18 Ekim 2018 Perşembe

YEPİSYENİ (!) TÜRKİYE

Arkadaşlar merhaba, çok uzun bir yazı oldu, bir seferde okumaya çalışmayın:) okuyacak olanlara peşinen teşekkür ediyorum ve sabırlar diliyorum:) Yazımda ispat için kaynak (linkler)var, tıklarsanız ayrı pencere açılır. 

On yılı geçmiştir, bir bayram günüydü. Apartman komşuma bayram ziyaretine gideyim dedim. Baktım ev kalabalık, girmeyeyim çok kalabalık dedim ama komşum ısrar etti. Yabancı değil hep akraba dedi. Ben de nasılsa bayram ziyareti uzun sürmez diyerek oturdum. Şeker, hal hatır sorma filan derken, seçimlere az zaman kalan bir gün olmalıydı ki, misafirlerden birisi kime oy atacaksınız diye ortaya konuştu. Ben de "CHP'ye" dedim. Dememle birlikte, tanımam - etmem komşumun akrabalarından bir kadın,  "a" ları uzatarak

"Niye CHP? Obama Müslümaan! Obama Müslümaaaan!"


diye bağırmaya başladı. 😆Obama'nın Müslüman oluşuyla AKP'ye oy atmak arasındaki bağlantıyı nasıl kurdu bilemiyorum. Bayram ziyaretinde hem de komşumun evinde bir tatsızlığa sebep olmamak için sadece gülümsedim, az sonra da "Kedim özlemiştir çok yalnız kalmayı sevmiyor" bahanesiyle ki, doğru aslında, kendi evime çıktım.


AKP'liler on yıl önce Obama Müslüman bu yüzden AKP'ye oy verin diyorlardı, on yılın sonunda Amerika'yı protesto etmek için iphone kırıp, ABD Dolar'ına sümkürmek gibi nezih (!) eylemlere başladılar,  bir bakıyorsunuz ABD'ye güya düşman oluyorlar, bir bakıyorsunuz: 

"Trump elini reisin omzuna koydu" 

diye sevindirik oluyorlar. 

Aç parantez, o gün Obama Müslüman diye bağıran kadın, Müslüman Obama'nın nasıl olup ta Sünni Müslüman Kaddafi'nin güzel ülkesi Müslüman Libya'yı işgal edip, taş taş üstünde bırakmayacak şekilde bombalayıp, için edip, petrolüne konduğunu, o günden bu yana Libya halkının Kaddafi'yi mumla aradığını, Libya'yı ABD ile birlikte bombalayan İngiltere'nin BBC' sinin bile itiraf ettiğini acaba biliyor muydu? Neyse...


İşte on yıl önce Obama Müslüman o halde AKP'ye oy  vermeliyiz diye bağıran AKP'liler bir de 

"Yeni Türkiye yaptık, eskisi kötüydü" diyorlar.

Bakalım öyle mi? İşte yeni Türkiye:


ADALET

- Karısını 9 yerinden bıçaklayan, "Burası sana mezar olacak" diye bağıran koca serbest bırakıldı. 

- 16 yaşındaki Sezgi Kırıt, bakkala gitmek için çıktı, kayboldu, tecavüz edilip öldürüldüğü anlaşıldı. İlk linkte tüm sanıkların serbest bırakıldığı haberi var. İkinci linkteki videoda sanığa 1 yıl hapis cezası verildiği haberi var. (tüm linkler ayrı pencerede açılır)

Haberin videosu


- Bu da adaletle ilgili tesadüfen rastladığım bir örnek. Doğru mu inanamadım! Umarım doğru değildir. Doğruysa vah halimize. 




FETÖ

AKP'den önce Fetö diye bir sorunumuz yoktu. Hatta AKP'ye karşı olanlar Fethullah Gülen'in tehlikeli olduğunu söyleyince (bak: altta iki ayrı video Kamer Genç ve Türkan Saylan AKP'lileri Fethullah'ın tehlikesi konusunda uyarıcı konuşmalar yaparken), AKP'liler çok kızardı. Fethullah Gülen'e toz kondurazlardı. AKP sayesinde Fetö diye bir sorunumuz oldu. 



ORDU

AKP'den önce anket yapılırdı, vatandaşların en güvendiği kurum TSK yani ordumuzdu.  AKP, geldiği ilk günden beri askeri vesayeti ortadan kaldıracağız demeye başladı. Askeri vesayeti kaldıracağız diye askere kumpas kurduklarını milletçe gördük.

 Sonra da "Kandırıldık" deyip içinden çıktı. Kahrından ölenler, kanser olanlar, beyin kanaması geçirenler, Ali Tatar gibi intihar edenlerin aileleri perişan oldu, o kadar çok "ah" aldılar ki, haberleri yok.

 'Balyoz', 'Ergenekon' kumpası ile TSK itibarsızlaştırıldı. Genel Kurmay Başkanına 'terör örgütü mensubu' dendi! ABD askerleri Irak'ta Türk subaylarının başına çuval geçirdiler. Tayyip, nota verelim diyen muhalefete "Ne notası, müzik notası mı?" diyerek alay etti. Hala tam olarak ne olduğu bilinmeyen 15 Temmuz ile TSK iyice itibarsızlaştırıldı. TSK'ya siyaset bulaştırıldı. İspatı alttaki linkte. Fetöcü tasfiye edelim derken de Fetönün tasfiye edemediği askerleri tasfiye ettiklerini Mustafa Önsel yazmış.


15 TEMMUZ

Eskiden siyasiler ülkeyi berbat edince, ordu önce muhtıra verir uyarır, 'doğru düzgün yönetin ülkeyi yoksa darbe geliyor!" der, siyasiler tınmazsa, darbe yapardı, herkes darbeyi kimin yaptığını bilirdi, darbe bildirisinde genel kurmay başkanının ve başka birkaç komutanın imzası olurdu; asker-polis karşı karşıya gelmez; vatandaşların da burnu kanamazdı. 60 yılındaki üç idam hariç TSK'nın hükümet darbelerinin hepsi kansız olmuştu.

