3 Şubat 2026 Salı

BUGÜN MÜZİK PAYLAŞAYIM DEDİM




Geçen paylaşmıştım ya umudum yok, uykum yok diye. Bugün dedim ki, hep depresyon, hep keder, hep üzüntü...arada güzel müzikler paylaşayım. Eskiden hep paylaşırdım sonra sildim ve çok  pişmanım. Sebebi de şuydu:

"Senaryo yazarı olarak yapımcılar sizi keşfetmek istiyorsa bloğunuzda sadece hikayeleriniz, senaryolarınız olsun başka hiçbir şey olmasın yoksa sizi ciddiye almazlar! "

Yazık etmişim. Şarkıları, senaryo ile ilgisiz konuları, siyasi yazılarımı silmeme rağmen yine de yapımcıların ilgisini çekemedim.

Bu şarkıya gelince, çok yeni keşfettim. Bir ay filan oluyor. Tamamen tesadüfen. Şöyle ki, sevimli kedili bir videonun arka plan müziğiydi. Aradım, taradım YouTube'da buldum. Zevkler ve renkler malum, belki beğenirsiniz, belki beğenmezsiniz ama paylaştım. Bu arada sözleri öyle şinanay, minanay, neşeli değil yani yine kederli ama beste güzel, kız çok tatlı söylüyor ve orkestra şahane olunca yine de ruhuma iyi geliyor. Umarım siz de beğenirsiniz.

Herkes İngilizce bilmek zorunda olmadığından, sözlerini azıcık çevirdim:

" Elimde kahvem ve akşamdan kalma kekim..hasta gibiyim sebebi malum...

Bir gün seni sevmekten vazgeçeceğim, o zamana kadar kalbimi kırmana izin vereceğim.

Bir gün beni, benim seni sevdiğim gibi sevecek birini bulacağım

O zamana kadar kahvemi içip kekimi yiyip, arkadaştan öteyiz gibi yapacağım
"

Unutmadan söyleyen İzlandalı şarkıcı Laufey. Orkestra da İzlanda Filarmoni Orkestrasıymış efendim.

1 Şubat 2026 Pazar

BLOGLARIMIZIN İSTATİSTİKLERİ - FİKİR / EMEK HIRSIZLIĞI

Sizler de zaman zaman bloglarınızın istatistik sayfalarına bakıyor musunuz?

Ben bakıyorum. En ilgimi çeken de hangi ülkelerden okunduğum. İşte burası canımı sıktı.

Sebebini anlatıyorum: Bir ara baktım. 5 yıl önce yazdığım Karpuz Apartmanı' nın bölümleri 60 - 70 tıklanma! Hem de her bölümü için! Bu anormal bir şey. Diziyi ilk yazdığım yılları hatırlıyorum. O zaman bile belki o kadar tıklanma olmuyordu.

Bu arada bu anormalliğe paralel olarak HongKong ve / veya Singapur'dan aşırı okunma vardı. Yıldız Büyücüsü ve Prenses, Düşman Aşıklar gibi başka hikayelerime de oldu.






Yani bu istatistik gerçekse bana tuhaf geldi. Singapur ve HongKong ne alaka? Niye benim hikayelerimle ilgilensinler? Benim bloğuma Singapur'dan niye baksınlar? Çinli ne arar benim bloğumda? Singaporlu ne arar? Bot mu acaba? Blogger uyduruyor mu? Türkçe yazıyorum Çince değil ki...Singapur diliyle yazmıyorum ki...

Sonra aklıma kötü bir şey geldi. Tutup, benim hikayemi oralarda benzerini mi yapıyorlar? Animasyon olarak, sitcom olarak, komedi dizisi olarak. Haberim olmaz; ruhum duymaz. Ben, burada hikayelerim dizi olsa, sitcom olsa diye kendimi paralarken ve olmadığı için üzülürken; birileri benim hikayemi yapıp üstüne hem para, hem belki ün kazanacak!

"Türkiye'de bir enayi var, salak, güzel güzel, komik komik hem de ilginç hikayeler yazmış, çizmiş sahne sahne neredeyse story-board gibi. Alalım, burada uyarlayalım"

der mi? Der.  

YouTube kanalı olan birisi, vaktiyle bana şöyle demişti:

"Müjde Hanım siz bu hikayeleri neredeyse story-board gibi, sahne  sahne çizmiş paylaşmışsınız; bunları çalarlar"

 İstatistikleri görünce, bu aklıma geldi.

Benim hikayem, benim hayal gücüm, benim esprim, benim mizahım, benim emeğim. Niye çalsınlar değil mi?

Bakın şimdiye kadar çok fikrimi, esprimi çaldılar. İspatını da bloğumda kaç kez üşenmeden yazmıştım. Hatırlayanlar hatırlarlar. Geçen yıl Yeşim hikayemden fikir çalıp "Korkma Ben Yanındayım" isimi dizi yaptılar.

Kendim yazdığım için hemen anladım. Tıpkı Yeşim'in annesi Fatma gibi, yoksul kızın biri zengin ailenin oğlundan hamile kalır ama evlenemezler, tıpkı Yeşim'deki maden işçisi Mustafa karakteri gibi altın kalpli bir adam kıza sahip çıkar, hamile olduğunu bile bile onunla evlenir, başkasının kızı olmasına rağmen doğan bebeği kendi öz kızı gibi şefkatle, sevgiyle büyütür, yıllar sonra tekrar zengin çocuk gelir! Tıpkı Yeşim hikayesinde olduğu gibi kızın yaş gününde oyuncak bebek hediye edilir! Yani bu kadarını aynen almışlar. Mahkemeye ver demeyin

"Klişe bunlar, biz de aynısını düşündük"

diyecekler.

Böyle yaptıkları için ilahi adalet mi desem, karma mı desem. Altı bölümde bitti. Final yaptı. Oh olsun!

En son yine bir esprimi, bir fikrimi çaldılar:

Bakın bu benim yıllar önce Güzel Katil hikayemi Wattpad'da 27. Bölümünden :

Hikayemin kahramanı Aylin, hapishane aracında kötü ve sapık adama

 "Sana bedava anatomi dersi vereceğim" diyerek tekme atarken 

 " Tibiyalis anterior kası" der. 

Sonra bir tekme daha ve ekler 

"siyatik sinir!"



Bu hikayeyi yazdığım tarih belli. Üç yıl önce. Yandaki Wattpad okur yorumlarının yorumlarında da tam o cümleye ait yorumun yanında 3y ( 3 yıl ) yazıyor. İşte o yorumların ikisi. 








Birkaç hafta önce ATV'de başlanan A. B. İ isimli dizide ana karakter Kenan İmirzalıoğlu da bir doktor ve tıpkı benim yazdığım  üzere kötü adamlarla karşılaşınca, kötü adama tekme atıp

" Tibiyalis anterior kası" 

 diyor. Tıpkı Aylin gibi bunu her kavgada tekrar ediyor!

 E, bu fikir benim fikrimdi, benim esprim, benim mizahım! Söylesem "Biz de paralel düşündük, aynı şeyi düşündük" derler. Senaryo yazarları, gizli gizli bloglarda, Wattpad'da dolaşıyor, işlerine gelen fikirleri, esprileri alıyor, konuları alıyor, orasını burasını değiştirip YENİ (!) DİZİ YAPIYOR ve bundan milyonlar kazanıyorlar!

Ne diyeyim? Zehir zıkkım olsun! Hayrını görmesinler! "Korkma Ben Yanındayım" da Yeşim'den çalmışlardı. Hayrını görmediler. Altı  bölümde bitti! İnşallah bu da öyle olur.

Bu yüzden daha fazla çalmasınlar diye, tüm hikayelerimi , çizgi - dizilerimi taslak yani görünmez hale getireceğim, taslağa alacağım. :( Bu hoşuma gitmiyor. Öyle güzel yorumlar gelmişti ki, zaman zaman bakıp gülümsüyorum Karpuz Apartmanı'na, Düşman Aşıklar'a. Hikaye sadece bana değil siz okurlara da ait olduğunu hissetmiştim. Yani klişedir ama o hepimizin apartmanı olmuştu sanki. O zaman yorum yazanların çoğu da maalesef bloglarını terk etmişler. O da ayrı üzüntümdür. Yapacak bir şey yok :(

Ne yapayım? Hikaye, senaryo, fikir hırsızlığı sadece bana değil, ünlülerin bile başına geliyor. Mesela Kore dizilerini sürekli alıp alıp uyarlıyorlar. Bu da çalmak ama en azından telif hakkını veriyorlar. :)

Benim emeğim, benim hikayem, benim hayal gücüm...niye çalsınlar değil mi? 
İnsanlar, eliyle ördüğü bir lifi bile başkasının aynen almasından rahatsız oluyor haklı olarak. Dese ki, şu blogda filan hanım bu lifi örmüş, oradan aldım. Kendi örmüş gibi koyuyor! Benimki lif de değil, bir dizi konusu, bir hikayenin esprisi, bir sahnesi! Sen nasıl bunu sahneyi kendin yazmış, bu espriyi kendin düşünmüş gibi alırsın? En siniri de bu yapımcıların yıllardır kapısını çalarım, sektörde torpilim, tanıdığım, çevrem olmadığı için kapıları yüzüme kaparlar ama esprilerimi, konularımı rahatça çalarken sektörden olmamam onları engellemiyor! Aynı fikir / emek hırsızlığını Singapur'da, HongKong'da da yapıyorlarsa onlara da zehir, zıkkım olsun. İnşallah orada biri fark etsin de ortaya çıksın. Dava edeyim.

O yüzden haber vereyim dedim. Hikayelerimin tümünü taslaklara alacağım. Neyse ki, hepiniz vaktilye okudunuz; bitirdiniz. Kusura bakmayın yine de. Wattpad'a da VPN ile giriliyor. Mecburen oradaki hikayelerimi de taslağa alacağım. Bari bundan sonra çalmasınlar.

Buraya kadar sabredip okuyan olduysa teşekkür ediyorum. 

29 Ocak 2026 Perşembe

UMUDUM YOK, UYKUM YOK

 

 

 


Umudum yok, uykum yok.

Dünyanın düzeleceğine dair umudum yok. Hele hoşgörü dini denen dinle düzeleceğine hiç umudum yok; çünkü:

Bir ay önce 2025 bitti. 2026'ya girdik. Sayfamda tüm blog arkadaşlarımın yeni yılını kutlamıştım ve

" Siz Yeni Yıl kutlamaya karşı olabilirsiniz ama korkmayın bana bir "İyi yıllar" dilemekle Hristiyan olmazsınız demiştim ama sadece 12 kişi geri döndü.

Bir "Mutlu yıllar" dilemekten kaçınan birisi, bırakın hoş görüyü, "Yılbaşı kutladığınız" için sizden için için nefret ediyordur.

Zaten bu nasıl bir hoşgörü dini ki, dört halifeden üçü yatağında ölmemiş. Eceliyle ölmemiş. Hepsi cinayete kurban gitmişler! Hoşgörüye bakın!

Menzil tarikatı diye bir İslam tarikatı var. Müritleri miras kavgasına tutuşmuş. Ta Avrupa şehirlerinde bile birbirlerini yiyorlar para için! Bu mu hoşgörü dini?

Kâğıthane'de kadıncağızın biri vefat etmiş. Cenaze namazında iki kardeş miras kavgasına tutuşmuş! Biri, ötekini vurup öldürmüş! Daha bu yazıyı yazdığım gün öz oğlu, miras için babasının arabasının altına bomba koymuş! Bu insanlara ne oldu? AKP öncesi yani 23 yıl önce böyle haberler duymazdık. Duymadık. Miras için kavga eden yine olurdu da, babasını bombayla havaya uçurmak! Cenazede kardeşini kafasından vurmak! Ekonomi bozuldukça, insanlar cinnet haline mi geçtiler? 

Afganistan'da İslami ve şeriat kurallarını uygulayan Taliban iktidarı, kızların okumasını tamamen yasaklamış. Yukarıdaki videoda üniversiteye alınmayan kızları gösteriyor. Bu video eski bir video gerçi. Yalan haber değilse artık Afganistan'da kızlar ilkokula bile gitmeyecek, kadınlara şiddet diye bir şey eğer kemikler kırılmaz, eti kesilmezse suç sayılmayacak, kölelik yasal olacakmış! Çocuk istismarı, çocuğa şiddet suç sayılmayacakmış! Ben artık din adına bu kadar kötülüğe inanamıyorum! (Afganistan'da "bacha bazi" isimli gelenekle, yüzyıllardır oğlan çocuklarının istismar edildiğini de iyi bilen, farklı kaynaklardan okuyan biri olarak) İnanamadığım için NTV gibi ciddi haber sitelerine baktım, başka haber sitelerine baktım. Hepsi de aynısını yazıyordu. Ayrıca ülkede insanları sınıflara ayırmışlar. En yüksek ve ayrıcalıklı sınıf din adamları olacakmış! 

NTV Afganistan yeni ceza yasası

İran'da laikliği yıllar önce dincilere kaptıranlar ölüm pahasına ayaklandılar ama İran hükümeti interneti kesti ve neler olduğunu bilmiyoruz. Neredeyse yarısını öldürmüşler. İran'a da, Afganistan'a da tekrar laikliğin geleceğine dair umudum yok. 

Her şey önce "Baş örtüsü" ile başladı bu iki ülkede. Önce ufak ufak baş örtmeler, sonra uzun pardösüler, daha daha sonra çarşaflar, ondan sonra peçe ve nihayet burkayla şeriata geçme aşamasını tamamladılar.

Timur Soykan'ın videosunda öğrendim (bu videoyu paylaşmadım henüz) duyduklarım korkunç: Kafa kesmeleriyle ünlü (!) İŞİD yani İslam dinine inanan teröristler, Yozgat'da, Ankara'da, İstanbul'da falan dükkan açıyorlarmış. İş yerleri açıyorlarmış. Kurye olarak kapımıza geliyorlarmış! Huzurum yok. Paylaştığım videosunda ise AKP'li olanlara nasıl adaletin işlemediğini anlatmış.

Oturduğumuz mahalle, sokak mülteci kaynıyor. A101'e giriyorum, kasada Arapça belki Afganca konuşan tipsiz, meymenetsiz, tekinsiz erkekler! Kafa kesici İŞİD'li biriyle arka arkaya belki kasada bekliyorum! Karşı apartmanı kağıt toplayıcılar doldurmuş. Bahçeler atık dağı ! Kokuyor! Kimi Suriyeli, kimi çingeneymiş. Komşular söyledi.

Kaynak: MSN
Gaziantep

İnsanlar karamsar, suratlar asık, AKP'li haramzede oligark sınıf hariç herkes mutsuz, büyük bir kısım çıldırmış, üç çocuğunu öldüren babalar, iki kızını öldüren babalar, boşanmak isteyen eşlerini öldüren ya da öldüresiye döven, kezzap döken kocalar! Bir ülkeye şeriat gelirse, (Afganistan'daki gibi) o ülkede kadınları öldürmeye başlarlar. Afganistan'da, Suudi Arabistan'da, Pakistan'da, Hindistan'ın veya Afrika ülkelerinin Müslüman nüfuslu kesiminde böyledir. Şimdi bizde de böyle oldu AKP sayesinde. Cumhuriyet sonrası aydınlık günlerde insanlar boşanınca kimse kimseyi öldürmezdi. Benim rahmetli dayım, rahmetli annemler, bir sürü komşum da boşandı ama hiçbiri eşini öldürmedi. Ne zamanki AKP yani dinciler iktidara geldi, kadınlar boşanmaya kalkınca, öldürülmeye başlandı. Bu tesadüf değil.

Sokakta tipi güzel gençleri öldüren Kürt çetelerine mensup o...... çocukları! Bayrağımız yakanlar!

Bu AKP'nin gideceğine dair umudum yok. Dolayısıyla ekonominin düzeleceğine dair de umudum yok. 23 yıldır yapılan vatana ihanet ve talan (ülkenin kaynaklarının talan edilip, AKP'li oligark / haramzede sınıf yaratılması) suçlarının hesabının sorulacağından da umudum yok. Hesap soracağından korktukları için Ekrem İmamoğlu hapiste.

Sosyal medyada bir kullanıcı

" Bir İmam Hatip mezunu, alın teriyle çalışarak 7 gemi, 5 restoran, 8 şirket, 1 vakıf, 3 yalı nasıl alabilir?"

diye sormuş. (Bu İmam Hatip'li kim tahmin ettiniz herhalde. Restorantlarından biri ta Dubai'deymiş)

Bunların hesabının sorulacağına dair umudum yok.

Bunları düşünmekten uykum yok. Uyumak istiyorum sağa, sola dönüyorum, saat gecenin 3'ünü buluyor uyuyamıyorum. Derdimi dökecek dağım yok, bloğuma döküyorum. Depresyondan beni kurtaracak Bücürük'üm de artık yok. Biliyorum sizlerin de canını sıktım. Belki bu akşam sizin de uykunuz kaçacak.  Bücürük'le balkona kar yağdığında çektiğim video ile yazımı noktalayayım; belki tebessüm edersiniz. 



Videolar oynamazsa, söylerseniz sevinirim.


24 Ocak 2026 Cumartesi

İSTANBUL NASIL İŞGAL EDİLDİ?

 



İstanbul'un işgalini hep siyah-beyaz filmlerle izlemiştik; çünkü o yıllarda henüz renkli film çekimi, renkli fotoğraf çekimi icat edilmemişti. Benim vesikalık fotoğraflarım bile 1975 yılında üniversiteye girmek için çektirdiğimde siyah - beyazdı. (renkli çıkmıştı o tarihte ama nedense vesikalıklarda uygulanmıyordu diye biliyorum)

Bu video renkli olduğu için paylaşmak istedim. Siz bunları biliyorsunuz zaten. Kafelerde fal baktıran, 24 saat elinde cep telefonu aşk, meşk ya da abidik gubidik laf salatası yapan veya makyaj yaparken kendisini videoya çeken, "Ay! Bu saç rengi bana yakışmış mı kızlar?" diyen (biz böylelerine "lümpen" derdik şimdi ne deniyor bilmiyorum) geçmişini, tarihini bilmeyen gençlerin de umarım bloğuma yolu düşer de izlerler diye paylaştım. Kafelerinde oturup fal baktırdıkları o güzel şehir tam 4 yıl, 10 ay 23 gün, yani Mustafa Kemal Atatürk'ün askerleri şehre girene kadar düşman işgali altında kaldı. 

 Yazı uzun olmasın diye yoruma belki bir şeyler eklerim. Video oynamazsa haber verirseniz sevinirim. 

 

23 Ocak 2026 Cuma

BİLGİSAYARIMDAKİ SORUN ÇÖZÜLMÜŞ 😻

Ya, arkadaşlar dün akşam "mouse / fare" ayarlarını kurcalamıştım, mor bir şey çıkıyordu yazı yazarken neyse onu yapay zekaya (bilgisayardaki copilot)  sormayı akıl ettim ve o, sorunu çözdü. 

Yorum yazarken "yanıtla" tuşu da çalışmıyordu.

O da kendiliğinden düzelmiş. 

Bir saat sonra ancak fark ettim. 😂😂😂😂😂

Yapay zekanın yazdığı: 

"O gri çizgi ve üst ve altındaki mor renkli, yaprak gibi şeyler, senin yazarken gördüğün o hareketli simgeler büyük ihtimalle Windows’un metin imleci göstergesi (Text Cursor Indicator) özelliği. Bu özellik, özellikle erişilebilirlik için metin imlecini daha görünür hale getirmek amacıyla eklenmiş. Ama senin gibi estetik ve sade ekran seven biri için biraz fazla “çiçekli” olmuş olabilir 😄"



17 Ocak 2026 Cumartesi

MAKBULE ARKADAŞIMIN KİTABI: GERİYE KALAN


Blog arkadaşlığı güzeldir. Blog arkadaşlarının sürprizleri de güzeldir. Geçenlerde kapı çalıp da, kargocu, Uçun Kuşlar bloğunun sahibesi sevgili arkadaşım Makbule' nin kitabını getirince, çok sevindim.

Sevgili Makbule, kitabının gelirini Mersin Alzheimer Derneği'ne bağışlamış. Bir kitap bastırmanın maddi yükünü göz önüne alınca, ne kadar asil bir davranış olduğunu takdir edersiniz.


Arkadaşım, hatıralarını kitaba dönüştürmeye uzun yıllar önce başlamış. Kitabın ilk anısının tarihi 2010. Şu anda 2026'ya geldik. Dile kolay, tamamlaması 15 yıllık bir emeğin ürünü. Ne çok yaşanmışlık, ne çok "ders", öğüt vardır bu yıllarda tecrübe edilmiş. Ben de kendimce bu değerli öğütlerden payıma düşenleri almaya çalıştım okurken.

Kitabının konu yelpazesi oldukça geniş. Sadece anılarla sınırlı kalmamış. Kendisi, pedagog ve rehber öğretmen olduğu için Gençler keşke.........., Yaşlılar keşke..............., Dersler keşke.............ile başlayan ve madde madde nasıl olması gerektiğini yazdığı bölümler de var kitabında.


Mesela,

"Keşke büyükler küçülseler de bizi yaşayarak anlasalar"

"Keşke dersler, ezberden çok, öğrenmeye, kavramaya, araştırmaya yönelse" gibi.

Bu maddelere katılmayan yoktur. En sevdiğim bölümlerden biri NEDEN? diye sorduğu sayfalar oldu. NEDEN böyle gelmiş böyle gitmemeli demedik? NEDEN kusuru kendimizde değil de, hep başkalarında aradık? Kitabında böyle daha pek çok "NEDEN" sorusu var.

Sevgili blog arkadaşım, aynı zamanda kendi yüreğinden gelen şiirleriyle de süslemiş kitabını. Alzheimer için de yazdığı bir şiiri var. Mısralarında hastalığı davetsiz bir misafire benzetmiş. Bu davetsiz "konuk" ansızın gelip anneannesinin beynine yerleşiyor.


İşte Fırtınalı Hayatlar isimli şiirinin ilk üç mısrası:

" Gün gelir bir fırtına eser yaşantınızda;

Birden altüst olur her şey.

Dikili ağaçlar, dizilmiş taşlar yerle bir olur... "


Benim annem de son yıllarında Alzheimer olduğu için onu o kadar iyi anlıyorum ki...😢😢😢 Sevgili arkadaşımın kitabı sadece anılar ve Alzheimer farkındalığı üzerine değil; insan davranışları, insan psikolojisi, hayat, aşk, evlilik yani bir kişisel gelişim kitabı gibi. Mesela acımasız bir dükkan sahibinin, çırağını cezalandırmak için boynuna ip dolayarak arabasıyla yerlerde sürüklemesi var. Hakikaten biz ne zaman bu kadar zalim olduk? Hep böyle miydik bilmiyorduk da, sosyal medya çıkınca mı haberimiz oldu? Ne kadar doğru bir soru.

Ve tabii kitabın son sayfalarına doğru en acı hatıralarını okurla paylaşmış: Alzheimer olan annesinin son günleri ve kaçınılmaz sonu. 😢😢😢
Sanırım tüm okurlar kendi anneleriyle özdeşleştireceklerdir.

Elimden geldiğince, kitabı birazcık tanıtmaya çalıştım; her bölümü anlatmadım ki, "spoiler" olmasın. Sevgili Makbule, bu değerli hediyen için tekrar çok teşekkür ederken, annenin mekanı cennet olsun diyorum. Tüm Alzheimer hastalarına da şifalar diliyorum. İnşallah aşısı bulunur ve "Acaba ben de yaşlanınca Alzheimer olacak mıyım?" korkusu tarihe karışır.  Unutmadan kitabının okuru bol, yolu açık olsun, kalemine sağlık. 

16 Ocak 2026 Cuma

HÜLOĞ! ZALİM ESED GİTTİ

 




Bu videoyu sosyal medyada (Twitter / yeni adıyla X ) görüp kopyaladım. Konuşma İngilizce ama ekranda Türkçe alt yazı var. 

Adam, özetle, benim bloğumda dediklerimin aynısını diyor. Suriye'nin gitmesini İsrail istedi diyor. Amerika, İsrail'in büyümesi için, Müslüman cihatçılarla işbirliği yaparak, üç Müslüman ülkeyi (Irak, Libya, Suriye) karıştırıp, çökertti. Yıllardır da Ortadoğu'yu ABD karıştırıyor.

Ben ne demiştim?

ABD, bir Müslüman ülkeye çökmek isterse,

1- Çökmek istediği Müslüman ülkenin liderini "zalim" ilân eder.

2- Çökmek istediği ülkeye "demokrasi" ve "özgürlük" getireceğini söyler.

3- Çökmek istediği Müslüman ülkeye 72 ülkeden "İslamcı / cihatçı " "paralı asker" leri "muhalif" olarak yollar. Tüm dünya bunları "zalim" lidere karşı koyan "muhalifler" sanır.

4- Bu sahte "muhalifler" o ülkenin ismini kullanarak

Libya'ya çökerken: Özgür Libya Ordusu

Irak'a çökerken: Özgür Irak Ordusu

Suriye'ye çökerken: Özgür Suriye Ordusu

diye isimler alırlar.

5- Beyaz Bereliler, BBC (yani İngiltere), yandaş tv kanalları gerektiğinde küçük çocukları "artist" olarak kullanarak, "zalim" liderin halkını bombaladığı, öldürdüğü yalanı dünyaya söylenir. Bu yalanlar bloğumun sağında Suriye Gerçekler-Yalanlar yazımda detaylı, linkli, videolu, ispatlı olarak okuyabilirsiniz.

6- Sonunda ülke çökertilir. Lideri ya öldürülür (Saddam ve Kaddafi gibi) ya da kaçmak zorunda kalır. (Beşer Esad gibi)

Bizim İslamcılar Irak, Libya ve Suriye ABD sayesinde çökertilirken 👏👏👏👏👏 alkışlıyordu. Videodaki adam ne diyor? Tüm bunları İSRAİL için çökerttik.

Saddam: İsrail'e düşmandı

Kaddafi: İsrail'e düşmandı

Esad: İsrail'e düşmandı

Yani, siz İslamcılar, İsrail'in düşmanları çöksün diye ABD ile bir oldunuz. Yani, İsrail'e hizmet ettiniz. 

IRAK

Saddam'ı "Irak'ta kitle imha silahları var" yalanıyla çökerttiler. Yalan olduğu yıllar sonra ortaya çıktı. ABD Senatosu'nda dönemin ABD genelkurmay başkanı Colin Powell bu yalandan dolayı özür diledi ve suçu CIA'ya attı. "CIA beni kandırdı" dedi. (Bu 'kandırıldım' işi tanıdık geliyor mu?) Saddam'a "Sünnilere zulmediyor" iftirasını atamadılar; çünkü kendisi de Sünni'ydi tıpkı Kaddafi gibi. Şu anda Irak diye bir ülke kalmadı. İsmi hâlâ Irak ama kaç parçaya bölündü araştırmaya bile üşendim. Kaç parçaya bölündüğünü bilmek neye yarayacak? Kime ne faydası var? Hani Amerika'nın gazına gelip; eline çekiç alıp; Saddam'ın heykelini kıran adam var ya, ağlayarak BBC'ye  

"Amerika bizi kandırdı. Çok pişmanım. Şimdi beter olduk. Elimde olsa Saddam'ın heykelini yeniden dikerdim" dedi.

İnanmakta zorlanacak olan AKPMHPPKK' lılar için Habertürk sitesinin linki:


Bu link çalışmazsa, arama çubuğuna  "Saddam'ın heykelini yine dikerdim" yazın aratın. Rahat 10 tane güvenilir kaynak ve video karşınıza geliyor.

LİBYA

"Obama Müslüman!" sanıyordunuz değil mi? Sizin Müslüman Obama, Müslüman Libya'yı NATO uçaklarıyla, bombalayarak çökertti ve onun Sünni liderini öldürttü. 

Sünni Müslüman olan Kaddafi'yi neden öldürdüler? Sebep maddiyat ve Libya'nın petrolüydü. Kaddafi,

Afrika Birliği Zirvesi' nde Afrika Para Fonu ve Afrika Birliği kurulmasına karar vermişti. Petrolü ABD Doları ile satmayacaktı. Afrika ülkelerinin ve İsrail'in Afrika'yı karıştırmasını, borç ve sefaletten kurtarmayı, ABD'nin başta Libya, Afrika ülkelerini kalkındırmayı hedefliyordu. Wikileaks'de Hillary Clinton ile Obama arasındaki yazışmalar sızdırıldı. Hillary

" Bu Kaddafi, Afrika'nın Dolar bağımlılığını kırmayı planlıyor! Petrolü altın - Dinar ile satacak!

İşte, Libya'ya ABD bu sebepten çöktü. Petrolünü de hunharca aralarında pay ettiler. Libya'da etnik soy kırım başladı, herkes birbirini boğazladı, iş bulmaya yoksul Afrika ülkelerinden gelen siyahi göçmenler Kaddafi'nin destekçileri denilerek büyük işkenceler gördüler. Hapislerde sürünüyorlar. Ülkede çeşitli gruplar çeşitli bölgeleri ele geçirdiler. Doğru düzgün bir hükümet yok! Orada burada toplu mezarlar bulunuyor! Halk da Kaddafi'yi mumla arıyor.

SURİYE

Suriye'yi de Esad, Sünnilere zulmediyor yalanıyla karıştırdılar. Adamın karısı Sünni! Karısının tüm akrabaları, ailesi Sünni. Sünnilere zulmedenle bir Sünni niye evlensin? Kabinesinde de bir dolu Sünni bakan vardı. Yani bu Sünnilere eziyet ettiği de yalandı.

Her yazdığım doğru çıkıyor. 10 yıla kalmayacak. Suriye halkı, Esad'ı mumla arayacak.

Zalim dedikleri, göz doktoru, eğitimli, kültürlü, laik Esad ve onun kadar eğitimli, kültürlü olan eşi Esma gitti. Şu anda YEDİYE bölünen, Suriye'yi bu alttaki fotoğraftakiler gibiler yönetiyor.  Sizi bilmem, ben görsem, kaldırım değiştiririm.

Kaynak: 


Bizim salaklar da İsrail'e ve Suriye Kürdistan'ın (!) kurulmasına ( Esad gidince, Suriye'nin büyük bölümünü Kürtler ele geçirmiş)hizmet ettiklerinin farkında olmadan (belki de farkındalar bilemiyorum)

"Hüloğ! Zalim Esed gitti. Hüloğ! Obama Müslüman! Hüloğ! Şam'da namaz kılacağız! " diye bağırmaya devam edecekler.

NOT:  Yazıma eklemeyi unutmuşum; videoyu Ümit Özdağ'ın Twitter paylaşımında tesadüfen gördüm. Konuşmacı Amerikalı bir profesör olan Jeffrey David Sachs.