Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

15 Eylül 2014 Pazartesi

ŞEREFSİZ ABD, İŞİD BAHANESİYLE SURİYE'yi BOMBALAYACAK

Bunu dünya biliyor. İŞİD Amerika'nın yeni bahanesi. Kimyasal silah yalanı eskimişti. İkiz Kuleler de bitti. Artık kimse kimyasal silah yalanını yemiyor. Kuveyt, Suudi Arabistan, Katar'ın ve Türkiye'nin milyon dolarlık yardımı, silahlarıyla İŞİD güçlendirildi. Suriye'yi 3 yıldır yenemeyen emperyalist güçler, son olarak İŞİD'i bombalamak bahanesiyle Suriye'yi bombalayacaklar. Obama'nın bu iğrenç amacının sonunda Rusya'nın işe karışmasıyla 3. Dünya Savaşı çıkabilir.

İşid'in güya Amerikalı ve İngiliz gazetecilerin kafalarını kestiklerine kimse inanmasın. Bu da tıpkı İkiz Kuleler, kimyasal silahlar gibi bir illüzyon. Bildiğiniz sihirbazlık numarası. Okuspokus!

 

O kafa kestiğini söyleyen şakır şakır İngilizce konuşanlar bildiğiniz cia ajanları. M16 ajanları. Onlar asla Amerikalıları, İngilizleri kesmiyorlar, Türkmenleri, Suriye'deki şeriatçılara karşı savaşan Esat'ın yandaşlarını kesiyorlar.

İblis Obama da yolunu yapmış bile:

http://sozcu.com.tr/2014/dunya/obamadan-esada-jet-yanit-sizi-vururuz-601476/

Hala inanmayan Global Research'ın alttaki makalesini okusun ama İngilizce. 

http://www.globalresearch.ca/us-will-use-isis-airstrikes-in-syria-as-aircover-for-rebels-hit-syrian-military-targets/5401641

14 Eylül 2014 Pazar

SEN DENİZDE GÜNEŞLEN, KEDİN DEPRESYONA GİRSİN


 

Çok değil, bir, iki gün önce her zamanki gibi veteriner kliniğimize dış parazit (pire, kene vs.) aşısı daha doğrusu ense damlası almaya gittim. Yıllardır aynı kliniğe giderim çok memnunum. Ben para üstü beklerken, iki kadın geldi. Birinin elindeki kedi sepetinde küçük, sevimli ama korku içinde bir kedi gözüküyordu. O yaşta hasta olacağını tahmin etmediğimden "aşı mı?" diye sordum. 

Kadın "yok karaciğer" demez mi! Şaşırdım acaba - kör ben- mi iyi mi göremedim diyerek; "yaşlı mı?" diye tekrar sordum. Çünkü karaciğer anca yaşlı kedilerde görülür ya da kötü/yanlış beslenen kedilerde. 

Kadın - valla iki gün olmasına rağmen cevabı unuttum-  6 aylık mı dedi, 2 yaşında mı dedi. İkisinden biri yoksa bir yaşında mı dedi. Aklımdan uçup gitmiş. Yani en fazla iki yaşında öyle bir şeydi. 

İki yaşında kedide karaciğer hastası! Ne oldu ki? diye tekrar meraktan sorunca kadın " tatile gittik, bunu Yıldız'da veteriner kliniğe bıraktık, orada hiç yememiş, içmemiş! Bir de geldik ki karaciğer bozulmuş. Şimdi buraya getirdik tedavi oluyor!" 

Yarabbi! Bir kere Yıldız veteriner klinik her kim ise nasıl şey bu? Kadının dediğine göre kedinin yemeden, içmeden kesildiğini asla haber vermemişler. İnsan bir telefon eder. Ama dobra ben kadında da kabahat buldum. Tabii yüzüne söylemedim ama tatile giderken kediyi kliniğe bırakırsanız depresyona girer onu da götürecektiniz dedim. Kadın "oteller almıyor" dedi. Kedi alan oteller olduğunu söyledim. (Kadın içinden kimbilir bana ne kadar kızmıştır, ukala şey filan demiştir ama ne yapayım kedi söz konusu olunca dilimi tutamıyorum) neyse olan olmuş, içtenlikle Allah'tan bol şifalar diledim zavallı yavrucuğa. Kadın da teşekkür etti. Gittim. Dilerim iyileşir. 

