11 Eylül 2020 Cuma

DÜŞMAN AŞIKLAR - AKSİLİKLER

Not:  Bir bölümde geçen tüm olayları, diğer karakterlerin başına gelenlerı, minik çizgi-bölüme sığdıramadım. :( Bu sadece tanıtıcı bir özet. 


  
Mehmet'in küçük ama akıllı kızı Zeynep


babaannesi ile bir olup Serap ile Mehmet'i ne yapıp edip yakınlaştırma çareleri ararken, babasının yeni bir ev aradığını öğrenince, komşu emlakçıyla plan yapıp Mehmet'in  tam Serap'ın bitişiğindeki villayı almasını sağlarlar.


 "Koca İstanbul'da başka ev kalmamış gibi tam bitişiğime taşınmış!" 
diyen Serap, aslında belli etmese de için için seviniyordu.

XXX
O sırada  Mehmet, kendisi ile Serap arasındaki düşmanlık ve ikisinin gazetelerinin birleşmesiyle ilgili bu yeni durum ve hakkındaki "maço" suçlamaları konusunda bir basın toplantısı düzenleyerek kendisini aklamak ve kızın kalbini kazanmak istedi. 


"Bu basın toplantısı benim için çok önemli kanka. 
 çok iyi izlenim bırakmalıyım. Serap mutlaka izleyecektir."


HAY AKSİLİK! ! ! ! HAY AKSİLİK!!!! 

Tam basın toplantısından önce kankası ayağını kırar. Bir hafta
alçıda kalacaktır ve bu zor gününde Mehmet kankasına ve kedisine
bakmaya başlar. 


TAM BASIN TOPLANTISI AKŞAMI....



"Hadi bakalım kanka. Kumandayı al, tv izle; ben çıkıyorum. 
Dua et de, Serap'ın gözünde iyi bir etki bırakayım!"



"Merak etme abicim, hem yakışıklı, hem karizmatiksin,
tamam biraz maçosun ama yakışıyor kankama. Hadi bol şans!
Yalnız sana zahmet kanka, gitmeden Miniş'in kumunu
temizlemen lâzım yoksa çiş yapmaz!"


" Allah'ım ne olur kimseler görmesin ünlü maço savaş muhabiri
Mehmet Foçalı'nın kedi kakası temizlediğini!"



" Sahi kanka gitmeden Miniş'in mamasını koymayı unutma."



"HAY! Sitt!....Her yerde niye su kabı var? 
Çorabımın teki ıpıslak oldu!"



"Kanka ya bol su içsin dedi doktor oraya, buraya su koyuyorum unuttun mu?



" Grrrrr!:...ıslak çoraptan nefret ederim!"



" Hiii! Abicim! Camı açık unutmuşsun! Miniş karanlığı
çok sever! Bu miyav miyav ses onun galiba!"



"Pencere mi?! Ol'm sen hava alacağım
aç demedin mi? LANET!"



" Dedim ama sonra kapatacaktın. 
Miniş ağaçtan inemez. Benim ayağım kırık. Sen
indirmelisin kanka."



"Oğlum tam sırası! Basın toplantısına 15 dakika var!
Kedi değil mi? Çıktığı gibi iner! "



"Tamam kanka, sen git. Geç kalma. Zaten komşunun
pitbulu usludur di mi? Bir şey yapmaz inşallah.
Zincirini filan....üüüüü!.... "


"Allah seni kahretmesin! Duygu sömürüsü yapmasan olmaz zaten!
Lan tam buldun ayağını kıracak zamanı! Tamam! Tamam! Gidiyorum!"



"Sen dünyanın en iyi dostusun!
"Çocuğum gel" dersen gelir."


"Minişşş! Minişşş! Gel çocuğum! Gel Allahaşkına!
Lan! Canımdan bezdim! Gerzek kanka!"



