28 Şubat 2019 Perşembe

TV DİZİLERİ ÜZERİNE BİR ELEŞTİRİ

"Kurtlar sofrası" denen sinema ve dizi sektörünün içinde olan biri değilim. Zaten, dışarıdan kimseye kapılarını açmıyorlar, ya ünlü bir senaryo yazarı olacaksın ya da sektörde güçlü bir tanıdığın olacak. 

Yine de izleyici olarak gözlemlerime dayanarak sonuçlara varıyorum ve doğru bildiklerimi söylemeye çekinmiyorum.  

Öncelikle kaç dizinin üç, beş bölümde final yaptığını biliyor musunuz? Hiç merak ettiniz mi? 

Alttaki dizilerin hiçbiri 10 bölüm dahi dayanmadı:


VURGUN: 6 bölüm

CAN KIRIKLARI: 4 bölüm


ŞAHİN TEPESİ: 6 bölüm

BİR UMUT YETER: 6 bölüm.

BİR DELİ RÜZGAR: 6 bölüm

KEŞKE HİÇ BÜYÜMESEYDİK: 5 bölüm

DARISI BAŞIMIZA: 5 bölüm

KOCAMAN AİLEM: 8 bölüm

MASUM DEĞİLİZ: 6 bölüm

YAŞAMAYANLAR: 8 bölüm

SERVET: 4 bölüm

TEHLİKELİ KARIM: 6 bölüm

DİP: 8 bölüm

YUVAMDAKİ DÜŞMAN: 6 bölüm

8. GÜN: 6 bölüm

NEREDESİN BİRADER? 4 bölüm

HAYATİ VE DİĞERLERİ: 6 bölüm

KALBİMİN SULTANI: 8 bölüm

KLAVYE DELİKANLILARI: 8 bölüm

YÜZ YÜZE: 2 bölüm!

TUTSAK: 9 bölüm

SEVDANIN BAHÇESİ: 4 bölüm  

KAYIT DIŞI: 8 bölüm

BU SAYILMAZ: 4 bölüm

İKİ YALANCI: 9 bölüm

AŞK VE GURUR: 6 bölüm

BİR DELİ SEVDA: 4 bölüm

KARA YAZI: 6 bölüm

EVLAT KOKUSU: 9 bölüm

İÇİMDEKİ FIRTINA: 6 bölüm

YILDIZLAR ŞAHİDİM: 4 bölüm 



Bazı diziler de 10 bölüm, 13 bölüm ancak dayanıyor. 

Mesela GÜLİZAR, NEFES NEFESE, SENİ KİMLER ALDI isimli diziler 10. bölümde final yapmış ki,  GÜLİZAR'ı Çağan Irmak gibi çok ünlü bir senaryo yazarı yazmış, oyunculardan birisi çok ünlü birisi: Farah Zeynep Abdullah.  SEVDANIN BAHÇESİ, 4 bölümde final yapmış ki, baş rolünde SİBEL CAN varken! YILDIZLAR ŞAHİDİM'in baş rolünde hem çok güzel, hem çok iyi bir oyuncu olan CANAN ERGÜDER vardı. 

Buradan şu sonuç çıkıyor: Ünlü oyuncu, ünlü şarkıcı, ünlü senaryo yazarı olmanız bir dizinin başarılı olmasını garantilemiyor. Başarılı bir dizi enaz bir, iki sezon sürer. Bakın Arka Sokaklar 10 sezondur ekranlarda. 


Peki yapımcılar bu 3 - 5 bölümde biten dizilerden kar ediyorlar mı? Bilmiyorum, onca emeğe, masrafa, iyi oyunculara yazık olmuyor mu? İnsanlar tam iş bulmuş derken hayal kırıklığına uğramıyor mu? 

Araştırmayı yaparken dizi sektöründe senaryo yazarı olmak için, eş, dost, tanıdık gücünün gerekliliği bir kez daha dikkatimi çekti. Kadın dizisini izlerken tesadüfen gözüme ilişti:

Senaryo yazarı: Hande Altaylı ( Fatih Altaylı'nın eşi)
Senaryo grubu: Ceyda Erenoğlu (Fatih Altaylı'nın baldızı)
Rahşan Gülşan: Fatih Altaylı ve baldızı ile aynı gazetede köşe yazarı. :)


Yaratıcılık Yok


Eskiden az sayıda ama nitelikli diziler yapılırdı, şimdi ise leblebi gibi, pıtrak gibi dizi çıkıyor, sürekli yeni diziler geliyor. Ve bu dizileri  ya ÜNLÜ ya da sektörün içinde olan yazarlar ya da eş, dost tanıdıklara yazdırıyorlar. Ya da Japon, Kore, Hollywood dizilerinden, filmlerinden birebir - onların tabiriyle uyarlıyor - benim tabirimle araklıyorlar, kopya ediyorlar.  Yaratıcılık sıfır, kolaya kaçmaktır. Ha diziye Türkçe dublaj yapmışsınız, ha Türk oyuncularla yeniden çekmişsiniz ne farkı var? Yaratıcılık olsa niye Japon, Kore, Hollywood dizilerinden ya da birbirlerinden kopya çeksinler? Peki bir senaryo yazarı yaratıcılığı yoksa kendine senaryo yazarı diyebilir mi? Yorum sizin. 


