OSMANLI SİZE ANLATILDIĞI GİBİ ŞAHANE MİYDİ?
Bu
yazıyı birçok kaynaklardan faydalanarak derledim. Ve hep yaptığım
gibi beş yaşında çocuğun anlayacağı sade bir dille yazdım.
Ne
ben, ne de sizler, hiçbirimiz Osmanlı döneminde yaşamadık.
Nasıl
bir toplumdu? Yani büyük bir imparatorluk olmanın dışında
günlük hayatta neler yaparlardı? Ekonomisi nasıldı? Bunları
bilmek için kaynaklara baktım. Osmanlı bize anlatıldığı gibi
şahane miydi? Nasıldı? Okuyunca "Osmanlı torunuyum"
diye caka satanlar Osmanlı İmp. öyle şahane, cennet gibi bir yer
olmadığını anlayacak. Zır cahil, acımasız, hurafelerle, karı
dedikodularıyla yönetilen, maymunların idam edildiği, üretim
olmayan, halkın sefil olup ikide bir isyan ettiği, tek yapılanın
başka ülkeleri işgal etmek olduğu, ineklerin, koyunların
sayılıp; kadınların nüfus sayımına dahi alınmadığı bir
toplumdu. ( Hâlâ övüneceklerse, Osmanlı padişahlarının
karıları hep Hristiyan Bulgar, Rus, Yunan, Sırp, İtalyan vs. kanı
taşıdığından, %50 o ülkelerin ve Hristiyanların
torunuyuz diye övünsünler hiç olmazsa gerçekçi olur.)
PADİŞAHLAR DAHA
ÇATAL, BIÇAK KULLANMAYI BİLMİYORLARDI
Çatal, bıçak kullanarak yemek yemeye "Gavur icadı" diyorlardı. Padişah 2. Mahmut' a kadar hepsi elle yemek yiyorlardı. Tabii vatandaşlar da. 2. Mahmut neyse ki, yenilik yanlısı biriymiş de, sayesinde çatal, bıçak kullanmaya başlamışlar!
Bu da o konudaki kaynak:
Osmanlı'da çatal, bıçak kullanma
OSMANLI, DAHA ATATÜRK DÜNYAYA GELMEDEN
İFLAS ETMİŞTİ
Osmanlı,
üretmeyen bir toplumdu. Batı ülkelerinden aldığı
borçları ödeyemiyordu.
Bir
süre sonra borçların faizlerini bile ödeyememeye başladı.
Osmanlı devleti mali olarak İFLAS etti.
Yıl 1881. (Bak: Muharrem
kararnamesi.)
Mustafa Kemal daha anasının karnından doğduğunda Osmanlı
çoktan iflas bayrağını çekmişti.
kaynak
1
kaynak
2
kaynak
3
Ta 1954 yılına
kadar (çoğunuzun annesi, babasının hatta anneannesinin,
teyzesinin doğduğu yıl) Osmanlı'nın BORÇLARINI ödedik.
Sadece
Türkiye değil Suriye, Irak, bir dolu ülke de Batı
ülkelerine Osmanlının borçlarını ödedi.(Bak: Düyun-u
Umumiye).
KARDEŞ, EVLAT, TORUN DEMİYOR KATLEDİYORLARDI
Bilmeyenler Muhteşem Yüzyıl gibi TV dizileri sayesinde öğrendiler. Padişahlar öz çocuklarını, öz torunlarını, öz kardeşlerini taht için BOĞDURUYORLARDI. Normal vicdana , dine sahip bir insan için torun evlattan bile daha sevilir. Torunun tadı başkadır denir. Ama padişahlar şakır şakır torunlarını boğdurtuyordu. Taht için gözleri öz evlatlarını da görmüyordu. Topkapı Sarayı'ndan bir gecede 17 minik tabut çıkmıştı. Kimi şehzadeler
"Ya abim beni boğdurursa, ya babam beni boğdurursa"
korkusundan psikolojileri bozulmuş, paranoyak olmuş, argo tabirle kafayı yemiş, genç yaşta delirmişlerdi. Öyle ya, sürekli "Ya beni boğdururlarsa?" korkusuyla yaşanır mı yahu? İnsan delirir.