Mehmet, epey bir uğraştan sonra Miniş'i yakalayıp eve getirmeyi başarır.
Ancak suratına epey çizik yer.  

Basın toplantısına geç kalmamak için üstünü başını
değiştiremez. Sadece ıslak çoraptan nefret ettiği için 
çorabının ıslanan tekini son saniyede değiştirir ! 


Aceleden   başka renk çorapla değiştirmiştir. 




İGC BASIN AKADEMİSİ'NDEN VİDEO HABER DESTEĞİ | İzmir Gazeteciler Cemiyeti

"Mehmet Bey neden yüzünüz tırmık içinde?"
"Mehmet Bey, üstünüz başınız niye perişan?"

"Mehmet Bey çoraplarınız farklı renkte bir sebebi var mı? Bir mesaj mı 
vermek istiyorsunuz?"



"Şey, basın toplantasına on beş dakika kala
ağaçtan kedi kurtarma operasyonu yaptım, 
çorabım da kedinin suyunu dökünce....."

TELEVİZYONDAN TOPLANTIYI İZLEYEN SERAP  ETKİLENİR


"Hmmm! Bak sen! Bizim maço ağaçtan kedi kurtarmış!
Dünyanın sonu geldi galiba!"



"Hihihihi!  Bence ikiniz birbirinizi için yaratılmışsınız."


DAHA SONRAKİ GÜN 


Mehmet, Serap'ın buzlarını kırmak ve ona romantik bir erkek de olduğunu ispatlamak için kankasının planını dener. Hazır yan yana evlere taşınmışken akşam ay ışığında gitarla serenat yapmayı planlar. Ancak, onların adım adım peşinde olan paparazzi Tarık da oradadır! 



" Ay ışığında saçların parlayan yıldızlar gibi...."



"Bu sefer yakaladım seni! Hani ikiniz düşmandınız? Sahtekarlar!"


"Graaghh! Seni paparazzi bozuntusu seni!"

"İMDAAATTT!"



SESLERİ DUYAN SERAP BALKONA ÇIKAR




"Hiiii! Erkek şiddeti! Ve Mehmet Foçalı! 
Şaşırdık mı? HAYIR!"


" Allah seni kahretsin! Her şeyi mahvettin! Defol!"


Mehmet, telefondanki  resmi siler ve adam kaçar.  Mehmet, masum olduğunu anlatmak istese de Serap kızar ve dinlemez içeri girer.  Ancak, bu olanlar güzel kızın panik atak annesini çok korkutmuştur. Kocası kanserden öldüğünden beri, güzel kızının bir gün evlenip gitmesinden ve yalnız kalmaktan ÖLESİYE KORKMAKTADIR. Ve sonraki gün Mehmet'le evlenip sosyeteye hava atmaktan başka amacı olmayan Çiğdem'i bulur.



"Çiğdem hanım siz misiniz?" 



"Evet benim. Siz kimsiniz?"


"Ben Serap'ın annesiyim. Kızım olmadan yapamam! Yalnız
kalmak istemiyorum! Yalnız ölmekten ödüm kopuyor!
Serap'ı Mehmet Foçalı'dan ayırmamız lâzım!"



"İşte bu çok iyi. Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz!"
diye düşünen Çiğdem artık Serap'ın annesiyle ortak entrikalar çevirecektir.


Serap'ın annesi emekli öğretmen ve feministti. Kızı gibi mavi gözlü, doğal sarışın olan kadın, kızını da kendisi gibi yetiştirmişti. Hatta Serap 18 yaşındayken kızın güzelliği mahallede destan olmuştu ve ikidebir görücüler geldiğinde bakın ne yapıyordu?



"HU..HUUU  komşum! Mahallemizin güzel prensesi
için bu akşam müsaitseniz....."


"Ben prenses değil, feminist bir evlat yetiştirdim.
O sizler gibi kafasına tokalar takıp, koca peşinde koşmayacak!
Kariyer yapacak! Hadi başka kapıya!" 