Ama ben bu durumda sahiplerine çok kabahat buluyorum. Tamam klinik hatalı ama kardeşim ben Prenses'imi 16 yıl serum takılacak kadar ağır hasta olduğu son günlerinde bile (18 yaşındaydı) klinikte bir başına bırakmadım. Kucağımda serum takıldı, bitti eve geldik. Bücürük ameliyat olduğu gün bile kendimi yiyordum orada kalırsa ne yaparım diye, çok şükür sabah ameliyat oldu, akşam 11.00 gibi eve getirdim. Yoksa klinikte onun yanında durmayı filan teklif edecektim! (deli deseler de diyecektim valla) 

Kediler, köpekler vet. kliniklerde bırakılırsa büyük depresyona giriyorlar, terkedildik sanıyorlar. Kardeşim siz kumlarda güneşlenip, yüzecek, bronzlaşacaksınız diye onları bir kafeste bırakmak yapılacak şey mi? Bir akraba, alıştığı, bildiği, tanıdığı kişiye bırakibilirsiniz, hatta evde yalnız kalabilir o alıştığı kişi eve her gün uğrayıp sever, ilgilenir, mamasını, suyunu, kumunu halleder. Ama klinik ne demek? Zaten en korktukları yer! İlaç kokuları! Canlarını yakan iğne yapan veteriner hekimler! Diğer kediler! Köpeklerin havlamaları! Hasta kedilerin acıyla bağırışları! Ayrıca oradaki çalışanlar nasıl davranıyorlar bilemeyiz de. Vet. hekim sürekli başlarında kalıp teselli edecek hali yok. Olsa bile onlar kendi sahiplerinden başkasını istemezler ki!

Yok ben buna hayvan sevgisi diyemem. Tatile çıkarken kedisini, köpeğini klinikte bırakacak insan hayvan bakmasın. Kimse kimseye silah zoruyla kedi, köpek vermiyor. Haksız mıyım yahu? Bana Miami'de bedava tatil deseler Bücürük'ümü ne vet. kliniğe, ne kedi pansiyonuna, ne de arkadaşa, dosta bırakırım. Hepsinde de depresyona girecektir. Yapmayın kardeş ya tatile çıkmayın, ya kedi, köpek almayın.

O kedicik inşallah iyileşir, yemeye, içmeye başlar. Daha çok genç kurtulur inşallah.  (aminnnnnnnnn)

ZEYTİNİME DOKUNMA!!!


 

 Lezzet Senfonisi: ZEYTİNİME DOKUNMA!!!

Zeytinime Dokunma isimli bu yazıyı sevgili arkadaşlarımdan Öznur yazmış, izniyle - aslında iznini beklemeden nasılsa izin verir ablasına diyerek:) :) linkini aldım. Zeytin fotoğrafının hemen altındaki  Lezzet Senfonisi : ZEYTİNİME DOKUNMA yazısına tıklarsanız Öznur'un sayfasına yönlendiriliyorsunuz.

Konu zeytincilik olunca yine blog arkadaşlarımdan Hasan abiye ithaf edeyim dedim:) Kendisi bir ara zeytincilikle uğraşıyordu hatta güzel bir dükkan açmıştı. Sonra ne oldu bilmiyorum. Hasan abi ne haber sen Tayyip'i çok seviyordun bak senin zeytinleri de yok etmeye başlamış. Ne diyeceksin bakalım? :) 

13 Eylül 2014 Cumartesi

SEVGİLİ ARKADAŞLARIMIN BLOGLARI :)

Kaç kez ana sayfanın sağ köşesine arkadaşlarımın bloglarını koymak istedim, blogger beni çıldırttı, yazdım, ekledim, kaydet dedim. O da ne? Sağ köşede sevgili arkadaşlarımın blogları yazısı çıkıyor ama tek bir blog bile yok. Bir deneme, iki deneme, üç deneme dördüncüde artık pes etmiştim.

Geçenlerde yine denedim baktım bu sefer oluyor, ama alfabetik olmadı, kim alfabetik sırayla, kim değil, ne oldu karıştı derken, günlerdir bununla uğraşıyorum. Alfabetik yapamadım galiba, en iyisi toptan hepsini ekleyeyim dedim; blogger izin vermedi baktım seçtiklerimi eklemiş, tekrar yap-boz yine takılır hiç kimseyi ekleyemem deyip kurçalamadım daha da mühimi bloğunu terkedenler, güncellemeyenler, kapatanlar yüzünden tüm blogları yazmak istememiştim. Çünkü tıklayan güncel bir blogla karşılaşsın istiyorum öyle bir takıntım var.  Uğraştım bu kadar becerebildim, kiminiz alfabetik, kiminiz bambaşka sıradasınız, böyle tek tek yapınca a şunu unutmuşum, ah bu nerede, valla ne zormuş:( bir de ben sayfamda hepinizi görüyorum ama sizler 'tümünü görüntüle' deyince mi görüyorsunuz bilemiyorum. (bazı bloglarda öyle) sonuç alfabetik yapamadım ama bazıları alfabetik, çayım taze niye ç harfi başlarda olmalıyken niye sonlarda sormayın ben de bilmiyorum? Blogger öyle eklemiş:( velhasıl elimden bu kadar geldi...:( ha bir de bazılarının bloglarının resimleri gözüküyor, bazılarının gözükmüyor, sanırım bu da blogger yüzünden :(

12 Eylül 2014 Cuma

ALMANYA ve İSPANYA TERÖRİSTLERE NE YAPIYOR?

 
Fotoğraftaki İspanya başbakanı Mariano Rajoy.  Mariano, İspanya'nın pkk'sı diyebileceğim bölücü terör örgütü ETA ile barış görüşmesi yapmayacağını söyledi.

Ayrıca, örgütün dağılması karşılığında onlara hiçbir şey vermeyeceğini, şartsız dağılmaları gerektiğini de eklemiş. 

ETA, 800 kişinin ölümünden sorumlu imiş. Biz, 30.000 kişinin ölümünden sorumlu bir örgütün başını 1999'da yakaladığımızda, korkudan titriyor, "aman beni asmayın, sizle işbirliği yaparım" diyordu. Şimdi yıl 2014. Aynı kıçıkırık terörist başı hapisten mesajlar gönderiyor, hükümeti tehdit ediyor, 'Beşir'e söyleyin 50 madde yapacak, şunları isterim' diyebiliyor! Sorarım bu pisliği bu hale kim getirdi?

Bu da haberin aslı:
http://www.thelocal.es/20140226/spanish-pm-snubs-eta-disarmament



ALMANLAR TERÖRİSTLERİNE NE YAPTILAR?

Andreas Baader:  Hapiste intihar etti. (aslında öldürdüler)

Gudrun Ensslin: Hapiste kendini astı. (aslında öldürdüler)

Ulrike Meinhof: Hapiste kendini astı. (aslında öldürdüler)

Jan-Carl Raspe: Hapiste kendini vurdu. (aslında öldürdüler)

Holger Meins: Hapiste açlık grevinde öldü.

Ingrid Schubert: Hapiste intihar etti. (aslında öldürdüler)

Thomas Weisbecker: Polis tarafından öldürüldü.

Petra Schelm: Polisle girdiği çatışmada öldürüldü.

Elizabeth von Dyck: Polisle girdiği çatışmada öldürüldü.

Ulrich Vessel: El bombası kendi elinde patlayarak öldü.

Willi- Peter Stoll: Polis tarafından öldürüldü.

Johannes Thimme: Atmak istediği bomba erken patlayınca öldü.



kaynak: 
http://en.wikipedia.org/wiki/Members_of_the_Red_Army_Faction


Bu isimler Almanya'nın terör örgütü Baader-Meinhof'un kurucuları, üyeleriydi. Bazıları isimlerinden de anlaşıldığı üzere kadındı. Alman hükümeti hiçbirine acımadı ve hapiste infaz etti.

Evet, sonuç olarak Almanya, İspanya terör örgütleriyle pazarlık yapmaz, müzakere etmez, hapislerde infaz ederken biz ne yaptık altta:


 

 
KÖTÜLER KENDİLERİNE TAHAMMÜL EDİLDİKÇE AZARLAR
Teröristlerle müzakere yapılmaz, mücadele edilir. 

akp hükümeti, "analar ağlamasın" bahanesinin arkasına sığınarak terör örgütüne tavizler verdiler. "Açılım" diye diye Türk bayraklarını yaktırttılar! Şehit haberi gelmiyor diye sizi kandırıyorlar, açılımdan beri 114 şehit verdik.  

 http://ahmetdursun374.blogcu.com/acilimdan-bu-yana-114-sehit-verdik/8088788



İşte pkk teröristlerine kurban verdiğimiz son şehitlerimizden binbaşı Yavuz Başayar
(şehit olduğu tarih 17 Ağustos 2011- hani açılımdan sonra şehit haberi gelmiyordu?)


Bu da pkk teröristlerine kurban verdiğimiz şehidimiz teğmen Emre As
(şehit olduğu tarih 20 ağustos 2014- hani açılımdan sonra şehit haberi gelmiyordu?) 



Teröristlere, şantajcılara taviz verirseniz sonu gelmez, ananızın nikahını da isterler, daha isterler, atalarımızın güzel bir sözü vardı: 'Yüz verdik Ali'ye, Ali s....tı halıya' teröriste yüz verilmez, teröriste acınmaz, acırsan, taviz verirsen, tepene çıkarlar, yüz verirseniz astarını da isterler. Bugün doğuyu verirsen, yarın batıyı da isterler. TOLSTOY söylemiş: Kötüler kendilerine tahammül edildikçe azarlar.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...