Hikayelerde Kolaya Kaçılıyor

Senaryo mu yazacaksınız

Güzel  kız, 
Yakışıklı oğlan,
İkisini ayırmak isteyen kötü adamlar, şeytan kadınlar, 
Zorla yapılan evlilik, 
Hamile numarası yapmak
Yüzme havuzlu malikane, lüks arabalar
Anası babası boşanmak üzere olan sorunlu bir, iki ergen çocuk, 
Kapı dinleyen hizmetçi, 
Mafia tipler...

Oldu mu size dizi! Dört bölüm sonra, altı bölüm sonra final yapmış ama olsun.


Diziler Mantık Hatalarıyla Dolu

Ayrıca bu kadar sık dizi yazılınca, mantık hataları ve aynı şeylerin tekrarı kaçınılmaz oluyor. İzleyicilerin zekası ile alay etmek anlamına gelen vahim yanlışlar yapıyorlar ve seyircinin fark etmeyeceğini sanıyorlar oysa ki, salak değiliz ve farkediyoruz. En son örnek:

Kardeş Çocukları isimli dizide, senaryo gereği psikopat, manyak bir baba üvey kızını kömürlüğe zincirliyor. Kız tam bir yıl o buz gibi soğuk, ışık sızmayan, kömürlükte kuru ekmek, suyla yaşıyor. Zincirli olduğundan çişini, kakasını altına yapacak, tüm bunlardan sonra yıkanamayacak, öyle bir yıl bokun içinde  mikrop kapmadan, al yanaklı, tombul bir şekilde, kapatıldığı gün kaç kiloysa, aynı kiloda çıkacak!

Hadi mucize oldu, Zatüree olmadı,  mikrop kapmadı, ölmedi. Bir yılın sonunda o kömürlükten Auschwitz'den çıkmış gibi bir deri, bir kemik çıkması gerekirdi. 

Yapımcılar senaryo yazarına hiç bunları sormuyorlar mı? Nasıl yazmışsın arkadaş? Bari bir yıl değil üç ay filan deseydin de, bünyesi çok güçlüymüş, ne kilo vermiş, ne mikrop kapmış diye düşünürdük. 


Diziler Zorlama Evlilikten ve
Sahte Hamilelikten Geçilmiyor



Mesela saydım tam  altı dizide hikayenin temelinde şantajla vs. zor kullanılarak yapılan evlilik var:

Kara Sevda: Nihan - Emir
Siyah Beyaz Aşk: Aslı - Ferhat
Siyah İnci :  Hazal - Vural
Bir Zamanlar Çukurova: Züleyha - Demir
Vurgun: Reyhan - Vedat


Bir de vaktiyle Brezilya, Meksika dizilerinde de çok yapılan hamile kalma numarası yapan, karnına yastık koyan kadınlar var. Çok dizide aynı şey yapıldı hepsini hatırlayamıyorum şimdi ama ilk aklıma gelenler: 

Cesur ve Güzel
O Hayat Benim
Güllerin Savaşı
Kalbimdeki Deniz
Fazilet Hanım ve Kızları

Hepsinde de kadınlar hamile numarası yaptılar. 


Başarılı Dizileri Zorla Uzatmak

Bir dizi beğenilip, reytinglerde birinci oluyorsa bu sefer sanırım "Yaşasın, dizimiz beğenildi, bitirmeyelim, uzatalım, daha çok para kazanırız" mantığı ile hikaye kendi normal seyrinde bitmesi gerektiği halde zoraki uzatılıyor. Bu sefer yazar alelacele bitmiş hikayenin üzerine yeniden konular, olaylar, entrikalar bulmak zorunda kalıyor ve aceleyle yapılan bu işin sonu, güzel dizinin tam anlamıyla "içine  etmek" oluyor. 

Örnek: O Hayat Benim, Kalbimdeki Deniz. 
İki dizi de çok beğenildi. Böyle olunca ilk sezonda bitirilmeyip ikinci sezon çekildi. Ancak özellikle Kalbimdeki Deniz'i mahvettiler. (Çok severek izlediğimden biliyorum, o dönemler dizinin facebook sayfasında millet senariste küfürler ediyor, bir daha izlemeyeceğini söylüyordu ki, ben de belli bir noktadan sonra bu çok severek izlediğim diziyi bıraktım. Pes ettim. Hatta inanır mısınız, finaline bile bakmadım. Nasıl bitti bilmiyorum hala...) Çok güzel başlayıp, berbat edilen dizi deyince hala aklıma gelen ilk örnek Kalbimdeki Deniz. O Hayat Benim'de de aynısını yapmışlardı. Onu da batırmaya başladıktan sonra izlemedim, finalini filan hala bilmiyorum.


