Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

3 Mart 2015 Salı

DÜŞ BATIMI - 2 -



Sevgili blog arkadaşlarımdan Hanife'ciğimin ilk romanı olan Düş Batımı' nı okuduktan sonra yorumlarımı yazmaya bir türlü fırsat olmamıştı. Bugün işte o gün:)

Sevgili Hanife'nin kullandığı dil çok sade, gereksiz ya da abartılı tasvirlerden uzak, olanları son derece başarılı, gözümüzün önünde canlanacak şekilde betimliyor. 

Kitabın kahramanı küçük Elif. Başlarda Elif'in annesinden korkmasının sebebini merak ediyorsunuz, sonra yavaş yavaş bunun nedenlerini anlıyorsunuz, (anlatmıyorum ki tadı kaçmasın yok öyle yağma:) 

Maddiyata verilen aşırı önem (mesela komşunun kendi tarlasının sınırı geçmesi ya da geçtiğini düşünmek)ve bir anlık öfke ile kararan hayatlar! Onaltı yaşında evlenmenin doğurduğu sonuçlar! Cehaletle mücadelenin önemi, kumalık, başarısız evliliklerin, beklediği umduğu gibi anne, baba olamamanın, boşanmanın, insanda yarattığı suçluluk duygusu, psikolojisi, yaşananlar sonucu aklını kaybeden bir anne, bunun çocuklar üzerindeki tüm aile üzerindeki yıkıcı etkileri, kız kaçırmak, üvey annelik! Üvey evladın psikolojisi...:(

Romanı okurken ilk sayfadaki 'anasız oğlak yerde oynar, analı oğlak yarda oynar' atasözünün neden söylendiğini de ileriki sayfalarda anlayacaksınız. 

Sahi unutmadan hikaye içinde bir de hikaye anlatmış Hanife'ki gülmekten öldüm:) çok yaşlı bir kadınla evlenen yakışıklı genç ve aşkın göreceliği ile ilgili. 

Kitabın başında küçük bir kız olan Elif, büyüyecek, okula gidecek, aşık olacak ve yaşadığı onca acı yetmezmiş gibi bir de babasını kaybedecek. Aşık olduğu gençle evlenecek mi, hayat Elif'e bundan sonra neler gösterecek? Bilmiyoruz çünkü roman orada bitiyor ve siz devamını merak ediyorsunuz. 

İnşallah devamı da gelir diyorum Hanife'ciğim. 
Eline, yüreğine sağlık. 

HESAP YAPANLARIN DOSTU YOKTUR

Hesap yapanların dostları yoktur, sadece yaptıkları hesaplara uyan tanıdıkları vardır.”

Bu sözü ne zaman nerede okudum hatırlamıyorum. Ama o kadar doğru bir söz ki. Eminim sizler de şimdi belli birilerini aklınıza getirmişsinizdir. 'Hah işte tam da filanca' demişsinizdir.

Komşuluk, iş hayatı, öğrencilik yaşamı, sanal alem, akrabalık hepsi için geçerli bir kural maalesef. Hele ki, komşuluk. Böyle hesap, kitap yapan, ince hesaplar peşinde olan ve ona uyduğunuz müddetçe 'iyi', uymadığınız an 'kaka' olduğunuz komşularınız mutlaka olmuştur.Sadece komşular mı aslında en iyi örnek siyaset sahnesindedir. Mesela Tayyip'in dostu var mı sanıyorsunuz? Asla. Hepsi, çıkarları için onun önünde yerlere kadar eğiliyorlar, hesap kitap yapıyorlar. Sezar'ı kimler bıçakladı hatırlayın: Düşmanları mı? Hayır. Dostları. En yakınındakiler. Hatta evlatlığı! "Sen de mi Brütüs?" sözü o yüzden çıkmadı mı?  Tayyip de bunu biliyor o yüzden şantajla, tehditle, kasetle elinde tutuyor. (nereye kadar?)  