 AKP'nin yeni Türkiye'sinde yapılan 15 Temmuz'u TSK değil Fetö ve TSK'ya sızmış Fetöcüler yaptı deniyor. (Vaktiyle TSK, Fetöcüleri ordudan atarken, AKP'liler 'namaz kılanları ordudan atar' diyordu! Yüzlerce insan öldü. Tayyip Erdoğan halkı sokağa çağırmasa muhtemelen bu insanlar ölmeyecekti. Neden çağırdı? Sebebini anlamış değilim. Madem silahlı darbeciler var, silahsız halk bunların üzerine gönderilir mi? Darbenin siyasi ayağı araştırılsın diyen CHP'nin soru önergesi reddedildi, darbe yaptı diyenlerin çoğu yurt dışına tüydü. İşin içyüzü hala muamma! Kurcalayanlar kendini 'Fetöcü' diye hapiste buluyor. İspatı: Ece Sevim Öztürk isimli gazeteci. Tanımam, etmem fazla soru sormaya başlayınca hapsedilmiş. Hala da hapiste. Vaktiyle Fetöcüler kendisini Ergenekoncu diye yaftalamışlar, onlarla az uğraşmamış.Bu da yazarın twitter sayfası: şuradan 




Çok konuşulacak gelişme

(Önce başdanışman, tepkiler üzerine büyükelçi oldu)


Gülen'in sağ kolu yazdı...



24 Haziran'da, AK Parti milletvekili adayı 5 ismin FETÖ ile fotoğrafı çıktı
Fetö ile fotoğraf çektiren AKP'lilerin çoğu şu anda bakan!


Fetöcü hakimlerin hepsi bırakıldı. Kaynak link

Sahi Fetöcü damatlar vardı bir de onlara ne oldu? Onlar da mı "pişmanız" deyip yırttılar?


15 Temmuz darbesi kala kala alttaki üç kız öğrenciye kaldı!




27 aydır yani 2 yılı geçmiş; tutuklular. Bu kızlar mı darbe yapacakmış? Bakkala göndersem beş şeyden ikisini unutup gelir la bunlar....(haşa, aptal anlamında demiyorum, saf, naif, daha çocuk anlamında diyorum)




EKONOMİ

Ekonomik krizi var ama fakir olan Tayyip! (Adam kendisinden söz ederken "Bu fakir" diyor. :😂 ya da "Kriz yok psikolojik!" diyerek dalga geçiyor! Ama haklı kriz sarayda yok! AKP'nin yandaşlarında da yok.




Tayyip, Dolar'ın artışını kah dış güçlere, kah papaza, kah Fetö'ye, kah  ezana, namaza savaş açanlara bağlıyor, bağlamadığı tek şey kendisi.




Ben ekonomi eğitimi almadım ama şu fotoğrafa bakınca anladığım şu:
Diyelim size ve beş akrabanıza babanızdan dizilerdeki gibi yüzme havuzlu, müştemilatlı, ormanlı, bahçeli 3 katlı malikane, arabalar, dükkanlar, mücevherler, antikalar kaldı. Siz de geçinmek için çalışmak, üretmek yerine önce arabaları, sonra dükkanları, sonra ormanı, sonra müştemilatı, sonra mücevherleri, sonra antikaları, sonra evdeki televizyonu, bilgisayarı derken malikaneyi satıyorsunuz! Siz paralarla kaçarken, diğer beş akrabanız, çoluk çocuk dımdızlak ortada kalıyor! Siz diyorsunuz ki,
"Benim kabahatim yok ben çok iyi idare ettim babamın mirasını ama kahrolası dış güçler yaptı."



EĞİTİM

Ne kadar iyi eğitim okul varsa İmam Hatip okulu oldu! Fen liselerini İmam Hatip yaptılar, Anadolu liselerini İmam Hatip yaptılar, 8 yıllık temel eğitimi kaldırdılar, zaten hayat pahalı, yoksulluktan millet kız, erkek çocuğunu birkaç yıl sonra okuldan almaya başladı. Eğitime değil, diyanete astronomik bütçe ayrılıyor.



Diyanet işlerine bu kadar bütçe ayrılıyor acaba
nereye gidiyor o paralar? Denetleyen var mı?


Üniversitelere yandaşlar atandı, bir aylık profesörler yandaş diye rektör oldu, kimi üniversiteler "Kardeşler Pide Salonu" haline gelmiş aynı akrabadan yandaşlarla doldurulmuş, okullarda "Türk'üm, doğruyum, çalışkanım" la başlayan Andımız kaldırıldı, şimdi yeniden konacak deniyor, AKP'liler itiraz ediyor. Türk'lükle ne sorunları varsa?...Eğitimin kalitesi yerlerde sürünüyor. Bilimsel proje yapan çocukları TÜBİTAK kapıdan kovuyor, aynı proje dünya birincisi oluyor. (çünkü projeyi sunan kızların başı açık!)Hayvanat bahçesi müdürünün atandığı TÜBİTAK'ta "şu kavanoza Kuran okudum küflenmedi, öteki kavanoza Kuran okumadım, kötü sözler söyledim küflendi" gibi bilimsel(!!!!)projeler yapılıyor. Ayet okunmuş fasulye deneyi ödül alıyor! Bilim Şenliği var diye gidiyorsunuz, "Abdest nasıl alınır?"la karşılaşıyorsunuz! Sonuç dünyanın en iyi 500 üniversitesi arasında bir tane bile Türkiye'den üniversite yok. Traji komik olan da Tayyip şimdi "Niye Türkiye'den üniversite yok?" diyormuş. Hahahaha:)





CAN GÜVENLİĞİ

Eskiden can güvenliğimiz vardı, mesela yılbaşı kutlayanlara kimse karışmazdı. Yeni Türkiye'de yılbaşı kutlayanlar bombalanarak öldürüldü, sokaktaki Noel babalar temsili tutuklandı, IŞİD ve benzeri İslamcı teröristler ülkeye doluştu. Ankara garında, İstanbul havaalanında pekçok yerde bombalarla sivil halk hedef alındı. Yüzlerce insan öldü.


SURİYELİLER

Eski Türkiye'de Suriyeli sorunumuz yoktu. Suriye, Afganistan, Irak, İran hatta Libya gibi ülkelerden milyonlarca insan ülkemize geldi. Tam sayıyı bilmiyorum. Hükümetin söylediği rakama güvenmiyorum. 4.5 milyon Suriyeli diyorlar. Afganlı sayısı yarım milyonmuş. Bu sayı bu kadarla kalmayacak, maşallah sürekli de çocuk yapıyorlar.


KUTUPLAŞMA


Benzetmek gerekirse, Hitler nasıl Yahudilere düşmanlık besledi, laiklere, Atatürkçülere bir düşmanlıktır gidiyor.  AKP'li olan, AKP'ye yandaş olanlar birinci sınıf vatandaş! Referandumda 'hayır' diyenlere terörist dedi adam yahu! Hayır diyenler ahiretinizi yakmayın dedi yani 'cehennemlik' yaptı! Gezi'de protesto ettik elimizde kaşık, cezve, tava, tencere, "terörist", "çapulcu", "Fetöcü" olduk! Kendisi başka partiyle ittifak yapınca 'iyi', chp başka partiyle ittifak yapınca 'şer' (kötü) oldu. 