Güldürmeyen Güldürü Dizileri

Bunu daha önceki yazımda anlatmıştım. şuradan

Ona eklemek istediğim önemli bir husus daha var:
Güldürü şovları, güldürü programları yapanların burunları Kaf dağında ve kendilerini çok akıllı sanıyorlar ama henüz hitap ettikleri tv izleyici kitlesinin kültür, eğitim, alışkanlık, örf, adet, geleneklerinden bihaberler.

Bunun en iyi örneği Tolgshow denen ve başladıktan kısa süre sonra yayından kaldırılan güldürü programı.

tolgshow ile ilgili görsel sonucu

Pırıl pırıl neon ışıkları, papyon, seksi kızlar, elde bir de baston, kafada silindir şapka olsa Fred Astaire'li Hollywood'un 40, 50'li altın çağları diyeceğim!


hollywood musicals fred astaire ile ilgili görsel sonucu

Yahu kim bu akılları veriyor bunlara? Hollywood'un kendisinde bile o şovların modası geçti. Bayatladı. Bakmayın La La Land ile hortlatmaya çalışmalarına, hortlamaz. Onlar mazide kalan nostaljik olmuş, sadece belli bir kültür düzeyindeki insanlara hitap ediyor. 

Bu ülkede ilkokul 2 terk ev kadınları Fred Astaire'i bilmez, görse de izlemez, kanal değiştirir, böyle şovlarla ancak kendi kendilerini tatmin ediyorlar, bir İngiliz, bir Fransız seyircisi yok karşılarında hele hele Hollywood'da hiç değiliz. Sinatra'lı, Rita Hayworth'lu filmleri hala beğenenler kaç kişi Türkiye'de? Onlar da benim gibi 60'ına, hadi hadi 50'sine gelmişler bizler de göçüp gidince hiç kalmayacak...Recep İvedik seyircisine, maganda kültürüne sahip izleyiciye, arabesk dinleyen Ahmet beye sen Tolgshow gibi neon ışıklı, showgirl'lü, papyonlu tipleri benimsetemezsin zorla güzellik olmaz.

 Ama sorsan her şeyin en iyisini, en doğrusunu biliyorlar, o yüzden de dışarıdan yazarlara burun kıvırırlar. Ay sen ünlü değilsin, kim oluyorsun? derler. 

Velhasıl, yapımcılar ünlü olmayan yazarlara burun kıvırıyorlar da, kendi ünlü  tanıdık, eş, dost senaryo yazarlarının yazdıkları dizilerin dört, beş bölümde final yapmasına, başka dizilerden kopya olmasına, mantık hatalarına,  sözleşmiş gibi yapılan zorlama evliliklere, sahte hamileliklere, güldürmeyen güldürü program ve reytingi yerlerde sürünen sitcomlara (bu konuyu şurada yazmıştım) niye burun kıvırmıyorlar?


Bunları gerçekten merak ediyorum.


Müjde Dural


24 Şubat 2019 Pazar

EMEK HIRSIZLIĞI

Bir önceki yazımda örnek vererek ünlü yapımcıların hem ünlü olmayanlara burun kıvırdığını, hem de onların hikayelerinin işlerine gelen esprilerini, sahnelerini, karakterlerini hatta bazen ana hikayeyi fütursuzca arakladıklarından söz etmiştim. Bu konuda o kadar dertliyim ki, çok uzun olmasın diye orada tüm örnekleri yazmamıştım, bu yazımda devam ediyorum:

Şunu da ekleyeyim; ben internette bilmediğim, tanımadığı sitelerde film izlemeye dahi  "Ya korsansa, kul hakkına girer" diye korkuyorum. Bilmiyorsam izlemiyorum. Ha birinin cebinden cüzdanını çalmışsınız, ha yazdığını. İkisi de hırsızlık.

1) Sahne çalınması:

Karpuz Apartmanı'ndaki sahne: 
(20 Ağustos 2017 - 15. Bölüm) 
İki sevgili restorantta buluşmaya gider, ikisinin arasını bozmak isteyen kıskanç kadın, bunu öğrenince garsona önceden rüşvet verir, oğlan sanki her gün aynı lokantaya başka kızlarla geliyormuş numarası yapar, kıza başka başka isimlerle hitap eder ve kız çok kızıp, sevgilisinin başına çorbayı döker: tıkla


Çocuklar Duymasın'daki sahne:
(5 Eylül 2018 -  47. Bölüm)
 İrem ve Tolga kafede buluşmaya gider, ikisinin arasını bozmak isteyen kıskanç anne, bunu öğrenince garsona önceden rüşvet verip, oğlunun sanki her gün aynı yere başka kızlarla geliyormuş numarası yaptırı kıza başka isimle hitap eder ve kız çok kızıp sevgilisinin başına su döker: tıkla



2) Karakter çalınması:

Begonvilli Ev'i hatırlayacaksınız; çoğunuz okudunuz, güzel yorumlar yaptınız, sadece burada değil facebook'ta da Begonvilli Ev'i çok severek okuyan, yorum yapan arkadaşlarım hatta akrabalarım oldu. O dizi de, yorumlar da aynen duruyor. Hem burada, hem facebook sayfamda. 

