada dünyaya da çarpıyorlar. 


 link:


Son olarak madem bugün Kurban Bayramı, bir soru sorayım:
Allah

 "Kurban kesecek ama katiyen yemeyeceksiniz, tamamını, hepsini komşularınıza vereceksiniz. Bir lokmasını bile tatmayacaksınız." 

deseydi , yine kurban keser miydiniz? Samimi olun, dürüst olun. (Yoksullar et yesin de hikaye, benim gözlemliyorum kimse et, met vermiyor derin dondurucularına koyuyorlar. Akşam haberlerde de sunucu mikrofon tuttu bir yaşlı adam, 'bu bayram hiç et gelmedi' dedi. E, kıymanın kilosu 50 tl olunca doğal.) 

Neyse, en azından "Rüya gördüm, oğlumu keseceğim" diyenlere şizofreni tanısı konuyor ve ilaç veriliyor. 1400 yıl önce tıp bilimi olsaydı, psikiyatr doktorlar olsaydı, şimdi Kurban Bayramı diye bir bayram olmayacaktı. Bu arada 1962 yılında şizofren bir baba, iftiraya uğrayıp hapis yatınca, kurtulunca oğlunu Allah'a adak adamaya söz vermişti. Ve hapisten çıkınca, sözünü yerine getirip iki aylık bebeğini öldürünce, idama mahkum olmuş. Sonra afla çıkmış ve kısa süre sonra ölmüş. Olay  Bir Ceza Avukatının Hatıraları'na kitap olmuş ve Tarık Akan bu olaydan Adak filmini yapmış:

link:


Son olarak, kötülere engel olan, mani olan bir tanrı olsaydı. Kim istemez? Keşke dualarımızı duyan biri olsa şu kainatta. Bebeğinden, çocuğuna, kedisinden, köpeğine korusa masum canlıları. Keşke biz boşa dua ettiğimiz hissinden kurtulsak. Kim istemez? Sadece yaratmakla kalmayan koruyan bir tanrı olsa keşke...keşke yalnız olmasaydık şu koca kainatta....kimse, kimseyi incitemeseydi...ne bileyim mesela herkes otobur olsaydı...

Ama dinler gerçek olmasa da; bir yaratıcı olabilir tabii size anlatılan şekilde bir yaratıcı olmadığı kesin ama yine de o yaratıcıya istediğiniz kadar tapar; istediğiniz kadar dua edebilir; namaz, oruç, kiliseye gitmek, mum yakmak vs. gibi ritüellerinize devam edebilirsiniz tabii bunlar size huzur ve mutluluk veriyorsa. Başkalarına zararı olmadığı müddetçe kimseyi ilgilendirmez. Yeter ki bir karıncaya bile zararınınız olmasın. Dinler sizi mutlu etsin; huzur versin, korkutmasın; aklınız başınızda olsun, başkasının hipnotizması altına girmeyin, din yüzünden Palu ailesine, Jim Jones müritlerine, Fetöcülere, teröristlere dönüşmeyin.




KAYNAKLAR:

1) Dinlerin insanları birleştirmek yerine nasıl ayrıştırıp, düşman ettiğinin örnekleri:
İsmailağa tarikatının Kabe'de kanlı kavgasının gazete haberi ve videosu.
Haberin orijinali

2) Aynı haberin Ahmet Hakan'ın köşesindeki yazısının linki
Ahmet Hakan'ın yazısı, olayın fotoğrafları

3) Tarihte din katliamlarına bir örnek:
Aziz Bartolomeus katliamı

4) Dinlerin insanları hipnotize etmesi Jim Jones olayı
Jim Jones toplu intiharı
Bir dinci vaizin peşinden toplu intihar - Onedio

5) Dinlerde insanları tanrılara kurban etme geleneği
BBC'nin haberi
Kurbanın Kökeni
İnka'lar, Aztek'ler eski medeniyetlerde kurban

6) Dincilerin Fas'ta iki turist genç kızın kafasını kesmeleri
Orijinal haber - Onedio sitesi
Bir diğer haber: Yakalandılar

7) Şort giyenlerin kafasını kesmekle tehdit etti (Yine Fas'ta)
Haberin orijinali

8)Konca Kuriş olayı
Hürriyet gazetesi haberi
ODATV nin haberi
Ekşi Sözlük'ün haberi

9) Dincilerin insanları nasıl uyuşturup, hipnotize ettikleri
ODATV nin haberi
Haber Ekşi Sözlük

10) Dincilerin hırsızlıkları ve katliamları
Dncilerden neden uzak durmalıyız?