GEZİ İSYANI


Gezi, vatandaşın tüm bu yazdıklarıma isyanıydı. 
Gezi olayları vatandaşın, sıradan insanların, 70 yaşında ev kadınlarının Tayyip ve AKP'ye isyanıydı.

gezi olayları ile ilgili görsel sonucu

Ama çoğunuz 'Benim başıma bir şey gelmesin" diye evinizden çıkmadınız, korktunuz. Çıkmayınca, en kolay psikolojik savaş tekniğini uyguladılar. İsyan eden sıradan vatandaşların arasına pkk'lı kılığında sivil polisleri soktular, ellerine cani apo'nun posterini verdiler, yakın, yıkın dediler. Sonunda barışçı bir protesto eylemi olan Gezi'yi baltaladılar. 15 kişiyi de öldürdüler, 70 yaşında tek silahı cezve - kaşık - tencere olan kadınlara 'çapulcu', "terörist" diyerek iftiraları da cabası! İsyan böylece kanlı şekilde bastırıldı. Gaz yedik, soğuk su yedik, ben bile o tarihte 55 yaşıma rağmen elimde kaşık, cezve her akşam çıktım. İyi ki çıkmışım, sadece klavye delikanlılığı yapmakla kalmadım. Eğer siz korkanlar, korkmayıp siz de evlerinizden çıksaydınız yüzbinler değil milyonlar olsaydık o zaman bambaşka olurdu. Gezi isyanı bildiğiniz halk devrimine dönüşürdü ama yapmadınız. Şimdi arkamızdan atıp tutuyorlar yok Fetö para vermiş, yok dış güçler istemiş de  öyle çıkmışız! Hahaha! Dolar artınca da dış güçler, Fetö diyorlar. 70 yaşındaki kemik erimeli ev kadını Fetö isteyecek de çıkacak Tayyip'i protesto edecek? Oldu canım. Akşam akşam tv izlerken düdük seslerini, tencere-tava seslerini duyup, bayrağımı alıp, kedimi öpüp, anahtarımı alıp çıktım, o kadar. Dış güçlermiş pöh! İkidebir CIA başkanını evimde ağırlayan bendim sanki!

Velhasıl Gezi'de Tayyip'in de AKP'nin de ödü koptu söylemiyorlar. İçlerine oturdu. Evet, elinde cezve- kaşık-tencere yaşlı teyzelerden ödleri koptu. :) 


TARIM, HAYVANCILIK

Eskiden gıdası kendi kendine yeten bir ülkeydik. Şimdi saman ithal ediyoruz, Kurban bayramında ta Brezilya'dan veya Avustralya'dan hayvan getiriliyor. Sağlıksız koşullarda zavallılar kendi boklarında yüzüyor ve hastalanıyorlar. Tavuklar antibiyotikli, hormonlu, Ergene nehri atık yüzünden zehirlendiğinden orada sulanan pirinçler kanserojen, GDO'lu gıdalar, sağlıksız mısır şurupları, yediğimiz, içtiğimiz şeylerin sağlıklı olup olmadığını bilmiyoruz.


HIRSIZLIK

Kibarlık yapıp hırsızlığa yolsuzluk demeyeceğim. Unakıtan servetine servet kattı:
Unakıtan yolsuzlukları
 Unakıtan yolsuzlukları (devlet ispatlı)
Yüzyılın yolsuzluğu Deniz Feneri hırsızlığı ayyuka çıktı. AKP'li yeni zengin Dolar milyonerleri türedi, ayakkabı kutularında Dolarlar ortaya çıkınca canciğer kuzu sarması Fethullah'çılar ile araları bozuldu. Eski belediye başkanı Gökçek ile yeni belediye başkanı 
"Sen hırsızsın" 
"Asıl sen hırsızsın" 
diye birbirine girdiler, iki gün sonra canciğer kuzu sarması oldular! 

CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, meclis kürsüsünde AKP'nin devleti nasıl soyduğunu anlattığı videosu:




Arınç Gökçek'e "Ankara'yı parsel parsel sattı" dedi ama sonuç sıfır!


Bu yolsuzlukları da tesadüfen gördüm: Anlatan yine bir AKP'li. Çorum'da dönen yolsuzlukları tek tek ihbar etmiş.

- Sayıştay'ın raporunda 107 Milyon liralık köprü ve otoyol geliri kayıp.

- Önce 'başarılı iş adamı' denilen Rıza Zarrab'ın ismi lazım değil birine (başıma iş gelir korkusundan yazamıyorum) ve AKP'li bakanlara milyon Dolarlık saatler dahil rüşvet dağıttığı ortaya çıktı. Tayyip Erdoğan'a Katar şeyhinin  400 Milyon Dolarlık uçağı hibe ettiği söylendi! Artık hibe mi? Satın mı alındı? Hediye mi? Bilemiyoruz. Hibe ise, hediye ise ne karşılığında. Kimse kimseye 400 Milyon Dolarlık hediye verir mi? Bunlar basına yansıyanlar tabii bilmediklerimiz de var.


ADAM KAYIRMACILIK

Damat, hazinenin başına getirildi, aynı ailenin neredeyse tüm üyeleri rektör, bakan, danışman, büyükelçi oldular, üniversitenin kadrosunda akrabalar doluştu. Her şey Tayyip ve sülalesine bağlandı. Az bulmuş olacak ki,  CHP'nin İş Bankası'ndaki hisselerine göz dikti. Atanamayan gencecik insanlar ise intihar etti.



Eski kültür bakanı Atilla Koç'un kızı Zehra Zümrüt Selçuk, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler bakanı, oğlu Taha Koç da Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi başkanı olarak atandı.
TÜBİTAK (Türkiye Bilimsel Araştırmalar Kurumu)na hayvanat bahçesi müdürü atandı. Çorum Üniversitesi 'Kardeşler Pide Salonu'na döndü:)Varlık Fonu'na ve hazinenin başına Tayyip'in damadı atandı. 30 akraba aynı üniversiteye atanınca rektör "Evlenmeyin mi diyeyim?" dedi.


Adam kayırmacılık tavan yapınca, 'liyakat' ortadan kalktı. İşinin ehli insanlar işe alınmayınca, tüm dünyaya bakın nasıl rezil olduk?

Ülkemizde El İşi konusunda konferans düzenlenmiş, afişi muhtemelen AKP'li ama İngilizce bilmeyen birisine vermişler. O da sözlüğe bakıp 'el işi' için 'handjob' yazmış. Manası 'mastürbasyon'. Diğer İngilizce sözcük 'traditional' da yanlış yazılmış. Kaldı ki 'annual' daha doğru olurdu.