İşte yine kendi yazıp, çizdiğim bu hikayede, rahmetli annemden birebir esinlendiğim alzheimer hastası "büyükhanım" karakteri vardı. İstedim ki hem rahmetli annemin hatırasını yaşatsın, hem de 
Lokumlarımı getirin" dedikçe ve yaptıklarıyla hikayeye sevimlilik, tatlılık ve'mizah' unsuru' katıyordu.


 

"Lokumlarımı getirin" 



Tabii çekilmedi ama bir yıl sonra çekilen başka bir dizide (Bir Zamanlar Çukurova'da) "Sütlacımı yedim mi ben?" diyen tatlı, sevimli bir tiple karşılaştım. Tesadüf!..."Sütlacımı getirin" deseydi, birebir benimki olacaktı!..

Begonvilli Ev, Haziran 2017'de başlayıp, Ekim 2017'de 16 çizgi-bölüm sonunda bitmişti, ondan bir yıl sonra Eylül 2018'de oldu bu. 

Söylesem "Bir tek alzheimer karakteri senin yazdığında mı var?" derler. Peki ben Begonvilli Ev'i sosyal medyada bütün yıl, neredeyse her gün reklam ettim ve nereden bileceğim ondan esinlenmediğinizi? Kim der ki, "Evet seninkinden arakladım." ?

İşin trajikomik yanı, pamukların intikam için suyla ıslatılması dahil büyük oranda Hanımın Çiftliği'nden de araklanmış olmasına rağmen bu diziyi severek izliyorum. Bayılıyorum. Benim yazdığım  'lokumlarımı getirin' tipini araklamışlar ama güzel araklamışlar! Ben bile seviyorum haminneyi. Zaten onun ya da diğer oyuncuların kabahati yok. Vahide Gördüm, Kerem Alışık, haminne, Züleyha, Müjgan, Demir, Yılmaz.... hepsi öyle sevdiğim ve öyle başarılı oyuncular ki, severek izliyorum. İspat da edemem. Yazdıklarımı sosyal medyada paylaşsam bir türlü, paylaşmasam bir türlü. 


3) Karpuz Apartmanı'nda hatırlayacaksınız senaryo icabı köyden tahtakurulu beşik getirdim ve tüm komşular kaşınmaya başladı, benden bir süre sonra Çocuklar Duymasın'da çaycı Hüseyin ve ailesi aldıkları bir kozmetik yüzünden kaşınmaya başladılar.! Tesadüf!..
tahtakurulu beşikli bölüm

4) Yine Karpuz Apartmanı'nda İskoç'lu misafire Türkçe deyimleri öğretmek mizah unsuru oluyordu, bir süre sonra Çocuklar Duymasın'da Emine bir İngiliz'e Türkçe deyim öğretmeye kalkarken mizah unsuru oluyor! Tesadüf!... 
İskoç'lu kıza Türkçe deyimler öğretmek

5) Çok daha önceden Bulunmaz İkili isimli romantik komedi / aksiyon/ macera dizisinin tüm bölüm özetlerini ünlü bir yapım firmasına göndermiştim. Senaryo icabı, Mihracenin Işığı ismini verdiğim bölümde, sahtekar, üçkağıtçı ama hipnotizma gücü olan bir Hintli, zengin insanları tarikatına çekiyor ve hipnotize edip binaların üst katından intihar etmelerini sağlıyordu tabii önceden tüm servetlerini tarikata bağışlayarak! 
Mihracenin Işığı hikayemin özeti

Neyse, bir yıl sonra severek izlediğim ünlü bir dizinin bir bölümünde baktım zengin insanlar binaların üst katına çıkıp intihar ediyorlar, meğer bir tür uyuşturucu hap verilmiş! Önceden servetlerini aldıktan sonra....Tesadüf!...


Şimdi bu olay öyle bir şey ki, şaşırdım, şoke oldum, üzüldüm ama tam tarihi not etmedim; hangi bölüm not etmedim; yüzlerce bölümü olan bir yerli diziydi, tek tek yüzlerce bölüme bakmam lazım şimdi.  O yüzden isim vermiyorum. (Gerekirse tek tek bölüm özetlerini filan bulabilirsem bulur, ispatlarım da) Bir de o yapım firmasının sahibini çok severim, babacan, dünya iyisi birisi, bu işle ilgisinin olmadığına kendi ismimin Müjde olduğundan emin olduğum kadar eminim, onun üzülmesini istemiyorum. Bu 'araklama' işlerini sanırım senaryo yazım grubundaki elemanlar filan yapıyor, üst düzey yetkililerin hele hele firma sahiplerinin ruhu bile duymuyordur. Ben Bulunmaz İkili'yi ta 94'lü yıllarda yazmıştım o zaman bu sözünü ettiğim dizi daha yoktu bile. Yani yukarıda Allah var, kimin kimden kopya çektiğini biliyor. Benimki yıllar önce yazdığım bir hikaye, tabii ki, benim onlardan kopya çekmem mümkün değil. Her şeyden önce buna tenezzül etmeye karakterim izin vermez. 