11) Akıl ve din konusunda kaynak:
aklın gözü twitter sayfası






1 Ağustos 2019 Perşembe

KARPUZ APARTMANI - 43. BÖLÜM


Son bölümden bu yana geçen sürede 
kaynana  Huriye, eşini kalp krizinden kaybetmişti. 



"Ah şu başıma geleeeenn! Gitti benim heriiiif, evimin direği,
çocuklamın bubası gitiii!"


"Annecim ağlama ne olur.
 Ölenle ölünmez. Sana bişi olacak"




"O cigarayı az içive dedim emme...kiminen gidecen
Şehriman bayramına bundan sona galan ben?"




"Şehriman bayramı diye bayram mı var?"




"Şeyh-ül- İmran bayramı karıcığım. Bizim Mudurnu'da
zamanla Şehriman'a dönüştü."

mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Kaynanası gittikten sonra Gülse, Zeynep'lere uğradı.




"Yani kaynanana koca mı bulacaksın?"




"N'apim Zeynep'ciğim? Eşi de ölünce bütün gün bizden çıkmaz oldu!
Yok Şehriman bayramı, yok inek sağarken böyleydi kafam şişiyor!"




"İyi de kim alır ki onu? Yaşlı başlı biri olması lazım."




"Yaşlıbaşlı! Yaşlıbaşlı! ! "




"Hihihihi. 'CLARK' BEHLÜL BEY AMCA!"
(Bak: Clark Behlül bölümü:))


Gülse, komşulardan yaşlı çapkının telefonunu aldı...


"Allah'ım n'olur kabul etsin. Ya etmezse?"




"Yaşasınnn! Oldu bu iş! Ta- ti- ri- ri- ri- nam! Tiri- niri- nam!
Kaynanamdan kurtulacağım! " 



O SIRADA DOKTOR ve EŞİ AKŞAMKİ MASKELİ BALOYA
HAZIRLANIYORDU....



"  Maskeli balo için Marilyn Monroe kıyafeti aldım.
Saçımı da öyle yaptıracağım. Ya sen?"




"Ben Kont Drakula olacağım karıcığım..Hahahaha..."




" Hahaha! Harika! Tamam ben kuaföre gidiyorum akşama görüşürüz...."


NİHAYET AKŞAM OLDU....

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu





"Nasıl olmuşum hayatım?"



"Olmaz! Ya baloda eteklerin böyle uçarsa!
Bacaklar fora!" 




"Yok artık! Niye uçsun ki, balo salonunda kasırga mı çıkacak?"



"Ben anlamam! Aklıma bir çözüm geldi...."


" Inı-nı- nınnn! İşte bu! Mandallar ağırlık yapacak ve eteklerin uçuşmayacak!"

Ve kaşla göz arasında karısının eteğine mandalları taktı😆

"Şaka yapıyorsun!"


"Herkes bana gülecek! "



"Merak etme karıcığım sana bakmaktan kimse görmez bile mandalları, 
bak bana! Saçlarımı da jöleyle yatırınca tam Kont
Drakula olacağım. "


"Konuşmuyorum senle!"


Doktor ve Arzu kavga ede ede çıktılar...

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

Gülse ise kaynanasını ikna etmeye çalışıyordu...



"Anneciğim yaaa,  düşündüm de, yalnızlık Allah'a mahsus.
Size şöyle hayırlı bir kısmet çıksa fena mı olur?" 



"Neeee? Gatiyen omaz! Ölüründe irehmetlidem başkasına
elimi değdirmem."




"Ama niye öyle diyorsunuz? Belki çok mutlu olursunuz." 




"Git şurdan! Bi da duymayın gelin! İrehmetlinin kemikleri sızım sızım sızlayacak "




"Karıcığım galiba iyi bir fikir değil bu..."

Saatler geçti ama kaynana ikna olmuyordu...
mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu


O SIRADA  ÖNCEDEN PLANLADIKLARI GİBİ BEHLÜL
KAYNANANIN BALKONU ALTINA GELDİ...



"  Sevişmek ah ne hoştur 
yıldızların altındaaaa....."




"Olamaz! Anneciğim! Bakın talibiniz Behlül bey amca
serenad yapıyor size Ay! Ne romantikkk...."




"Sen benden gurtulmak isteyip durun 
bilmeyon mu ben sankım? "




"Aaa! Aşkolsun anneciğim, sizin iyiliğinizi düşünüyorum..."




"Al sana serenat! Bi da gelisen o çalgıyı gafanda gırarın Alim Allah!."




"Yıldızların al....ah! Ama Huriye hanım!..." 


