Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin
DEVLET İDARESİNE KİM GELİR, ORDUYU, ASKERİ KÜÇÜLTMEYE VE ZAYIFLATMAYA ÇALIŞIR, BİLİN Kİ, O VATAN HAİNİDİR. NİZAMÜLMÜK

22 Kasım 2014 Cumartesi

TSK' ya SON ÇAĞRIM ve SON yazım


 

Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri olarak birkaç gün önce Türk Silahlı Kuvvetlerine bir çağrı yapmıştım.

http://bucurukveben.blogspot.com.tr/2014/10/turk-silahli-kuvvetlerine-cagri_21.html

Ekranlardan gördük ki, TSK, düşmanla birlik olmuş! Peşmergelere eğitim veriyormuş! Yarın da pkk'lılara mı eğitim vereceksiniz?

Andımız kaldırıldı ses etmediniz.

Kafanıza çuval geçirdiler ses etmediniz.

Yüzlerce askerinizi kumpasla esir aldılar ses etmediniz.

İpten kurtulmuş, kıçıkırık haini palazlandırdılar ses etmediniz.

Şimdi de düşman ordusuyla bir mi oldunuz?

Daha kaç gün oldu, dört askerimizin kafasına sıktılar, katilleri bile bulunmadı! TSK nın peşmergeye eğitim veridiğini görüp mezarlarından çıkıp yüzlerinize tükürmelerini mi bekliyorsunuz?

Hainler belli ve onların kafasına sıkacak cesaretiniz yoksa, Atatürk'e ihanet edenlerin başına bu dünyayı geçiremeyecekseniz, her gün heyetlerin gittiği İmralı denen adayı içindeki hainlerle birlikte havaya uçurup, suya gömemeyecekseniz,  Kızılay meydanında üniformalarınızı yakın.

Biz de TSK; Kurtuluş savaşında yapmadığını yaptı! Düşmana teslim bayrağını çekti deriz. Meydan hainlere, din istismarcılarına, uğursuza, ite kopuğa kalır. Gerçi düşmanla işbirliği yapmanın sizi kurtaracağınızı da sanmayın.

Mafia kanunudur, işbirlikçiler mutlaka temizlenir zira düşman bile işbirlikçilere güvenilmeyeceğini bilir.

TSK, eğer böyle devam edeceksen hakkım helal olmasın. Şehitlerimizin kemiklerini sızlattınız. Onlar da size haklarını helal etmeyeceklerdir.

Sevgili arkadaşlarım, bu SON yazımdır. TSK düşmanla işbirliği yaparsa, bir asker kızı olarak artık bu sayfalarda çiçek, böcek paylaşamam. Ne olacaksa hep birlikte göreceğiz. 12 yılda bu hale geldiysek, bir, iki yıl sonra ne hale geleceğiz varın siz düşünün. Daha güzel değil, daha berbat olacağına emin olabilirsiniz. Geleceğin kötü olacağını görmek için jedi olmaya gerek yok.

20 Kasım 2014 Perşembe

SESİ KAPATARAK İZLEYİN ki VÜCUT DİLİNE ODAKLANIN:)




Bu videoyu eğer daha önce izlemediyseniz, sizden ricam  tam 0. 35inci saniyeye gelince sesi / hoparlörü kapatın ve video bitene kadar da  açmayın. 0.35inci saniyede kız başına gelen bir şeyi anlatmaya başlıyor.

