Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

24 Ekim 2014 Cuma

ATATÜRKÇÜ TÜRK'leri ÖLDÜRMEYE BAŞLADILAR!

  Fotoğraf: Ferdi Özmen'i silahlı bir saldırı sonucu kaybettik.Hepimizin başı sağolsun.Türk milleti bir Vatanperveri,bir Cesur yüreği,bir gözüpek delikanlıyı.Adam gibi değil gerçekten bir'' ADAM''ı daha kaybetmiştir...
Sayfa yönetimi. 

Önceki yazımda Türk Silahlı Kuvvetlerine yaptığım çağrıda ne kadar haklı olduğum bugün ortaya çıktı.

Fotoğrafta elinde bayrağımız, üzerinde Atatürk resimli tişört giymiş Ferdi Özmen arabasında silahlı saldırıya uğrayarak öldürüldü. :( Mekanı cennet olsun, nur içinde yatsın. Milliyet ve Sözcü gazetelerinde haberi okuyabilirsiniz.

Altta Ferdi Özmen'in facebook sayfası:
https://www.facebook.com/ferdi.ozmennn/timeline

Bundan sonra  balkonuna Türk bayrağı asanlar, gezi eylemlerine katılanlar, Atatürk tişörtü giyenler, kısaca hiçbir Türk vatandaşı güvende değildir.

Milyonlarca Suriyeli pkk'lı Kürt'ü, ipini koparanı sınırlardan içeri kasten soktular, bir o kadar da İslamcı terörist var. Hatırlarsanız Hizbullahçıları hapisten salmışlardı. Konya ovası işid yuvası olmuş! Hepsinin ortak düşmanı biz Atatürkçüleriz. Biz Türk bayrağı taşıyanlarız. Türk Silahlı Kuvvetleri eğer geç kalırsa onların bile hayatı tehlikeye girecektir. Bloğumda, Sözcü gibi gazetelere gönderdiğim yorumlarda, Susma sustukça sıra sana gelecek demiş, İlker Başbuğ'u da defalarca uyarmıştım. 'yargıya güveniyoruz' diyordu. Ne oldu? Sıra kendisine de geldi ve Türkiye Cumhuriyeti genel kurmay başkanını terörist !!! diyerek 1 yıl suçsuz yere Silivri'de yatırdılar! İran'da ne kadar Şah yanlısı general, albay varsa en büyük rütbeden, en küçük rütbeye kadar Humeyni hepsini infaz etmişti. Dünya biliyor. O yüzden TSK artık gaflet uykusundan uyanmalıdır. GENÇLİĞE HİTABE' deki durum gerçekleşmiştir.

Benim tankım, tomam yok ki, binip hainlerin üzerine yürüyeyim. Vatandaşın can güvenliğini iç ve dış hainlere karşı ordu korumazsa kim koruyacak?

23 Ekim 2014 Perşembe

TÜRK - KÜRT SAVAŞI

Önce şunu söyleyeyim, ne rahmetli annemden, ne rahmetli babamdan Kürt düşmanlığı ya da Kürt'leri kötüleyen bir şey duymadım. Çocukluğumda, gençliğimde komşularımdan da böyle şeyler duymadım. Kürt'lerle ilgili kafamda hiçbir iyi ya da kötü izlenim yoktu. Tamamen nötrdü.

Sonra yavaş yavaş bakın neler oldu ve ben izlenim edinmeye başladım:

35 yıl oluyor, rahmetli annemle birlikte, ciddi bir sağlık sorunu için tanıdık tavsiyesiyle hastaneye değil uzman bir doktora gitmiştik. Kliniği İstanbul'un güzel semtlerinden birindeydi. Esmer, doğulu biriydi. (İsmi Türk ismiydi yani öyle Baran, Maran değildi. Belirtmiyorum iyiliğini gördük, tedavisi başarılı oldu). Hiç unutmuyorum bir gün muayenehanesine aşağıdaki fotoğraftaki gibi bir yaşlı hasta geldi.O da Kürt'e benziyordu. Yani tip olarak, şivesi vs.

 
Doktor "kapıdan kovsam, bacadan geliyorlar" demez mi!?
Allah Allah yani kadıncağızın kılığı kıyafeti yüzünden resmen arkasından konuşuyordu. Kadıncağızı aşağıladığı belliydi. Şaşırdık, bir şey demedik.