Onun için siz siz olun, gerçekten size değer veren, kırıp dökmekten çekinen, sizi olduğunuz gibi kabul eden, onun hesaplarına uyduğunuz müddetçe 'iyi', uymazsanız 'kaka' demeyen kişilerle komşu, dost olun. Bunu nasıl mı anlayacaksınız? Merak etmeyin zamanla kendiliğinden anlaşılıyor. Öyle komşu, öyle arkadaş, öyle dost nerede derseniz, haklısınız, kediniz, köpeğiniz varsa o da yeter. Dünyanın en iyi dostlarıdır. Nankör filan diyenlere bakmayın siz ben hayatta ne nankörler gördüm (bloğumda anlatmıştım hepiniz hatırlarsınız komşuluk ilişkileri üzerine bir yazı idi başlığı), saymaya kalksam 10, 20, 30 kimbilir kaç olur:) saymadım gerçi:) saymak aklıma gelmedi:) önemli olan şu ki, 
Hiçbiri dört ayaklı değildi:)

2 Mart 2015 Pazartesi

KİME OY VERECEĞİM?

Daha önce “Kime Oy Vermeyeceğim?” isimli, bol fotoğraflı yazı dizisi yapmıştım. Bugün kime oy vereceğimi, sebebini yazdım.


Ben, oyumu Osman Pamukoğlu'na vereceğim ama İstanbul'da oturmadığım için bu mümkün değil. İstanbul, 3. bölgede oturan, akp / pkk karşıtı, Atatürkçü, laik tüm vatandaşlar inşallah Osman Pamukoğlu'na oy atarlar.  Osman Pamukoğlu'nu meclise gönderemezsek gerçekten yazıklar olsun. Ben de Ankara'da Osman Pamukoğlu paşanın partisi HEPAR'ın bağımsız adayına oy atacağım. 


Niye HEPAR'a oy vereceğim?: AKP, bu ülkede Kürtçü ırkçıları, kıçıkırık pkk'lı psikopat katilleri palazlandırdı, emrine sekreter verdirir hale getirdi. Etki = tepki. Ben de tabii ki oyumu pkk'lılara bu dağları dar eden, Atatürkçü, laik, kimsenin türbanıyla, mürbanıyla alıpveremediği olmayan, chp/ mhp gibi bir halta yaramayan partilere değil, şerefli, değerli bir insana vereceğim.


Oylar bölünmesin diyenlere: Ol'm 15 sene böyle dedik de ne oldu? (13.5 yıl) oylar bölünmesin diye diye chp'ye oy verdik. Bir işe yaradı mı? İçinde Sezgin Tanrıkulu, Hüseyin Aygün gibi pkk'lı cenazelerine gidenleri alan partiye oy niye atayım?


Niye paşalar İşçi Partisi'nde? Bugün Sözcü'de Osman Pamukoğlu'nun adaylığı ile ilgili bir yazıya bir okur “Niye paşalar İşçi Partisi'nde?” diye yorum bırakmış. Bunun sebebini gerçekten bilmemesine hayret ettim. Paşalar dediği Balyoz/Ergenekon komplosuyla, alçakça, iftiraya uğramış şerefli, değerli paşalarımız. Onlara en büyük desteği İP verdi. Tabii ki de minnetten o partideler. Minnet duyuyorlar. İnşallah pişman olmazlar. Doğu Perinçek, 40 kere fikir değiştirmiş birisi. Bu kadar sık fikir değiştiren bir insana ben güvenemem. Bir gün Mao'cu, öteki gün Kürtçü, şimdi Atatürkçü! Yarın ne olacağı belli değil. Keşke o partideki değerli paşalarımız TBMM'ye girse çok ama çok isterim. Ama İP, ismini Vatan Partisi de yapsa, amblemini, imajını değiştirse de fazla oy alamıyor. Yani pek umudum yok.  


