20 Eylül 2018 Perşembe

SORUN KADININ SAÇINDA DEĞİL; ERKEĞİN KAFASINDA

Arkadaşlar,  senaryolarımın çekilmesi için siyasete, dini konulara bulaşmamaya karar vermiştim ama ülkemizde yıllarca bir 'sorun' olarak kabul edilen ve üstünde çok şey söylenen, çok farklı görüşler olan kadının saçını kapatması - açması, türban /baş örtüsü takması- takmaması konusunu masaya yatırdığım bir yazım vardı. Bunun dini ve siyasi bir sorundan çok  psikolojik ve sosyolojik  ve çok farklı boyutları olan bir konu ve sorunun kadının saçında değil, erkeğin kafasında olduğuna inanıyorum. 

İnandığımı yazmak mı, senaryolarımın çekilmesi mi daha önemli diye düşününce ilki ağır bastı ve yazdım. Düşüncelerim, düşündüklerim yüzünden senaryolarımı çekmeyecek olan çekmesin.  Haliyle uzun bir yazı oldu. Konu o kadar çok yönlü ki. Okumak isteyenlere kolay gelsin:)

Öncelikle bu bir 'türban takmayın' yazısı değildir. Tersine, isteyen kafasına istediğini taksın ama takarken de nedenini, niçinini araştırsın, sorular sorabilsin yazısıdır. Kısaca ister tak, ister takma, takan takmayana bir şey demesin; takmayan da takana bir şey demesin.:) Özgür olalım, soru da sorabilelim.:) 

Ve en önemlisi dünyanın da, ülkemizin de 1000'lerce sorunu varken, kafamızı açmak-kapamak yüzünden birbirimizle düşman olmayalım değil mi?

MÜSLÜMANLIĞIN EN ÖNEMLİ SORUNU KADININ BAŞINI KAPATMASI MI?

Şimdi yıllardır ama yıllardır merak eder dururum. Neden din denince, İslam deyince,  Müslümanlık denince, büyük bir kesim insanın aklına sadece  "kadını kapatmak" ile ilgili konular geliyor? Niye başka konu gelmiyor? Kuran'da, dindeİslam'da  kadını kapatmak, saçı örtmek, başörtüsü DIŞINDA başka konu yok mu? Dinin en önemli konusu kadının saçı mı? Başka önemli konu yok mu kadınların kafasındaki kıllardan başka? Allah kainatı, insanları yaratırken ençok kadınların kafasındaki kıllarla mı ilgilenmiş?

Bildiğim kadarıyla

İnsan  öldürmemek, hak yememek, açgözlü olmamak,
hayvanlara eziyet etmemek mesela bir eşeğe kaldırabileceğinden aşırı yük yüklememek, hırsızlık yapmamak, kul hakkı almamak
yalan söylememek; gıybet etmemek, iftira atmamak, namaz kılmak, oruç tutmak, Hac'ca gitmek, zekat vermek, anaya, babaya iyi davranmak, evlatlara iyi davranmak, faiz almamak, faiz vermemek gibi bir dolu  konu daha var. 

Bu kadar konu varken niye din deyince, Kuran deyince, Allah'ın emirleri deyince akıllarına sadece kadının kapanması geliyor? Niye öteki konular gelmiyor? Bunda sizce de bir tuhaflık yok mu? Mesela Kuran'da yani dinde  FAİZ ALMAK - VERMEK YASAKTIR. HARAMDIR. Bu konu niye hiç gündeme gelmiyor?

Faiz konusuna aşağıda tekrar döneceğim şimdi kadınları kapatma konusuna devam edeyim:

BİR ERKEK NİYE 5 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU KAPATMAK İSTER?

Şimdi bir erkek sürekli "Kadınları kapatalım"  "Kadınlar okula gitmesin" "kadın çalışmasın", "Kadın süslenmesin"  "Kadın kısa kollu giymesin"  "Kadın pantolon giymesin"  "Kız çocuğu şöyle giyinmesin"  "Kadın şort giymesin" "kadın sokağa çıkmasın" diye şikayet ediyorsa aslında

"Ben sapığım, 5 yaşında çocuktan bile tahrik oluyorum. Onları kapatın ki günaha girmeyeyim."

demek istiyordur.

Bugün böyle bir haber gördük gazetelerde:Haberin orijinal linki



Müdürün mesajı Burdur'u karıştırdı

Söyleyen çocuklarımızı eğitecek olan bir eğitimci ! ! ! Haberin bir kısmını utanıp mozayiklemişler görünmesin diye. Ama yazmışlar.

Demiş ki, " Bir kadın süslenip, püslenip sokağa çıkarsa, erkekler ona şehvetle bakar (kendi öyle bakıyor ki, herkesi de kendi gibi sanıyor.)ve o kadar erkekle zina yapmış sayılır."


Şimdi bu paylaşımı yapan canlı türü gibilerin akıllarının fikirlerinin kadınların giysisiyle, ne giyeceğiyle, ne giymeyeceğiyle bozduklarının arkasında % 99.9 sapık olmaları yatıyor. Bunlar kadın kolu, saçı, bacağı giyince kuduruyorlar ve o yüzden sorunun kendilerinde olduğunu bildikleri halde, kadını kapatarak kendi sapık dürtülerini engelleyeceklerini sanıyorlar. Sorun kendilerinde olduğu halde, kabahatı kadınlara yüklemek işin kolayı.

Şimdi düşünelim:

Allah bize niye akıl vermiş? Allah bize niye beyin vermiş? Düşünmek ve soru sormak için değil mi?

Yoksa bizi ROBOT gibi yapardı. Akıl vermezdi, beyin vermezdi. Hiçbir konuda soru sormazdık. Hiçbir şeyi analiz etmezdik. Hiçbir şeyi düşünmezdik.

Şimdi bu tür sapıklar sorunun kendilerinde olduğunu görmeyip - görmek istemeyip- suçu kadınlara atıyorlar ve bunu da kutsal kitaplara dayandırıyorlar ya,  gerçekten onların dedikleri gibi kadınlar kapatılırsa sapıklıklar önlenir mi? Soralım kendimize.


KADINI KAPATMAKLA TACİZ - TECAVÜZ BİTİYOR MU?

Suudi Arabistan'a bakalım:

Street harrasment in Saudi Arabia paylaşan: dylanwilburn

Videoda Arapça konuşan erkekler var. Tacize uğrayan kadınlar tepeden tırnağa kapalı. Video sesli, Arapça bilen varsa ne konuşulduğunu rahatça anlayabilir. Ben sadece erkeklerin "Yarabbi!" dediğini anladım. Adam hem kadınları taciz ediyor, popolarını elliyor, hem de bir yandan Allah'ı anıyor!!!!


Suudi Arabistan'da sokak tacizcileri (İngilizce kaynak)

Yukarıdaki İngilizce linkte, Suudi Arabistan'da sokaklarda tacizin gittikçe arttığı yazıyor.  Kadınlar takside, arabada ve alışveriş merkezlerinde tacize uğruyorlarmış. Tacizciler arasında çocuklar da varmış. Mesela genç biri arabasıyla, taksideki bir kadını takip etmiş, arabasıyla taksiyi durdurmuş, kadınla konuşmaya çalışmış, kadın reddedince polis çağırmakla tehdit etmiş! Neyse ki, kadın daha önce davranıp polisi çağırmış. (Belki o önce davransaydı kadını suçlu gösterecekti!)


Suudi Arabistan, kadınların tamamının kapalı olduğu bir ülke. Benzer şekilde yine Müslüman bir ülke olan Mısır'da kadınlar sokak tacizcilerinden yakınıyor. İşte bir örnek: Tepeden tırnağa kapalı Mısır'lı kadınlar tacizcileri protesto yürüyüşündeler:



Egyptian woman protests in Cairo




Makale İngilizce, Ben kısaca özetliyorum:

"Ramazan'ın bitişini kutlarken, yaşları 18 - 25 arasında değişen kadınlardan 53 şikayet telefonu gelmiş. Şikayetler cinsel taciz, küfür vs. imiş. 2008 yılında Mısır'lı kadınların % 83'ü sokakta tacize uğradığından şikayet etmiş. Yabancı kadınlar arasında oran % 98.  20 yaşındaki bir kadın cinsel tacizden sonra öldürülmüş. Vaka şöyle olmuş, adam kadını kucaklamaya kalkınca kadın tükürüp, bağırmış. Sonrasında adam kadını yere atıp, tekmelemiş ve birkaç kez ateş ederek öldürmüş.  Mısır'da her geçen gün kadınlara taciz artıyormuş. Kocasının yanında yürüyen kadınlara tacize kalkışan motorsikletliler bile varmış. Ülkede kimi avukatlar taciz kurbanı kadınlara ücretsiz yardım ediyormuş, psikolojik destek sağlayanlar da varmış. Tacize karşı destek grupları, facebook sayfaları açılmış.


Mısır'da sokakta yürüyen kapalı genç kızları taciz
eden gençler. 

Araştırma için bir erkek kadın gibi giyinip, çarşaflı ve çarşafsız olarak Mısır sokaklarında dolaşıp, başına gelenleri gizli kamerayla çekmişler. Slogan olarak 

" Kabahati kadına bulacağına, kendini kadınların yerine koy" 

diyorlar.  Linkte iki video var. İzlemenizi öneririm.  Konuşmalar Arapça ancak olan biteni anlamak için dil bilmeye gerek yok. Mesela kadın bizdeki gibi bir minibüse biniyor, parasını uzatıyor, yanındaki herif hemen bacağını okşamaya kalkıyor. 

% 99 Müslüman ülke Afganistan'dan bir örnek: Sanatçı ve aktivist Kübra Hademi, tacizcilere karşı zırh giyerek sokağa çıkmış ama yine de kurtulamamış. 

27 yaşındaki Kübra, Afganistan'ın başkenti 
Kabil'de metal zırhla dolaşarak tacizcileri protesto ederken. 
(18 Ocak 2016)



Maalesef yine İngilizce olan kaynakta özetle şöyle yazıyor:

" Zırh giyerek cinsel tacizi protesto eden kadın taş yağmuruna tutuldu.  Sekiz dakika süren protestosunda taşlar atılınca bir taksiye binerek gitti. Şu anda evinde saklanıyor ve hayatından korkuyor. Kübra daha 4 yaşındayken elle tacize uğramış, birisi poposuna dokunmuş. Bağırınca destek gelir diye ummuş ama tersine " Seni o...pu! Ne hakla bağırıyorsun? Hoşuna mı gitti?" demişler!


KAPANMAK KADINI ÖZGÜRLEŞTİRİYOR MU?


Kapanmak kadını özgürleştiriyorsa, Suudi Arabistan, Afganistan, İran vs. gibi şeriatla yönetilen İslam ülkelerinde kadınların çok özgür dört dörtlük yaşam standarlarında yaşıyor olmaları gerekir. Bakalım öyle mi?

Suudi Arabistan'da

Kadınların oy kullanmaları daha düne kadar yasaktı. 2015 yılında oy kullanma hakkına sahip oldular.
Kadının araba kullanması yasak
Kadının tek başına sokağa çıkması yasak
O yasak, bu yasak....e, bu mu özgürlük?

Afganistan'da kız çocukların okula gitmesi yasaktı.
Hala da okula gitmek isteyen kızların yüzüne kezzap atılıyor.
Türkiye'de de okula giden, çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar diyen çıkmadı mı?

Afganistan'da taciz kadınların her gün karşılaştıkları bir olay. Kapanmaları tacizi önlemiyor. Yüzlerine kezzap atılması günlük olaylardan. Müslüman bir ülke olan Afganistan'da kadınlar laiklik gidip de şeriat gelince tüm haklarından oldular. Dedesi yaşında insanlarla zorla evlendirilmek sıradan bir olay, karşı gelenler koca işkencesi, kayınpeder, kaynana işkencesi, dayağına maruz kalıyorlar. Tecavüze uğrayan Afgan kadınlarına polis "kuyruk sallamıştır" diyerek suçlu bulup, tecavüzcüyü değil kadını cezalandırıyor. Bu ceza "Zina" denilerek taşla öldürülmeye kadar varıyor. Sonuç olarak Afgan kadınları ya eroinman oluyor ya da gazla kendilerini yakıyorlar. Afganistan hastaneleri gazla kendini yakan kadınlarla dolu. Çok azı kurtuluyor. Kurtulanlar yüzlerinde, vücutlarında yanıklarla dolaşıyorlar. 

İşte kendini yakan Afganistanlı Müslüman kadınlar ve hikayeleri: (İngilizce ama fotoğraflar var)



Afganistan'da 2008'den bir haber bu. Kadıncağızın kocası uyuşturucu bağımlısıymış. ( Müslüman Afganistan dünyanın en çok eroinmana sahip ülkesi. ) kadın kendini yakmış ama kurtulmuş. Vücudunun % 40'ı yanmış. Son altı ayda 47 böyle vaka gelmiş. Yedisi kurtulmuş, 40'ı ölmüş. :(  

Laiklik gidip şeriat yönetimi gelince, kadınların çalışması, okula gitmesi, tek başına sokağa çıkması, örtüsüz sokağa çıkması vs. yasaklanmış.  Ayrıca pederşahi kültüre sahip Afganistan'da her şeyin suçlusu kadın olarak görüldüğünden, bazen erkekler de kadınları kendisini yakmaya zorluyorlarmış.


Afganistanlı Malala Yusufzay

Bildiğiniz gibi sırf okula gitmek istediği için Afganlı küçük kız Taliban tarafından kafasından vurulmuş. Uzun süren tedaviler sonucu iyileşmiş ve Nobel ödülü almıştı.   

1960'larda Müslüman ama laik bir ülke olan Afganistan'a Taliban rejimi ile şeriat gelince, önce kızlı - erkekli eğitim yasaklanmış. Ardından kızların okula gitmesi tamamen yasaklanmıştı. Küçük kız 11 yaşındayken BBC'nin Urduca servisinde takma isimle blog yazarak, Taliban rejiminin zulmünü anlatmaya başladı. Sonunda 15 yaşındayken, Taliban tarafından kafasından ve boynundan kurşunlandı ancak kurtuldu. Hayatına İngiltere'de devam ediyor. 2014 yılında Nobel ödülüne hak kazandı. 

Malala Yusufzay'ın mücadelesi Türkçe kaynak:


Bir başka Afgan kadını Nayeme Azar, kocasından
boşanınca adam tarafından kezzapla yakılmış. Kendisine
12 yaşındaki oğlu bakıyormuş. :(


Yukarıdaki link  "Fabulously In The City" isimli bloğa ait. 2008 yılından bir haberden kısa özet aktardım sizler için:
" Motorsikletli erkekler okula gitmek isteyen kızların yüzlerine kezzap attılar. Hastanedeki kızlardan 17 yaşındaki Samsiya, yüz kere de yapsalar yine de okula gideceğim dedi. 1994'den beri kezzap atmalar Asya'da çok yaygın. 7800 vaka var. "


Şimdi bunlar sadece bir, iki örnek. Afganistan, İran, Mısır, Suudi Arabistan gibi Müslüman ve kadınların kapandığı ülkelerde kadınların tacizden kurtulmadığı açıkseçik meydanda. Demek ki, kapanmak, örtünmek tacizi engellemiyor.  

Kapatmak kadını daha özgür, daha demokratik, daha çağdaş, daha sözü dinlenir, daha saygı duyulur bir konuma getirmiyor. Tersine daha eziliyor,  hakları çiğneniyor, okumasına, tahsiline, araba kullanmak gibi, sokağa çıkmak gibi temel hak ve özgürlüklerine kısıtlama getiriyor. İspatı İran, Afganistan, Suudi Arabistan ve benzeri 'şeriatla' yönetilen, kadınların kapatıldığı ülkeler. Suudi Arabistan'da kadınların oy kullanmaları bile düne kadar yasaktı. Otomobil kullanmaları yasak. Tek başlarına sokağa çıkmaları yasak. E, hani kapanmak kadını özgürleştiriyordu?


KAPANMAK TACİZİ ENGELLİYORSA, OĞLAN ÇOCUKLARI, 9 AYLIK BEBELER, HAYVANLAR NİYE TACİZE UĞRUYOR?

Kapanmak tacizi engelleseydi, erkeklere, oğlan çocuklara olan tacizler için ne yapacağız? Öyle ya, 3 yaşındaki oğlan çocuğa da, 9 aylık bebeğe de tecavüz ediliyor ve bu Müslüman, Hristiyan ülke ayırt etmiyor. Peki, kadın kapatılsın, kadın başını açmasın, erkek çocuğa ve bebeğe de mi türban takacağız? Allah, neden sadece kadınların kapatılmasını emretmiş? Neden erkek çocukların, bebeklerin kapanmasını emretmemiş? İkisi de tecavüz, ikisi de korkunç. İkisi de ölümle sonuçlanıyor.  O zaman kadının kapatılmasının arkasındaki neden tecavüzden korunma değil mi? Başka bir şey mi? Ne o zaman? Ne olabilir? Yani Allah, Allah olması sebebiyle kadın kullarını korurken, erkek kullarını da korumak isteyecektir. Neden bir tanesinin 'tesettüre' girmesini emretmiş de, diğerinin emretmemiş?

KADIN KAPANINCA EVLENMEK AMAÇLI TANIŞMA/ BEĞENME/AŞIK OLMA NASIL OLACAK?

Düşündüğüm bir şey daha var.  Erkek tarafı, kız tarafına 'kız istemeye" giderken

"Allah'ın emri, peygamberin kavliyle, kızınızı oğlumuza istemeye geldik."

der.  Değil mi? Buradan evliliğin Allah'ın emri olduğu ortaya çıkıyor.  Peki, Allah kadın ve erkeği birbiri için - evlenmesi - için yarattığına göre, kadını tepeden tırnağa kapatırsa, evlilik nasıl gerçekleşecek?  Evlenmek için  iki cinsin birbirini GÖRÜP BEĞENMESİ, elektrik alması, hoşlanması, nihayet aşık olması lazım değil mi? Bir erkek tepeden tırnağa kadar kapalı, yüzü gözükmeyen, sadece gözleri gözüken bir kadını görüp nasıl hoşlanacak, nasıl aşık olacak, nasıl evlenme teklif edecek? Benim aklım almıyor...


Yani kapalı kutu gibi.  Görücü usulüyle diyelim ki, istetti. İyi de kutudan çıkanı beğencek mi? Beğenmeyecek mi? Ya beğenmezse? Ayıp olmasın diye beğenmediği biriyle mi evlenecek? Ya da beğenene kadar kutu mu açtıracak? :)

Şunu demek istiyorum: Allah hem kadını ve erkeği  evlenmesi için, birbirine aşık olması, birbirini beğenmesi için yaratıyor ama kadına kapanma emri veriyor! İkisi birbiriyle çok çelişkili. Bir genç çarşaflı bir kıza nasıl aşık olacak?

40 DERECE YAZ SICAĞINDA, PARDÖSÜ GİYMEK

Kapanma konusunda çok tuhaf gelen başka şeyler de var. Diyelim ki, yaz günü otobüstesiniz, hava dışarıda 40 derece sıcak. Otobüsün için belki 45 - 50 derece. Erkekler tiril tiril kısa kollu gömleklerle rahatlar. Başları açık. Boyunları açık. Ama kadınlar o sıcakta yüzler kıpkırmızı, ha bayıldı - ha bayılacak bir halde, hele menopoza girdiyse sıcak bastıysa mazallah ölebilir o halde! Tepeden tırnağa kapalı, sanki yaz sıcağı değil de, sonbahar, kış gibi pardösü giymiş, kollar kapalı, boyun kapalı, saçlar kapalı. Bildiğin eziyet.

Şimdi Allah merhametlidir diye biliyorum ben. Aksini iddia eden var mı? Peki merhametli yaratıcımız neden iki kulundan birinin böyle sıcakta püfür püfür serin dolaşmasını, öteki kulunun sırf kadın olduğu için kışlık giyinmesini istemiş olabilir? Yazık değil mi kadına?

ERKEĞİN SAPIKLIĞININ CEZASINI NİYE KADINLAR ÇEKİYOR?





Diyelim ki, tanrı kadını erkeklerin bakışlarından, sapıklıklarından korumak için böyle emretmiş. İyi de, erkeğin suçu, kabahatini kadına yüklemek niye? Yani erkek bana kötü gözle bakacak diye ben niye kendimi kapatarak cezalandırıyorum? Benim suçum ne 40 derece sıcakta kışlık pardösü giyiyorum? Erkekler sapık diye ben niye kendimi cezalandırıyorum? Ben diyorum çünkü Allah'ın kulları arasında böyle bir haksızlık, çelişkili bir emir vereceği aklıma, mantığıma, vicdanıma sığdıramıyorum. Benim aklıma, vicdanıma sığmayan bir şey yüce Allah'ın haydi haydi sığmaz. Allah, niye erkeklerin sapkınlığının cezasını kadınlara ödetsin? Kendimi kapatayım, balkona bile çıkamayayım, denizin keyfini kocam çıkartsın, ben baka kalayım? Rüzgar esintiyle saçlarımı okşayamasın ama kocamın saçlarını üfür üfür okşasın, kocam rüzgarın nimetinden faydalansın ben faydalanamayayım? Allah bu deniz, rüzgar gibi nimetleri sadece erkekler için mi yarattı? Kadın da Allah'ın kulu değil mi?

Yüce Allah kulları arasında AYRIM yapar mı? Yani 40 - 50 derece sıcakta kadın ha bayıldı ha bayılacak pardösü ile pişsin, kocası kolsuz gömlekle rahat rahat otursun. Allah bir kuluna "Sen kadınsın, kapan, sıcakta piş, bana ne.", diğer kuluna "Sen erkeksin açabilirsin" mu der? Bir SINAV - İMTİHAN varsa, ki öyle olduğunu kabul ediyorum, şu yukarıdaki fotoğrafa bakınca imtihan sadece kadınlara, erkeklere imtihan yok. Allah erkek kullarını imtihandan muaf tutmuş. 40 derece sıcakta kadın pişecek ve imtihan edilecek bakalım açıyor mu diye, erkek istediği kadar açılacak. Doğum eziyeti kadına, regl eziyeti kadına, e hep eziyet, sınav kadına!


RÜZGARI SAÇLARIMDA HİSSETMENİN GÜZELLİĞİ

Rüzgarı, o serin hava akımının saçlarımın arasında dolaşmasını, okşamasını hissetmek benim için çok önemli. Bu bence saçı olan herkes için bir ihtiyaç. Sıcacık bir günde rüzgar saçlarımı uçuştursun, serinletsin,  püfür püfür, havalandırsın, sadece bir MUTLULUK değil, sağlık, hijyen de işin içine giriyor, saçlar da canlı, kökleri oksijen, hava alacak, terli, yapış yapış olmaması, pis, toz kokmaması için. İki kat sımsıkı kumaşla kapatılmış kafada bu hissi hissetmek mümkün mü? Tanrı'nın lütfu rüzgarı saçlarımda hissetmeyeceğim. Ama erkekler hissedecek. Ve milyonlarca kadının bu hissi hiç yaşamadığını düşününce onlar adına gerçekten üzülüyorum. Hiçbir zaman rüzgarı saçlarında hissedemeyecek:( 

Sadece o da değil, kapansın - kapanmasın İslam ülkelerinde özellikle Afganistan'da tecavüze, toplu tecavüze, akraba tecavüzüne uğrayan kadınlara "Sen kuyruk sallamışsındır, zina yaptın" denilerek suç atılıyor ve taşlanarak öldürülüyor. Afganistan bu tür olayların her gün yaşandığı bir ülke. Kadının değil erkeğin sözüne inanılıyor.

NE KADAR KAPANSAN DA YETERİNCE KAPANMIYORSUN!

Şimdi dinden sadece kadınların kapatılmasını anlayan bu canlı türü için kapatılmanın bir sınırı da yok. Şöyle ki, sorunun kadında değil, kendi zihniyetlerinde olduğunu anlamadıklarından kadını ne kadar kapatırlarsa kapatsınlar, yine de YETERİNCE kapalı bulmayacaklardır.

Saçını kapa, pantolonunu tahrik edici bulacak.

Pantolonunu da kapat, topuklu ayakkabını seksi bulacak.

Düz ayakkabı giy, rujundan huylanacak

Pardösü giy, süslü püslü diye beğenmeyecek. "Dandik tesettür" diye alay edecek.

Çarşaf giy "Yüzü gözü açık etti, kaşı gözü oynadı" diyecek

Sonunda alttakini giydirmeden rahat etmeyecek.





Yani ne kadar kapanırsan kapan, asla yeterince kapanmış olmayacaksın.


Çünkü olay şu bilinen fıkradan ibaret:

"Adam psikoloğa gider. Psikolog adama çeşit çeşit resimler gösterir. Sandalye, televizyon, kedi, ağaç, elma, bulut vs.
Ve  "Resme bakar bakmaz aklına ne geliyorsa söyle" der.
Başlarlar:

Sandalye? Adam cevap verir: Seks.
Televizyon: Seks,
Kedi? Seks,
Ağaç? Seks,
Elma? Seks,
Bulut? Seks.

Doktor kızar:
"Be adam ne resmi görsen seks diyorsun başka şey düşünmez misin?"
Adam cevap verir: "Ama doktor bey, hep ayıp şeylerin resimlerini gösteriyorsunuz!"

İşte bu "hamileler sokağa çıkmasın",  "5 yaşındaki çocuklar kapansın" diyenler bu fıkradaki adamın türevleri. Yani, sorunun kendilerinde olduğunu kabul etmeyen, kadınları kapatırlarsa iyileşeceklerini sanan tipler.


KADINI KAPATTINIZ PEKİ.
SADECE KADINLAR mı CAZİBELİ? 
YA ERKEKLER?


Kapanma konusundaki sorularım ise bu kadarla kalmıyor. Mesela kutsal kitaplarda kadınların kapanması emrinin temelinde kadının 'çekici / cazibeli' olduğunun yatıyor olduğu açık. Yani her emrin arkasında mantıklı bir sebep yatıyor olmalı. Tanrı mantıksız karar vermeyeceğine göre burada "tövbe haşa" demek lazım. Yani yaratıcı koskoca evreni herhalde mantık, geometri, fizik kurallarına göre döndürüyor. Yerçekimi yasaları gibi. O zaman şöyle bir şey aklıma geliyor. Kadını çekici bulduğumuz için kadının kapanması gerekiyorsa, erkeğin de çekici olduğu için kapanması gerekmiyor mu? Ha yani erkek çekici olmazsa, kadınlar erkeklere aşık olmaz ve evlenmez. O zaman da  "Evlenin" diye bir emir olamaz.





Brad Pitt çekici değil mi?
Brad Pitt'e bakan kadınlar 
göz zinası mı yapmış olacak?
O zaman erkeklere tesettür neden yok?

Tövbe haşa Allah erkeğin çekici olduğunu unutmuş olamaz. Kendisi yarattığına göre erkeğin de cazibeli olduğunu biliyor olmalı. O zaman neden sadece kadının kapanmasını istemiş? Erkeğin kapanmasını istememiş? Hiç merak etmiyor musunuz? Ben ediyorum. Bir şeyi merak etmek günah mı arkadaşlar? Yani tanrının ne düşündüğünü merak etmek kullar için doğal değil mi?

Brad Pitt'i bir yana bırakalım. Geçenlerde Suudi Arabistan'da "çok yakışıklı" yani "çekici" olduğu gerekçesiyle  - üç erkeği sınır dışı ettiler. Önce ŞAKA ya da ASPARAGAS sandığım bu haberin GERÇEK olduğunu CNN gibi ciddi bir yayın kuruluşunda da görünce inandım. Biraz altta kaynak (hem de Türkçe)linkini verdim. (Ayrı pencerede açılır.) Okuyabilirsiniz.
Suudi Arabistan - yakışıklı - sınır dışı yazın bir dolu kaynak geliyor.

Şimdi mesela o yakışıklı erkekleri sınır dışı eden Araplar yani Müslümanlar,

"Yahu Allah kadınların çekici olduğu için kapanmasını emretmiş de, erkeklere niye emretmemiş? Onlar da çekici?"

diye masum bir şekilde düşünmüş, sormuş olabilirler de. Bilemiyorum artık....






İşte yakışıklı olduğu için sınır dışı edilen Arap gencinden bir tanesi. 


SAÇ mı, GÖZLER, KAŞLAR, DUDAKLAR mı DAHA ÇEKİCİDİR ACABA?

Sahi aklımı kurçalayan bir şey daha var: Hani saçları göstermeye erkeklere çekici gelmesin mantığıyla yasak koymuş yaratıcımız deniliyor ya, peki bir kadının kaşı, gözü, dudakları saçtan daha az mı çekici, enaz saçları kadar çekici mi? Ben düşünüyorum Divan Edebiyatı şairlerinin şiirlerinde yazdığı üzere yay gibi kaşlar, ceylan gözler, gül dudaklar da enaz saçlar kadar cazip, çekici olmalı. Yoksa bu şiirler, bu benzetmeler yapılmazdı. 


beautiful lips ile ilgili görsel sonucu
E, tövbe haşa Allah bunu bilmiyor olamaz. Peki neden dudaklar da örtülsün, gözler de örtülsün dememiş sadece saçlarla kalmış? Bu soruyu sorunca "Tamam işte Afganistan'da o yüzden yüzleri de burka ile örtüyorlar, sen haklısın" diyeceksiniz. O zaman da sadece türban takanlar Allah'ın emrini eksik yerine getirmiş oluyorlar. Yüzlerini de peçeyle gizlemeleri gerekmez mi? Ne dersiniz?...

Toparlarsam  yukarıdaki örnekler gösteriyor ki:

1) Kapanmak kadını tacizden de korumuyor.  Tecavüzden de korumuyor.

2) Küçük kız ve oğlan çocuklar, hatta bebekler de tecavüze uğruyor. Hatta hayvanlar bile tecavüze uğruyor.

3) Kapanmak kadın ve erkeğin birbirini çekici bulup, aşık olup evlenin emriyle çelişiyor. Ve kapalı biriyle görmeden evlenmenin sakıncaları oluyor. (sonradan mutsuz olmak gibi)

4) Kadın çekici olduğu için kapatılıyorsa, erkeğin çekiciliği neden kapatılmıyor? (Suudi Arabistan'ta yakışıklı bir erkeğin "çok cezbedici" olduğu için sınır dışı edilmesi olayı var.

5) Allah, merhametli ve mantıklı olduğuna göre, kulları arasında niye kadın - erkek diye ayrım yapmış? Niye 40 derece sıcakta kocası tiril tiril tişörtle gezen bir kadın,  bayıldı bayılacak bir şekilde giyinsin istemiş? 

6) Kadınların sadece saçları değil kaş, göz, dudakları da bir erkek için pekala cazibeli, çekicidir. O zaman niye sadece saçları kapatıyorlar?

Bu soruların cevabını bilen var mı bilmiyorum. Ben mantık yürüterek şunu düşünüyorum:  İnsanlar faiz yasak olduğu halde, işlerine geldiği şekilde YORUMLAYARAK, kılıfına uydurmuşlar. Benzer şekilde bu ayeti de işlerine geldiği şekilde yorumluyor olamazlar mı?  

Biraz açayım: başta demiştim ya Kuran'da kadınların kapanmasından başka konu yok mu? diye.

İşte mesela bu konulardan bir tanesi FAİZ konusudur. Müslümanların kutsal kitabına göre faiz almak da, vermek de haramdır. Allah yasaklamıştır. Hatta bir Müslüman faiz alıp, veren bir iş yerinde çalışamaz. Bankada çalışamaz. Altta Kuran'a göre faizin haram oluşuyla ilgili pekçok kaynak bulmak mevcut ben google'da rastgele iki tane link verdim. Araştırırsanız daha başka linkler de var.

Kaynak:    faiz ayetleri;   ve şuradan



Bank Asya'nın açılış töreni...
Bulunanlar: Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Tansu Çiller
ve Fethullah Gülen
Şimdi ben anlamıyorum Allah faizi yasakladıysa,
Müslümanların BANKA ile ne alakası olur?
(Kar payı alıyorlar faiz değil diyerek zekama hakaret etmeyin
faiz kar payı aynı şeydir. Sadece işi kılıfına uydurmaktır. Üçkağıtçılıktır)
inanmayanlar google'a "faizsiz bankacılık YALANI" yazıp tıklasın
Kaynak çok, bilgilensinler. )




Gördüğünüz üzere Kuran'da faiz almak, vermek KESİNLİKLE yasaktır. HARAMDIR. Bu konuda pekçok kesin ayet vardır. Ama günümüzde  Müslüman ülkelerde faiz alınır da, verilir de. Kar payı adı altında. Buna kendilerine göre yorumlama yapmışlardır.

"İşte faizden o kasdedilmemiş de, bu kasdedilmiş"

"Banka faizi kasdedilmemiş hem o zaman banka mı vardı canım?"

" Faizcilik kasdedilmemiş, tefecilik kasdedilmiş"

" O kelime faiz kelimesi değil başka sözcük anlamına gelirmiş."

Müslümanız diyenler çatır çatır BANKA FAİZİ yiyorlar, alıyorlar da, veriyorlar da. (Kredi öderken faiz vermiyor musunuz?) Hatta El Ezher Üniversitesi "Faiz haram değildir" diye fetva bile verdi. Allah'ın açıkça haram kıldığına ve emrettiğine karşı çıktı yani.  Mazallah aynı şeyi bir başkası başörtüsü için yapsa, ertesi gün hakkında ölüm fermanı verilir. 

(El Ezher Üniversitesi'nin faiz haram değildir fetvası - Türkçe kaynak)

Yani, sen Kuran'ın FAİZ ayetini kafana göre yorumlayabiliyorsan, o zaman bu tesettür ayetini de kafana göre yorumlayıp yorumlamadığını nereden bileyim? Ya da o zaman başkası da tıpkı senin faizi kendi işine geldiği gibi yorumladığı şekilde, başörtüsü konusunu da kendi işine geldiği şekilde yorumlar ve mesela der ki, siz yanlış yorumluyorsunuz,  kapanmanın sebebi  Suudi Arabistan'ın ÇÖL iklimine sahip bir yer olmasıdır. Çölde de kum fırtınaları olduğundan ve bu kum fırtınalarının ne zaman eseceği belli olmadığından  ERKEKLER bile kafalarını, burunlarına kadar kapatarak dolaşırlardı. Tıpkı alttaki Tuareg kabilesi erkekleri gibi.  Hala da o şekilde dolaşıyorlar.

Ya da "İslam dini yeni ortaya çıktığında, İslam düşmanları İslamiyete geçen kadınları tanıyıp, bir zarar vermesin, öldürmesin diye, kadınlar kendilerini başörtülerle kapatmaya başladılar. Böylece hangi kadın Müslüman, hangisi değil uzaktan bilinemeyeceğinden, İslam düşmanları onlara bir zarar veremediler. Başörtüsünün sebebi budur." derse ne olacak? Ki, benim bildiğim böyle bir peygamber hadisi de var. Ya da  "Kadınların ziynetleri" sözcüğündeki ziynetten kasdedilenin

"Kızım, böyle boynun, göğsün KUYUMCU DÜKKANI gibi altın gerdanlık, zincir, beşi bir yerde ile dolaşma. Ziynetlerini (mücevherlerini) gizle. Şıkır şıkır (gerçekten de bilezikler, kolyeler yürürken şıkır şıkır şıngırdar) teşhir etme. Ört"

dendiyse?  Olamaz mı? Faizi istediğiniz gibi EĞİP BÜKÜYORSUNUZ da, ziynet mücevher anlamına geldiği halde neden onu vücut organları olarak tercüme ediyorsunuz? 




Kum fırtınalarından korunmak için
Tuareg kabilesi erkekleri
günümüzde bile tesettürlüdür.



Kadınların başlarını uzun  şeylerle örtmelerinin günümüz teknolojisinde, günümüz uygarlığının getirdiği koşullarda çok tehlikeli sonuçları da olabiliyor.



Uzun elbiseler, uzun pardösülerle metroda trene binmek - inmek, otobüse binmek inmek risklerle doludur, pardösü ya da uzun elbisenin eteği sıkışabilir, canına mal olabilir. Yukarıdaki haberde de zavallı işçi kadının başörtüsü makinaya sıkışmış ve maalesef kurtaramamışlar. Fabrikalarda başörtüsü  ya da başka böyle makinanın orasına burasına takılabilecek, sıkışabilecek şekilde giyinilmez. Mümkün olduğunca bir yere takılmayacak, sıkışmayacak şekilde giyinmek gerekir. CAN GÜVENLİĞİ için. Şimdi diyeceksiniz ki, Allah'ın emri mi önemli, can güvenliği mi? Arkadaş Allah herhalde bir işçi kadının can güvenliğini düşünür. Sonuçta o kadının belki çocukları, belki karnında bebeği, belki eşi var, bir anası, babası, ailesi var. Başını orası, burası, ucu, köşesi uçuşmayacak, takılmayacak şekilde bir boneyle de örtebilir. Akıllı olalım değil mi?

SORUNUN BAŞKA BİR BOYUTU


Allah, alemlerin yaratıcısıdır değil mi? Alemler dediğimiz de uzay teleskobuyla baktığımızda trilyonlarca yıldız, galaksi, gezegenden oluşuyor bunu biliyoruz. Bu trilyonlarca gezegende yaşayan tek akıllı, canlılar herhalde bizler değiliz. Öyle olsa Allah bir tek dünyayı yaratırdı. Diğerlerini boşa mı yarattı? Dolayısıyla o bilmediğimiz, henüz çok İLKEL olduğumuz için gidemediğimiz gezegenlerde bizden çok farklı YAŞAM FORMLARI yani biçimleri olduğu şüphesiz. 


galaksiler ile ilgili görsel sonucu

Bunlar uçabilen, ahtapot gibi kafadan 8 kollu, belki su altında yaşayan, belki toprak altında yaşayabilen, belki oksijen değil bambaşka bir gazla hava alan, çok garip görünüşlü, belki tamamen robotik yani metalden ya da etten, kemikten olmayan çok ileri boyutta farklı ve çok akıllı anında istediği yere ışınlanabilen, zihin okuyabilen canlılar olabilir. Onların da kendi şehirleri, düzenleri, kuralları var. Aile kuruyorlar, çoğalıyorlar, bilmiyoruz belki barış içinde yaşıyorlar, belki savaşıyorlar. Vücut biçimi olarak bize hiç benzemeyebilirler, peki onların da dişi-erkek olarak ayrımları varsa, kendi kendilerine veya bilmediğimiz başka şekilde üremiyorlarsa onlar da dişilerin başını örtmesini isteyen bir din var mıdır? Şu koca galaksilerde tanrının işi gücü kalmamış da yarattığı canlıları dişi- erkek olarak ayırıp, dişilerin kafalarını örttürmekle uğraşıyor olabilir mi gerçekten? Ya ben merak ediyorum. 


BAŞ KAPATINCA BAŞKALARINDAN DAHA AHLAKLI, DAHA DÜRÜST, DAHA NAMUSLU OLUNMAK MÜMKÜN MÜ? 

Evet merak ettiğim bir konu da bu. Gazetelerde, internet sitelerinde sevgilisiyle bir olup, kocasını öldürten enaz 20 tane kadın haberi var. Hepsi adli vaka, polis kayıtlarına geçmiş, tüm gazetelerin internet sitelerinde duruyor.  Değerli okurlar üşenmezseniz google arama çubuğuna 

"Eşini sevgilisine öldürttü" yazıp tıklayın karşınıza gelecek. 

Ya da anaokulunda minik çocukları döven, kaynar suyla haşlayan ama başı örtülü kadınları da televizyon haberlerinde GİZLİ KAMERA kaydında gördük.

Demek ki, başı kapatmak insanı daha iyi, daha namuslu, daha ahlaklı yapmaya yetmiyor. 

Ama benim şöyle bir düşüncem var:

Müslüman bir kadın da, bir erkek de  üzerinde görünmez harflerle "başına örtünce dini bütün, iyi, ahlaklı, dürüst olursun" yazan bir kumaş kavramına inanıyorlar. Sanki 'sihirli' gibi. Başına takınca anında iyi ve dini bütün biri oluyorsun. Kapatmayanlar da otomatikman kötü ve dinsiz oluyorlar.

Ama dini bütün ve iyi bir insan olmak o kadar basit ve KOLAY mı?

Yani gördüğüm kadınların çoğu "Başımı kapattım tamam olay bitti ben artık çok namuslu, çok İYİ bir insanım muhteşemim" diye rahatlıyor. Psikolojik olarak belki tatmin oluyor. Tabii sırf eşi ihale alsın veya hükümete şirin gözüksün diye kapananları saymıyorum. 


Ev kadınısınız, kapalısınız, kızartma yağlarının doğaya büyük zarar verdiğini biliyorsunuz tutup üşenmeyip bu yağları biriktirip geri dönüşüm bidonuna götürüyor musunuz? 

"Ay üşenirim, üç çocuk, dünya ev işi yapamam."

E ama iyi bir insan, iyi bir kul, yaşadığı gezegene ZARAR vermemeli. Bu gezegeni ALLAH yarattı. Ona zarar vermek Allah'ı üzmez mi? 

Ya da cam şişeleri çöpe atmak yerine cam şişe kumbarasına götürür müsünüz? Üşenirsiniz. Ama bu da bir İYİLİK. İsrafı önlüyor ve en önemlisi o camlar kırılınca, çöpleri karıştıran MARTI, KEDİ, KÖPEK gibi canlıların dili, ağzı kesiliyor. Ben bunu gözümle gördüm, ben çöpe kırık cam bardağı ,tabak atmam o yüzden. Bir kedi bu yüzden yemek yiyemedi ve açlıktan ÖLDÜ:( Param yoktu o dönem, hiç param yoktu ve maalesef kedi de insana yaklaşmayan bir kediydi alıp veterinere de götürememiştim. :( Hala çok üzülürüm. 

Bakın ne düşünüyorum baş kapatmak KOLAY bir - ibadet olarak alıyorsanız- ibadet türü. Herkes başını kolayca kapatabilir. Uzağa gitmenize, yürümenize gerek yok. Cam şişeleri, kızartma yağlarını götürmek ise kolay değil, yürüyeceksiniz, yorulacaksınız. Demem o ki, iş gerçek iyilikler yapmaya gelince, çoğumuz kaytarıyoruz, "başımı kapattım benden iyisi yok" diye düşünüyoruz. Mesela dedikodu yapıyoruz, Ayşe'ye gidiyor, çayını içiyor, kekini yiyor, sonra Fatma'ya gidip Ayşe'yi kötülüyoruz, akşam da namaz kılıyoruz. Böyle bir komşu tanıyorum o yüzden yazdım.

Ya da hanginiz bir kediyi sokaktan kurtarmak, evine almak, onu ölene kadar elinden geldiğince layıkıyla bakmak ister? Bir can kurtarır? Çoğu kapalı kadın - bizzat sordum- istemedi. Kıl dedi, tüy dedi, çocuğum var dedi, kocam istemez dedi, korkuyorum dedi, dedi de dedi. Bıraktım evine almayı oturduğu apartmanın bahçesine kediler için bir kap SU koyan insan çok az. Koyanlar genellikle kapalı değiller, kapalı olup kedi bakan, su koyanlar da var. Yok değil. Yani bir kadın "Kapandım çok mutluyum" deyince ben ona "Kapandın çok mutlusun ama bu seni olumlu hangi yönlerde değiştirdi? Eskisine göre daha mı yardımsever, daha mı iyilik sever, daha mı paylaşımcı oldun? Artık eline pankart alıp kaplumbağalara zarar vermeyin, köpeklere tecavüz etmeyin diye yürüyüşe mi katıldın?" diye sorunca afallıyor. Ben kapısına gitsem, foklar kürkü için öldürülmesin diye imza istesem korkacak imza vermeyecek. Anlatabildim mi?....yani kapanmak insana olumlu yönde bir şeyler katmalı. Bu var mı? Yoksa sadece manevi olarak bir rahatlıyor musunuz? Siz yine aynı siz misiniz? Ayşe'nin evine gidip çayını kekini içip sonra Ayşe'nin dedikodusunu yapan siz? Başını kapatan ama komşusu kediye su koydu diye o su kabını döken aynı kişi misiniz? Geçenlerde tüm twitter alemi konuştu öyle bir kapalı kadını. Hatta videoya çektiler kedilerin su kabını dökerken. Yani kapanınca bir anda o su döken kadınken, merhametli, vicdanlı bambaşka birine dönüşüyor musunuz? Kapanmak dinen iyi biri olmanıza yetmiyor, tacizi, tecavüzü önlemeye yetmiyor. Psikolojik olarak bir rahatlama mı sunuyor bize? 

Günlük hayatta sabah kalkıp eşinizin, çoluk çocuğunuzun kahvaltısını, öğlen yemeğini yapmanız, ev işleri, bulaşık, süpürge, çarşı pazar, alışveriş bunlar iyilik göstergesi değil ki, bunlar günlük hayatınızın normal akışı.:) Bir evde toplanıp "huuuu!" çekenlere sordum evinize bir kedi alır mısınız diye hiçbiri yanaşmadı. Nasıl oldu bu demeyin, alt katımda toplaşıyorlar tüm apartman "Huuu!" sesleriyle inliyor. 

Ya da başı kapalı bir kadına rastlıyorum sokakta minnacık çocuğunu çocuk ne yapmışsa bilmem bir azarlıyor, bir kızıyor, "Gebertirim seni!" filan diyor. Kaç kez şahit oldum. Kendimi zor tuttum müdahale etmemek için. O çocuğu nasıl utandırıyor, aşağılıyor, korkutuyor, özgüvenini sarsıyor. İleride başarısız bir birey belki hıncını kediden, köpekten, kendinden küçüklerden alan bir psikopata dönüşecek. 

Yukarıda örnek verdiğim minik, küçük iyilikler olarak gözükmesin hepsi de önemli şeyler, iyi insan olmanın gerekleri, atık yağları dökmemek de, denize poşet atmamak da, çöpe cam kırıkları koymamak da ama bunlar kadar önemli çok iyilik var, iyi insan olma var mesela insanlara iftira atmamak, işini iç yüzünü bilmeden atıp tutmamak, taraf tutmamak, örneğin yıllarca bu kesim 

"Namaz kılanları ordudan atıyorlar"

diye yazdı, çizdi, inandı. Sonra ne oldu o ordudan atılanların Fetöcü oldukları meydana çıktı. Bu iftirayı atanların da, gazetelerinde yazanların da, inananların da büyük kısmı türbanlıydı, başını örtüyordu. Bunu kimse inkar edemez. E demek ki, hem başlarını kapattılar, hem de kendi ülkelerinin ordusuna iftira attılar. Peki bu günah değil mi? Başı kapatmakla çelişmiyor mu? Bu iftira 'balyoz', 'ergenekon' gibi davalarda tavan yaptı. Sonradan onların da "kumpas' olduğunu ve başı kapalı dini bütün(!) Fethullah Gülen'ciler ve akp ile birlikte yapıldığını öğrendik. Tabii birileri bunun tüm sorumluluğundan 'kandırıldım' diyerek sıyrıldı.  

Ülkesini düşman işgalinden kurtaran, sıfırdan, yokluktan yepyeni bir cumhuriyet kuran, kadınların üç kez 'boş ol' denince kapı önüne konmaktan, ikinci sınıf vatandaşlıktan kurtaran, pekçok Avrupa ülkesinden yıllar önce seçme-seçilme hakkı veren Atatürk'e nankörlük etmek ve/veya nankörlük edenlere destek olmak da iyi değil kötü insan olmak değil midir? Daha pekçok örnek verebilirim 6 ay maaş almadığı, bitli, tahtakurulu yataklarda yattığı için isyan eden binlerce işçiyi bir anda pkk'lı filan yapmak kötü bir beynin ürünü değil mi? Madem bu işçiler pkk'lıydı yıllarca nasıl yanınızda çalıştırdınız diye sormazlar mı? 

Yani sadece başı örtmekle iyi insan olunmuyor. İyi insan olmak daha başka bir şey. İftira atmayacaksın, gözünle görmeden özellikle iftira atmayacaksın. Hem başını ört, hem rahatlıkla, pervasızca kendi ülkenin ordusuna iftira at. Bu ne iş?

Twitter'da sıksık İmam Hatip okullarının ya da başka okulların sınıflarında gizlice çekilen videolar görüyorum. Bu videolarda başları örtülü kızlar bildiğiniz 'ayıp' hareketler yapıyorlar kendi gibi başları örtülü kızlarla. Ben görünce şok geçirdim. Hadi bunlar kişisel günahlar, kişisel ayıplar, yaşları da küçük ;hadi görmezden gelelim, Allah ıslah etsin deyip geçelim ama orduya atılan iftiralar kitleseldi ve atanların da yaşları küçük değildi. Her yaştan insanı kapsıyordu ve o insanlar sorsanız dini bütün insanlardı!

Demek ki, başı kapatmak iyi insan olmaya yetmiyor. İyi insan olmak çok farklı bir şey.


TÜRBANLI BACILAR NEDEN AMERİKA, LONDRA,
İSVEÇ'e YERLEŞİYOR?

Türban olayının aklıma gelen her boyutunu incelemek, araştırmak istiyorum. Bir boyutu da şu ki, türbanlı bacılar şeriatla yönetilen ülkeleri bıraktım, Müslüman ülkeler dururken, laiklikle, demokrasiyle yönetilen, su gibi içki içilen, su gibi içki satılan, yeniyıl gecesi sokaklarda dansedile, yılbaşı kutlanan, ateisti bol Hristiyan ülkelere yerleşmeyi tercih ediyorlar.

Örnek: Alttaki türbanlı bacılar Amerika'dalar ve göçmen almayacağım diyen Trump'ı protesto ediyorlar. Kızın elindeki pankartta  kırmızı kalemle"Trump'un eşlerinin 2/3' ü göçmendi." ve altında maviyle de "Çoğu Amerikalının yapmak istemediği işleri yapmak için göçmenlere ihtiyacımız olduğunu bir kez daha ispatlıyor" yazıyor!


 
Kaynak: buradan 


Şimdi bu pankarttaki yazıyı ben anlamadım yani bu kız, "Biz türbanlı Müslüman bacılar, Hristiyan ve laik Amerika'da onların yapmadığı pis işleri yapmaya razıyız yeter ki, bizi buradan göndermeyin" mi demek istiyor ki, galiba öyle. İyi de madem Müslümansın, ne işin var Hristiyan, laik, çoğu ateist, su gibi içki içilen, yılbaşı kutlanan bir ülkede?


Her yıl başı, bizdeki türbanlı bacıların bir kısmı  "Kahrolsun laiklik Yılbaşı kutlarken geberenlere üzülmedim, oh olsun, canıma değsin" diye twit atarken, erkekleri de sokakta Noel Baba görüp temsili olarak tutuklarken, bu türbanlı bacıların,  şeriatla yönetilen huzurlu  ülkeleri varken, her Ocak ayında sokakların ışıl ışıl Noel ağaçlarıyla ve  Noel Baba'larla dolu olduğu, içkinin su gibi içildiği, dans edildiği  Amerika' yı seçmelerini anlayamıyorum. Mazoşist mi bunlar?  Laik, içki içen, yılbaşı kutlayan birinin Amerika sevdasını anlayabilirim. Ama kendine Müslüman diyenlerin Amerika rüyasını anlayamıyorum. Anlayan varsa anlatsın ne olur. Bunun türbanla bağlantısını kuramıyorum ben siz kurabiliyor musunuz? Hem kapanayım, hem de Amerika'da yaşayayım. Nasıl bir çelişki bu?


İkinci örnek: Türbanlı, kapalı Müslüman kadınlar İsveç'ten gitmek istemiyorlar.


Bir aydan fazla süredir İsveç'in başkenti Stokholm'de oturma eylemi yapan bir grup mülteci böyle diyormuş. Ben de yeni öğrendim. Yazı oldukça uzun ve ayrıntılı. Ben sizler için kısaca özetleyeceğim. Tamamını okumak isterseniz en altta link verdim.

Eylemcilerin başı Fatma Kavari imiş ve havaların güzel olduğu Ağustos ayından beri arada şehir değiştirerek İsveç hükümetinin onları wikipedia'ya göre %99.9' unun Sünni Müslüman Afganistan'a sınır dışı etmek istemesini protesto ediyorlarmış. Şimdi İsveç, her 10 kişiden 9'unun ateist olduğu bir ülke. Başka bir deyişle dünyanın en az 'din' inancı olan ülkesi. (dileyen araştırabilir.)


24 hours on Stockholm's streets with refugee protesters

Foto Kaynak: the Localse.

The Localse' nin muhabiri, bu Müslüman Afganistanlıların içine girip, onlarla bir süre vakit geçirmiş, dertlerini, amaçlarını anlamaya çalışmış. 

"Bana kuşkuyla bakacaklarını tahmin ediyordum ama iyi davrandılar, hemen çaylar geldi, Afgan usulü  çay içtiler." 

diyerek bunu uzun uzun tarif etmiş (Afgan usulü diye tarif ettiği, bildiğimiz kıtlama çay içmek)  Neyse efendim, sonra bunu grubun sözcüsü olan 17 yaşındaki Fatma ile tanıştırmışlar.  Fatma iki yıldan beri İsveç'te olmasına rağmen çok iyi konuşuyormuş. Afgan asıllı olmasına rağmen hayatının çoğu başka bir Müslüman ülke olan İran'da geçmiş. Konuştuğu başka biri, Hüseyin Akbari (ya da Ekberi)

"Afganistan'ın birçok bölümünde hala Taliban hakim, müzik yasak, müzik yapan çocukları bile canlı bombayla öldürüyorlar. Afganistan'da demokrasi yok."

diyor. Bir başkası "İsveç'te sürekli öldürülme korkusu olmadan, güven içinde yaşayabileceğim" diyor. 

Feyzi ismindeki kişi "Buraya gelmemizin sebebi para, ev, yiyecek değil, Afganistan'da yiyeceğimiz, evimiz var ama özgürlük ve güvenlik yok. Buraya bu yüzden geldik."

Fatma, "Birçok genç insan Afganistan'a geri gönderilmektense intihar etmeye kalktılar. Tüm bunlar beni etkiledi ve onların sözcüsü olmaya karar verdim." diyor.



Foto kaynak: The LocalSe

Fatma "İran'dayken ayrımcılık ve şiddet gördük, o zaman İsveç'e gitmeye karar verdik. Protestomuzun sonuç vermesi uzadıkça, iyimserliğim de azalıyor, sonuç alamazsak açlık grevi yapmaya gideceğiz. Afgan hükümeti hiçbir şey yapamaz, İsveç hükümeti bir şey yapmak istemiyor, İran hükümeti kesinlikle bir şey yapmaz." diye de ekliyor.

Benim makaladen anladığım kadarıyla durum belirsiz. 

Fotoğraflarda gördüğünüz gibi kadınların hemen hepsinin başı örtülü, belli ki, hepsi Müslüman ve Müslüman bir ülkede yaşamayı istemiyorlar. İsveç'e Hristiyan bir ülke ama yapılan araştırmalara göre her 10 kişiden 9'unun ateist:)))  Batı dünyasındaki 'enaz dindar' ülke:)) Bu Müslüman protestocular,  Müslüman Afganistan'ı değil,  ateistlerin çoğunlukta olduğu bir ülkede yaşamak istiyorlar çünkü kendi ülkelerinde laiklik, özgürlük, demokrasi, can güvenliği yok. 

Bu yazıyı " Laiklik kötüdür, hilafet istiyoruz, şeriat istiyoruz" diyen, 3 - 4 yaşındaki bebelere din eğitimi vermek isteyen, her okulu İmam Hatip okulu yapmak isteyen herkese okutmak lazım. 

Ha, ben İsveç hükümetinin yerinde olsam bir tekini bile almazdım. Merhametten maraz doğar. Bunlar şimdi böyleler, yarın bir gün - buraya yazıyorum -

"Sizin İsveçli kızlar başı açık, açık saçık geziyorlar, ortalıkta öpüşüyorlar, üstsüz güneşleniyorlar, bizi günaha sokuyorlar. " ve / veya " Ben filan kafede çalışıyordum ama peçeliyim/ türbanlıyım/ makyaj yapmıyorum diye beni işten attılar şikayetçiyim"

demeye başlayıp İsveç'lilerin huzuru bozmaya  başlarlar.  Demedi demeyin. Adam mecbur sanki kapalı çalıştırmaya! O kafeye gelen kadın/erkek müşteriler fıstık gibi, açık, saçık giyinmiş kızları görmeye geliyor, ne yapsın seni? Müşterilerini mi kaybetsin? İflas mı etsin? Madem şeriat istemiyorsun, ülkende kal ve  ülkene laiklik, demokrasi, özgürlük getirmek için mücadele et. 

Soruyorum türbanlı bacılar, Müslüman erkekler İsveç'te, Amerika'da, Hollanda'da işiniz ne? Niye şeriatla yönetilen Afganistan, Suudi Arabistan, Pakistan gibi Müslüman ülkelere gitmiyorsunuz?


Kaynak ve makalenin tamamı: The Local Se 
The Local Se, İsveç yerel bir haber sitesi.

İsveç'te her 10 kişiden 9'u ateist, dünyanın en az 'dindar' ülkesi İsveç. Kaynak the local se



BİR TÜR KAST SİSTEMİNE Mİ DÖNÜŞÜLÜYOR?

Hindistan'da bir kast sistemi olduğunu ta ortaokul yıllarında okumuştuk. Zenginler, fakirler, daha yoksullar, işçiler vs. kast sistemi vardı ve yoksullar hakir görülürdü, zengin-fakir birbiriyle evlenemezdi filan. Bunu kitaplarda okuduk, filmlerde izledik. 

Şimdi de sanki bir tür 'türbanlı kast' sistemi oluşturuluyor. Bu sistemin ardındaki düşünce sanırım şöyle:

"Biz türbanlılar saraylarda yaşarız, biz her şeyin en iyisine layığız, biz elit / seçkin zümreyiz, biz sınavlara girmeyiz sınav soruları bize önceden verilir, tüm ihaleler bizim kocalarımıza verilir, ülkenin tüm zenginliğine biz sahip oluruz / olmalıyız. Güç bizde artık."






Fotoğraflar twitter'dan...

Bu fotoğraflardaki türbanlı bacılar  Hollywood'da yayılan bir modaya uymuşlar. Hollywood'daki bu moda "Düşen yıldızlar"  ya da yere kapaklanan yıldızlar anlamına gelen "Falling Stars" modasıymış:) Şimdi bu fotoğraflardakiler yıldız mı? Sinema/dizi oyuncusu mu bilmiyorum. Tanımam, etmem bir tanesi elinde paralar tutuyor:), arabadan anlamam söylediklerine göre çok lüks bir arabaymış, öteki de ayaklı kuyumcu gibi kolundaki bilezikleri teşhir ederken, tam üç tane şık sanırım çok pahalı marka çanta takmış koluna:) Bunlar bu akım bahanesiyle

"Bakın biz türbanlı kast sistemini üyesi kadınlar ne kadar zenginiz, pis fakirler"

der gibiler. Bu akımı Hollywood yıldızları çıkartmış iyi de bu kadınlar sinema/dizi oyuncusu olmamalarına rağmen "Biz de yıldızız"  demek istiyorlar. Bu da gerçekten yazımın ta en başında söylediğim gibi psikolojik ve sosyolojik bir durum. 

Tahminim ve büyük ihtimalle eşleri ya da babaları hatta hem eşleri, hem babaları müteahhit filan. AKP sayesinde yıllardır tüm ihaleler bunlara verilmiş ya da market filan açmışlar yine AKP'ye yamanarak, belki 16 yıl önce açlıktan nefesleri kokarken, aniden lüks arabalar, bileziklere boğulunca, herkese göstermek istemiş sonradan görmeler. Tahsil olarak ilkokul anca bitirmişlerdir. Ama ne olursa olsun mühim olan toplumun şu geldiği görgüsüzce nokta. "Bakın bileziklerime! Bakın marka çantalarıma, ilkokul terkim, kıroyum ama para bende." noktası.

Hatta bu 'kast' sistemini öyle ileri boyutlara taşıdılar ki, hani Allah'ı, Cennet'i tekellerine aldılar!

"Sadece biz Cennet'e gideceğiz, sadece biz dindarız, Allah bizim, Cennet bizim, sizler Cehennem'liksiniz, bize oy vermeyenler şöyledir, böyledir, teröristtir, fetöcüdür vs."

(Sanırsınız ki, Fethullah Gülen'i 'muhterem hoca efendi hazretleri yapıp, sümüklü mendillerini saklayanlar biz laiklerdik!)

E, hani ülke krizdeydi - yok yok bunların lideri 'bizde kriz yok' dedi doğru galiba onlarda kriz yok, hani Müslüman bir lokma-bir hırka filan? Ama bu kast sistemindekiler 'bakın bileziklerimeeee!" modundalar. Ülke krizdeymiş ama zaten ülke soyulduğu için krizdeyiz ve soyanların krizde olması beklenemez. Birileri fakirleşecek, yoksullaşacak ki, diğerleri zenginleşsin. Unutun o bir lokma-bir hırka, israftan kaçınma, ziynetlerini teşhir etme, sallama şıngır şıngır öğütlerini....

Şimdi bu yere kapaklanan sonradan görme ayaklı kuyumcuyu gören "Vay canına, ben de başımı kapatayım, benim de eşime ihaleler verilsin" diyecek. Ama diğerlerinden sıra gelir mi bilmiyorum. :) Şaka değil birçok kadın "Bunlarda para çok, bunlara (akp'ye) yamanayım, biz de ihya oluruz" diye düşünüyor. Köşe yazarları keza. Onlara yaranan ihya oluyor. Yaranmak için başlarını örtmekle işe koyuluyorlar. Sonra gelsin "Kabataş'ta derili, üstü çıplak erkek yalanları!". Ne olacak canım, yalan olduğu anlaşıldı ama onlara bir şey olmadı.

BİR BAŞKA BOYUT DAHA: ÜLKEYİ KUTUPLAŞTIRMA ARACI OLARAK  BİRİLERİ KASTEN mi BU SORUNU KÖRÜKLEDİ?

Birileri ki, bu birileri ülkede kutuplaşma olsun, açan - kapatan kadınlar birbirine düşman olsun diye bu konuyu özellikle körükledi, istismar mı etti? 

Başını kapatan kadınlara sokakta sataşmalar, "Burası İran değil" demeler acaba maksatlı ve önceden planlanmış mıydı?

Sizin başınıza gelmemiş olabilir ama başına gelenler var, iyi biliyorum hatta yaşanmış örnek verecektim ama arkadaşım "Boşver abla, yazma" dediği için yazmadım. 

Şimdi de şort giyene tekme atanlar, mini etek giyene "Mini giyersen tecavüzü hak edersin" diye yazı yazan gazeteci bozuntuları yok mu? Bunlara belki birileri para veriyor böyle şeyler yapın diye. Dolayısıyla bir kesim, bir kesime düşman oluyor. Bu düşmanlık nefrete, intikam hissine yol açıyor. Yoksa normalde ve normal zekalı bir vatandaş sokaktaki kadınlara sataşmaz. Ben çocukken yani 60'lı ve 70'li yıllarda böyle bir sorun hiç yoktu. Türban diye bir şey de yoktu. Sonradan Erbakan döneminde icat edildi. Bunu yaşayarak gözlemledik. Anneler, teyzeler, nineler çene altından başörtüsünü bağlardı. Yüzyıllarca da o şekildeydi. Hatta Türkan Şoray'lı eski filmlere bakın bazen o bile rüzgarlı havada eşarbını bağlar, çene altında fiyonk yapardı. Kimin haddine kimse bir şey demezdi. Ayrım yoktu çünkü. O zamanlar ne mutluyduk şimdiki gençler bilmez. :( 

Burada eğer maksatlı değilse sataşanların psikolojisini de anlıyorum korkuyorlardı. Gerçekten İran gibi olmaktan, bu sefer de herkesin zorla kapatılma tehlikesinden korkanlar vardı ama ben hep şöyle düşündüm: Türban yasağı tam tersine baskıcıların işine yarar ve yaradı da. Böyle bir yasak olmasa belki AKP başa bile gelmeyecekti. 

GÖKDELENİN 30.KATINDA OTURUP, BALKONA ÇIKARKEN SAÇLARINI KAPATMAK

Şimdi bu yazacağım sonradan aklıma geldi. 
Benim çocukluğumda yani 60'larda ve 70'lerin başlarında teyzeler, anneler, nineler başlarını yine örter ama sokağa çıkarken örterlerdi. Evde açarlardı, balkonda filan da. Evde de başını açmayanlar vardı mesela rahmetli anneannem evde de başı kapalıydı sanırım iş yaparken (o zamanlar daha elektrikli süpürge icat edilmemiş)özellikle süpürge yaparken ortalık toz oluyor, e o zamanlar yine öyle kombi, doğalgaz yok, haftada bir gün - o da Pazar günü banyo yapılıyor, saçlar tozlanmasın diye sanırım böyle alışkanlık olmuştu. 

Şimdi gökdelenin 30. katında oturan kadıncağız, balkona çıkarken ya aşağıda sokakta erkekler saçımı görürse endişesiyle balkona çıkarken de saçlarını kapatıp çıkıyorlar. Şimdi günde kaç kez balkona çıkacak? Ooo, sayamam yıkamak için, çamaşır asmak için, bir şey çırpmak için, bir şeye bakmak için (sebzeci, kapı çalan biri vs.), çiçek sulamak için. Her seferinde saçını kapat balkona öyle çık. Bunun zorluğundan geçtim, psikolojik olarak insanın psikolojisi bozulmaz mı? Yani her an

"Balkona saçımı kapatmadan çıkarsam ya sokaktaki erkekler benim saçıma bakarsa? Ya günaha girersem?"

korkusuyla yaşamak insanın psikolojisini bozmaz mı? Çünkü böyle düşünmek sokakta gelip geçen tüm erkeklerin potansiyel tehlikeli sapık olduğu anlamına da gelir. Normalde sokakta gelen geçenler ise yine yakın hatta bitişik apartmanlarda oturan insanların belki eşleri, belki babaları, belki dedeleri....yani komşuları! Dolayısıyla komşularından korkarak yaşamak kötü bir duygu. İnsan komşusundan korkmamalı, güvenmeli.  

Ayrıca, ben erkek olsam sokakta yürüyorum evime gideceğim veya evimden işime ya da ekmek almaya gidiyorum yani aklımın ucundan geçmez kafamı kaldırayım, balkonlardaki komşularımın eşlerinin, kızlarının saçlarına bakayım!!!! Böyle biri varsa ölsün daha iyi. 


Sürekli korku, endişe, gerginlik 'ya saçımı ta sokaktan biri görürse?" gerginliğiyle yaşayan bir kadında huzur kalır mı? Kadınlara niye böyle bir korkuyu, huzursuzluğu, tedirginliği yaşatıyorsunuz? Sonuçta kendi evinin balkonu...kendi evinin bir bölümü...insan kendi evinde rahat, huzur içinde olamayacaksa nerede rahat edecek? Balkon sokak değil ki, evimizin bir bölümü...Ben bu kısmı sevgili, sevdiğim bir komşumda görünce üzüldüğüm için ekledim. Kendimi onun yerine koydum, günde belki 30 kez balkona çıkıyorum, her balkona çıkarken panikle saçımı örtmek, korkuyla, endişeyle yaşadığımı düşünüp üzüldüm:( 
Velhasıl, bunları düşünmek gerekir. Allah akıl vermiş, düşünelim diye değil mi?  Ben düşünündüm ve şu sonuca vardım:
Sorun kadının saçı değil, sorun erkeğin kafası.

15 Eylül 2018 Cumartesi

EŞLERİMİZİ NASIL ÖLDÜRSEK? 11. ve FİNAL BÖLÜMÜ


VE TREN DURDU....
istanbul ankara tren bozkırda ile ilgili görsel sonucu




"Kardeş biz iki kişiyi alıp ineceğiz sen yoluna devam edersin
polisi  işe karıştırmazsan seviniriz. Bak ben de emekli baş komiserim valla."



"Komiserim kusura kalma, tren durunca
rapor vermem lazım, ekmeğimden olurum
üç çocuk okutuyorum..."


" Hmm..sen de haklısın.Çocuklar ben makinistin yanındayım siz
o ikisini bulup trenden indirince bana haber verin! Çabuk olun..


people in paris train compartment ile ilgili görsel sonucu


AYŞE ve MERT VAGONLARI ARAMAYA BAŞLADI..


"ÇIKIN ORTAYA KORKAKLAR!
Ner'desin koca hırsızı şıllık!"


Mert, helikopterden inerken gözlüğünü düşürdüğünden
iyi göremiyordu :)


" YAKALADIM SENİ!"

"Oh my God!"



"N'apıyosun salak! Karın değil o yaşlı bi turist!



"Hiii! Pardon teyzecim, öpiim."


istanbul ankara tren bozkırda ile ilgili görsel sonucu

Sonunda Sinem ve Cem'i bulup trenden indiler...
tren yoluna devam etti... makinist de hemen 155'i aradı..


"Şimdi ikinizle yarım kalmış bir hesabımız var.
Değil mi Mert?"




"Üüüü...ölmek istemiyorum!.."


"Ben de...."


" Evet, bizi aldattınız! Boynuzladınız! Enayi yerine koydunuz!
Kahretsin gözlüklerim yok! Göremiyorum!"



"Sen dur! Kör kör bizi vuracaksın! Tövbe tövbe...""

Onlar tartışırken umulmadık bir şey oldu:
" Hep senin yüzünden!!"


"NE! BENİM YÜZÜMDEN HA? SEN 
SÜTTEN ÇIKMA AK KAŞIKSIN ÇÜNKÜ!"


DİĞERLERİNin ŞAŞKIN BAKIŞLARI ARASINDA
BİRBİRLERİNE GİRDİLER :)

"Seni tanıdığım güne LANET OLSUN!"


"ASIL SANA LANET OLSUN!"


"Senin yüzünden herkes BENİ DIŞLADI! "


"ASIL BEN senin yüzünden
İŞİMDEN OLDUM, AİLEMDEN OLDUM!"



"HİHİHİHİ....HARİKA! Allah'ın sopası yok!
Çekirdek isteyen var mı?"


"Ben isterim, hahahahaha!Şunların haline bak!
Vur! Vur! Acıma!.."

"PUHAHAHAHA
Elimizi kana bulamaya gerek kalmadı.
böyle bir intikam hiç birimiz düşünemezdik."


Tam o sırada makinistin ihbarıyla
 özel tim olay yerine geldi:)

(resimlere tıklarsanız zoom yapar)
"ELLER YUKARI! "



"NELER OLUYOR BURADA?"



"SEN HANGİ SAVAŞTAN KALMASIN?!"

 

"ŞEYYY.......!!!!"


cezaevi istanbul ile ilgili görsel sonucu
Sinem ve Cem şikayetçi olmadığından ve kimse ölmediğinden fazla bir ceza almadılar:) 




KOĞUŞ ARKADAŞLARI AYŞE'nin ANILARINI
DİNLEMEYE BAYILIYORDU :)

"Derken tankla bunların arabasını
çatur çutur ezdik mi!"

"Ohhh! Canıma değsin..."

MERT, TEMİZLİK HASTASI OLDUĞUNDAN
HAPİSTE EPEY ZORLUK ÇEKTİ:)


 
METİN'in ARKA BAHÇESİ SAVAŞ MÜZESİ
YAPILDI. KENDİSİ DE MÜDÜRÜ OLDU:)



AYŞE, CEM'i, MERT de SİNEM'i AFFETMEDİ. 
Sinem' le, Cem de bir daha bir araya gelmediler. 



SON



Bölümler:


Yazan ve çizen:
Müjde Dural