Olay Amerikalı ünlü talk show sunucusunun bile kulağına gitmiş, bizimle bir güzel dalga geçmiş. İşte youtube videosu:


KADIN, ÇOCUK HAKLARI


"Kadın kahkaha atmayacak", "hamilelerin sokakta gezmesi terbiyesizlik", "üç yaşında çocukla evlenilir" "anasının dizinden insan tahrik olur" diyen manyaklar da, Ensar isimli dini vakıfda çocuklar tecavüzlere uğradığında "Bir kereden bir şey olmaz" diyen kadın bakan da, "mini etek giyersen tecavüzü hak edersin" diyen Nihat Doğan gibiler hep AKP'nin yeni Türkiye'sinde türedi. Sonunda kadın cinayetleri misliyle arttı, çocuk istismarı son 10 yılda 4 kat arttı. Sıksık ölümle sonuçlanan çocuk kaçırma haberleri alıyoruz. Şort giydi diyerek genç kızlara dolmuşta, otobüste tekme atmak sıradan haber oldu!


ÇEVRE, DOĞA

Daha temiz, daha yeşil bir Türkiye'ydik. Dereler HES ile kurutulmamıştı. Atatürk Orman Çiftliği'ndeki ormanda halk piknik yapıyordu. Zaten Atatürk de orayı "vatandaşlar piknik yapsın, temiz hava alsın" diye yaptırmıştı. Tayyip, Ankara'da başka yer kalmamış gibi Atatürk Ormanını kel edip içine saray yaptırdı. Halen de ABD elçilik binası yapılıyormuş! Ankara halkının korkudan buna ses çıkartmaması ise hepsinden acı. 😢



Eber gölü kurumadan önce...

AKP'nin yeni Türkiye'sinde depremde toplanma alanlarına AVM yapıldı, yeşil alanlara TOKİ yapıldı, nehirler ya kurudu, ya zehirli atıklarla zehirlendi, balıklar topluca öldü, kimyasal atıklı dere suyuyla sulanan pirinçler kanser yaptı, Edirne'de neredeyse tüm köydekiler kansermiş. Tarihi eserlere beton döküldü, aslı yok edildi, çelik kapı yapıldı!  Tabiat harikası göllerin çevresi betonlaştırıldı. Köprüler için ormanlar katledildi.

 Sırf Atatürk'ün  ismini taşıdığı için Atatürk Orman Çiftliği katledildi, saray yapıldı, halen ABD elçiliği yapılıyor! Tayyip'in kendisi bile "İstanbul'a ihanet ettik" diyor ama "suç benim istifa ediyorum" demiyor. O zaman söylediği sanki 'marifetmiş' gibi oluyor. Çünkü bir kabahat hatta suçunu itiraf etmek yetmez, madem itiraf ettin, onun yaptırımını da gerçekleştir. 

40, 50, 60'ların Ankara'sının fotoğraflarına bakın sokaklarda tayyörlü, şapkalı zarif hanımların, zarif beylerin dolaştığını görürsünüz. 



AKP'nin yeni Ankara'sında Suriyeli, Afgan vs. mülteciler kimi yerlerde çöp ev benzeri 'getto'lar kurmuş. Sefalet, pis kokular içinde yaşıyorlar başkentte.! Oda tv haberini yaptı:


DÖNEKLİK

Amerika, Libya'yı işgal ederken, Tayyip NATO'nun ne işi var Libya'da? dedi. Üç gün sonra sözünün tam tersine döndü. İsrail'e höt, zöt ederken, Mavi Marmara'ya binenleri "Bana mı sordunuz?" diyerek sattı. Damadı ekonomiyi Amerikan McKinsey şirketine verdi, karşı çıkanlar ya cahil, ya hain dedi ama kayınpederi Tayyip McKinsey'e karşı çıktı, en son papaz konusunda bir dönüş yaptı. Bu dönüşleriyle yandaşları da dönmek zorunda kaldı. Mesela Akit gazetesi üç gün önce "McKinsey'e tam destek verirken, üç gün sonra McKinsey'in kirli çamaşırları ortaya çıktı" demek zorunda kaldı:)papaz konusunda link vermedim hepiniz biliyorsunuz. Olay daha çok yeni.



FİKİR VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Eskiden rahmetli Levent Kırca, televizyonda Olacak O Kadar programında Turgut Özal'ın, Tansu Çiller'in, Mesut Yılmaz'ın, Demirel'in taklidini yapar, eleştirirdi. Gırgır dergisinde Özal'ın her gün karikatürleri çıkardı. Şimdi kimse televizyonda Tayyip Erdoğan'ın veya ailesinden birinin karikatürünü, taklidini yapabilir mi? 

Öyle bir hale gelmişiz ki, Tayyip'in en baş yalakalarından Akit gazetesinden bile bu konuda şikayet gelmeye başladı. İşte ispatı:
Valla çekirdek çıtlayarak izliyorum bunları, biz 60 yaşında, 70 yaşında ev kadınları, Gezi'de isyan edip elimizde tencere, tava sokaklara çıkınca, Tayyip'e 'hayır' deyince, ne çapulculuğumuz kalmıştı, ne teröristliğimiz, ne pkk'cılığımız, şimdi yiyin birbirinizi nasılmış? 


Yüzlerce sosyal medya kullanıcısı Erdoğan'a hakaretten hakkında dava açıldı! 76 yaşındaki birine hapis cezası kesildi! Wikipedia kapatıldı, insanlar sosyal medyada siyasi bir şey değil yazmak, beğene basmaya korkar oldular. Örnek: Sümeyye Erdoğan'a hakaretten 740 TL ceza alan Orhan Aydın
TERÖR


AKP'nin seçimi kazandığı 2001'de  Apo denen narko terör örgütü başı, yakalanıp İmralı'ya konduğundan . başsız kalan örgüt dağılma noktasındaydı. Eskiden İslami terör sorunumuz  (ışid) yoktu. 

AKP yeni Türkiye'si ile AB'ye uyum yasaları; Açılım, akil adamlar denilerek PKK'ya tavizler verildi. Askerin bitirdiği terör, AKP sayesinde hortladı. Yıl be yıl sayı arttı. Sonunda "kandırıldık" dendi. En son "evet" çıkacak terör bitecek dendi ama terör hala bitmedi. En kötüsü IŞİD teröristleri de ülkeye geldi. Bombalı saldırılarla onlarca kişi canından oldu. 