Başlıkta yazdığı gibi kötü bir şey mi anlatıyor? Güzel, keyifli bir şeyler mi?
0.35. saniyeden itibaren gözlerine, gözlerini muhabirden kaçırmasına, kaş, göz, mimiklerine, gülüşüne, vücut diline iyice bir bakın. İddia ettiği şeyi yaşasanız siz o şekilde keyifle mi anlatırsınız? :) Sonuç ben bunu yemedim arkadaş işiniz gücünüz sahtekarlık ve danışıklı döğüş. Bildiğin 2. Kabataş vakası:) sarışın Atatürkçü teyzenin deri eldivenleri olup, üstü çıplak da olsaydı tam olacakmış:) Zavallısınız. Şu başörtüsü sizden ne çekti! Yalanlarınıza, dolanlarınıza alet ettiniz. Başörtüsünün dili olsa da isyan ederdi. Benim şu hayatta en iyi komşum da başörtülü, daha dün birlikte resim çektirdik görse şu videoyu inanmaz. (hatta izni olursa resmi bu paylaşımıma ekleyeceğim) İnsanın başına böyle bir şey gerçekten gelse öfkeden kudurarak anlatır, böyle keyifle, gülerek, her bir yeri ayrı oynayarak anlatmaz. Bu arada ehlisünnet tv denen şey Atatürk düşmanı tv, işi gücü böyle yalan, dolan, abuksabuk haber yapmak, facebook sayfalarında Atatürk'e iftira atmak, hakaret etmek.

SONRADAN NOT: Atatürk düşmanı ehli sünnet tv'nin facebook sayfasına da yorum yazmıştım. Herkes bu filmi sesi kapatarak izlesin diye. Cevap geldi: "Niye sesi kapatsınlar?"Ben de 'sesi kapatınca kızın vücut dilinden, göz, mimik, el, kol hareketlerinden danışıklı döğüş olduğu daha İYİ ANLAŞILIYOR" dedim. Tekrar cevap geldi "danışıklı döğüş olsa ne olur ki? İnsanlara iyi bir şey öğütlüyor" !!! Ben de "Danışıklı döğüş sahtekarlıktır, sen nasıl Müslümansın?" demiştim. İşlerine gelmeyen yorumları siliyorlar, benim yorumumu da, bana cevap veren 'danışıklı döğüş olsa ne olur ki?" diyenin yorumunu da silmişler:) Müslüman birinin 'danışıklı döğüş olsa ne olur ki?' demesi oldukça ilginçti!!!Keşke silmeselerdi...:)

19 Kasım 2014 Çarşamba

İSTEK ÜZERİNE BÜCÜRÜK:)

Sevgili arkadaşım Nihal,  cocugumlaeglenirken.blogspot.com.tr/ 
benim afacanı özlemiş, bir önceki yazıma yorum bırakmıştı:) işte Bücürük'ten pozlar, ilki gördüğünüz üzere yavruyken, ayak  ısırmaya, terlik ısırmaya bayılır hala:)



Bu da yazdan kalma bir foto, erikleri ve kirazları
top niyetine kullanır asla rahat vermez:)
inşallah kimsenin canı kış günü kiraz, erik çekmez
benim yüzümden:)


bu resmi ünlü 'tiger tiger burning bright' şiiri için çektim:)
bildiğin kaplan:) maşallah deyin ablaları, abileri 
nazar değmesin...:(


Bir istek de yorumlarda gördüğünüz üzere sevgili Gülşah'tan geldi, kırar mıyım hiç? :) İşte biz, ana-oğul:))


14 Kasım 2014 Cuma

MÜSLÜMANLARIN DÜNYAYA KATKISI ?


 
çamaşır makinası olmadığından
derede çamaşır yıkayan kadınlar

Biliyorsunuz Müslüman olmayan birileri kuyruklu yıldızın üzerine uzay aracı gönderdi. Bir Müslüman, cübbeli Ahmet Hoca ise o birileriyle dalgasını geçti:

"manyak manyak işler yapıyorlar, boşa masraf, bana vereydiniz 100.000 doları ben size söylerdim" dedi. (kuyruklu yıldıza inilmesine itirazı var ama parayı ona vermelerine itirazı yok:)

Şimdi bu cübbeli Ahmet Hoca denilen adamın kesin akıllı telefonu vardır ki, elbet Müslüman icadı.

Karısı, bu cübbelinin kirli donlarını leğende ya da derede değil, çamaşır makinesinde yıkıyordur ki, Müslüman icat etti. Yoksa hala fotodaki gibi derede çamaşır yıkayacak, derenin mis gibi, buz gibi suyu cübbelinin pis donlarıyla kirlenecek, mundar olacaktı:(

Cübbelinin akşam uzanıp izlediği büyük ekran televizyon da Müslüman icadı. Yorulmasın, oturduğu yerden kanal değiştirsin diye icat edilen uzaktan kumandayı da takkeli, sakallı bir Müslüman icat etmişti ama ismini unuttum:)

Onu da bıraktım adamın vaktiyle jetskiye binmişliği var tabii bindiği jetskiyi icat eden bir Müslüman'dı. 