KÖLELİK VARDI
Osmanlı
sarayında padişahların seks ihtiyaçları için Batı ülkelerinden
zorla kaçırılmış güzel kızlar seks kölesi olarak
Harem'de tutuluyordu. Şanslı olanlar ileride padişahın gözdesi
oluyordu. Çoğu Sırp, Rum, Bulgar, İtalyan, Rus vs. asıllıydı.
Hiçbiri Türk değildi.
Harem'deki kadınların hizmeti için uşaklık yapması için Afrika ülkelerinden ZORLA kaçırılmış zenci köleler vardı. Bu zavallıları bir de zorla hadım ediyorlardı. O dönemde anestezi olmadığından İLKEL koşullar ve İstanbul'a gelmeden Afrika'dayken yapılan bu hadım etme işleminde zavallıların yarısı ölüyordu.
HALK ÇOK YOKSULDU
Anadolu halkı perişan, yoksul, okuması yazması yok, sürünüyordu. (Bizlere ne ilkokulda, ne lisede, Osmanlı'da halk nasıl yaşıyordu hiç anlatmadılar, gizlediler. Hangi tarih kitabında vardı Aristokrat sınıfın saraylarda, kasrlarda, köşklerde, konaklarda gününü gün ettiği. Anadolu halkı patates, soğan, lahana ekiyor sarayın aristokratlarını besliyordu. E, nazenin prensesler, sultanlar tarlada çalışacak değil ya?
Halk o kadar yoksuldu ki, isyan ediyorlardı ama bir işe yaramıyordu. Ağır vergilerle halkın iliğini kemiğini sömürüyor, sürekli oraya, buraya savaş açıp askere alıyorlardı, halk o yüzden sürekli isyan ediyordu, (Bak: Celali isyanları), padişahlar da isyan eden halkı öldürüp kuyulara atıp (Bak: Kuyucu Murat paşa adı nereden geldi?) bu sorunu çözüyordu. (Tüm imparatorluklarda da öyle değil midir? Fransa'da aristokrat sınıf "Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler" derdi, Çarlık Rusya'sında ise Rus köylüsü sefaletten inim inim inliyordu, devrim boşuna yapılmadı. İnsanlar "asalet, asillik" palavralarından bıkmıştı. Eşitlik gibi kavramlarla tanıştılar. Ne yazık ki, hala birileri "Ay ben asilim, aristokratım, filan adayı bana verin pis avamlar" demeye başladı. :))) E, birileri onlara bu gazı veriyor. Gaz vere vere uçan balon gibi uçmaya başladılar:)))
TÜRK'Ü SEVMEZ, AŞAĞILAR, HOR GÖRÜRLERDİ
Türk
olmak hor görülen bir şeydi. Sarayda yaşayan padişahlar Türk
kızları ile evlenmez, Macar, Rum (Yunan), Yahudi, Rus, Bulgar,
İtalyan ne kadar Türk olmayan kadın varsa onlarla evlenirdi.
"Osmanlı'daki Arap, devşirme sevdası, Türk düşmanlığı hakkında Hüsnü Merdanoğlu'nun kitabı ve diğer kaynaklar için bak: şuradan Tarihçi, İlber Ortaylı da Osmanlı'da özellikle Türkmenlerin sevilmediğini ve bu yüzden Kıbrıs'a sürüldüğünü belirtmiştir.
Osmanlı - Türklük - Türk düşmanlığı konusunda iyi bir yazı alttaki linkte:
HALK ZIR CAHİL VE ACIMASIZDI
Osmanlı'da
toplum o kadar zır cahildi ki, cehalet insanın acıma hissini de
öldürür. Padişahlar kendi evlatlarını, torunlarını
öldürecek kadar acımasızken, vatandaşlar da acımasızdı.
Bugünkü pet shoplara benzer dükkanlarda satılan şempanzeler,
maymunlar satılırdı. Sırf cehaletten ve akılları
fikirleri bacak arasında olan tiplerin bir söylentisiyle; "Dul
kadınlar bu maymunları alıp evlerine götürürler, ilişkiye
girerler" gerekçesi daha doğrusu dedikodusuyla, dükkanlar
basıldı ve zavallı maymunlar idam edildi. :( Kimsenin ahı
kimsede kalmaz lafına yürekten inanırım. Bıraktım o hadım
edilen zavallı zencileri, şu zavallı maymunların ahı bile
Osmanlı'nın çökmesine yetmiştir.