SAĞLIK

Çağ atladık deniyordu öyle mi? Randevu almak kolaylaştı tamam ama sıra aldın ve devlet hastanesine gittin, 5 dakika üstünkörü muayene o kadar. Doğru düzgün sağlık hizmeti almak istiyorsan özel hastaneye gideceksin ki, bunun için ancak AKP li yeni zengin, AKP'li yandaş olmak lazım. Bir röntgen 500 lira, bir MR 3000 lira çekiliyor iyi hastanelerde!SMA hastaları ilaç yok diye feryat ediyor tv ekranlarında, çünkü ilaçlar çok pahalı, hatta SMA hastaları twitter'da başlık açmışlar:

GATA, yüksek bilim kurulu (!)şizofrenin sebebinin cinler olduğunu belirtiyor!

Bu da üniversite hastanelerinin durumu



İŞSİZLİK

Öğretmenler atamalar yapılmadığı için intihar ediyor ya da inşaatta  çalışıp hiç tecrübesi olmadığından ölüyor. Hukuk fakültesini mi bitirdin AKP'li yakının yoksa iş bulamıyorsun. İlla AKP'li birinden referans istiyorlar. AKP'li torpilin varsa işsiz kalmıyorsun. Bir aylık profesör rektör olarak atanıyor mesela. Atanamayıp intihar eden gencin cebinden 10 lira çıktı. 

AKP'li vekilin sınavsız ve açıktan belediyede işe giren ama işe gitmeyen, oturduğu yerden maaş alan kızı Sümeyra Ordu, Paris'te geziyor; internetten cins kedi satışı yapıyormuş. Odatv'nin haber linki altta. Ayrıca Ekşi Sözlük'te haber olmuş. 

Hülya Koçyiğit, Orhan Gencebay gibi bir dönemin "akil adamları" da şimdi sarayda bilmem ne bölümünde çalışıp(!)yandaş maaşı alacaklarmış. Link vermedim tüm gazetelerde yayınlandı.





ÇOCUKLAR, DAMATLAR, BALDIZLAR...

Eski Türkiye'de başbakan, cumhurbaşkanı gibi insanların çocuklarının, damatlarının, yok baldızlarının kim olduğunu, isimlerini dahi bilmezdik. Ben yıllarca başbakanlık yapan rahmetli İnönü'nün oğlu, Erdal İnönü'yü ancak parti kurunca duydum.  Kızı deseniz, rahmetli İnönü'nün ölümünden sonra onu anma programında televizyonda babasıyla ilgili 2. Dünya Savaşı veya başka ilginç anılar anlatırdı. İlk kez o zaman gördük. Bir daha da görmedik çünkü ortalıkta gözükmezlerdi, sıradan bir vatandaş nasılsa öyle okullarına/işlerine gider, mütevazi yaşarlardı. Ülkeyi babalarının çiftliği gibi görmezlerdi.  AKP'nin yeni Türkiye'sinde kızlar, oğullar, damatlar, baldızlar, görümceler, torunlar maşallah her yerdeler! 

Mesela seçimlere az kala, Tayyip'in kızı Sümeyye tiyatroya gidip, en ön koltuğu oturup, ağzında sakız, çakkıdı çakkıdı sanatçıların gözüne bakarak çiğnemeye başlar! Tabii sanatçı bu saygısızlığa, bu görgüsüzlüğe tepki gösterir ve sonuç: Sümeyye hanım facebook sayfasından 

"Üüüüü türbanlıyım diye beni tiyatrodan kovdular"  

yazar! Olay duyulunca da yazısını siler! 


DIŞ POLİTİKA


AKP'nin Tayyip'i eski Türkiye'yi beğenmiyor.  O beğenmediği 70'li yıllarda, Amerikan üslerine el koyduk. Sıkıysa Tayyip yapsın.  Kıbrıs'a çıkartma yaptık, adanın yarısını aldık. ABD'ye rağmen, İngiltere'ye rağmen, dış güçlere rağmen. Eski Türkiye'de hiçbir başbakan, hiçbir cumhurbaşkanı ikidebir "Kandırıldık" demezdi.




Şimdiyse, Amerika karşısında sürekli rüzgar gülü gibi yön değiştirenler var. Bir gün Amerika'ya güya düşman oluyor, ertesi gün Trump, reisin omzuna elini koydu diye böbürleniyorlar! Suriye politikaları baştan aşağı yanlış olduğunu kabul etmiyorlar, Libya konusunda Müslüman ve dost Libya'ya düşmanlık ettiklerini kabul etmiyorlar, Irak'ta Müslümanlara işkence eden, tecavüz eden, öldüren, Irak'ı işgal eden Amerikalı askerlere dua etti Tayyip! Rusya ile kah dost, kah uçak düşürüp düşman oluyoruz. Kah PYD'yi( pkk) topraklarımızdan zafer işaretiyle geçirtip, kah düşman oluyoruz. Buna da 'dış politika' diyoruz. 

Sağdaki soldakine krizin sorumlusu diyor! Rahmetli İnönü taksiyle meclise giderken









TELEVİZYON, KÜLTÜR, SANAT

Benim yaşım 60 çok iyi hatırlıyorum, 70'li yıllarda TRT'de pazarları klasik müzik konseri, operalar, diğer günlerde Shakespeare'in mini dizileri, Leonardo da Vinci gibi belgeseller, Halit Kıvanç'ın sunduğu kültür bilgi yarışmaları olurdu. Sanatçı denince İdil Biret gibi dünyaca ünlü piyanistlerimiz, sopranolarımız, seramik sanatçılarımız, ressamlarımız akla gelirdi.


Yeni Türkiye'de  Survivor, Yemekteyiz gibi yarışma programlarında insanlara birbirinin gözünü oyan rekabetçilik ve riyakarlık aşılanıyor. İnsanlar yemeği beğense, tabağı silip süpürse bile, para için ' 1 ' puan veriyor. Programın sunucusu her ne kadar bunu güya eleştirse de, sonuç değişmiyor.  Vicdanın yerini cüzdan almış. Yemekteyiz, "10.000 lira için ne kadar çirkefleşebilirsiniz?" yarışması olmuş. Başı açığı da, başı örtülüsü de aynı çirkeflikteler. 

Sanatçı denince, Tayyip'in sarayına davet edilen sanatçılara bakıyorum: İzdivaç programı sunucuları! Botokslu sosyete modacıları! Kiboş! Bülent Ersoy! Arabeskçi ve akil adam(!)Orhan Gencebay! 