Bir, iki yıl sonra aynı doktorun pkk yalakası malum Kürtçü partinin destekçisi olduğunu tesadüfen gazetede öğrendik. Sen İstanbul'un iyi bir semtinde muayenehane aç, paraya para deme. (Sonradan işi büyütmüş koca klinik açmış.) hatta Kürt kadıncağızı aşağıla sonra da Kürtçü partiye katıl. Sorsan "Kürt olduğu için eziliyor!"  "ayrılmak istiyor"  "Kimlik sorunu var!"

Allah Allah! Kürt diye tıp fakültesine alınmamış sanırsın! Alınmış, doktor olmuş, uzman olmuş paraya para demiyor. Vekil olup TBMM'ye girip namusu, şerefli üzerine vatanın bölünmez bütünlüğünü koruyacağına yalan yere yemin ediyorlar! Sonra "ayrımcı biz oluyoruz"!

Derken malum pkk saldırıları başladı. 5 Temmuz 1993 pkk, Başbağlar köyüne girip sivilleri yani kendi Kürt köylülerini ateşe verdi! 31 ölü! Katliamı da pkk üstlendi. Dedim ya, ailemde Kürt düşmanlığı duymadım. Kürt'ler nasıl insanlar yaşayarak, somut olaylara bakarak öğrenmeye başlıyordum herkes gibi. Neydi bunlar? Kürt, Kürt köylüsünü öldürüyordu. ! ! !

ETKİ - TEPKİ
Sonra olanları hepiniz biliyorsunuz. Tabut tabut şehit cenazeleri. Kürtler hem kendi köylülerini, hem askerlerimizi, polisimizi, jandarmamızı, öğretmenimizi öldürüyordu. Çocukları kaçırıyorlar, beyinlerini yıkıyorlar, kızlara dağlarda tecavüz ediyorlar, kaçmak isteyeni öldürüyorlar, örgüte gelir için eroin kaçakçılığı yapıyorlardı. 

Rüzgar eken, fırtına biçer. Etki, tepkiyi doğurur. Bunlar değişmez gerçeklerdir. Sonra da karşılık verilince "mağdur" cumartesi anneleri ayağına yatıyorlardı. "bize bok yedirdiler" "bize işkence ettiler". Siz sırtımızdan vurun, onlarca şehit verelim, ne bekliyordunuz? Karşılığında çiçek mi atacaktık? Su testisi su yolunda kırılır. Dünyada hangi terörist eceliyle ölmüş? Almanlar, İspanyollar kendi teröristlerine ne yaptılar? Bilmeyen okusun: 


KÜRTLER = 30 - 40 ÇOCUKLU, ÇOK EŞLİ İNSANLAR
Bilgisayar ve internetin hayatımıza girmesiyle Kürt'ler hakkındaki izlenimlerimiz, bilgilerimiz artmıştı. Tek izlenimimiz bu nankörlükleri, ihanetleri değildi. 

  • kumalık Kürtlerde, 
  • berdel Kürtlerde, 
  • çocuk gelinler Kürtlerde  idi.  
  •  
  • En beteri, Kadın Çocuk araştırmaları KADER'in istatistik raporuna göre güneydoğuda her dört evden birinde - evlerden uzak olsun-  midem bulandı - ensest suçu işleniyordu! Nasıl insanlardı bu Kürtler? İnsan bacısına, kızına başka gözle, o gözle bakar mı? Yuh! Yazıklar olsun!
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1146301
30 çocuklu babalar Kürtlerde! Sen 4 - 5 kadından 30 çocuk yap, çocuklarının ismini bilme. Sonra "dövlet biye bakmir" diye ağlaş! Oldu canım. 
Kullandıkları elektriğin parasını ödemiyorlardı. İş makinalarını yakıyor sonra bir deprem olunca "dövlet yok" diye mağdur ayağına yatıyorlardı. Okulları yakıyor, öğretmenleri öldürüyor sonra "bizi cahil bıraktılar" diye mağdur yine onlar oluyordu!

Duyan yoksulluk, işsizlik sadece Kürtlerin yaşadığı bölgelerde var sanırdı. Karadeniz, İçAnadolu, Ege, Akdeniz'de kimse işsizlikten bunalmıyor, intihar etmiyor, cinnet geçirmiyor, kimse geçim sıkıntısı çekmiyor sanırdı! İstanbul- Ankara trenle gidip gelirken biz yolcular o bozkırlarda kerpiç, yoksul köy evlerini görüyorduk. Yoksulluk onların da sorunuydu. Karadeniz'in köylüsü çok mu varlıklıydı? İsveç köylüsü gibi mi yaşıyorlardı? Niye onlar dağa çıkmıyordu?  Niye onlar da ihanet etmiyordu? Lazlara da "siz de ayrılın, ayrı bayrağınız olsun" filan diyorlar. Onlar da cevaplarını verdiler: "Bizim bayrağımız var yıllardır Anıtkabir'de dalgalanıyor." (Gurur duydum çünkü biz de Giresun, Karadenizliyiz. )Köyümüz çok mu zengindi? Yoksulluğumuzun öyküsünü rahmetli babam anlatırdı. Zarzor geçinirlermiş niye kimse isyan etmedi devlete?