Sonuçta tüm bunların tesadüf olmadığını ispat etmem mümkün değil, dediğim gibi "Ben de aynısını düşündüm, klişe, kendi yazdıkları çekilmiyor, ünlüleri çekemiyor, kıskanıyor, bizim sayemizde reklam olmak istiyor, bizim dizimizi karalıyor!" bile derler! Hadi bakalım!....

Kısaca, yazdığım, çizdiğim hikayeleri sosyal medyada paylaşsam bir türlü, paylaşmasam bir türlü. Paylaşsam çalınıyor, paylaşmasam kimsenin ruhu duymuyor. İyi yazıyorum ki, çalıyorlar, iyi yazıyorum ki, taklit ediyorlar. Sadece iyiler taklit edilir.

Sonuç olarak, hem

"Sen ünlü değilsin" 

diyerek yazıp, çizdiğim hikayelere burun kıvırıyorlar, hem de orasından, burasından araklıyorlar. Bu etik olmayan, hiç de dürüst olmayan davranışları yapanlar kimler bilmiyorum, tanımam, etmem, bilmem mümkün değil ama çok 'ah' ımı aldılar ve alıyorlar.  Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste diyorum.

Müjde Dural

22 Şubat 2019 Cuma

GÜLSE BİRSEL ADINA BEN UTANDIM

Yıllardır sinema ve televizyon dizisine yönelik hikaye, sitcom, dram, romantik komedi, aksiyon komedi yazıyorum. Ama sektör tanınmış, ünlü 15 - 20 ismin tekelinde. Sadece bu 15 - 20 ismin senaryoları çekiliyor. Sadece onların dizileri oynuyor. "Çeşmenin başını tutmuşlar" atasözü tam bu durum için uygun. 


Naçizane bu karikatürü ben çizdim. 
Tıklarsanız daha çok iyi gözüküyor..

Bu isimler kendilerini Kaf Dağı'nda sanıyorlar. E, haksız da sayılmazlar servet yapıyorlar. Para insanı değiştirir.  Hümanist, sevgi pıtırcığı, adil, dürüst, hak yemez, yardımsever rolü yaparken için için "Hep bana, hep bana, Rabbena, aman benden başkası bu sektörden ekmek yemesin" dedirtir.

Peki çeşme başını tutmuş, Kaf Dağı'ndaki bu ünlü isimlerin yazdıkları dizileri kaç kişi seyrediyor? Reytingleri ne durumda? 
Altta tıklayarak bakabilirsiniz:

çocuklar duymasın reytingleri

Çok Güzel Hareketler reyting

Jet Sosyete reytingleri 

Şahin Tepesi reytingleri

Güldür Güldür reytingleri

Gördüğünüz üzere:

Çocuklar Duymasın son bölümü: 17. sırada
Çok Güzel Hareketler: 10. sırada (yeni başlamasına rağmen)
Jet Sosyete: 34. sırada
Şahin Tepesi: 16. sırada ( 6 haftada final yaptı)
Güldür Güldür: 16. sırada  ( o da yeni başlamasına rağmen)




SEN GÜLMEYECEKSİN,
SEYİRCİ GÜLECEK...

ALİ sunal güldür güldür show ile ilgili görsel sonucu

Ali Sunal, kendi yazdığına kendi gülüyor.

yılmaz erdoğan çok güzel hareketler bunlar ile ilgili görsel sonucu

Yılmaz Erdoğan da kendi yazdığına kendi gülüyor.


Tamam kimse yoğurdum ekşi demez ama sen gülmeyeceksin, seyirci gülecek. Stüdyodaki o konuklar da artık ayıp olmasın diye mi gülüyorlar bilemiyorum. Reytingler ortada. Ekşi Sözlük'te "Güldür Güldür Show'un Güldürmemesi" diye başlık açan ben değilim. Oradaki yorumları da okudum. Bir, iki kişi hariç kimse başarılı bulmamış, kimse güldüğünü söylememiş. 

Çocuklar Duymasın keza, kah 19, kah 17 gibi çok düşük reytingde kimler izliyor diye düşünüyorum. Bir blog arkadaşım da yazmıştı sırf yılların alışkanlığı olduğu için bakanlar var. Haluk ve Meltem artık evimizden biri gibiler o yüzden de senaryo çok basit olsa da izliyorlar, diğer seyredenler de - bu benim teorim- Yemekteyiz programı neden izleniyorsa o yüzden yani psikolojik olarak midelerine yemek girdiğini düşündükleri için seyredenler. Şöyle ki, program bir tür Yemek programı işlevi görüyor, sürekli yemek yemekten söz ediliyor, her an ziyafet sofrası hazırlanıyor, her fırsatta aile kuş sütü eksik sofraya oturuyor, yok gurmeler geliyor, yok zeytinyağlılar sarılıyor, hep yemek! Senaryo mideye hitap ediyor.😂 Senaryodan bu yemek, sofra, pastırma, kebap, incik sahnelerini çıkartın o zaman sadece 'alışkanlıktan' bakanlar kalacak. Türk halkını azıcık tanıyorsam böyle olacak ki, oy kullanırken bile makarna, bedava kek lafına koşanlar varsa tanıyorum. Alışkanlıktan izleyenlere gelince; izleyenler için bir şey farketmez, ama sitcom ciddi iştir, bir sitcoma alışkanlıktan bakılması kanal, yapımcı ve yazar için başarı sayılmaz. 