TAM O SIRADA BAŞKALARI DA APARTMANIN ÖNÜNDE
BİRİLERİNİ KISTIRDI...

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu




"Bak! Bak! Kimleri görüyorum? Demek sizi bulamayacağımı sandınız ha?"
deki Arap Beşir, çok yorulmuştum
yeni karakter çizmeye üşendim kusura bakmayın)


"Eyvahlar olsun! Tabutçu Sülo! Yakalandık!"


"Tabutçu Sülo ya! Hazır mı evladım bu iki gerzeğin tabutu?"


"Olmaz mı patron? "



"N'olur affet tabutçu Sülo. Biz ettik sen etme! Hem bu 
Müslüman tabutu değil gavur tabutu..."




"Artık idare edeceksiniz. Benden para çalıp kaçmak cezasız kalmaz:
Şehadet getirin...."



"Unuttum korkudan! Lan nasıl şehadet getiriyoduk?"

ONLAR DÜŞÜNÜRKEN AYNI ANDA 
APARTMANIN ÖNÜ KALABALIKLAŞTI 😊


"Minnoooşşş! Geceyarısı oldu gelmedi! Miinnoooş!"



"Ben şu tarafa bakayım, sen şu tarafa bak kedici teyze
MiNnooş gızanım?"



"Ehem, ehem ben de arayayım kedici teyzemmm,
bulursam bi sakal atarsın di mi? Hani ödül olarak?"



"Ben de arayayım, quantum kaskımın feneri kedilere duyarlı..."

Kaynana Huriye de hızını alamamıştı o da geldi....


Tam o sırada
 maskeli balodan dönen doktor ve eşi de arabadan indi 
ve doktorun ayağı takıldı! 



"AH! ! ! "


"Neler oluyor burada?"



"Hİİİİİ!  EŞHEDÜ!"


"Kont Drakula! Sa- sa- sarımsak 
var mı komşularrr? Kıştt! Kışşt!"



" Sarımsak mı? Kedilerin koruyucusu
sarımsak sever hazreti Ebu Sarımsak!"



Zavallı Clark Behlül bayıldı...


"Lannn! Gavur tabutu almayacaktık! "



"Kont Drakula'ymış! Al sana! Al!"



"Ateş ediyorlar! Kaç Arzu!"








"Hii! Arzu! Eteğin! Mandallar nerede?"



"Mandal diyo hala! Allah seni kahretsin! "


Silah sesleri ve bağırışlara banyodan fırlayan emekli komiser Şaban bey de geldi. Ancak karanlıktan
istifade kötü adamların hepsi kaçmıştı.



"La banyoda bile rahat vermiyorsunuz! Bu kaçıncı?
Ya Nazi'ler basar! Ya kapıları karıştırırlar!
 Eller yukarı! Herkesi tutukluyorum!"
(Bak: 11. Bölüm) ve (Bak: 23. bölüm)


Silah seslerine polisi arayan başka komşular sayesinde
 polis gelince işin sonu karakolda bitti. 


-  "Ben masumum komiserim serenad yapıyordum sadece. 
Hayırlı bir iş için"

- "Ben, kocamdan şikayetçiyim elbisemi rezil etti!"

"Ben de bu meymenetsiz gart zamparadan şikayetçiyin, balkonumun altında çalgı çaldı utanmaz irezil!"

- "Valla tabut benim değil! Biz balodan geldik, ben doktorum..."



mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

Sokaktaki karakol Karpuz Apartmanı'nı ve özellikle 155'i 
tanıdığı için az sonra hepsini evlerine gönderdiler. Kamera
kayıtlarına bakıp gerçek suçluları aramaya koyuldular.



ERTESİ GÜN...



" Arzu'cuğum n'olur affet. Bak yine
o tişörtümü giydim. Hadi affet."



"Konuşma benle! Boşanacağım senden!
Artık bu tişört de kurtarmaz seni!"



"N'apiim Marilyn Monroe olunca çok kıskandım
Birden! N'olur boşama beni aşkım."

mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Arzu,  doktoru affedecek gibi görünmüyordu.
Bakalım ilerideki günlerde neler olacak? 😊




Not: Bu bölümde de kaynana Huriye'nin Mudurnu şivesi için
sevgili blog arkadaşım Berfin yine yardımını esirgemedi. 
Kendisine çok teşekkür ediyorum. Sayesinde Karpuz Apartmanı
güzelleşiyor. Mudurnu şivesiyle yazdığı  hoş mektubu okumak ve bloğunu ziyaret etmek için bence tıklayın: Akşam Sefası







TÜM BÖLÜMLER:



Yazan&Çizen
Müjde Dural