İSVEÇ'te SÜT DÖKMÜŞ KEDİ OLUYORLAR

Herkes de biliyor Osmanlı'dan beri bunlar daima İngiliz, Fransız'ın "isyan edin, biz size silah veririz" gibi kışkırtmalarına kapılıyor, yedikleri kaba pisliyorlardı. İsveç'e mülteci, göçmen olarak gidip İsveç vatandaşı olunca süt dökmüş kediye dönüyor, "biz kendimizi İsveç'li görüyoruz" diyorlardı.

http://bucurukveben.blogspot.com.tr/2014/08/kurt-halkinin-gercek-yuzu.html

Yahu hakikaten merak ediyorum: Yüzyıllarca yaşadığınız Türkiye'de kendinizi Türk hissedemediniz de, 6 ayda nasıl İsveçli hissettiniz?Ne mutlu Türk'üm deyince "biz Türk değiliz andımız kaldırılsın" diye yaygara yapıyorsunuz ama Amerika'da yeşil kart almak için paşa paşa ABD'ye bağlılık andı içiyorsunuz. Sıkıysa içmeyin. Çocuklarınız da paşa paşa ABD'nin ilkokullarında ABD ye ve ABD bayrağına bağlılık andı ediyorlar. Sıkıysa itiraz edin görelim.

KÜRTLERİN KENDİLERİNE HAYRI VAR MI?

Kürt'lerin özellikleri hakkında çok ilginç gerçek somut bilgileri geçen gün Yılmaz Özdil'in "Apo'ya Villa' başlıklı köşe yazısında okudum. Onu da aktarayım:

http://sozcu.com.tr/2014/yazarlar/yilmaz-ozdil/apoya-villa-626603/

Yazıyı okuyunca anlayacaksınız ki, bu Kürt'ler sadece bizde elektrik kullanıp ödememezlik yapmıyorlar. İtalya'da apo'ya villa tutmuşlar, 26 bin küsur dolarlık kirayı ödememişler. Ev sahibi de korkudan mahkemeye bile verememiş, üzerine bir bardak soğuk su içmiş. (eh müstahak) Daha sonra Suriye'de Abdullah Berdo diye bir Kürt aşiret reisi apo'ya villa vermiş, gel, ye, iç, otur diye! Sonra apo buradan apartopar kaçmak zorunda kalınca, Bedro "Nasılsa artık oturmuyorsunuz villayı geri verin' deyince Kürt'ler hem Bedro'yu, hem üç oğlunu oracıkta kurşunlamışlar!" Oğullar ölmüş, Bedro yaralanmış. Misafirperverliğe nasıl bir karşılık ama!

Dahası, bunlar örgütte de sürekli birbirlerini öldürüyorlar. Yok Kürt halkının özgürlüğü vs. hepsi atmasyon, hepsi palavra. Eroin işinden bol para alıp paylaşamıyorlar, birbirlerini gebertiyorlar. Hatırlayın Paris'te üç pkk'lı kadın öldürülmüştü bunlar da örgütün kendi içindeki infazlarıydı. 

Google'a pkk'nın örgüt içi infazları yazın bir dolu link geliyor karşınıza. Bir tanesi şu mesela:

http://www.aktifhaber.com/pkkli-yoneticileri-hep-orgut-infaz-etti-718336h.htm

Şimdilerde her gün hükümete mesajlar yollayan idam mahkumu, seri katil, eroin baronu apo'nun tecavüz ettiği Kürt kadınlarla ilgili bir kitabı da örgütün ikinci adamlarından Şemdin Sakık yazmış!

http://ankaraport.net/haberler/788/iste-ocalanin-tecavuz-ettigi-kadinlar.html

Böyle bir pisliği lider olarak görmek olsa olsa Stockholm Sendromüdür. Celladına aşık olmaktır! Patalojik vakadır! Allah şifa versin!

UYUŞTURUCU MAFİASI AİLE MENSUBU 
KÜRT VEKİL! DÜNYADA ÖRNEĞİ VAR MI?