Temsili resim: Reşad Ekrem Koçu
Kaynak: Murat Bardakçı
-
Osmanlı döneminde yapılan köpek katliamı. :(
Hayırsızada
Köpek Katliamı
2.
kaynak
Bazen
yazdığım/alıntı yaptığım linkler kayboluyor; tıklayınca bu
sayfa kaldırılmış uyarısı filan çıkıyor, o yüzden üç ayrı
link, üç ayrı kaynak gösterdim. Hem de kimisi tek kaynakla
yetinmez, 'yalan' diyebilir. Oysa bu Osmanlı döneminde yaşanmış
gerçek çok acı bir olaydır. Okumaya yürek dayanmaz. :(
OSMANLI CENNET GİBİ BİR YER DEĞİLDİ
Osmanlı'yı
Cennet gibi lanse ediyorlar. Matrix filmindeki gibi 'hap'
yutturuyor ve pembe bir tablo çiziyor. Oysa okuma yazma oranı 2 -3
olan, zırcahil, zırcahil olduğu için de yapılan kötülüklere
ses çıkartmayan, asalak bir imparatorluktu, tüm imparatorluklar
gibi sonunda çürüdü ve yok oldu.
Ancak kitle
psikolojisi öyle bir şey ki, yalanlara inanmayı tercih ederler.
Gerçekleri ne kadar yazsanız da, yalana o denli sıkı sarılırlar.
Bu da maalesef bilimsel bir gerçekmiş. Çünkü insan beyni ona
söylenilen 'pembe' yalanlara inanmaya meyillidir. "Baban katil"
deyin birine, reddedecektir beyni, kabullenmeyecektir, inkar
edecektir, karşısına babasının cinayet işlerken videosunu
koysanız bile "montaj' diyecektir. Osmanlı hayranlığı buna
benziyor.
ANASINDAN EMDİĞİ SÜT BURNUNDAN GELDİ SÖZÜNÜN KAYNAĞI:
BEBEK ŞEHZADENİN BOĞULARAK ÖLDÜRÜLMESİ
Bilindiği üzere Fatih Sultan Mehmet "kardeş katlini" yasallaştırmıştı. Osmanlı'da tahta çıkacak olan padişah kardeşlerini acımadan öldürtürdü. Celllatlar boğardı. Beşikteki, kundaktaki bebekler boğulurken burnundan süt geldiği için "Anasından emdiği süt burnundan geldi" sözü çıkmıştı. 😭😭😭
DEMOKRASİ YOKTU
Osmanlı'da
demokrasi yoktu. Padişahın astığı astık, kestiği kestikti.
Bağımsız yargı yoktu. Onun bunun dedikodusu, iftirasıyla padişah
gün geliyor en güvendiği sadrazamının veya öz oğlunun
kafası kestiriyordu. Bildiğiniz tek adam diktatörlüğüyle idare
ediliyordu.
OKUMA YAZMA NEREDEYSE SIFIRDI
-
Osmanlı'da okuma yazma oranı % 2 - 3 idi. Kısaca, Osmanlı
toplumu ZIR CAHİLDİ. Saraylarda, köşklerde, konaklarda
yaşayan elit tabakanın dışında çoğunluk okur
yazar değildi. Kara cahildiler. Dolayısıyla "bir gecede cahil
kalmadık". Zaten cahildik. Tam tersine Atatürk'ün
harf inkilabı sayesinde halk okuması, yazması çok zor
olan Arap harflerinden kurtulup, daha kolay olan
Latin alfabesiyle süratle okuma yazma oranı arttı.) Mesela
rahmetli babam, dayım, dedem hepsi hem eski Türkçe, hem yeni
Türkçe'yi bilip, kullanıyorlardı. Hiçbirinden "Bir gecede
cahil kaldık" lafı duymadım. Hepsi Atatürk'e minnettardı.