Var mı Güher-Süher Pekinel kardeşler? Ya da Fazıl Say? Ya da İdil Biret? Tayyip, AKP'li değil diye Erol Evgin'e bile "Sen kimsin yeeaaa?" dedi. Küçük gördüğü Erol Evgin, İstanbul'un en prestijli mimarlık okullarından birinden mezun, diploması 'gerçek' bir mimar ve aynı zamanda onca güzel şarkıya imza atmış, halkın sevgisini kazanmış, kimsenin hakkında 'şu kötülüğünü, şu hırsızlığını, şu rezalatini gördük" demediği bir insan, iyi bir eş, iyi bir aile babası.  Düne kadar okuması yazması olmayan Kiboş AKP yalakası diye 'sanatçı' oluyor, Erol Evgin, Fazıl Say gibi isimler AKP yalakası olmadığı için küçümseniyor. Oh ne ala ne ala. Ayaklar baş olmuş, başlar ayak. Asıl ben sorayım: Kiboş kim yeaa? Televizyonda "Şofoooor şooofooor" diye bağıran çaçaronun kızı. Arabesk ne ki, kiboş ne olsun? Eskiden haklı olarak 'dolmuş müziği' denen varoş kültürünün zevksiz bir örneği. Rahmetli Nesrin Sipahi, Müzeyyen Senar, Cem Karaca, Barış Manço, Kayahan varken, Emel Sayın varken, Kiboş kim yaaa? İnsan olarak tamam hepimiz 9 aylığız, şahsen benim bir alıpveremediğim de yok kadınla, tanımam etmem ama sanatçı deyince ne isimler varken, Kiboş kim? Sesi harikaymış bence değil. Kime göre harika? Varoş kültürüne göre mi? 


DİN, AHLAK

Dindar nesil yetiştireceğiz diyenlerin dindarları da ayaklı kuyumcu gibi sosyal medyada "Bakın AKP sayesinde nasıl zengin olduk!" pozu veriyorlar. Dinin içi boşaltıldı, ahlak öldü, ortalık "anasının dizinden tahrik olan" din (!!)adamları ve alttaki gibi olursa, ahlaksızlığın ahlaksızlık olmayacağını savunan ahlak fukaralarıyla doldu. İktidardakilere, reis dediklerine yalakalık yapmak, ayakçılık yapmak, riyakarlık, iktidardaki dönünce onunla birlikte dönmek gibi ahlaksızlıklar tavan yaptı. Omurgasız, yalaka köşe yazarları yazı yazmadan önce kalemi ellerine alıp bekliyorlar: 

Tayyip "papazı vermeyeceğiz" derlerse, ona göre yazı yazacaklar.
Tayyip "papazı verdik" derlerse ona göre yazı yazacaklar. 
Tayyip Esat'ı kötülerse onlar da kötüleyecekler
Tayyip Esat 'iyi' derse onlar iyi diyecekler.
Tayyip ABD'ye düşman olursa onlar da düşman olacaklar
Tayyip ABD dostumuz derse ABD dostumuz yazısı yazacaklar.
Çünkü paralarını Tayyip veriyor.




Bir ülkede adaletsizlik, adam kayırma, haksızlık, rüşvet, riyakarlık, yalakalık prim yaparsa, o ülkede insanlar ve dolayısıyla toplum çürür. Ahlakı olmayan camiye gitse, kiliseye gitse ne fayda. Zaten giden de 50 kameramanla şov için gidiyor tıpkı yere kapaklanan ayaklı kuyumcu AKP zengini gibi. Kısaca balık baştan koktu.  16 yılın sonunda soyulmuş soğana çevrilmiş, adalet, eğitim, sağlık ve ordu dahil tüm kurumları çürümüş, kimsenin kimseye güvenmediği, kimin suçlu, kimin masum olduğunun birbirine karıştığı, gençliğin gelecek endişesiyle intiharlara sürüklendiği, boşanmaların, cinnetlerin misliyle arttığı, mutsuz insanlarla dolu bir ülke yarattınız. Sabah kalkıyoruz patisi kesilen köpekler, asılan köpekler, yakılan kediler, parke taşı bağlanıp denize atılan kaplumbağalar! Zombiler ülkeyi istila etse bu kadar olurdu!

Kendi aralarında türbanlı bir kast sistemi oluşturdular. Havuz diyorlar, ülkeyi soyup, paraları kırıştırıyorlar. Türbanlı olunca nasılsa günah olmuyor! Google'da "sevgilisine kocasını öldürttü" yaz, tıkla türbanlı karılardan geçilmiyor. Yani bunların türbanı da yalan! O türbana yakışır, o türbana layık bir zihniyet, yaşantı yok. Mal bulmuş Mağribi gibi, talanla aniden zengin olup, ne oldum delisi olmuşlar. Öfkeleri de bu zenginliklerinin elinden gitmesi korkusu. Tüm diktatörlüklerde, saraylarda yaşayanlarda vardır bu korku. 

Bir atasözü vardır yoksulluk pencereden girince, aşk kapıdan çıkar. Ekonomik sıkıntılar yani geçinememek, sürekli borç içinde yaşamak ailede, toplumda huzur bırakmaz, bunu sadece ben demiyorum işte uzman psikolog ve psikiyatrist doktor da ruhsal bunalımlar attı, toplum çürüdü, özel hastaneye gidemeyen vatandaş hıncını doktordan, borçlu vatandaş hıncını otobüs şoföründen alıyor, diyor :

Bu arada eski Türkiye'de doktor dövmek milyonda bir rastlanırdı, doktor dövmek, doktora saldırmak, doktoru öldürmek savaş travması yaşayan ülkelerde özellikle Irak'ta tavan yapmış durumda. Vaktiyle araştırmıştım. Irak'ta doktorlar canını kurtarmak için yurtdışına kaçıyormuş. 


Peki bu durumda soruyum: Kim mutlu? Kim huzurlu? 

Sadece AKP'ye yanaşıp, onu öven yalakala gazeteci, köşe yazarları, onun sarayına danışman, bilmem ne olanlar, AKP'li ihale zengini müteahhitler, iş adamlarının tuzu kuru. Bir de AKP'li olmasa da babadan kalma zenginler rahat. Ayaklı kuyumcu olmakla övünüp, yerlere kapaklanma pozu veriyorlar. Reisleri onları ihya etti çünkü. 


falling stars türban ile ilgili görsel sonucu
"Bakın bileziklerime, marka çantalarımaaaa
yepisyeni akp Türkiye'si bu işte..."


falling stars türban ile ilgili görsel sonucu
"Ay ne zenginim...starım ben ayol..pis fakirler"
der gibi....