 
 Sadece jetsiki mi? Cübbeli hocanın bindiği telesiyej denen zımbırtıyı da kesin Müslüman birisi icat etmiştir. Halbuki 100.000 dolar verseydiniz cübbeli icat ederdi yahut uçarak giderdi:)

Karısı, cübbeli'nin yediği yemekleri Müslüman icadı buzdolabında bozulmadan, kokuşmadan mis gibi saklıyormuş. Yoksa mazallah hala teldolap kullanıyor olacaktı:)teldolap ne mi? Yaşı yaşıma yakın olanlar bilir.

Cübbeli evden işe, işten eve, camiye, alışverişe Müslüman icadı otomobil; Müslüman icadı otobüs ile gidip geliyormuş. Yoksa hala deveyle gidecekti.

 

Tren, tramvay, uçak, gemi, ütü, dolmakalem, tükenmez kalem, telsiz, teyp, telefon, cep telefonu, radyo, televizyon, bilgisayar, tablet, laptop, internet, elektrik sobası, bulaşık makinası, çamaşır makinası, dikiş makinası, kurutma makinası, overlok makinası, traktör, pulluk, deterjanlar, ilaçlar, çok affedersiniz hanımların bacak kıllarını aldıkları epileydler, erkeklerin sakallarını traş ettikleri elektrikli, şarjlı traş makinelerine kadar hepsini Müslümanlar icat ettiler. İngiliz anahtarı Arap, İsviçre çakısı da Yemen'li icadı:) Müslümanlar olmasaydı sinema diye bir şey de olmayacaktı, o güzelim dizileri, filmleri izlemeyecektiniz. Müslüman icadı hoparlör sayesinde müezzin bir ezan okuyor, tüm mahalle duyuyor.

Bebeklerin hazır bezleri hani şu primalar filan var ya, Müslüman bir kadıncağız icat etti. Yoksa hala eski usul, çişli, kakalı bezleri kaynatmaya devam edecektiniz, bebeklerin altları da pişik olup, ıslak kalacaktı. Bebek dedim de, bebek telsizi diye çok faydalı bir şey var, onu da Müslümanlar icat etti. 
Halbuki cübbeliye para verselerdi, bebek telsizine gerek yok o söylerdi hepsini:)

Hastaneye gidince Müslüman icadı röntgen, MR, ultrasonlara giriyor, bebeğinizin cinsiyetini Müslümanlar sayesinde öğreniyorsunuz. Ne gerek var? Ver cübbeliye 50.000 dolar ver, aç karnını göster, iki okur, üç üfler, bebeğin cinsiyetini söylesin.  
 
Köyde amca oğlunu köpek ısırdı, meğer köpek kuduzmuş! Isırmadığı kimse kalmamış. Neyse ki, vaktiyle Pasteur isimli Müslüman:) birisi kuduz aşısını icat etti. Yoksa garibim ağzından köpükler gele gele ölecekti. Bütün köy halkı aşı vurulacaktı. Günlerce 'kuduracak mıyız, bize de bulaşmış mıdır? "diye uyku uyuyamayacaklardı.




 Tamam tamam arkadaşlar buraya kadar yalan söyledim. Saydıklarımın hiçbirini Müslümanlar icat etmedi. Hepsini de Müslüman olmayanlar icat etti.Pasteur de Müslüman filan değil, Arap değil, Fransız'dı. İsviçre çakısı İsviçrelinin, İngiliz anahtarı adı üstünde İngiliz'in, sinemayı da Müslümanlar icat etmedi, Hz. Muhammed'in hayatını bile film olarak izliyorsanız, Müslüman olmayanların sayesinde izliyorsunuz.

