10 Ocak 2026 Cumartesi

YEŞİM (ROMAN) 37. Bölüm


Ailelerinin bu kararına iki genç aşık çok sevindi. Yeşim'in resim bölümünü kazanacağına emindiler. Kız, dört yıl sonra çocukluk aşkıyla evlenecekti. Rüyada gibiydi. Serdar'a kalsa dört yıl beklemek istemiyordu

"Evli öğrenci kızlar var bizim okulda" diyecek oldu ama Yeşim, evli öğrenci olmak istemedi.

"Ya, hayır ya, hem evli, hem öğrenci olmak istemiyorum. Bekleyeceksin işte! Bana ne! Bana ne!"

diye tutturdu. Annesi ve Serdar'ın annesi, babası da okulunu bitirdikten sonra evlenmelerinden yanaydılar. Hem evlilik, hem öğrencilik zor olurdu. Bir de çocuk filan olursa diye düşündüler. Vardı öyleleri ve ne kadar zorluk çektiklerini duymuşlardı. Anne, bebeği anneanneye veya babaanneye bırakıyor, kendisi sınavlara, vizelere koşturuyordu.Aileler de;

"Yok! Yok! Olacak şey değil. En münasibi dört yıl beklemeniz çocuklar. Zaman zaten öyle çabuk geçiyor ki, göz açıp kapayana kadar geçer. Dört yıl nedir ki?"

deyince, gençlere dört yıl uslu uslu beklemek kaldı.

Aynı saatlerde Zerrin, üniversite öğrencisi taklidi yaparak saklandığı dairede karşısındaki komşusundan gelen aşureyi sevinerek aldı.

"Ay, teyzeciğim aşure mi yaptınız? Allah kabul etsin."

"Afiyet olsun Büşracığım, sen talebesin, yapamazsın, annenlerden de uzaktasın. En büyük tabağı sana getirdim."

diyen pinpon, sırtı hafif kambur, gözlerinde gözlük, oğlunu, kızını çoktan evlendirmiş, torunları geldikçe sevinen kadıncağız, Büşra sandığı Zerrin'e sık sık yemek getiriyordu.

Zerrin kapıyı kapattı. Aşureyi kaşıklamaya başladı. Sonra zil tekrar çaldı. Kapıya baktı. yanağında gülümseyince ortaya çıkan gamzeleri, bal rengi gözleriyle ve elinde gitarıyla Serdar'dı. Hemen açtı.

"Serdarcığım! Ner'de kaldın? Bak komşum aşure getirmiş. Sana da ayırdım canım."

"Mmm...aşure mi, bayılırım."

"Kıskanırım ama aşureyi."

Sana da bayılıyorum Zerrinciğim."

"Aşkım? Ne yapalım? Akşam yemeğine Paris'e uçalım, Eiffel Kulesi'ndeki o lokantaya gidelim."

"Nasıl istersen canım."

"Ne iyi yaptın da o Yeşim denen salak köylü kızını bıraktın."

"Yeşim mi? Sen varken ne yapayım Yeşim'i aşkım?"

Zerrin, karşısında gerçekten Serdar varmış gibi bir kaşık kendi yiyor, bir kaşık da ona uzatıyordu. Sonra yastığa sarıldı. Bu halüsinasyonlara Serdar'a olan saplantısının yanı sıra, kullandığı haplar da sebep oluyordu. Bol parayla lise önlerinde hap satanları bulması zor olmamıştı. Kardeşinin ölümüne sebep olmasını ve işlediği cinayetleri unutmaktı amacı. Kafası güzel olunca her şeyi unutuyordu. Babasından çaldığı altınları, dövizleri bozdurarak şimdilik idare ediyordu. Onlar da bitince, annesinin pahalı mücevherlerine sıra gelecekti.

****

Bu arada dedektif Feridun, on milyonu aşkın şehirde kızın saklandığı evle ilgili ipucu bulamamıştı. Dedektifler de sonuçta insan üstü kahramanlar değildi. İpucu olmadan onların da eli kolu bağlanıyordu.

"Neredesin küçük fare? Hangi delikte saklanıyorsun?"

diyerek piposunu tüttürdü. Pes etmeyecekti. Elbet parası bitince annesinin pırlantalarını satmaya başlayacaktı. Takıların fotoğrafları çoktan tüm kuyumculara gitmişti. Ya bir hata yapacaktı, ya da bir ipucu bırakacaktı. Sonsuza dek saklanamazdı.

Ertesi gün, sosyal medya için çok ilginç ve güzel bir haber vardı: Yeşim'in nişan haberiydi bu. Kızla yapılmış bir röportaj da vardı.

Zerrin, haberi duymakta gecikmedi. Çok öfkelenmişti. Komşuları başına toplayıp, şüphe çekmeyeceğini bilse başta laptop, kapı, cam, çerçeve her şeyi kırıp dökecekti.