Ama kim koruyorsa bu 15 - 20 ünlüyü, benzer filmleri 'devam' filmi ayağına çekip çekip duruyorlar. Sümela'nın Şifresi, Bilmem neyin şifresi (isimler bile çalıntı, Da Vinci Şifresi'nden kopya!) Ali Sunal, tamam Kemal Sunal'ın oğlu. Ama bu iş babadan oğla geçen bir padişahlık mı? Rahmetli babası gerçekten güldürürdü keşke hayatta olsaydı. Babasının adı yetiyor sanırım yazdıklarının çekilmesine öyle olmasa 31 Aralık 2018 reytingde 30. ( Güldür Güldür reytingleri  )olmasına rağmen nasıl oluyor da bir ay sonra yeniden ekranlara dönüş yapabiliyor? Bunun sırrı ne? 


BAŞKA DİZİLERDEN KOPYA ÇEKMEK
SENARYO YAZARLIĞI SAYILIR MI?


Birkaç sene önce Kara Sevda'dan kopya çekip Siyah İnci'yi yazmışlardı. İnanmayan iki diziyi izlesin, baksın.

Japon, Kore, Hollywood dizileri hatta yıllar önce 80'li yıllarda izlediğimiz Şahin Tepesi'ni bile arakladılar. Sonuç: Altı bölümde final yaptı ve yazık oldu onca değerli oyuncuya, masrafa, emeğe.

Başka dizilerden kopya çekilerek yapılan diziler:

Avlu: Wentworth
Bizim Hikaye: Shameless
Paramparça: Autumn in My Heart
Kiralık Aşk: Can Love Become Money?
Hayat Şarkısı: Flames of Ambition
Şahin Tepesi: Falcon Crest
Anne: Japon dizisi
Kadın: Japon dizisi
Bir Umut Yeter: The Light Between Oceans
Bir Aile Hikayesi: This is Us 


Birkaç hafta önce Bir Zamanlar Çukurova'da izlediğimiz sahne..




Birkaç hafta sonra Vurgun'daki sahne:




Yaratıcılıkları sıfır olduğu için Japon, Kore, Hollywood dizisinden hatta başkasının  dizisinden kopya çekiyorlar, hem de ünlü olmayan  yazarlara burun kıvırıyorlar. 

Yetmiyor sayfamda gizli gizli dolaşıp, hikayelerimin orasını, burasını araklıyorlar! İyi yazıyorum ki, taklit ediyorlar.

İşte ispatı:

Benim yazdığım Karpuz Apartmanı'ndaki sahne: 
(20 Ağustos 2017) 
İki sevgili restorantta buluşmaya gider, ikisinin arasını bozmak isteyen kıskanç kadın, bunu öğrenince garsona önceden rüşvet verir, oğlan sanki her gün aynı lokantaya başka kızlarla geliyormuş numarası yapar, kıza başka başka isimlerle hitap eder ve kız çok kızıp, sevgilisinin başına çorbayı döker: tıkla


Çocuklar Duymasın'daki sahne:
(47. Bölüm, 5 Eylül 2018)
 İrem ve Tolga kafede buluşmaya gider, ikisinin arasını bozmak isteyen kıskanç anne, bunu öğrenince garsona önceden rüşvet verip, oğlunun sanki her gün aynı yere başka kızlarla geliyormuş numarası yaptırı kıza başka isimle hitap eder ve kız çok kızıp sevgilisinin başına su döker: tıkla




Sadece bu kadar değil, vaktiyle yapım şirketlerine senaryolarımın sayfa sayfa ayrıntılı özetlerini bırakırdım. Aylar sonra bir bakardım benim yazdığım sahnenin orasından burasından araklamışlar.  Sineye çekerdim çünkü yapacak bir şey yok. Ne yapacaksınız? Kazanamayacağınız davalar açıp mahkemelerde sürünüp; ay sonunu anca getirirken, milyonluk yapım firması zengin, ünlü insanlarla başa mı çıkacağım? Ben avukat tutamayacağım onlar 5 avukatla karşıma çıkacaklar hatta belki sonunda beni haksız çıkartacaklar! Yaparlar mı yaparlar. 

"Ben de aynısını düşünmüşüm, tesadüf, klişe, bu tür sahneler hep yapılır" diyecekler. 


Burada önemli olan ve etik olmayan şu: Hem ünlü olmayan yazarlara burun kıvıracaksınız, hem de onların yazdıklarından işinize gelen sahneleri, esprileri çalacaksınız. Bu çok ayıp. 