Müslümanların bu dünyaya katkısını ben bilemedim.
Sürekli birbirlerini boğazlamaları, bir katkı ise bir onu biliyorum.Afganistan desem 'onlar Müslümanlığı bilmiyor", Yemen desem 'onlar Müslümanlığı bilmiyor', Suudi Arabistan desem 'onlar Müslümanlığı bilmiyor', işid desem, el nusra desem, el Kaide desem, boko haram desem, öso desem, "onlar Müslümanlığı bilmiyor' . Olm o bilmiyor, bu bilmiyor, öteki bilmiyor, bu Müslümanlığı kim biliyor peki?





Kendisi bir halta yaramaz insanların, faydalı işler yapanların icat ettiği tüm icatları tepe tepe kullanıp, bir de icat edenlere bok atmaları! Dalga geçip, gülmeleri!Valla keşke Müslüman ana, babadan doğmasaymışım:( utandım lan:( 

En başa dönüyoru: Ne demişti cübbeli? 
"Manyak manyak işler yapıyorlar" 
Evet yaaa, Müslüman olmayanlar  çamaşır makinası, bulaşık makinası, cep telefonu, faks, bilgisayar, ultrason gibi manyak manyak işler yapıyorlar, Müslümanlar manyak olmadıkları için birbirlerinin kafasını kesmekle meşguller...

10 Kasım 2014 Pazartesi

ATATÜRK ve KISKANÇLIK

100.000 oyuncudan sadece %1' i bilinir ama her aktör kendisini yıldız sanır.http://tiffanybrownetavarez.blogspot.com.tr/2012/12/getting-real-about-fame-and-jealousy.html


Cümlenin sahibi bu istatistiği yazısına almış tanınmamış bir oyuncu kız. Sefiller müzikalini izlemiş, başrol oyuncusunu nasıl kıskandığını itiraf ediyor. Bir gün onun kadar ünlü olmayı hayal ediyor. Her oyuncunun hayali değil midir bir gün ünlü bir yıldız olmak? Ama olana kadar diğer yıldızlar kıskanılacaktır. Daha ilginci yıldız olsa da başka yıldızları kıskanmaya devam edecektir.

Kıskançlık insalığın en eski duygularından ve kutsal kitaplardaki 7 büyük günahtan biri. Ama buna rağmen insanoğlu kıskançlık denen duyguya gem veremiyor.

Kıskançlık, çok şiddetli bir duygu. Bazen çok tehlikeli, patalojik olabilen bir his. Öyle ki, kıskançlık cinayetleri işleniyor. Yok, sadece aşk, sadakatsizlik cinayetlerini kastetmedim. Gazeteler kıskançlık cinayetlerini her gün yazıyor onları biliyorsunuz. Çok ünlü bir yazarı Nobel aldığı için kıskanıp öldürmekten, ya da bir kadını güzel olduğu için veya Oscar kazandığı için öldürmekten sözediyorum. Başarı kıskançlığı yani.

Shakespeare'in ünlü tragedyalarında da kıskançlık çok işlenir. Makbet'i hatırlayın. Makbet kral Duncan'ı niye öldürdü? Kıskanç karısı hep 'o kral da sen niye kral değilsin?" diye diye gaza getirdiği için.

Bolu'da üniversite öğrencisi Bigem Çubukoğlu caddede yürürken boğazına saplanan bıçakla öldürüldü. Katil, Ayşe Kalkan isminde sıradan bir memurdu, psikolojik tedavi görüyordu ve Bigem'i güzel olduğu için yani kıskançlıktan öldürmüştü. 

