18 Şubat 2026 Çarşamba

COĞRAFYA KADERDİR




Bu akşam, yine sosyal medyadan (Twitter'dan) gerçek payı olduğu için hoşuma giden sözleri paylaştım. Yalnız, birinci paylaşımda ben yine de insaflı davranmak istiyorum. Genelleme yapmak istemiyorum. Yani tüm Müslümanlar, (kadın olsun, erkek olsun) laiklerin de illa oruç tutmasını, illa tesettüre girmesini, illa namaz kılmasını istiyorlar kısmına katılmıyorum. İlla ki, Müslüman olup

"Ya, rahat bırakın laikleri. Benim inancım bana, onun inancı ona, isteyen başını örtsün, istemeyen örtmesin. İsteyen yılbaşı kutlasın, çam süslesin, istemeyen kutlamasın. Size ne? Rahat bırakın insanları. Özgür bırakın. İnsanların yaşam tarzlarına karışmayın. Herkes nasıl mutlu olmak istiyorsa, öyle mutlu olsun."

diyenler de vardır.





Bunu yazan da (ki iki paylaşımı da kim yapmış tanımam, etmem zaten kimse gerçek ismini kullanmaz kolay kolay Twitter'da) doğru söylemiyor değil. Gündüz programlarını izlemiyorum ama izleyenler de katılacaklardır. Anadolunun cehaleti gerçekten tehlikelidir ve hafife alınamaz. Palu ailesini unutmayın. Cinlerle, büyülerle, muskalarla başlayarak nasıl cinayetlere yol açılmıştı? Şimdi hapisteler (umarım tahliye edilmemiştir) 

Bu arada Cumhuriyet rejimi İç Anadolu halkını asla aşağılamadı. 1940 yılında Köy Enstitüleri kurarak, bu "baldızım cin s...ti" diyenleri eğitmeye başladı, Atatürk, "Köylü milletin efendisidir" dedi, topraksız köylüye toprak verilmesi için toprak kanunu çıkarttı.

Köy Enstitülerinde, her köyde o okulun kendi tarlası, kendi arı kovanları, besi hayvanları, atölyeleri vardı. Mandolin çalmayı, keman çalmayı, bağlama çalmayı öğreniyorlardı. Ağaç, fidan dikiyorlardı. Ziraat, sağlık, inşaat, terzilik, arıcılık, fırında ekmek pişirmek, spor yapmak... daha pek çok şey öğretiliyordu. Güzel sanatlar kolları, tiyatro kolları vardı, şiirler okuyor, Mozart çalıyordu. Maalesef sonradan Amerika'nın ve toprak ağalarının etkisiyle kapatıldı ve sonuç ortada:

Sokakta akraba evliliği ürünü olanlara mikrofon tutulunca,

"Pahalılığı CHP yapıyor! Ekrem İmamoğlu yapıyor!"

diyenlerle baş başa kaldık. 

Coğrafya gerçekten kader.  


Not: Köy Enstitüleri  (wikipedia)

Köy Enstitüleri  (Cumhuriyet) 


2 yorum:

  1. Merhabalar.
    Ben de coğrafyanın kader olduğunu düşünüyordum, ama maalesef coğrafya kader değildir diyorlar. "...Coğrafya bazı fırsatlar ve sınırlamalar sunar, ama insanlar teknoloji, kültür ve kararlarıyla bu sınırları aşabilir; yani yaşamın ve toplumların kaderi tamamen coğrafyaya bağlı değildir..." diyorlar...
    "Beyaz Zambaklar Ülkesinde" kitabını mutlaka siz de okumuşsunuzdur. Ben, bugün, her şeyiyle Finlandiya coğrafyasına imreniyorum.

    Finlandiya Başlangıçta Neydi?
    Yüzyılın başında Finlandiya, Rus İmparatorluğu’nun bir parçasıydı.
    Toplum tarıma dayalı, küçük köylerden oluşuyordu ve halkın çoğu yoksuldu. Eğitim, sanayi ve modern devlet kurumları neredeyse yoktu.
    Coğrafi olarak kuzeyde soğuk, gölleri ve ormanları bol bir ülkeydi; ulaşım zordu, iklim ve doğa sertti. Kısaca: sınırlı kaynaklar ve zor coğrafya, halkın yaşamını etkilemişti, ama henüz bir kader gibi görünüyordu.

    Finlandiya Sonra Ne Oldu?
    yüzyılın sonlarından itibaren eğitim reformları ve milli bilinç ile büyük değişim başladı. Halk okuma-yazma öğrenmeye başladı, bilim ve kültür desteklendi. Sanayi ve ticaret gelişti, küçük köylerden şehirler doğdu. Kitapta “beyaz zambaklar” metaforu, aydınlanmanın, eğitim ve kültürün ülkeyi karanlıktan aydınlığa çıkarması anlamında kullanılır.
    Kısaca: coğrafya zorluk yaratmış olsa da, insanlar kendi kaderlerini değiştirdiler.

    Finlandiya Coğrafyası Bir Kader mi?
    Kitaptaki örnek ve tarihsel süreç gösteriyor ki: coğrafya bazı sınırlar ve fırsatlar sunar, ama mutlak kader değildir. Finlandiya’nın soğuk iklimi, gölleri ve ormanları başlangıçta zorluk olsa da: Eğitim, teknoloji ve kültürel gelişimle bu sınırlar aşıldı. Halk kendi kararlarıyla yaşam standardını ve ülke kaderini değiştirdi. Özetle: Finlandiya’nın coğrafyası başlangıçta zorluklar getirdi ama kader olmadı; insan iradesi ve bilinçli çaba ülkeyi aydınlığa taşıdı.

    NOT: Bu bilgileri araştırarak topladım.
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Abi,
      Güzel bir araştırma olmuş. Elinize, yüreğinize sağlık. Valla böyle düşününce gerçekten hak verdim. Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı evet almıştım. (Atatürk zamanında tavsiye ettiği için) hakikaten Finlandiya kendisini çok iyi geliştirmiş ve yanlış bilmiyorsam şu anda dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı bir ülke. Ama şu da var ki, bir Avrupa ülkesi ve Avrupa, Rönesans ile dini kiliseye hapsetmiş bir ülke. Laiklik, demokrasi ile yönetiliyor. Biz ise din diye Araplaşmaya özenen tarikatların kıskacındayız.
      İnşallah bir gün bir Finlandiya oluruz.
      Çok teşekkür ediyorum.
      Selamlar, saygılar.

      Sil