"HAYIIIRRRR! HAYIIIRRRR! Serdar bunu bana yapamaz! Kandırmışlardır onu! Her şeyi onun için yaptım! O kız yüzünden evime dönemiyorum. Şimdi bir de seni benden mi alacak? Demek bunca zamandır seninleydi ha? Demek sizin evde saklanıyordu ha? Ne akıllıymış haspa! Analı - kızlı iki zır cahil köylünün yaptığına bak! Mahvedeceğim seni Yeşim! Serdar'la asla evlemeyeceksin! Asla! İzin vermeeeemmm! "

Oturup röportajı tekrar tekrar okudu. Kızın dershaneye gittiğini öğrendi. Google haritalardan Serdarların evlerine yakın tüm dershaneleri tespit etti. Telefon ederse şüphe çekebilirdi. Elinde kitaplarla dershanelerin kapısında bekledi. Herkes kendisini öğrenci sanıyordu. Şüphe çekmedi. İlk iki dershaneden eli boş döndü. Üçüncü dershanenin kapısında beklerken, nihayet siyah bir jipten, görüntüsünü hafızasına kaydettiği kızın indiğini gördü.

Kendisine hap ve uyuşturucu temin eden karanlık tipler sayesinde yine kirli işler çeviren adamlar bulmuş ve bol parayla kendisine sahte kimlik çıkarttırmıştı. Hemen Büşra ismiyle aynı dershaneye yazıldı. Röportajda Yeşim'in kedileri çok sevdiğini, Serdar'la bir ortak yönlerinin de hayvan sevgisi olduğunu öğrenmişti. Hastalıklı beyninde bir şimşek çaktı:

"Kediler! Tabii ya! "

Ve bir Çarşamba günüydü. Dershanede teneffüs saatiydi. Çocuklar kantinde tost, çay, ayran kuyruğuna girmişti. Yeşim de elinde tostu ve çayı bir sandalyede oturmuş iştahla yiyordu. Kısa siyah saçlı, siyah çerçeveli gözlüklü bir kız elinde bir kutuyla yanaştı.

"Merhaba! Oturabilir miyim?"

"Tabii ki..."

diyen Yeşim biraz kenara çekildi. Zerrin kızın yanına oturdu. Az sonra kucağındaki kutudan cılız bir "Miyaav" sesi geldi. Yeşim hemen kıza döndü.

"Ay! Kutuda kedi mi var?"

"Evet, korktuysanız başka yere oturabilirim."

"Korkmak mı? Ay! Tam tersi! Bayılırım. Bakabilir miyim?"

Zerrin sevinerek kutunun kapağını açtı. Yavruyu avucuna aldı. Gözleri Yeşim'in üzerindeydi. Kızın haberi yoktu ama ona öldürecek gibi bakıyordu.


"Oy, oy, oy, oy, yerim ben bunuuuu! Ay çok tatlışşş! Çok minnak buuu! İki aylık ancak var."

"Ya, yuva arıyorum, annesi yok, çocuklar kuyruğundan tutmuş sallıyorlardı, ellerinden kurtardım. Ne yapacağım bilemiyorum...."

"Ya, bak ne diyeceğim? Bizim kocaman bahçemiz var, orada el bebek, gül bebek bakarız. Gözünüz arkada kalmaz. İsterseniz her gün resim de atarım."

"Ay sahi mi? Ay! Çok sevinirim. Bu arada ben Büşra...çok memnun oldum."

"Ben de Yeşim. Ben de memnun oldum."

Ve böylece, Yeşim, Büşra sandığı Zerrin ile arkadaş oldu! Bu ölümcül bir tuzağa yakalanması demekti.


37. Bölümün Sonu


Yazan: Müjde Dural
Not: Bu hikayedeki isimler, kurumlar hayal ürünüdür, gerçek kişilerle ilgisi yoktur. Tamamen kurgudur.

2 yorum:

  1. Merhabalar.
    Merak ettim şimdi. Yeşim ile Zerrin daha önce hiç karşılaşmadılar mı? Bunlar birbirlerini tanımıyorlar mı?
    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Abi,
      Yeşim ile Zerrin daha önce hiç karşılaşmadılar Recep Abi.
      Şöyle: Yeşim'in öz daha doğrusu biyolojik babasının kızı Zerrin. Dolayısıyla Zerrin Yeşim'in üvey kardeşi ama hiç karşılaşmadılar ve birbirlerinin varlığından haberleri yoktu. Yeşim, Zerrin'in basında, sosyal medyada çıkan resimlerini görmüş olabilir sadece; ama onlarda da sarışın, uzun saçlı ve gözlüksüzdü. Her şey ortaya çıkınca, yakalanmamak için tipini de değiştirdi gözlük taktı, saçını siyaha boyadı, kısacık kestirdi, kaküller yaptı.
      Selamlar, saygılar.

      Sil