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/79301/Genc_kizi__guzel__diye_oldurdu.html#

Ünlü yıldızlardan çok duyduğum bir söz vardır: "Bizim camiada dostluk yoktur" derler. Yani bunlar birbirlerinin hep kuyusunu kazarlarmış. Peki niye? Sebep yine kıskançlık olmalı. Düşünün ünlüsünüz, yıldızsınız ama size yetmiyor diğer ünlüyü, diğer yıldızı için için kıskanıyorsunuz. Nefret ediyorsunuz. Elinizden gelse onu bir kaşık suda boğacaksınız. Kıskançlık öyle bir duygu ki, sadece kendinizin başarılı ve ünlü olması size yetmiyor, karşınızdakinin başarısız olmasına ihtiyacınız var. (Atatürk'e iftiralar bu yüzden)

Yaşanmış bir örnek:

İki ünlü soprano, ikisi de yıldız, ikisi de diva. Bir konserde birlikte şarkı söyleyecekler yani düet yapacaklar. Provalar esnasında bir tanesi diğerine
"şarkıya şu tondan girme, bu tondan gir" mi ne diyor. Çünkü öteki türlü sesi zorlanacak, belki detone olacak, seyircilere rezil olacak. Kadın "Tabii" diyor ve konser başlayınca dediğinin tersini yapıyor!

Hikayeyi konservatuvara girmeyi çok isteyen ve bu amaçla özel ders alan kendi yeğenimin hocası anlatmıştı. Söz konusu sopranolar kimlerdi o yüzden aklımda kalmamış.

Yine iki kıskançlık cinayeti:

İkisinde de sebep aynı: Çocuğu olmayan kadın çocuğu olan kadını kıskanıyor ve hamile kadını öldürüp, karnını yarıp bebeği alıyor!

http://www.haberform.com/haber/komsusunun-karnindaki-bebegi-caldi-19140.htm

Karnını yarıp bebeğini çaldı

http://avrupa.hurriyet.com.tr/haberler/dunya/356823/karnini-yarip-bebegini-caldi

Kıskançlık çok şiddetli bir duygu demiştim. Haksız mıyım? Bu duyguyu sakın hafife almayın. Kıskançlık yüzünden küçük kardeşini öldüren çocuklar var. Şişmanlar zayıfları, çirkinler güzelleri, çocuksuzlar çocukluları, yoksullar fakirleri, ünlüler ünlüleri, başarısızlar başarılıları kıskanıyorlar. Arabası olan komşusunun yeni arabasını kıskanıyor, evinde tv var ama ötekinde daha büyük ekranı görüp kıskanıyor, dairede oturan bahçeli evde oturanı, villada oturan malikanede oturanı, zengin daha zengini kıskanıyor.
Haline şükredip, kimsenin malını, mülkünü, zayıflığını, güzelliğini, başarısını, zenginliğini kıskanmadan yaşayan çok az insan var. Halbuki bir deneseler öyle kolay ki. Sonuçta zenginin de, yoksulun da, başarılının da, başarısınız da, şişmanın da, zayıfın da yatacağı yer 2 metre.

Adnan Şenses hatıralarında ilk parladığı yıllarda Zeki Müren'in onu fedailerine dövdürdüğünü, başka bir sefer yine Zeki Müren'in evine tecavüz timi gönderdiğini yazmıştı. Sebep tamamen kıskançlık. Zeki Müren kendisi çok ünlü ama bir başkasının da ünlü olmasını istememiş. (Daha sonra ise Zeki Müren pes etmiş, Adnan Şenses'le uğraşmayı bırakmış hatta dost olmuşlar.)

http://www.sabah.com.tr/yasam/2010/01/17/zeki_muren_bana_tecavuz_timi_yolladi

Ajda Pekkan,  şöhretinin ilk yıllarında kıskançlıktan yeni bir şarkıyı kendisine değil de, kardeşi Semiras Pekkan'a veren bir söz yazarının camını, çerçevesini indirmiş. CNN'de bir röportajda da Semiramis'i hep çok kıskandığını eğer şarkı söylemeye devam etse mutlaka kendisini geçeceğini söylemiş.

Demek, kıskançlık o kadar güçlü ki, kardeş bile dinlemiyor.