Kürt'lerin kaçakçılıkla uğraştıklarını bilmeyen yoktur herhalde. Sigara vs. hadi neyse de. pkk'lıların milyonlarca insanın ölümüne neden olan eroin, esrar kaçakçılığı da malum. Şimdi dünyada bir örneği olmayan şekilde bizim TBMM'nin çatısı altındaki malum pkk partisinin vekili (!) Pervin Buldan'ın eski kocası Nihat Buldan, eroinden 16 yıl hapis cezası almış biri. Kadının eski kocası bildiğiniz uyuşturucu baronuymuş. Kim vurduya gitti diye kadın 'mağdur' ayaklarına yatıyor. Yahu dünyanın neresinde uyuşturucu çetesi üyelerinin, baronlarının ECELLERİYLE ÖLDÜKLERİ GÖRÜLMÜŞ? Herhalde kim vurduya gidecek. SU TESTİSİ SU YOLUNDA KIRILIR. Meksika'da her gün uyuşturucu çeteleri birbirleri katlediyor.

http://arama.hurriyet.com.tr/arsivnews.aspx?id=62254

Sadece kocası eroin ticareti ile uğraşmıyor.  Savaş Buldan, eroin ticareti!
Nihat Buldan eroinden yakalanıyor! Eski koca, kaynı, kaynının çocukları, yeğenleri hepsi eroin çetesi! Ne aile ama! Ve böyle biri TBMM'de Kürtçü vekil!!!

http://www.biroybil.com/showthread.php?10986-Arabas%FDnda-uyu%FEturucu-ta%FE%FDnan-milletvekilimiz!


SONUÇ
Yazımın ta en başında demiştim ki, Kürtler hakkında hiçbir fikrim, izlenimim yoktu. Ne iyi, ne kötü. Tamamen nötrdü. Buraya kadar okuduklarımdan sonra tabii ki artık nötr değilim, izlenimlerim aşağıda: 
Türkiye'de bir Kürt sorunu filan yok. Bu algılarınızla oynamaları için uydurulmuş bir bahane sadece. Kürt vatandaş da tıpkı Türk vatandaş gibi isterse başkentin, isterse İstanbul'un isterse İzmir'in en güzel semtinde doktor olup paraya para demiyor. İsterse İbrahim Tatlıses gibi sanatıyla yükselip, özel uçak bile alıyor. Yoksulluksa Türk'ün de yoksulu var, işsizlikse Türk'ün de işsizi var. Kürtlerin 30 çocuk yapıp sonra 'mağdur' ayağına yatma sorunu var. Eroin kaçakçılığı sorunu var. Kocaman bir nankörlük, kocaman bir ihanet, her şeyi çarpıtma, kendi askerine, öğretmenine kurşun sıkma yani hainlik, bölücülük, zorbalık, adam kaçırma ve terör sorunu var. Şimdi maşallah akp sayesinde ayaklar baş, başlar ayak oldu! Haklılar değil güçlüler zorbalar baş tacı edildi. Bunun sonunda Türk-Kürt savaşı mı çıkar ne olur bilmiyorum ama gidiş gidiş değil. Etki tepkiyi doğurur demiştim. Elbet bir yerde patlak verecektir. Türkiye'nin halinden şikayet eden Kürt'lerin şikayet etmeye hiç hakkı yoktur çünkü hepsini onlar başlatmıştır. Aynaya baksınlar suçlu kim görecekler. Bu hale gelmemizin en büyük sorunu Kürtlerdir. Kendi halkına hayrı dokunmayanın, kimseye hayrı dokunmaz. Kürtlerde onlarca şehit anasının ahı var. Ve kimsenin ahı kimsede kalmaz. Onları şımartan akp'nin de, pkk'lıların da bir gün elbet defteri dürülür. Kürt - Türk kardeştir sözü de sadece istisna pkk'lı olmayan, Türk'lere düşman olmayan, kalleş olmayan, ekmek yediği yere hainlik etmeyen Kürt'ler için geçerli bir söz olabilir. Adam İsveç'liyle kardeş olabiliyor ama Türk'e gelince kurşun sıkıyor. Böyle ikiyüzlülük olabilir mi? Ama oluyor! Bunlar sonunda ülkeyi bölerlerse de, batıdaki tüm Kürt'lerin gitmesi şarttır. Hem ülkeyi bölecek, hem de 30 çocuğuyla gelip İstanbul'da, İzmir'de oturacak öyle yağma yok! Bir şeyi başlatan sonucuna da katlanır. Paşa paşa gider Diyarbakır'da, Şırnak'ta oturur. İstanbul'a vizesiz, pasaportsuz giremez bile. Buradaki okullarda asla okuyamaz. Biz de onların elektriğini ödemekten kurtuluruz.  Zaten bacısına, kızına kötü gözle bakanla aynı havayı bile solumak istemiyorum. Kim ister ki?