Ve Osmanlı'nın sonunda bize bıraktığı ülke buydu:
DİNCİLER, PADİŞAH YALAKALARI
DÜŞMANA KARŞI GELDİĞİ İÇİN MUSTAFA KEMAL'İ
VE ONA İNANLARI SEVMİYORLARDI!
Osmanlı,
yukarıdaki haritada gördüğünüz, dört bir yanı Yunan, İngiliz,
Fransız, İtalyan askerleriyle kuşatılmışken, Mustafa Kemal Paşa
ve ona inanan Anadolu ve Trakya halkının, ona inanan Kazım
Karabekir Paşa gibi paşaların, EFELER tarafından kurulan Kuvvayı
Milliye'ye destek olmak yerine, onları hain ilan etmişti, Mustafa
Kemal Paşa'yı idama mahkum etmişlerdi, şapka takmadı diye asıldı
sandıkları sözüm ona din adamları "Yunan'a karşı çıkmak
olmaz, Kuvvayı milliyeciler eşkiyadır, çapulcudur"
diyorlardı.
İNGİLİZ BELGELERİNDE : VAHDETTİN
'YÖNETİME EL KOYUN' DİYE İNGİLİZLERE YALVARDI
Osmanlı
hayranlarına not:
Tüm maddeler için kaynak belirtmeye
gerek görmedim. Her okuduğum site için tek, tek kopyala, yapıştır
zor oluyor. Tarih okuyun (İlber Ortaylı'yı özellikle
öneririm.)hepsi yazıyor. Bir kütüphaneye gidin ansiklopedi okuyun
onlarda da yazıyor. İnternette de bu konuda bolca kaynak var.
Hepsini tek tek yazmadım. Kısaca bir lafla, bir söylentiyle
maymunları bile idam eden, zır cahil bir toplumdu Osmanlı,
Atatürk'ün doğduğu yıl 1881' de de mali olarak iflas etmiş,
ekonomik bağımsızlığını kaybetmişti yani çökmüştü. Ben
normal zekaya ve vicdana sahip biri olarak Osmanlı'nın hayran
olunacak hiçbir özelliğini göremiyorum. Tek, tük varsa da
(mesela güvercinler için ev yapmak gibi) istisnalar kaideyi bozmaz
hatta daha da kuvvetlendirir derler. Kadınların durumuna hiç
girmiyorum bile. (Üç kez "boş ol" denince, kapının
önüne konuluyorlardı. Nüfus sayımında insan yerine konulup
sayılmıyorlardı bile.) Aristokrasi, asalet vs. ye gelince,
şahsen ruh asaletinden başka asalete inanmam ve
gün gelecek İngiltere, Hollanda, Norveç gibi ülkelerdeki
temsili aristokrasi ve krallıklar da son bulacak hiç kuşkunuz
olmasın.
Ünlü romancımız Ahmet Haşim'in
cumhuriyet öncesi Anadolu'yu kitabında anlatıyor:
"Halk
sağlıksız, frengili, veremli, parazitli, topal, sakat çok, evler
leylek yuvası gibi...."
Faydalanılan
diğer kaynaklar:
Osmanlı'da
halk ayaklanmaları
Celali
isyanları
Velhasıl,
normal zekada her insan dünyada teknoloji, bilim, kültür kısaca
uygarlık değiştikçe, krallıkların, imparatorlukların,
prensliklerin, velihatlıkların, tek adamlığın, babadan oğula
padişahlığın yok olduğunu geriye sadece İngiltere, Hollanda,
Norveç, İsveç gibi minik ülkelerin 'sembolik' krallıklarının
kaldığını bilir.
Rusya'da Çarlık,
Fransa'da Krallık nasıl son bulduysa Osmanlı da son bulacaktı.
Babadan oğula daha ne kadar devam edecekti ki? Her dönemin
bir başlangıcı, bir sonu vardır. Belki 100 yıl sonra ülkeleri
insanlar değil bilgisayarlar, biyonik insanlar, robotlar
yönetecek.
Geçmişe saplantılı şekilde takılıp
kalmak sağlıklı bir duygu değildir. Tamam vaktiyle bir Osmanlı
varmış, iyisiyle, kötüsüyle yaşanmış, bitmiş diyeceksiniz o
kadar. Yok yeniden Osmanlı olalım! Yok yeniden Rus Çarı olsun!