"Aşkolsun ama teyzeciğim! Kız gördün mü yine kovulduk!"

"Feminist ne kız?"

"N'olcak ayol cadı kadın gibi bişi herhalde!"


Mütevazi mahallede günler böyle geçerdi. Serap, ünlü bir gazeteci olunca, o mahalleden taşındılar. Ama kızı güzelleştiğinden beri annesinin en büyük korkusu onun bir gün aşık olup, evlenmesi ve kendisini yalnız bırakmasıydı. Ayrıca bir erkeğin kızını mutsuz edeceğine inanıyordu. Feminist olduğun için hiçbir erkeğe güvenmiyor ve kimseyi kızına lâyık bulmuyordu. 


Bir haftanın sonunda kankasının alçısı çıkartıldı
ve Mehmet kendi evine gitti ama Miniş'e alışmıştı.


"Minişşşş!" 







Yazan ve Çizen
Müjde Dural
(Okuru sıkmamak için iç/dış/gün/gece, senaryo formatı atılmış, kısaltılmış, özet halindedir)



30 Ağustos 2020 Pazar

DERYACIĞIMA TEŞEKKÜRLER


ayrıca 
kitapyurdu, idefix, d&r vs. yayınevleri


Bloğa ara verince eskisi gibi olmuyor.  İstisnalar haricinde unutuluyorsunuz. Vefakâr arkadaşlar ise ne kadar uzun ara verseniz de sizi unutmuyorlar. Bu vefakâr dostlardan bir tanesi de bloğun  on parmağında on marifet (yaşam, spor, sağlık, moda, kitap )olan blog sahibesi sevgili    DERYA SOYGUEL  . Bloğunun ismini ilk gördüğümde yaratıcılığına hayran kalmıştım çünkü hem çok hoş, hem de çok sıra dışı bir isimdi: Deli Kızın Bohçası😆

İlk kitabım çıktığında eksik olmasın, diğer kitap çıkartan arkadaşların yanısıra beni de unutmamış; Begonvilli Ev'e de yer vermiş, bloğunda paylaşmış. Bu bana hoş bir sürpriz oldu. Haberim yoktu; birkaç gün sonra sevgili blog arkadaşlarımdan  SEVİL 'in İnstagram ve Facebook paylaşımında haberim oldu.  

Derya, kitap bloğu olan arkadaşlarımdan değil (yani sadece kitap paylaşımları yapan blog demek istiyorum) yine de kendiliğinden kitabımı paylaştığı için çok duygulandım. Kendisine desteği için buradan da çok teşekkür ediyorum. Sağol Deryacığım.





19 Ağustos 2020 Çarşamba

BEGONVİLLİ EV KAPAK ve YAZISI





Tek tek isimlerini şu an sayamayacağım sevgili arkadaşlarım, Begonvilli Ev'i  bloğumdan hatırlayacaksınız. 😊  Aradan üç yıl geçti. 

Üç sene önce birbirinden güzel yorumlar yazdığınız, takip ettiğiniz Begonvilli Ev, kitap olma sürecinde çok değişti. Gerçek yaşamdan, birebir tanık olduklarımdan çok şeyler bulacaksınız ama spoiler olmaması için neler gerçek, neler kurgu yazamıyorum.  Hissedeceğinizi tahmin ediyorum. 

Dizi tadında olsun, sürükleyici olsun, okur hiç sıkılmasın istedim. İnşallah öyle de oldu. Okuyacak olan herkese şimdiden çok teşekkürler. ♥♥♥

Başta www.sapiensyayinlari.com  olmak üzere, kitap yurdu, idefix, kidega, d&r, amazon.com.tr gibi hemen tüm kitap sitelerinde satışa çıktı. İnşallah bir gün tv dizisi de olur. :)


13 Ağustos 2020 Perşembe

BEGONVİLLİ EV KİTAP OLDU





Begonvilli Ev'i çoğunuz hatırlayacaksınız. İşte o kitap oldu. 😊 Sapiens Yayınevi'ne çok teşekkür ediyorum bana bu fırsatı verdiği için. 