21 Ekim 2014 Salı

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE ÇAĞRI

Birkaç gün önceki yazımı bir paragraf ekleyerek (şu an okuduğunuz paragraf) tekrar yayınlıyorum. 24 saat içinde 70.000 Kürt sınırlarımızdan içeri girmiştir. Batılı kaynaklar bu sayının çok daha fazla yüz binlerce olduğunu yazıyorlar. 
https://eksisozluk.com/24-saat-icinde-70-bin-kurdun-turkiyeye-girmesi--4551278?p=11 Suriyeli (çoğu pkk'lı, pkk sempatizanı Kürt)sayısı 1. 600000'lerde. Türkmenler katledilirken, Türkmenler tecavüze uğrarken onlar özellikle içeri sokulmamıştır! Kasıtlı olarak Suriye'deki Kürtler Türkiye'ye doluşturulmaktadır bu Türkiye'deki Kürt (yani pkk'lı)nüfusu planlı. programlı çoğaltmak için yapılmıştır. Vaktiyle Özal aynısını yapmış ve sonrasında pkk terörü azmıştı hatırlarsanız. Kürtler içeri alınırken, Konya işid yuvası olmuş! Camiler işid merkezi olarak çalışıyormuş!http://sozcu.com.tr/2014/gundem/turkiyedeki-isid-gercegi-625875/ Yani iç savaş çıkması durumunda laikler, Atatürkçüler hem işid gibi şeriatçı İslamcı teröristlerin, hem de pkk'lıların hedefi olacak.



 
Bugüne kadar sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, Atatürkçü olmayanı, öğrencisi, siyasetten bihaber ev kadını, hatta Balyoz iftirası kurbanı askerler, TSK mensupları bile

"askeri darbe olmasın",
 "askeri darbeler kötüdür"

diyorlardı.

"demokraside darbe olmaz",
"sandıktan çıkan sonucu saygı gösterilsin"
"askeri vesayeti yıktık"

gibi sözlerin ise geldiğimiz noktada içi boş sözler olduğu, bir anlam ifade etmediği açık seçik ortadadır.

Bir kere şu anda demokrasi ile idare edilmiyoruz. Kahkaha atmanıza bile karışılan bir ülkenin neresi demokratiktir? Evet, görünürde daha doğrusu görece olarak seçimler yapılıyor, sandıktan sonuçlar çıkıyor ama seçimlere alenen hile karıştığı biliniyor. Dahası, muhalefet partileri, muhalif köşe yazarları, serbest yazarlar, siyasi blog yazarları herkesin hemfikir olduğu bir şey var:

"Diktatörlükle idare ediliyoruz."

Bu sözü defalarca duyduk. "ülke bir korku imparatorluğuna dönüştü".

İnsanlar başlarına bir şey gelirse diye, telefonda siyasi fikirlerini açıklamaya korkuyorlar, bloglarında dobra dobra hükümeti eleştirmeye korkuyorlar, eleştiren köşe yazarları gazetelerinden kovuluyorlar, yazıları yayınlanmıyor. (Son örneğini Yılmaz Özdil'de gördük.)

Askeri vesayeti kaldırdık diyerek askerlerimize kumpas kurulduğunu ise dünya biliyor. Sağır sultan bile duydu. Hükümet bu kumpas suçunu Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen'in cemaatine attı. Yüzlerce Türk subayı iftiralarla tutuklandılar, yıllarca suçsuz yere yattılar. Kimi onuruna dokundu intihar etti, kimi kahrından beyin kanaması geçirip hayatını kaybetti. Yakınları (babalar, abiler, anneler)kahırlarından kimi genç, kimi yaşlı hayatlarını kaybettiler.


TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI, TECAVÜZCÜ, UYUŞTURUCU KAÇAKÇISI, SERİ KATİLİN MESAJLARI TV EKRANLARINDA OKUNUYOR!


Kürt Açılımı, demokratik açılım, çözüm süreci, barış süreci gibi süslü laflarla pkk terör örgütüne Oslo'da, İmralı'da gizli saklı kapılar ardında müzakereler, kirli pazarlıklar yapıldı, bunların TBMM'deki sözcülerinin bizzat duyurduğu üzere hükümet tarafından 'sözler' verildi! 1999'da yakalandığında idam edilmemek için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyleyen,titreyen mahkum 13 yıl içinde hükümete her gün mesajlar gönderen, anayasaya şu konulsun, bu konulsun diye emirler veren biri haline getirecek kadar palazlandırıldı. Şehit yakınları her gün lanet okuyor. Televizyonu açıyoruz, hapisteki idamlık, tecavüzcü, uyuşturucu kaçakçısı seri katilin mesajları okunuyor! Bunun dünyada bir örneği yoktur. Almanya kendi teröristleri Baader Meinhof üyelerini, liderlerini hücrelerinde infaz etmiştir, bu konuyu daha önce yazmıştım. Hiçbir ülke teröristine göz yummaz, şımartmaz. http://bucurukveben.blogspot.com.tr/2014/09/almanya-ve-ispanya-teroristlere-ne.html

Hükümet bir yandan pkk'lıları 'analar ağlamasın' bahanesiyle tepemize çıkartırken, bir yandan da  sırf ABD öyle istediği için komşumuz Müslüman bir ülke olan Suriye'ye düşman olmuştur. Düne kadar birlikte Bodrum'da tatillere gittiği Suriye lideri Esat'ı devirmek, ABD ile birlikte bu ülkeyi tıpkı Libya'yı mahvettikleri gibi bombalayarak mahvetmek için ne kadar İslamcı adı altında terörist varsa bunları Hatay'da beslemiş, eğitmiş, silahlandırmış, Suriye üzerine salmış, yaralıları yine Türkiye'de tedavi etmiştir.

Sınırlarımız yol geçen hanına, Dingo'nun ahırına dönmüştür. Milyonlarca kişi ile birlikte teröristler, canlı bombalar, casuslar, caniler mülteci adı altında ülkeye girmiştir. ABD ve Avrupa bile "Türkiye teröristlere yardım ve yataklık ediyor" diyerek itiraf etmektedir.

SİVİLLERİN İDARESİYLE GELDİĞİMİZ NOKTA

Özetlersek sivillerin idare etmesiyle geldiğimiz nokta şudur:

- Türkiye,

- Sivil bir diktatörlükle yönetilmektedir. Sadece görünürde 'demokrasi' vardır.
- Sınırlarının güvenliği sıfırdır. Dingo'nun ahırına dönmüştür.
- İslamcı teröristlere barınak 'safe heaven' olmuştur.
- Bölücü terör örgütü pkk ve hapisteki elebaşısı şımartılıp, palazlandırılmıştır. Televizyonlarda terör örgütünün mesajları okunmaktadır!
- Subayları komplo, iftiralarla suçsuz yere tutuklanmıştır.
- Yöneticilerin ses kasetli yolsuzluk iddiaları örtbas edilmiş, ortaya çıkartmaya çalışan savcılar, polisler sürülmüştür.
- Milli eğitimde Atatürk ilkelerinin tam tersi bir yörüngeye girilmiş, 8 yıllık eğitim 4 yıla indirilmiş, okulların çoğu dini eğitime dönüştürülmüş, 9 yaşındaki çocuklar zorla örtülmeye başlamıştır.
- Protesto edenler Gezi olayında olduğu gibi şiddetle bastırılmış, 8 genç öldürülmüştür.
- 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamalarına yasak getirilmiş, kutlamak isteyenlere biber gazı sıkılmış, şiddet uygulanmıştır.


 
 29 Ekim cumhuriyet bayramını Ankara halkına 
biber gazı ve tazyikli su
sivil idare bu ise, yıkılması haktır, meşrudur

- Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar Atatürk heykellerine, büstlerine, Türk bayrağına saldırılar artmıştır.
- Hür basın diye bir şey neredeyse kalmamış, çoğu gazete ve TV kanalı hükümet tarafından satın alınmış; astronomik vergi cezaları gibi tehdit ve şantajla yıldırılmıştır.
- Can ve mal güvenliği kalmamıştır. Geleceğimiz belirsiz değil karanlıktır.
- Sırf ABD emrettiği için Türk askeri komşu, dost ve Müslüman Suriye üzerine sürülmek istenmektedir.
- Yargının bağımsız olmadığı bizzat hükümet tarafından itiraf edilmiş. Yargıya, polise ve hatta TSK içine dinci Fethullah Gülen tarikatı casuslarının yerleştirildiği itiraf edilmiştir.
- Askeri vesayet bitti diyenler şimdi ABD askerinin postallarını ülkeye çiğnetmek için tezkere geçirmiştir.

Bunca pisliği, kiri kimse "demokrasi' boyası ile kapatamaz. Beş kat boya sürsen kapanmayacak haldedir. Demokrasi kullanılarak demokrasi yok edilmiştir. Askeri vesayeti kaldırdık denilerek ABD askerinin vesayeti altına girilmiştir.

İnsanlar seçim sandığından umudunu çoktan kesmiştir. Borç, geçim sıkıntısı intiharları, cinnetler, kadın cinayetleri bu halin yan ürünleridir.

Benim gibi pekçok vatandaş içinden asker gelsin demekte ama bunu dile getirmeye çekinmektedir.

Ülkemizi Kurtuluş Savaşında da başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere askerler kurtarmıştı, askerler önayak olmuştu. Sivillere kalsa kimsenin bir şey yapacağı yoktu. Herkes sinmiş, umutsuzca başına geleni beklemeye başlamıştı.



ASKER - HALK BİRLEŞİRSE BUNA DARBE DENMEZ, DEVRİM DENİR
VATAN HAİNİ bir DİKTATÖR YIKILIRSA DARBE DENMEZ, ELİNE SAĞLIK DENİR

Askerler geçmişte ülkeyi kurtardığı gibi yine kurtarmalıdır. Asker bir önayak olsun, halk da onların yanında destek olacaktır. Bu defaki askeri müdahalenin diğerlerinden en büyük farkı da bu olacaktır. Tek başına asker müdahale ederse darbe olur ama asker halk ile birleşirse buna devrim denir. Silahsız, tanksız, tüfeksiz halkın, vatandaşın tek başına devrim yapması hayaldir. Halkın elinde silah yok, tank yok, tüfek yok, aklımızdan neler geçiyor ama yapamıyoruz, elimiz kolumuz bağlı. Gençliğe Hitabe'deki gibi ordu-halk genciyle-yaşlısıyla elele ülkeyi iç ve dış düşmanlara karşı temizleyeceğiz çünkü başka ülkemiz yok. Atatürk'ün GENÇLİĞE HİTABE'de özetlediği durum aynen gerçekleşmiştir. Yapılacak şey bellidir:

Türk Silahlı Kuvvetleri duruma el koyup, başta bölücü narko terör örgütünün hapisteki elebaşısı olmak üzere, onu ve teröristleri palazlandıran belli başlı tüm vatan hainlerini (onları herkes biliyor), 24 saat içinde derhal vatana ihanet suçundan kurşuna dizilmeli. Tüm vatan hainlerinin mallarına, mülklerine, vakıflarına, yurt içi, dışı gizli hesaplarına el konulmalı. Yurt dışına kaçmaları engellenmelidir. Balyoz, Ergenekon komplosu sanıkları yargılanmak üzere derhal tutuklanmalıdır. Suriye'den gelen tüm mülteciler, Kürtler sınır dışı edilmelidir. Hepsi nereden geldilerse oraya Irak, Suriye'ye geri gönderilmelidir.

Bir Kore gazisi kızı, efe torunu ve Atatürkçü, laiklik yanlısı bir Türk vatandaşı olarak olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine bu çağrıyı yaptım.

Eğer kulak vermezseniz, yakında ülkemiz ikinci bir Libya veya Suriye haline dönüşecektir.  işid'ciler, pkk'lılar laiklere saldırmaya başlayacaklar ve insanlar kendi vatanlarında mülteci olup, kaçmaya başlayacaktır. Ülke bir kaos ve iç savaşla başbaşa kalacak, binlerce, yüzbinlerce insan ölecektir. Sonunda İran benzeri bir şeriat ülkesinde sindirilerek, zorla kapattırılarak yaşamak istemeyen her Türk vatandaşı bu çağrıma destek vermelidir.   

Not: "Saydıklarında haklısın, ülkenin hali böyle ama yine de darbe olmasın" diyen arkadaşlarım varsa, lütfen dobra dobra 'peki asker gelmesin de bu durumdan nasıl kurtulacağız? Nedir öneriniz? Bunca pisliği nasıl temizleyeceğiz? soruma cevap versinler. Devrim mi? (gördük iki toma su sıkınca herkes kaçışıyor, tv'de karı-koca bulma programı izleyen ev kadınlarıyla mı devrim yapacağız? Onlarla mı pkk'lılar, işid'cilerle başaçıkacağız? Hayal kurmayın!)- sandık mı? ( chp, mhp, hepar o sandıktan çıkmaz, çünkü sandıkta hile var, hiç umutlanmayın) başka aklınızda ne var? Nedir sizin çözümünüz, çareniz? Bekliyorum. Lütfen yazmamazlık etmeyin.