Yok yeniden Fransa'ya imparatorluk gelsin! Bunlar sağlıklı kafa
yapılarının söyleyeceği şeyler değil.
Ne
mutlu bize ki, bitmiş tükenmiş, işgal edilmiş, ordusu bozulmuş,
ekonomisi çökmüş bir ülkeden, bir cumhuriyet meydana getiren
Atatürk'ümüz var.
Bakın yıl olmuş 2020. Hâlâ
cinci hocalar, üfürükçüler, Fethullah Gülen gibi sümüklü
mendili koklanan hocalar, şeyhler, şıhlar var. Kemal Sunal
filmlerinde vardı böyle üçkağıtçı sahtekarlar.
Kadınların
göbeğine yazarlar, çoluk çocuğa tecavüz ederler, din maskesiyle
holdingler, dernekler (vardı ya İhlaszedeler! Gurbetteki
vatandaşları dolandıranlar hatta intihar edenler oldu)ile dünyanın
malını götürürler. İşte Osmanlı da böyleydi.
Velhasıl Osmanlı sadece sarayda, kasrlarda, köşklerde yaşayan kaymak tabaka için şahaneydi, halk sefil, halk okuma yazması yok, üstbaş yok, iliğine kadar sömürülüyordu, o zamanlar Facebook, Twitter yok isyan ederlerse de silahla bastırılıyordu.
Sadece Osmanlı değil, saraylardan yönetilen tüm saltanatlar, Çarlıklar, krallıklar da öyleydi. Çarlık Rusya'sında çar ailesi, soylular, prensesler saraylarda bir eli yağda, bir eli bağda, dans ederken, Fransa'da krallar, kraliçeler aynı şekildeyken, halk inim inim inliyordu, açtı aç! O yüzden de zamanı gelince hepsi saltana karşı isyan etti, devrim oldu ve yıkıldılar. Çar ailesi kurşuna dizildi, krallar, kraliçeler giyotine gitti, bir tek bizdeki devrimde saltanat mensupları öldürülmedi. Bu konuda dünyada tekiz.
Hani
Twitter'da, Facebook'ta "Osmanlı" rüyası gören,
arabasının camına Osmanlı tuğrası yapıştıranlar var ya,
sanki Osmanlı döneminde yaşasalar Yıldız Sarayı'nda, Dolmabahçe
Sarayı'nda ya da kaç dönüm bahçeli köşkler, kasrlarda,
etraflarında cariyeler, lalalar, uşaklar, aşçılarla yaşayacak,
sadrazam filan olacaklar! Sen Osmanlı döneminde sıradan bir
vatandaş olunca acaba nasıl yaşayacaktın bir de onu düşün.
İkidebir haydi padişah sefere çıkıyor (çünkü üretim
yok)filan ülkeye askere aldık seni! O seferde ölmezsen, ötekinde
garantisin. Ev kadınıysan kocan üstüne 3 eş alabilir, canını
sıkarsan üç kez "Boş ol" deyip seni kapının önüne
koyardı. Şahitlik filan yoktu, kadınsan nüfus sayımında bile
sayılmıyordun. Okuma yazma? Peh!
Kısaca ya
böyle Osmanlı rüyası gören cinci, üfürükçü, şeyh,
şıhlarla yönetileceksiniz. Televizyonda Palu ailesi gibi herkes
birbirini büyü, cin, minle korkutup cinayet dahil her türlü suç,
ahlaksızlık içinde yaşayıp, üüüüü beni kandırdılarrrrr!
Cinler diye kandırdı beniii! Büyü diye kandırdı beniiii! diye
tv programlarında salyasümük ağlaşıp hapsi
boylayacaksınız.
Ya da laik, Atatürk
ilkeleriyle yaşayacaksınız. Bir Norveç, bir Fransa gibi
olacaksınız. Birbirini boğazlayan Orta Doğu ülkeleri gibi
değil. Kimse sizi, çoluğunuzu çocuğunuzu in, cin,
büyü, muskayla korkutamayacak Seçim sizin.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder