23 Şubat 2026 Pazartesi

NEYE ÜZÜLECEĞİMİZİ ŞAŞIRDIK



Edebiyat öğretmeni, kimya öğretmeni olup; atanamadığı için inşaatta çalışırken düşüp ölene mi üzülelim? Boşanmak isteyen kadınların illa ki öldürülmesine mi üzülelim? Epstein korkunçluklarına, bebeklerin, çocukların işkence edilmesine mi (yazması bile çok korkunç) üzülelim? Ülkemizdeki adaletsizlik, hayat pahalılığı, kutuplaşma, mülteci istilasına, koltuğunu kaybetmemek için psikopat narko teröristi şımartan, taviz vere yenilen iktidara mı üzülelim derken, bir de bu yavrucağa üzüldük.

Bilmeyenler varsa, ismi Punch (ben Pançi diyorum) olan bu bebeği anası terk etmiş; büyük ihtimalle esaret altında olduğu için depresyona girmiştir zavallı anası, hayvanat bahçesi yetkilileri de pelüş oyuncak vermişler; zavallıcık oyuncağı annesi yerine koymuş, tutup her yere sürüklüyor, onunla oynuyor, ona sarılıyor. Bazı büyük maymunlar dövüyorlar, itip kakıyorlar, o da üzgün üzgün kaçıp hemen pelüş oyuncağına sarılıyor, onunla uyuyor.

Yukarıdaki korkunçluklar varken bir maymuna üzülür mü insan demeyin. Pançi biziz. Pançi bu dünya. İnsanlar, Pançi'nin hüzünlü, ağlamaklı gözlerinde, kendi terk edilmişliklerini, kendi yalnızlıklarını, kendi ihanete uğramışlıklarını ve tüm terk edilen, kaçırılan, kötü muamele gören, şiddet gören, bebekleri, çocukları görüyorlar. Ben de öyle görüyorum ve keşke bir bahçeli evim olsaydı da, Pançi'yi oradan kaçırıp, evime getirip el bebek, gül bebek bakaydım diyorum.

Pançi'yi almak, onu yalnızlığından, terk edilmişliğinden çıkartıp şefkatle bakmak isteyen çok insan çıkmış dünyanın her yerinden. Umarım gerçekleşir ve iyi bir ailenin yanında o gözler artık mutlulukla, neşeyle bakar. 

21 Şubat 2026 Cumartesi

ŞUNDAN, BUNDAN BİR YAZI


Uykusuz gecelerde sık sık dünyayı, yaratıcıyı, dünyanın bir simülasyon olup olmadığını, ne kadar gereksiz ve cehennemden hallice bir yerde yaşadığımızı düşünürüm. Tabii bunları düşündükçe uykum daha da kaçar.

Mesela, bugün insan denilen; hele hele kutsal kitaplarda "kusursuz, mükemmel" filan denilen insanın, çivili sopalarla şu bebek fok balığını kafasına vura vura öldürüp; sonra da alttaki kadının üstündeki kürk haline getirdiklerini düşündüm. Sebep: Sabahları bilgisayarımı açınca ekranıma kendiliğinden değişik manzaralar yükleniyor. Japonya'da bahçeler, İtalya'da göller gibi. Hatta soru çıkıyor "Bu resmi beğendiniz mi?" diye. İki, üç gün önce Grönland fok balığı çıktı. Alttakine benzer bir resim. İşte oradan aklıma geldi.

Bebek fok balığı


Fok balığının sonu 😢😢😢😢

Hem bu fok balığı, hem geçen uzun uzun yazdığım korkunç Epstein adası olayı, o adada Türkiye'den depremden kaçırılan çocuklar, bebeklerin de olması, ENSAR vakfı,  ülkemizin de Epstein adasından hallice bir ülke olması, tüm dünyada her gün milyonlarca çocuğun sapıklar tarafından kaçırılması, (ABD'de her yıl 30.000 küsur çocuk kayboluyormuş!) - Suudi Arabistan'da kafala sistemiyle hizmetçilere, çocuk bakıcılarına yapılanlar, Hiroşima', Auschwitz, Gazze, Yemen....bunları düşündükçe, şunu sordum kendime;

Bir Tanrı varken, bu haldeysek; olmasa acaba nasıl olurduk? Yoksa biz aslında cehennemde miyiz? Neyiz? Yani dünya dediğimiz yer aslında cehennem mi?