  SONUÇ:

Bunca haksızlık, adaletsizlik, hayat pahalılığı, işsizlik, gelecek endişesi, hırsızlık, Suriye, Afganistan (halkının büyük çoğunluğu Eroin müptelası, psikopattır, inanmayan araştırsın, özellikle İngilizce kaynakları öneririm), İran(onlar da kendi ülkelerindeki şeriat baskısına dayanmak için hap,uyuşturucuyla kafayı yemişler, dünyada ençok uyuşturucu tüketen ülkelerden biri inanmayan bunu da araştırabilir), Irak zaten malum kendi ülkelerinde sürekli doktor öldüren(!)savaş travmalı insanlarla cinnetler, intiharlar, boşanmalar, cinayetler misliyle arttı. Afgan, İran, Irak, Suriye, Libya vs. ülkelerden insanlar dolduğundan beri, her gün patisi kesilen köpek, yakılan kedi haberleri duyuyoruz. Daha dün İstanbul Arnavutköy'de, bir Suriyeli, 4 ve 5 yaşlarındaki çocuğunun boğazını keserek öldürüp sonra da karısını öldürdü. 
Adanad'da bir anne üç çocuğunu bıçakla öldürdü. 



Milyonlarca Arap nüfus 10, 20, 30 yıl sonunda Türk nüfusu geçecek çünkü her yıl çocuk doğuruyorlar. Satılan evlerin çoğunu Arap, Irak, İran, Suriye vatandaşları almış. (Bu alanlar herhalde tuzu kuru olanlar) Elit semtlerde oturanlar farkında olmayabilir, ben dandik, vaktiyle gecekondudan bozma bir mahallede oturduğumdan farkındayım ki, çarşaflı nüfus aniden arttı, tam karşımda kara sakallı, şalvarlı, dik dik bakan biri var ki, ışid'li gibi!Ekmek almaya çıkıyorum, otobüse biniyorum, Sudan mı, Libya mı nereden geldiyse bildiğin siyah derili zenciler, Arapça konuşan kadınlar, bunlar evlenecek, üçer üçer doğuracak, sonunda kendi ülkemizde azınlık olacağız. 

Zaten "Biz Türk değiliz, Müslümanız"; "Andımız okunmasın" diye bir yerlerini yırtan kesimin de amacı buydu. Bildiğiniz Orta Doğu ülkesi olacağız, her şey değişecek, ya şimdi olduğu gibi sinip, sineye çekeceksiniz, ya da paranız varsa Amerika'ya, İngiltere'ye kaçacaksınız.

Peki bunu hak ettik mi?
Sonua kadar ettik.
AOÇ'ta orman kel edilirken gık çıkarmayan Ankara halkı başta, her şeye susarak hak ettik. Bakıyorum Atatürkçü kesim gayet halinden memnun.  Yok Starbucks'ta, yok filan AVM'de mutlu, mesut kahvesini içip, pastasını yiyor, bir de paylaşıyor. Evcilik oynayan çocuklar gibi kendilerini kandırıyorlar bana öyle geliyor. Bu rüyadan uyanınca çok geç olacak, çocukları, torunları da "Analarımız, babalarımız hiç mi sorumluluk hissetmemiş, mücadele etmemiş?" diyecekler. 

Her ülke, hak ettiği şekilde yönetilirmiş. Keşke Atatürk İsveç, Norveç, Estonya veya Amerika gibi bir halkı kurtarsaymış. 

Evet, evet Amerika dedim. Adamların içine etmedikleri Orta Doğu ülkesi kalmadı, Irak, Suriye, Libya, Vietnam'da insanlık ve savaş suçları işlediler, Japonya'ya atom bombası attılar hem de iki kez ama kendi ülkelerinin kurucusuna, kurucularına hürmette, saygıda kusur etmezler, başlarının üstünde tutarlar, yıllar önce çölün ortasında, minicik bir Alamo Kaleleri savunmaları vardır ki,- Çanakkale ile kıyaslamaya kalkmak komedi olur- hakkında belki on tane film yaptılar, yani adamlar başka ülkelere alabildiğine düşmanlık eder, petrolüne konar, atom bombası atar ama kendi ülkesine düşmanlık etmez, biz sınavlarda "Çanakkale mi destandır, 15 Temmuz mu?" soruyoruz! Yakında Atatürk mü kahramandır, Tayyip mi diye de soracaklar herhalde! 

Size verilen şeyin kıymetini, değerini bilmezseniz, elinizden alırken de söz hakkınız olmaz.

11 Ekim 2018 Perşembe

MİM: EN BÜYÜK HAYALİNİZ

Bir Yıldızın Hikayesi   şuradan  bloğunun sahibesi sevgili Yıldız  beni mimlemişti.  Mimin konusu en büyük hayalimiz. Ancak tam o sırada Yıldız Hırsızı Büyücü'yü çizdiğimden  yapamamıştım şimdi yapayım. 

En büyük hayalim aslında çoğunuz biliyorsunuz yazdığım tv dizisi ve sinema filmi hikayelerimin, senaryolarımın çekilmesi. 

Bloğumda paylaşırken aklımda olan hikayenin büyük kısmını atlıyorum. Mümkün değil 120 dakikalık bir sinema filmini ya da dizinin tüm sahnelerini, tüm olaylarını, tüm diyaloglarını çizmek. Ha, istersem çizerim de ama çok uzun ve benim açımdan çok yorucu olur. 

Mesela Begonvilli Ev'de hiç bilmediğiniz bir dolu yan olay, yan karakterler var. Onları atladım, diğer hikayelerimin de neredeyse yarısını atlıyorum ve üzülüyorum şu çizdiklerim ekranda olacaktı diye, heyecanı, romantizmi, gerilimi, mizahını vs. kağıt üzerinde ne kadar verebilirim ki? Müzik yok, gerçek oyuncular yok, gerçek dekorlar yok...:( 

İşte o yüzden en büyük hayalim yazıp, çizdiklerimin bir gün çekilmesi ve ekran ve beyaz perdede sizlere seyrettirebilmek. 

Netflix'te şahane bir dizi izledim, Somewhere Between diye, yazan Stephen Tolkin, 64 yaşında bir senaryo yazarıymış. Clint Eastwood da 70'lerinde hem senaryo yazıyor, hem yönetiyor, hem de  oynuyordu. Umarım ben 70'ime gelmeden hayalim gerçekleşir:))))

Mimi yapmak isteyen herkesi mimledim tabii hala yapmadılarsa:)


10 Ekim 2018 Çarşamba

GENÇLİK



Bu aralar  prensesler, ejderhalardan gidiyorum ya, az önce bunu çizdim. Normal kurşun kalem; çok silik çıktı. Ama zoom yapabilirsiniz. Biraz Catherine Deneuve'nin gençliğinden esinlendim. Mayerling isimli bir filmini (ki, tarihi ve yaşanmış bir olaydan uyarlanmıştı) görmüştüm. 12 yaşındayım. Nasıl hatırlıyorsun diyenlere Manisa'da izlemiştim ve ortaokul 1. sınıfta oraya tayin olmuştu babam. Oradan hatırlıyorum. Orada izlediğim birkaç filmi hiç unutmadım mesela Zorba'yı da orada seyretmiştik. İsmini hatırlamadığım ama galiba Maureen O'Hara'lı çok heyecanlı bir korsan filmini de. Resme Youth /Gençlik ismini koydum, gittiği zaman geri gelmeyen şey:(

7 Ekim 2018 Pazar

YILDIZ HIRSIZI BÜYÜCÜ FİNAL - STAR HUNTER WIZARD FİNAL








" Zoi'nin adamlarına güvenemeyiz, saraya gizli geçitten girmeliyiz. Yerini biliyorum."
"We cannot trust Zoi's guards, we should use the secret passage. I know where it is."



"Dadı onlara gizli geçidi gösterdiğinde hava iyice kararmıştı."
"Nanny showed them the secret tunnel meanwhile the sky became darker"




"Önce ben iniyorum."
"I'm going first.."




"Hayır! "
"No! "



" Evet!"
"Yes!"


"İndir beni salak! Emrediyorum!"
"Release me fool! I command you!"



"Henüz taç giymediğine göre emredemezsin!"
"You cannot command since you haven't been crowned yet!"



" Hihihihi, bunlar birbirleri için yaratılmışlar."
"Hahahaha, they're made for eachother."





Yeraltı geçidinden saraya girdiler, herkes yemekteydi. 
They walked into the castle by  the underground tunnel, everbody was at dinner.



Tembel hayvan elmalara dayanamadı...
Lazy animal couldn't resist the apples...


"AAYY! BU DA NE? İMDAAAAT!
"What's this? Heeeelp!"


"Alt tarafı bir elma. Cimriler n'olcak! Şu kadın benden bi elmayı esirgedi Karamel."
"This woman didn't want me to take an apple Karamel!"


"Neee! Sizi gözüdoymazlar, bir elmayı esirgersiniz ha?"
"You greedyguts! You don't give an apple ha?"






"Neler oluyor burada? Muhafızlar! Yakalayın şunları çabuk!"
"What's going on here? Guards! Catch them!"



" Durun! Ben prenses Lillian'ım. Bu kadın,10 yıl önce beni kuleye hapsetti."
" Stop! I'm princess Lillian. This woman locked me into the tower 10 years ago."




"Hahahahaha. Güzel bir yalan kabul ediyorum."
"Hahahahahaha. A nice lie I must admit."



"Yalan ha? Peki beni tanıdın mı Zoi? "
"Lie ha? Did you remember me Zoi?"



" Sen! Hayır! Olamaz!"
" You! No! This cannot be!.."




"Muhafızlar! Yakalayın şu yalancıyı!"
"Guards! Catch this lyer!"





"Teslim ol, eller yukarı!"
"Hands up!"


" Yakalayın da göreyim salaklar!"
"Catch me if you can idiots!"


Zoi ellerinden yıldırımlar çıkarttı!...
Zoi fired ligtning from her hands!

"Ah! Gözlerim! "
"Oh! My eyes!"



" Babam, kolye tüm kötü güçleri sahibine yansıtır demişti."
"My father told that the penant reflects all evil powers to it's master."




"Denemenin tam sırası. "
"It's the time to test it. "




Kraliçe ortadan yok oldu. Geriye tacı kaldı.
The queen vanished into tiny air. Her crown was left only.





"Babam haklıymış. Sihirli kolye işe yaradı."
"My father was right. Magic  pendant worked."




Yıldızları da tekrar gökyüzüne saldılar.
They sent the stars to the sky again.




YAŞASINNNN!
OLEEEYYYY! HURRAAAAY!







"Kurtulmanızın şerefine prenses."
"I drink to your rescue princess."


Tobi, ayı ve tembel hayvanı kimse görmüyordu...
Nobody was seeing  Tobi, bear and lazy animal.

"Hadi gidelim çocuklar."
"Let's go guys.."



"N'olur ağlama Tobi. Zaten güzel değildi..."
"Please don't cry Tobi. She was not a beautiful. "
"Evet hiç. Bildiğin çirkindi. Sana kız mı yok?"
"Yeah not at all. She was ugly!"
"Hatta şirretti di mi!"
"And shrew! Doesn't her?""




"Bak Tobi balodan hatıra aldıklarımıza"
"Look at the souvenirs we took from the ball Tobi"




" Beni neşelendirmek istiyorsunuz anlıyorum ama onu unutacağımı sanmıyorum"
"I know you want to try to make me happy but I don't think I can forget her..."



"Üüüüü....booo hooo..."




"Dadı! Tobi arkadaşlarıyla gitmiş!"
"Nanny! Tobi has gone with his friends!"




"Merak etme çok uzaklaşmamıştır, koşarsan yetişirsin!"
"Don't worry, he cannot go far away. If you run, you'll catch him!"



Prenses koşa koşa Tobi'ye yetişti...
Princess run and caught Tobi....




"Tobi?...Beni bırakıp gidiyor musun?"
"Tobi? Are you dumping me?"




"Lill--yani prenses! Tabii ki hayır...ben...ben..."
"Lill...I mean princess! Ofcourse not...I....I...."




"Seni seviyorum gitme."
"Ben de seni..."
"I love you."
Me too.."



Tam o sırada rüzgar esmez mi!? 
Just at that moment the wind blowed...:)




"Neyin var?"
"What's wrong with you?"





Tobi, kepçe kulaklı olduğunu söyleyince, Lillian 
"Benim için önemli değil, bir daha rüzgar çıkınca kulağını kapatmana gerek yok." dedi.
When Tobi told her that he had stick out ears, she said
"It's not important for me, you don't need to hide your
ears when it's blowing."




Tahmin ettiğiniz gibi, Tobi ve Lillian evlendiler ♥
ülkeyi çok iyi yönettiler ve herkes çok mutlu oldu. 
Zoi'ye gelince, yok olmuştu ama ölmüş müydü?
As you might have guessed, they married,
ruled the country successfully and everybody became very happy.
As for Zoi she vanished but did she die?



SON
The End




Yazan ve çizen:
Müjde Dural


Bölümler:

5. Bölüm - 5th. episode
6. ve son bölüm - Final