Tabii çok değişti kitap olma yolculuğunda. Alacak olanlar keyifle okurlar umarım.  Başta sapiens yayınları olmak üzere şu anda hemen tüm kitap siteleri ve amazon.com.tr de satışa çıktı.😊  



Kitabımın tanıtımıyla ilgili  sapiens yayınları instagram hesabındaki canlı yayını izlemek isterseniz:



İlk kez canlı yayın ve çok heyecanlandım. Telefon tutucunun azizliğine uğradım, düştü filan,  Öyle bir tutucuydu ki sadece yatay konuluyordu.  Yayında ise dikey koymak gerekiyormuş. Öyle olunca telefonu nereye koyacağımı, nasıl sabitleyeceğimi bilemedim. Bir panik! Sormayın gitsin:))Elim, ayağıma dolandı. Söylemek istediğim çok şeyi unuttum. Yine de izleyenler beğendiklerini söylediler ve ben tüm bu heyecan ve paniğime rağmen çok keyif aldım. :) Heyecanımı yayınevinin değerli yayın yönetmeni Gökçe hanım sayesinde epey belli etmemeye çalıştım:) 





3 Mayıs 2020 Pazar

KARPUZ APARTMANI - 46. Bölüm


Geçen bölümün sonunda, üçkağıtçı Che Niyazi'nin eşi, kocasını takip etmek için komşuların tavsiyesiyle, kılık değiştirmeye karar vermişti.  (Bak:45. bölüm)



"Buyrun?"
"Covit19 için ev halkının ateşini ölçüyoruz."



"Aaa! Allah razı olsun. Ölçün bakalım. Aşkım
gel ateşlerimizi ölçtürelim. Hehehehe. "


"Geldim hayatım."

O sırada apartman komşuları neredeyse unutulmaya başlayan bir geleneğimizi yerine getirmeye hazırlanıyordu.


"Eveeet, herkes gönlünden kopanı verdi tost makinamızı aldık.
yeni taşınan komşumuza güle güle oturana gidelim hazır mıyız?"


"Biz hazırız."


"Ben de hazırım. Hadi gidelim."


çelik kapı ile ilgili görsel sonucu

Kapında  R. A. ELİBOL yazıyordu 
"ZZZZRRRRR..."



"Hoşgeldiniz, buyrun."


"Efendim güle güle oturun, bu hediye
hepimizden, en yaşlıyım diye
takdim etme görevini bana verdiler. Buyrun."



"Aman efendim ne zahmet ettiniz? Çok teşekkürler."



"Güle güle kullanın."



"Aaa! Tost makinesi. Çok teşekkürler.
şey, kolonya buyrun. Ben de çay koyayım."




"Saime, dikkat et! Bir damla damlatacaksın!"

"Dur! Yavaş! Hah! Kaldır şimdi!
Bir şişe kolonya kaç para!" 


Az sonra hava karardı. Ama ev sahipleri ışıkları bir türlü yakmıyordu. Karanlıkta oturmaya başladılar. 


"Efendim ben çok tutumluyumdur. Karanlıkta oturunca
elektrik faturası yarı yarıya geliyor. Alıştık."


Az sonra Saime hanım çayları getirdi. 
Yanında büzülmüş, kurumuş çay poşetleri vardı.

"Buyrun efendim."



"Benim çay poşetim kullanılmışa benziyor."



"Benimki de..."



"Biz tutumluyuz efendim, hiçbir şeyi ziyan etmeyiz;
 kullanılmış çay poşetlerini atmıyoruz, tamamen
beyaz olana kadar kullanıyoruz.


"Evde içmiştim ben almayayım.
Hem ziyan olmasın."


"Çay bana çarpıntı yapıyor."