20 Ekim 2014 Pazartesi

KENDİNİ AKILLI SANANLARA SESLENİYORUM


 
 
Vatandaşın kendi aklı yokmuş gibi, vatandaş APTALMIŞ GİBİ, tuttular "akıllı adamlar" çıkarttılar.  " Siz akıllısınız da, biz aptal mıyız? diye sormuyor. Resmen Türk halkına 'siz aptalsınız' diye hakaret ediyorlar. Aşağılıyorlar. 

Daha önce de kapı kapı gezip, vatandaşa pkk'lıları ŞİRİN göstermeye çalışan akiller (Türkçe sözlükte 'akıllı') AKP tarafından yeniden piyasaya sürüldü.

Şimdi de idam mahkumu, tecavüzcü, psikopat, seri katil apo'yu ŞİRİN göstermeye çalışacaklarmış.

Hey kendini akıllı sanan hainler:

" BİZİM KENDİ AKLIMIZ VAR. PKK YALAKALARININ AKLINA İHTİYACIMIZ YOK. ALIN O OLMAYAN AKILLARINIZI, MÜNASİP BİR YERİNİZE SOKUN." 


İDAMA KARŞIYIM DİYEN İNSAN MODELİ

  Bunu yapan insan olamaz!
 Foto: Sözcü gazetesi

Ya arkadaş bu çağdaş insan modeli kendini mi kandırıyor? Yoksa herkesi salak, enayi mi sanıyor çözemedim.

Şimdi 'bekara karı boşamak kolaydır' diye meşhur bir atasözümüz vardır. Bunlarınki de bu hesap.

"Ben idam cezasına karşıyım. Çağdaş değil, insan hayatı kutsaldır, bik, bik ,bik" diyen entel dantel insan modellerine sözüm.

İdam cezasına karşı olduğunu söyleyip, kaynar suya atılarak haşlanmış karides salatası veya kuzu pirzolayı mideye indirmiyor musunuz? 

Daha bugün bir baba müsvettesi 3 yaşındaki oğlunu döve döve öldürmüş sonra da bir yerle gömmüş! Karısı ihbar etmese belki kimsenin ruhu duymayacaktı :(

Eylül ayı istatistiklerine göre - başka ülkede değil -Türkiye'de her gün bir kadın öldürülmüş! Katiller tahmin edeceğiniz üzere genellikle kocalar, eski kocalar vs.

Amerika'da da dün bir adam - öküz diyeceğim ama öküzlere ayıp olacak bir öküz böyle şey asla yapmaz- sırf 'çıkma teklifini reddettiği için" bir kızı arabayla ezip öldürdü.

Örnekleri çoğaltmaya gerek yok. Her gün gazetelerde korkunç haberler okuyoruz. Kundaktaki bebeğini haşlayanlar, -evlerden uzak olsun - bacısına, kızına tecavüz edip hamile bırakan sapıklar! Yavru kediye, köpeğe işkence yapanlar.

Kadın cinayetleri 100 katı mı, 400 katı mı ne arttı diyorlar. İstatistikler diyor. Kafadan atmıyorum.

Peki neden?

Ben söyleyeyim: İdam cezası kaldırıldığı için. Yani bu sayının artması ve bunca kadının öldürülmesinde sorumlu sadece o katiller değil, idam cezasını kaldıranlardır. Eğer idam cezası kalkmamış olsaydı, adam psikopat olsa bile idam korkusundan kendisine engel olacaktı. Rakam bu kadar artmayacaktı. On kişiden belki dokuzu cayacaktı. Şimdi ise on kişinin onu da 'nasılsa ucunda idam yok' deyip basıyor kadına bıçağı, sıkıyor kurşunu. Nasılsa idam yok!

İdama karşıyım diyenler: Kendi kızınız kocası tarafından boşanmak istediği için 8 kurşunla vurulsa, veya boşandığ için 15 yerinden bıçaklansa ya da kafası testereyle kesilse, daha 7 yaşındaki çocuğunuz oyun oynarken kaçırılıp tecavüz edilip öldürülse yine de idama karşı olur muydunuz?


İdam cezası kesinlikle hem de her ülkede olmalıdır. Tecavüzcüler, özellikle bacısına, ablasına, kızına sulanan sapıklar, katiller, kediye, köpeğe bilimum hayvalara işkence yapanlar, çocuklarına işkence yapanlar ve bir de vatanına ihanet edenler mutlaka kurşuna dizilmelidir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...