(silik çıkmış;  bu kadar çekebildim
@gulseyazar adlı kullanıcıyı takip etmen ve tweetlerini
görüntülemen engellendi yazıyor)


Yukarıda yazdım ya Jet Sosyet'nin reytingi 34 oldu diye. Twitter'da da bunu yazdım diye Gülse Birsel'in beni engellediğini şaşırarak gördüm. Normalde kendisini takip dahi etmiyordum. Sanırım dizisinin reytinginin düşük olmasını dillendirdiğim için engellemiş. Ben izlediğim, izlemediğim birçok tv dizisini eleştiriyorum sadece Jet Sosyete'yi değil. Bir Zamanlar Çukurova'yı da eleştiriyorum. Kardeş Çocukları'nı da. Başka bir dolu diziyi de eleştirdim. Her zaman da eleştirmeye devam edeceğim. Hem izleyici olarak hem de senaryo yazan biri olarak. Mesela, Kardeş Çocukları'nda kızın buz gibi kömürlüğe zincirlenip, kuru ekmek, suyla beslenip, çişini, kakasını altına yaparak bir yılın sonunda 100 gram vermeden, kırmızı kırmızı yanaklarla, gayet sağlıklı hatta tombul olarak çıkmasını da eleştirmiş; böyle bir durumda o kız mikrop kapıp hastalanıp ölmese dahi Auschwitz'den çıkmış gibi bir deri, bir kemik çıkması gerekirdi diye yazmıştım. 

Şimdi şunu söyleyeyim: Öncelikle Gülse hanımın tweetlerini takip etmek için ölmüyorum. 😂 Öyle olsa takip ederdim. Yazdığı dizi reytingde 34. olduysa, bunu dile getiren, eleştiren bir insanı engellemekle gerçeği değiştiremez. Gerçekleri halının altına süpürmeye benziyor bu, hayır sadece reytingler değil, Ekşi Sözlük'deki yorumlar reytinglere paralel. Beğenen, güldüğünü söyleyenler  çok az. Dizisinin reytinginin 34. olması mı yoksa bunu dillendiren  izleyicileri engellemesi mi daha utanç verici bilemedim;  bunu Gülse hanıma yakıştıramadım ve onun adına ben utandım.   

Bana gelince, ben yine kendi hayal gücümle, Japon, Kore, Hollywood dizilerinden kopya çekmeden, kendi emeğim, kendi alın terimle yazmaya, çizmeye devam edeceğim. Ünlü olmadığım için yazdıklarım belki hiçbir zaman çekilmeyecek (olur da çekilseler ve ünlü olursam bugünlerimi asla unutmayacağım, kendi çabalarıyla yazıp, çizen senaryo yazarlarına köstek değil, destek olacağım.) ama dert değil, ünlü olup da, şu hallere düşmekten evladır. 

Müjde Dural
ünlü olmayan yazar😆

14 Şubat 2019 Perşembe

KARPUZ APARTMANI (yeni sezon) 11



" Bugün Sevgililer Günü; bakalım akşam Burak ne hediye alacak?


"Ben de Halim ne alacak diye akşamı iple çekiyorum canım...
yaş günümdeki modem olayını unutmadım...."
(bak: 10. bölüm)


"Peh! Anneanneleriniz de Sevgililer Günü kutluyordu zaar!" 



"Hahaha. Sen anneme bakma Zeynep'ciğim her zamanki gibi...
annem işte..."



"Biliyorum canım, ah Huriye teyzeciğim fena mı işte ne güzel kocalarımız yılda bir kez hediye alıyor.."


"Peh! Tükan sahipleri zengin oluyo...
gocalarınız para basıyo sankim..."


mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

O SIRADA EMİNE, HARIL HARIL
 KOCASINI ARIYORDU....



"Sait efendi benim beyi gördün mü? 
Oğlanın defteri bitmiş kırtasiyeye kadar gidecekti.."


"Şeyy....kiralık daireye bakmaya biri geldiydi ona daireyi gezdiriyordu bacım."



" Ehi ehi...merak etme bizi burada kimse bulamaz canikom..."




"Sevgililer günümüz kutlu olsun....eşler günü olsaydı eşler günü olurdu, sevgililer günü dendiğine göre yanlış bir şey yapmıyoruz "

çelik kapı ile ilgili görsel sonucu

BİRDEN KAPI AÇILDI VE EMİNE İÇERİ GİRDİ.....



" Hİİİİ! KARICIĞIM! "


"Karıcım ha! Seni utanmaz! Puuuu!" 



" Valla  boş daireyi gezdiriyodum karıcığım.
Yerler ıslaktı ayağı kaydı hanfendinin kucağıma düştü..."



"Utanmaz! İki çocuğundan utan! Pislik!"



"Peki, peki Tamam! Ama benim suçum yok!
Kandırıldım! Beni kandırdı."


"Yalanın batsın Niyazi!"



"Seni utanmaz şıllık! Aaa!"



"Abov! Erkekmiş! Bak gördün mü karıcığım erkekle
ne işim olur benim? Günahımı alıyorsun!..."


mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu

Tüm komşular seslere geldi....



"İşte böyle komşular. Üüüü..."



" İyi bir cezayı hakettin Che Niyazi!"


"Kesinlikle! Hem de sevgililer gününde!"



"Hele hele Kahrolsun Erkekler kitabının yazarı olarak
senin hakkında kitap yazardım ama karına dua et!"



"Bence 155, bunu da o Hale cadısı gibi heykel yapsın."
(bak: 24. Bölüm )


"Hayır! N'olur yapmayın! Affet karıcığım!"


" Tamam o zaman komşular, emriniz olur. Al bakalım!"


Böylece Che Niyazi buz heykele dönüştü...



Tam karısının yumruklarından kafasını korurken elleri tepede
olduğundan o şekilde donmuştu:)




"Hoşt! Hoşt! Pis köpek defol! Sesim çıkmıyor imdaat
kurtar beni karıcığım! Ben ettim sen etme imdaaat!" 


Che Niyazi  işi hallolduktan sonra çöpçatan
teyzelerin kapısı çaldı....
mahalle resmi ile ilgili görsel sonucu



"Merhaba kızlar! SÜRPRİZZZZZ"



"Clark Behlül!"



" Ta kendisi.  1950 yılıydı..nasıl da aşıktık birbirimize..."
(bak: yeni sezon 4. bölüm)


"İyi ama köprülerin altından çok sular geçti artık 2019'dayız, hem
geçen Nisan bizi nasıl üzdüğünü unutmadık! Sebebi ziyaretin nedir Clark Behlül?"



" Ehem, arzedeyim: Sevgililer Günü münasebetiyle,
Ada sahillerinde bekliyorum, sizi sizden istiyorum..."



"Nee! Hangimizi?" 



"Can'a rakibi handan edersin, dinimiz İslam, 4'e kadar
evlenirsin; kimse küsmesin diye ikinizle birden evlenmek istiyorum.."


"Hİİİİ! Seni arsız! Gençken de üç kızla aynı gün
randevu verirdi bu , Birine muhallebicide, ötekine Salacak çay bahçesinde, üçüncüye de sinemada...Puuuu!" 


"Ama kızlar! O çikolataya, güllere ve balonlara kaç para verdim ben!"


" Utanmaz eskisi gibi cimri de köpek! Ay köpek dedim kedici teyze duysa, kızacak köpeklere hakaret oldu diye..." 



" Hançer- i aşkınla ey yar gönlüm üzre vurma hiç..."


" Gönlüne vurmuyoruz zaten, kafana vuruyoruz.
Nihansın dideden, defol git köşeden!..."



NİHAYET AKŞAM OLDU....

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

İki komşu, Halim ve Burak bahçede karşılaştılar....
birbirlerine sevgililer günü ne aldıklarını anlattılar...


" Zeynep hep şişmanım diye üzülüyor, diyetler yapıyor diye
'şişmanım ve güzelim' yazan tişört aldım nasıl?"



"Harika bir fikir! Ben de Gülse sarışınlık takıntılı diye
'Gerçek Sarışın' yazan tişört aldım iyi mi?"



"Şahane hem de!...A! Annen geliyor"



"Anneciğim ne yapıyorsun akşam akşam bahçede?"



" Doktor, her gün biraz açık havada yürü
tansiyona, kalbe iyi gelir dedi. Siz ikiniz pek bi neşelisiniz..hayırdır?"



 "Aldığımız hediyeleri anlatıyorduk da Huriye teyze.."

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

Böylece ne hediyeler aldıklarını kaynana Huriye'ye de anlattılar....



"Demek öyle?..."


Halim ve Burak sohbet ederken kaynana Huriye,
çaktırmadan poşetlerin yerlerini değiştirdi.





"Hadi ben eve giriyorum...."

mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

Gülse ve Zeynep heyecanla hediye paketlerini açtılar....



"NEEEE! ?Sen bana şişmansın mı demek istiyorsun Burak?
Aman Allah'ım kaç beden bu? XXLLL filan mı? Yuh!"



"Ne? Aaa! Ben onu almamıştım başka bişi! 
Amanın hediyeler karışmış bu!..Bu!.."


"Sevgililer günümü zehir ettin! "


"Hihihihihi......"



"NEEEE!? Halim sen bana sarışın ol, zayıfla mı demek istiyorsun?
Ben bunun içine sığar mıyım? " 



"Hayır! Ben! Bu! Yok! Hediyeler karışmış karıcığım valla!"


"ÜÜüüüü! Sevgililer Günü'mü mahvettin! "


mahalle akşam ile ilgili görsel sonucu

"Valla hediyeler karışmış! Yemin...billa.."

"Aşkım bir dinle! Paketler ka...ka..."


Bu bölümün sonu😅😆😊😊😊






Yeni sezon bölümleri:




Eski sezon bölümleri:




Yazan& çizen:
Müjde Dural