Hala inanmayan varsa, O SES TÜRKİYE programındaki jüri üyesi ünlülerin tavırlarını psikolog gözüyle incelesin. Beş ÜNLÜ kişi. Sürekli "ne yapsam da öne geçsem- rol çalsam- kendimi göstersem- ötekini ezsem- diğerleri küçük düşse ben ön plana çıksam- " duygusu içindeler, halbuki hepsi ünlü ama bu onlara yetmiyor diğerinin önüne çıkmak duygusuylu sürekli rekabet içindeler, mimikleriyle, kaş, göz, el, kol hareketleriyle, vücut dilleriyle, çıkıp ortalıkta dolaşmalar! Dansetmeler! Sözcüklerle karşındakini ezmeye, küçük düşürmeye, haddini bildirmeye, alay etmeye uğraşmalar. Güya birbirlerini seviyorlar pozlarındalar ama içten içe beşi de birbirini bir kaşık suda boğacak! İşte bu patalojik kıskançlık. "Ben daha ünlü olmalıyım" "onlar silik kalmalı". "Öyle bir şey yapmalıyım ki, yarışmacılara değil herkes bana baksın. Beni alkışlasın."

Şimdi düşünün çok başarılısınız, güçlüsünüz, ülkedeki herkes size adeta tapıyor, şöhretiniz dünyayı sarmış, üstüne üstlük bir film yıldızı kadar yakışıklı ve karizmatiksiniz. Kıskanılmaz mısınız? Bu kişi Mustafa Kemal Atatürk. Ve o dönemdeki silah ve çalışma arkadaşları bile için için kıskanmışlar. Okuyalı epey olduğu için hangi silah arkadaşının anısı olduğunu unuttum ama "Atatürk'ü kıskanırdık" diye itiraf etmişti.

Evet Atatürk'ten nefret edenlerin bir sebebi siyasiyse ve yobazlıksa, diğer büyük bir sebebi kıskançlıktır. Müthiş bir karizma, muhteşem bir başarı, tüm ülkeye hatta dünyaya yayılmış bir ün, ölümünden 76 yıl sonra bile kabrine dolan milyonlar. Kıskanıyorlar işte adamı. Çekemiyorlar. Hasetlerinden çatlıyorlar.
Asla onun kadar sevilmeyeceklerini, asla onun gibi olamayacaklarını biliyorlar.

Turgut Özal, Menderes, mezarlarına kaç kişi gidiyor? Aile yakınları hariç? Hiç kimse. Şu anda Atatürk'ten nefret edenler öldükleri zaman mezarlarına aile üyesi üç-beş kişiden başkası gitmeyecek biliyorlar. Ama değil 76 yıl, 176 yıl da geçse, kıyamete kadar dünyada bir tek Atatürk'ün mezarına milyonlar gitmeye devam edecek. E, haklısınız kıskanmakta. İŞte bu kıskançlıkla ölmüş insanın arkasından iftiralar (yok din adamlarını astırmış, yok ayyaşmış, yok alem yapmış, yok şu, yok bu) atarak, çamur atarak onun ününü gölgelemeye çalışıyorlar. Ama GÜNEŞ BALÇIKLA SIVANMAZ.

Bir de Atatürk'ün ismini bile anamayan kıskanç şahıs var. Sen evet sen. Ne kadar kıskanıyorsun değil mi? Hasetinden çatlıyorsun. Bir, kin, nefret dolu, karanlık, hain kendi suratına bakıyorsun, bir de Atatürk'ün gök mavisi, berrak, temiz, sevgi dolu, cesur, vatan aşkıyla dolu, ne Amerika'ya, ne İngiliz'e uşaklık etmemiş, boyun eğmemiş güzel gözlerine. Seni asla öyle sevmeyecekler biliyorsun, önlerine  kemik attığın yandaşların, yalakaların bile. Çünkü seni kemik attığın için seviyorlar, yarın başkası kemik atacak seni bırakıp ona yalakalık yapmaya başlayacaklar. Bugün gebersen belki bir miktar kalabalık gelir mezarında ama üç, beş yıl sonra aile üyelerinden başka kimsenin gelmeyeceğini biliyorsun. Hele on, yirmi yıl sonra sadece vatan hainliğin, hırsızlığın, uğursuzluğun, kibirin, ruh hastalığın ve yaptığın kötülüklerle hatırlanacak daha doğrusu hatırlanmayacaksın. İşte o yüzden kıskançlıktan çatlıyorsun. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...