Soruma bir cevap bulamadım. Yani Allah'lı böyleysek, Allah'sız pek farketmezdi galiba. Şu halimizden daha beteri ne olabilir? Ya da sorumu şöyle sorayım: Bir Allah olsa, bu dünya böyle mi olurdu?
***

Şundan, bundan bir yazı dedim ya. Başka bir konuya geliyorum: 
Birkaç gün önce Twitter'da bir tarih araştırmacısının paylaşımına rastladım ki, bunu Atatürk ile ilgili çok uzun yazıma da ekleyeceğim. O yazıda, Atatürk ve cumhuriyet dönemiyle ilgili yalanlar, iftiralara yer veriyorum çünkü. Paylaşım şöyle:

Erzurum'lu Şalcı Bacı ,Şapka Kanunu'na karşı çıktığı için asıldı yalanı.

Bu yalanın kaynağı da Kadir Mısıroğlu'ydu. (Malum Atatürk, Türk, cumhuriyet ve laiklik düşmanlığı tavan yapmış biri)

Şalcı Bacı olduğu söylenen ve idam fotoğrafları sürekli paylaşılan kişi Ispartalı Hasan Kızı Fatma’dır. (o yıllarda soyadı kanunu yok) Para karşılığı "kiralık katil" olarak aynı köyden bir kadını öldürmüştür. Cinayet suçu ile 14 Aralık 1931’de Isparta,Tuzpazarı’nda infaz edilmiştir. Bu bilgiler meclis zabıtlarında vardır.

Erzurum'da Şalcı Bacı diye bilinen başka bir kadın var ama onun idam sebebi çok farklıdır:

Umumhanelere (genelevlere) sermaye topladığı ve Rus/Ermenilere evinde kızı ve parası olanları haber verdiği, işgalden sonra da bu kadının idam edilmiştir.

Kaynak: Didem Akdoğan, İstiklal Mahkemeleri ve Şapka İnkılabının Erzurum’daki Yansımaları, Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Erzurum, 2019. 

***

Bu arada Blogger'da arkadaş takip etme/izlemede bir sorun mu var? Bir hanım arkadaşım izleyici listemin en önlerindeydi. Baktım yok olmuş. (Zaten o yüzden fark ettim; gerilerde olsa fark etmem mümkün değil.) "Acaba bloggerın bir sorunu mu?" dedim; sonra "Belki bir sebepten beni takip etmekten vaz geçmiştir" diyerek, ben de kendisini takipten çıktım ama teknik bir aksaklıksa, "Beni takipten vaz geçmiş" demesin diye buraya not düşmek istedim. (Yıllar önce böyle garip bir durumla karşılaştığımı hatırladım çünkü. Hatta sayfamın ekran görüntüsünü almıştım kendisini takip ettiğimi ispatlamak için) ama buna rağmen onun sayfasında takip etmediğim gözüküyordu. Tam da hatırlamıyorum onun gözünden mi kaçmıştı? Teknik bir tuhaflık mı olmuştu? Yıllar geçti aradan...


Neyse...yine şu yukarıdaki bebek foka geleyim. Yaaa ben bunu öpmelere doyamam yaaa
❤️❤️❤️❤️❤️❤️❤️ keşke Grönland'a gitsem de şunu bulup balık versem, yanaklarını öpsem.

18 Şubat 2026 Çarşamba

TÜM BLOG ARKADAŞLARIMIN RAMAZAN'ını KUTLARIM





31 Aralık'ta tüm blog arkadaşlarıma mutlu yıllar dilemiştim. Yarın da Ramazan'mış. Şimdi de tüm blog arkadaşlarımın Ramazan'ını kutlamak istedim.

(Cadılar Bayramı'nı ve Kurban Bayramı'nı da kutlayacak mısın?" diye merak edenler. Yok; onları almayayım. İlki özenti ve gereksiz geliyor; ikinciye de hayvan sevgim mani oluyor)


Ayrıca günlerdir dünyadaki korkunç olayları yazıyorum; bugün sizleri biraz tebessüm ettirmek için gerçek yaşadığım bir olayı mizahi tarzda yazacağım.

Öncelikle oruç tutacak arkadaşlarıma kolay gelsin derim. Oruç tuttu diye, iftara bir, iki saat kala, karınıza, çocuklarınıza bağırıp, çağıracak, otobüs şoförüyseniz yolculara saldıracaksanız n'oooluur tutmayın.

Geçen değil; ondan önceki Ramazan'da bizzat yaşadım. Twitter'da ertesi gün o kişiyi rezil rusva ettim ama adını - soyadını bilmediğimden rezil rusva olmamıştır. Burada ilk kez anlatacağım:

Şimdi Ramazan günüydü, iftara da bir saat filan var. A101 evime çok çok yakın, yürüyerek 5 dakikada. Kedilere mama alacağım, hemen çıkacağım başka bir şey almayacağım. Acele ediyorum çünkü bir kedi vardı, mama bekliyordu, gecikirsem gidiyor. Beni beklemiyor. A101'de mamayı aldım, acele acele kasaya gideceğim ki, tavuk dolabı var ve tam karşısında peynir vs. dolabı. İkisinin arası daracık. Ancak bir kişinin geçebileceği kadar. Kadının biri çömelmekle eğilmek arasında peynir dolabını inceliyor, kalkmaya niyeti yok gibi.

"pardon"

dedim. İplemedi. Çiğ tavuk, et dolaplarından tiksinirim, üstümü başımı değdirmek istemem dolaba ve kadının kocaman (kusura bakmasın ama öyleydi)poposuna değerek geçmek istemediğim için tekrar ve daha yüksek sesle

"pardon!"

dedim. O zaman yer verdi. Ben de hızlı, hızlı elimde mama kasaya yollandım ki, arkamdan bir erkek sesi benim duyabilmem için (meğer kadının kocası orada ayakta duruyormuş, ben farkında bile değilim, aklım kediye bir an önce mamayı yetiştirmekte)

"Türbanlı olduğun için yaptı" demez mi?

Buyur! Ölür müsün? Öldürür müsün? Ne yapmışım ben? "pardon" demişim iki kere! Kamera olsaydı sesli kayıt yapan kamera yeminle savcılığa verecektim.

" Lan senin karın eğilmişti, başını görmedim ki, koca poposundan, türbanını göreyim." 😂😂😂😂

demeğime çok pişmanım. Bir de " İftara bir saat var diye saldıracak yer arıyorsun. Tutamayacaksan oruç tutma!" demediğime çok pişmanım.

Bunu duyunca kediciğin beni beklediğini bile unuttum. Bir önceki paylaşımımda baldızı beceren cin var ya, işte o cin, benim içimden çıktı. Adama neler dediğimin çoğunu inanın hatırlamıyorum. Kasaya gidecekken yarı yoldan döndüm, yanına geldim. "Sen ne diyorsun? Ne diyorsun sen? " ve "Türban mağduriyeti mi yapıyorsun?" filanla başladığımı anımsıyorum. Öyle bağırmaya başladım ki, kocası olacak salak da, kadın da şoke oldu.


"Bak sakalım da var, sakalıma da bişi diyecek misin?" filan diye zırvaladı. 😂😂😂


Epey ağızının payını verdikten sonra kasaya gittiğimde arkamdan "Bıçaklarım seni " mi ne diyordu. "Hadi gel bekliyorum bıçakla" dedim galiba.

Bu arada orası evime çok yakın ya, çok sık gittiğim için,çalışan kızların hepsi türbanlı ve hepsiyle

"canım, cicim" liyim. Çünkü isimlerini bilmiyorum. Ayşecim, Fatmacım diyemediğim için gencecik kızlar, hepsinin anası yaşındayım canımlı, cicimli konuşuyorum.

"Canım çok tatlı kediler yavruladı bir tane ister misin?" filan böyle abla-kardeşiz. Her gidişimde "Hoşgeldin ablacım" "nasılsın ablacım?" derler. Yani türbanlı diye Kızılcık Şerbeti'nin Kıvılcım hanımı gibi laik atak geçirecek olsam, o kızlarla öyle canımlı, cicimli olmam. 😂😂😂😂😂Kaldı ki, en, en, en sevdiğim komşum da türbanlı ve din, kültür öğretmeni.

Neyse bunu şunun için anlattım. Yani böyle kuduracaksanız, arabanızı deli gibi sürüp, (görüyorum) kedilerimi ezecekseniz oruç tutmayın.

Ben tutmayacağım, rekorum 15 gündür eskilerden. (aç kalabiliyorum ama su içmeden elektrik süpürgesi, yer silme vs. yapamıyorum, mutfağımda halı vs. yok, sevmiyorum, neredeyse her gün siliyorum zaten küçücük mutfak, böyle iş yaparken dilim, damağım kuruyor sebebini bilmiyorum bardak bardak su içiyorum ki, normalde susamam) Yani deist, deist evet tutardım da, yaratıcımıza namaz da kılarım, öyle 5 vakit değil; deist deist dua da ederim Benim deistliğim biraz kendime özgüdür. 😂😂😂


Ha, bir de


"Oruç tutmayan laikler Ramazan pidesi yemesin"


diyen kötüler türedi Twitter'da. (sosyal medyada) Ol'm biz laikiz diye, oruç tutmayacağız diye Ramazan pidesi yemeyeceksek; o zaman siz de Atatürk'ün düşmanlardan kurtardığı ve küllerinden cumhuriyeti kurduğu laik Türkiye cumhuriyetinde yaşamayacaksınız. Gidin Arabistan'a, Afganistan'a. Nasılmışşşşşşşşşş? 😻😻😻 Ayrıca oruç tutan, Atatürkçü, laik milyonlarca insan var. Zeka özürlü müsünüz? Sırf türbanlılar mı oruç tutuyor? Benim apt. komşum H....... hanım da laiktir, Atatürkçüdür, 5 vakit namaz kılmadan duramaz iyi biliyorum. Orucunu da geçen yıla kadar hiç kaçırmazdı artık ya sigara tiryakiliği, stres, ya kullandığı ilaçlar tutamamaya başladı. Allah şifa versin sık sık hastalanıyor. Yani sırf türbanlılar oruç tutmuyor.

Asıl önemlisi bir kutu beyaz peynir 200 lira, kıyma 400 lira, hurma 150, 250 hatta daha pahalısı varken, millet nasıl iftar sofrası kuracak? Nasıl börek, kadayıf yapacak? Valla ben hatırlıyorum kendimden iftara bir saat kala canım hep tatlı çekerdi. Eskiden yufkayı gayet ucuza alırdım ama şimdi 6 adet yufka bile dünya para olmuş! E, bunun sütü var, yumurtası var, yağı var....2018 yılında 4 kişilik iftar sofrası 200 - 400 liraya kuruluyormuş diye yazıyordu! Şimdi 200 liraya bir kalıp peynir alabilirseniz alabiliyorsunuz! Ramazan pidesi almak bile lüks oldu! Araştırmadım bakmadım bu yıl pideyi kaça alacağız diye.


Ne diyeyim? İsmi T ile başlayan malum kişi: Senin Allah cezanı versin, sürüm sürüm sürün e mi? Bu pahalılık da, yukarıda anlattığım "türbanlısın diye yaptı" cı oruç tutamayan salaklar da hep senin eserin, iblis!



COĞRAFYA KADERDİR




Bu akşam, yine sosyal medyadan (Twitter'dan) gerçek payı olduğu için hoşuma giden sözleri paylaştım. Yalnız, birinci paylaşımda ben yine de insaflı davranmak istiyorum. Genelleme yapmak istemiyorum. Yani tüm Müslümanlar, (kadın olsun, erkek olsun) laiklerin de illa oruç tutmasını, illa tesettüre girmesini, illa namaz kılmasını istiyorlar kısmına katılmıyorum. İlla ki, Müslüman olup

"Ya, rahat bırakın laikleri. Benim inancım bana, onun inancı ona, isteyen başını örtsün, istemeyen örtmesin. İsteyen yılbaşı kutlasın, çam süslesin, istemeyen kutlamasın. Size ne? Rahat bırakın insanları. Özgür bırakın. İnsanların yaşam tarzlarına karışmayın. Herkes nasıl mutlu olmak istiyorsa, öyle mutlu olsun."

diyenler de vardır.





Bunu yazan da (ki iki paylaşımı da kim yapmış tanımam, etmem zaten kimse gerçek ismini kullanmaz kolay kolay Twitter'da) doğru söylemiyor değil. Gündüz programlarını izlemiyorum ama izleyenler de katılacaklardır. Anadolunun cehaleti gerçekten tehlikelidir ve hafife alınamaz. Palu ailesini unutmayın. Cinlerle, büyülerle, muskalarla başlayarak nasıl cinayetlere yol açılmıştı? Şimdi hapisteler (umarım tahliye edilmemiştir) 

Bu arada Cumhuriyet rejimi İç Anadolu halkını asla aşağılamadı. 1940 yılında Köy Enstitüleri kurarak, bu "baldızım cin s...ti" diyenleri eğitmeye başladı, Atatürk, "Köylü milletin efendisidir" dedi, topraksız köylüye toprak verilmesi için toprak kanunu çıkarttı.

Köy Enstitülerinde, her köyde o okulun kendi tarlası, kendi arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Mandolin çalmayı, keman çalmayı, bağlama çalmayı öğreniyorlardı. Ağaç, fidan dikiyorlardı. Ziraat, sağlık, inşaat, terzilik, arıcılık, fırında ekmek pişirmek, spor yapmak... daha pek çok şey öğretiliyordu. Güzel sanatlar kolları, tiyatro kolları vardı, şiirler okuyor, Mozart çalıyordu. Maalesef sonradan Amerika'nın ve toprak ağalarının etkisiyle kapatıldı ve sonuç ortada:

Sokakta akraba evliliği ürünü olanlara mikrofon tutulunca,

"Pahalılığı CHP yapıyor! Ekrem İmamoğlu yapıyor!"

diyenlerle baş başa kaldık. 

Coğrafya gerçekten kader.  


Not: Köy Enstitüleri  (wikipedia)

Köy Enstitüleri  (Cumhuriyet) 


16 Şubat 2026 Pazartesi

LGBT İLE BAŞLAR, EPSTEIN ADASIYLA BİTER - 2 -

 



Yazı dizisi gibi oldu ama ilk yazım çok uzun olsun istemedim. Her sabah Twitter'da akılları başlarına gelen Amerikalıların, İngilizlerin yeni videoları ile karşılaşıyorum.

Bu da Twitter'dan resim niye böyle çıktı bilmiyorum. Adam yine bir "trans"babaymış! ABD'de hokey maçında karısına, üç çocuğuna ve bir aile dostuna ateş etmiş. Anne ve bir çocuğun hemen öldüğü yazıyor. İnanın gerisini okumaya içim elvermedi. İsmi Robert Dorgan'mış. 56 yaşındaymış. Google'da aratırsanız çıkıyor. 


İşte bunda da iki eşcinsel erkek evlenmişler. Bunlara LGBT hoşgörüsünden gözü kör olan yargıçlar, toplum bebek emanet etmiş. Meğer adamlardan biri çocuklara cinsel tacizden hüküm giymiş bir sapıkmış. Elleriyle kuzuyu, kurda teslim etmişler. Videoda çocuğun akıbetinin bilinmediği yazıyordu.

Kaynak: (Twitter )sosyal medya

Bu da benim daha önceden yine sosyal medyada, yabancı basında haberimin olduğu bir olay. Eşcinsel çift, iki oğlanı evlat edinmişler ve tecavüz edip duruyorlarmış muntazam olarak! Olay ortaya çıkınca,100 yıl hapse mahkum olmuşlar. Neye yarar? O çocukların psikolojileri mahvoldu. 

Aklı başına gelen Amerikalılar
sosyal medyada her gün paylaştıklarından biri:
"Dur orada trans! Nüfusun %99'unu 
kendi akıl hastalığına katmaya zorlamaya çalışma"

Saçımı, başımı yolacağım. Zavallı bebek, hiçbir şeyden habersiz. Aile buldum sanıyorum. Ben bu dünyadan nefret ettim iliğimle, kemiğimle. Kopsun kıyamet kurtulalım.

15 Şubat 2026 Pazar

LGBT İLE BAŞLAR, EPSTEIN ADASIYLA BİTER - 1 -

 


Korkunçlu şeyler yazımda trans gencin nasıl önce anasını, kardeşini sonra 9 okul çocuğunu,  katlettiğini anlatmıştım. Bir tane trans baba da küçücük iki çocuğunu bıçaklamıştı. Biri yaşam şavaşı veriyor. Öteki ne durumda bilmiyorum. 

Amerikalılar, Avrupalılar beni dediğime on, on beş sene gecikmeyle geldiler. Yani, akılları başlarına geç de olsa geldi. Ben çok önceden 

"Bunlar gökkuşağı bayraklarıyla, sakallı, etekli halleriyle, boynuzlu drag queenlerle ana okullarına, kreşlere, ilkokullara gire gire pedofilinin yolunu yapıyorlar" 

demiştim. Annelik içgüdüsüyle çocuklar için tehlikeli tipleri seziyorum inanın.

 Şimdi Amerikalısı, İngilizi, İsveçlisi, Norveçlisi, çocukları bu hasta tiplerden nasıl uzak tutacağız diye yasalar çıkartmaya hazırlanıyorlar. 

     
"Çocuğun yanlış bedende doğmadı...
çocuğun korkunç ebeveynlerin aileye doğdu."

Yukarıdaki görsel bugün Twitter'da karşıma çıktı. Çok şükür translar özellikle Hollywood'da "Ay benim 4 yaşındaki oğlum, ben transım diyor" hemen hormon tedavisine başlayacağım" ları okudukça, LGBT'nin neye dönüştüğünü şoke olarak anlamaya başladılar.

Şu videodaki herifler neyin protestosunu yapıyorlarmış diye baktım: Çocukların önünde gösteri yapma hakkının yasaklanmasını protesto ediyorlarmış!  Lan, ibneyseniz ibneliğinizi bilin çocuklardan ne istiyorsunuz? Bu işi resmen ideoloji haline getirmişler. Psikolojik olarak herkesi kendilerine benzetmek istiyorlar. Şeriatçıların herkesin burkayla gezmesini istemeleri gibi.  Bir tanesinin elindeki pankartta

"Çocuğum böyle olmamı seviyor" diye yazmış. Böyle dediği "drag kralı" imiş! 

Lan çocuk bu! Palyaço kılığına girsen de sever! Zürafa kılığına girsen de sever. Drag kralı kılığına girsen de sever. 

İnsanlar bunlara iyi niyetle yaklaştılar, ardında bir "sapkınlık" aramadılar. Zararsız sandılar ama ne derler:

"Cehennemin taşları iyi niyetten döşenir"

LGBT ile başlar, Epstein adasıyla biter.

***



Not: Sevgili blog arkadaşım Kadriye'nin yorumuna cevap olarak yazacaktım. Yorum uzun olmasın diye yazıma ekleyeyim dedim: Rahmetli annem, babam, çok eski yıllarda biz çocuktuk, Ankara Gençlik Parkı'na Zeki Müren'in konserine gitmişti. Bayılırdı annem. Hatta bir de kırmızı mendil dağıtmış seyircilere. Annem de iki tane almış. Üzerinde kendi resmi ve bir şarkısının notaları vardı. Hiç unutmam. Annem yıllarca sakladı. Bir komşum Zeki Müren hayranıyım deyince annemin ölümünden sonra birini ona hediye etmiştim.

Yani biz Türk halkı olarak eşcinsellere hep hoşgörülü davrandık, Zeki Müren de eşcinseldi, baş tacı ettik ama Avrupa ve Amerika'da bu iş başka yöne, korkunç yöne evrildi. Sanırım psikolojik olarak her çocuğun gay ve trans birey olmasını istemeye başladılar. Böyle giderse zorla daha bebekken çocuklara hormon vermeye başlayacaklar ki, Amerika'da örnekleri var işte son katliam yapan çocuk da hormon ilacı alıyormuş.

Hani şeriatçı kadınlar da her kadın tesettüre girsin, sokakta başı açık, kroplu, şortlu, mini etekli kadın olmasın istiyorlar ya, bunu istemelerinin sebebi psikolojik. Kendileri 40 derece yaz sıcağında başı açık, terlemeden, ferah, rüzgarı hissederek, rahat yaşamak istiyor ama yaşayamıyor. O yüzden bizim de rahat yaşamamızı istemiyorlar. Bunlar da hilkat garibesi gibi giyiniyor, makyaj yapıyorlar ya, herkes öyle olursa mutlu olacaklar.

Bir grup da sırf LGBT'nin içine pedofilleri sokmak için çocukları kullanıyor. Ağaç yaşken eğilir çünkü. Biliyorlar. TED konferansında bir kadın çıkmış "Pedofili bir cinsel yönelimdir onları da anlayalım" filan diye konferans vermiş. Twitter'da videosu dolaşıyordu.

Bunun sonucu "Pedofillere hoşgörü, pedofiller de insan, pedofillere özgürlük" e kadar gider. Amerikalılar Epstein adası ve trans bireyin okul katliamı sonunda uyanmışlar.

LAİKLİK - ŞERİAT




Zeynep Erbakan, babası Necmettin Erbakan ölünce, kalan malları paylaşırken, abisi Fatih Erbakan, ablasına


"İslam şeriatına göre ben iki pay, sen bir pay alacaksın"


der. Bunu duyan Zeynep Erbakan, aniden laik oluverir. 😂😂😂 Laik Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine 


"Abilerim benden mal kaçırıyorlar!"


diye dava açar, mirastan eşit pay ister ve kazanır. Daha sonra kocasından şiddet gördüğünü söyleyerek tekrar dava açar; oysa şeriatta kadın dövmek mübahtır.


En sonunda çocuklarıyla birlikte laik, Hristiyan bir ülkeye Amerika'ya yerleşir!


Fıkra bu kadar. Bu paylaşım zaman zaman Twitter'a düşer. Fazlası yok, eksiği var. 
"Zeynep Erbakan kardeşlerine dava açtı" yazıp Google'da aratınca ayrıntılarıyla haber çıkıyor. Miras 50 Milyonmuş! Yalılar filan var! Haberin tarihi 2017.  Şimdi benim merak ettiğim bir milletvekili olan babası 50 Milyonluk mirası, yalıları nasıl aldı? Erbakan bir milletvekiliydi. Öncesinde yanlış bilmiyorsam mühendisti. Sonra parti başkanı oldu. Eee? 50 milyonluk serveti her parti başkanı yapıyor mu? 

Bu mirasın,  Erbakan hakkında ta 1997 yılında açılan "kayıp trilyon" ile ilgisi ne kadar? Yani bu mirasın ne kadar helal, ne kadarı haram? Bilmeyenlere, Erbakan'ın Milli Selamet Partisi isminde bir partisi vardı. Bildiğiniz laiklik karşıtı, şeriat olsun isteyen bir partiydi. İşte o parti kapatılınca, Erbakan'ın devletten aldığı "hazine yardımı" sahte belgelerle şuraya, buraya harcanmış gibi gösterdiği iddiasıyla kayıp trilyon isminde bir dava açılmıştı. Erbakan bu davada Erbakan 2 yıl 4 ay,  partinin 68 yöneticisi de hapis cezaları almıştı. 

Söz konusu kayıp trilyona ne olduğunu tabii vatandaş olarak bilmiyorum.