"Anneee çişim geldi."


"Bak şurası banyo ama sakın sifonu çekme e mi küçük?"



"Çekmesin mi? Ama ayıp olmasın?..."

"Ayıp olmaz, biriksin gece yatarken çekiyoruz.
Su faturası çok gelmesin diye."


"Öyle çiş yaptın sifon ! Çiş yaptın sifon!
Dünya su faturası gelir. Büyük tuvalet olursa başka..."



"Size doyum olmaz, komşular biz kalkalım artık koltuklar
aşınmasın hem. Ehem ehem:)"
"Evet, evet, bence de."

KOMŞULAR VEDALAŞIP, 
GİTTİLER. KAPI KAPANDI.
Ama SESLERE KULAK MİSAFİRİ 
OLMADAN EDEMEDİLER. 

çelik kapı ile ilgili görsel sonucu

"Saime! O tost makinasını yine kutusuna koy, fiyongunu tak.
Birine güle güle oturuna gidersek hediye ederiz."



" Aman Allah'ım! "



"Boşver canım, bir daha gitmeyiz olur biter.
Eşine acıdım ama. Kadıncağız çok mahcup oldu."

O SIRADA ÖTEKİ 
APARTMANDA İSE DURUM ŞÖYLEYDİ😂


"İMDAAATTT ADAM ÖLDÜRÜYORLAR!"


"KARICIĞIM BEN ETTİM SEN ETME AAHH!"


BİRKAÇ GÜN SONRA...

mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Clark Behlül geldi.


"Komşular, doktora gittim, maalesef kansermişim fazla
vaktim kalmamış. "



"Çok üzüldük. Sizin için ne yapabiliriz?"

" Hep istediğim bir şey vardı. Gençken Kirk Douglas'ın
Vikingler filmini izlemiştim. O gün, bu gün ölürsem
cenazemi Viking cenazesi gibi kaldırsınlar derdim."


"Viking cenazesi mi Behlül Bey amca?"


"Evet, vasiyetim bu. N'olur söz verin. 
Tüm malımı, mülkümü de barınaklara ve 
yoksullara bağışladım. Kimsem yok."


 "Söz elimizden geleni yaparız."


"Viking cenazesi nasıl oluyormuş ki bre?"



KOMŞULAR "EVET" DEDİ.
VE GÜNLER GEÇTİ....

mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

BİR GÜN ACI HABER GELDİ.
CLARK BEHLÜL VEFAT ETMİŞTİ. 


Komşular törende hazır bulundular. 

"Bizi yaşlılığımızda birbirimize düşürmüştü çapkın.
 Allah günahlarını affetsin."(bak: 34.bölüm)



" Çok çapkındı ama yine
de renkli bir kişiliği vardı."


" Seninle sahte nikah kıydım, epey paranı yedim. 'Cenazeme her zamanki gibi dekolteyle gelmezse affetmem' 
 demişsin, al geldim işte, uslanmaz çapkın!. "



"Allah taksiratını affetsin Behlül amca."


"Seni hep şu siyah-beyaz resminle  hatırlayacağız
çapkın." (bak: 34. bölüm)



Komşular okçuluk sporu yapan bir komşularına
rica etmişlerdi. Kızcağız bu ilginç son isteği
seve seve yerine getireceğini söyledi.

Balıkçılar da çok eski, işe yaramaz bir kayığı bu iş için verdiler. 
Okçu, dikkatle nişan alarak yanan oku kayığa fırlattı. 
Önceden kayığın içine tutuşacak bolca çalı çırpı, koymuşlardı.


Ve Clark Behlül istediği gibi 
"Norse" cenaze töreniyle gitti. 




Not:  Efsane oyuncu Kirk Douglas'ın anısına sevgi ve saygıyla. 
Yazan ve Çizen:
Müjde Dural



BÖLÜMLER:

KARPUZ APARTMANI 23