Sandığınıza sahip çıkın: Fuatavni de yazdı: Seçimde büyük hile dönecek, HEPAR'lı, chp'li, mhp'li, Yurt partili, İşçi (Vatan) partili, dsp'li, akp ve pkk karşıtı her partiye oy atacaklar sandık görevlilerine güvenmeyin. Sandığınızın başında durun, oylar sayılsın, tutanaklar tutulsun. Teslim edilecek yere kadar da gidin.


Nasılsa akp kazanacak, oy kullanmayacağım!: En tehlikeli cümle bu. Siz aklınızdan böyle geçirirseniz, 1. 000.000 kişi de geçirir. Bu kara propogandadır, amacı insanları psikolojik çöküntüye uğratmaktır.  Onların da istedikleri bu. Tersini yapın, sedyeyle bile olsa oyunuzu atın. Kimseye – komşunuz, akrabanız, eş, dost - “nasılsa akp kazanacak” demeyin. Derseniz onların da oy kullanmamalarına sebep olursunuz! AKP'nin oyununa gelirsiniz. Karısı kocasını, kocası karısını etkiler, bir bakmışsınız 4 kişilik aile 'nasılsa sonuç belli' diye 4 oy atmamış. Ne kadar kişi oy atarsa akp'nin seçimde hile yapması o kadar zorlaşır. Tekrar ediyorum: SEDYEYLE BİLE OLSA OYUNUZU ATIN ama EN ÖNEMLİSİ KİMSEYE 'SONUCU BELLİ YİNE AKP KAZANIR' DEMEYİN, KİMSEYİ ETKİLEMEYİN. PSİKOLOJİK ÇÖKÜNTÜ YARATMAYIN. ETKİLERSENİZ ONLAR DA SANDIĞA GİTMEZLER. 


Seçim umresi! Bu arada akp'ye niye oy vermeyeceğimi yazmaya gerek var mı?:)
Sebebini daha önce bloğumda bolbol yazdım.

Şu an haberlerde seçim Umre'si yapıyor! Kurnazlığa bakar mısınız? Seçime 3 ay kala, başında takke, ihramını giymiş, Kabe'ye gidiyor! 

1 Mart 2015 Pazar

FACEBOOK'ta MOBBİNG

facebook mobbing ile ilgili görsel sonucu
Geçenlerde hangi haber sitesinde gördüysem, Nurhan Demirel isimli bir yazar facebook hakkında kitap yazmış. Hakikaten bu facebook hayatımıza girdi ya, girmez olaydı. Onun yüzünden dün akşam Güllerin Savaşı'nı izlerken, dizinin tadını kaçırttılar bana.

Dün akşam facebook'ta neredeyse linç edilecektim. Hem de arkadaşım dediklerim tarafından! Buna 'mobbing' de deniyor. Psikolojik taciz. 


Şimdi malum facebook' sayfasında “Ne düşünüyorsun?” diye bir bölüm var. Biz sayfa sahipleri de, “kendimi kırgın hissediyorum dan tutun da, “canım fena halde çikolata istiyor' a kadar ne düşündüğümüzle ilgili cümleler yazıyoruz. Ben de dün akşam Güllerin Savaşı'nı izlerken reklam arasında Yaşar Kemal'in ölümüyle ilgili olarak, ne düşündüğümü yazdım. Alta aynen kopyaladım:


"Bir AKİL ADAM ölmüş, zerrece üzüldüysem namerdim.
Keşke belleğimde yazar olarak kalsaydı, akpkk hükümetine yalakalık yapan akil olarak değil.”

Vay sen misin bunu yazan?

Yukarıda söylediğim gibi, akşam akşam Güllerin Savaşı'nın da tadını kaçırdılar. Çok tatsız yorumlaşmalar oldu. 

Yaşar Kemal'i böyle yargılamak hataymış. Mr. Spock için unutulmaz bir karakterdir diye üzülmek ne kadar doğruymuş.” (Mr. SPock'a çok üzüldüğümü, unutulmaz karakter olduğunu yazmıştım da, gerçekten çok severim, benim için öyledir, çocukluğumun en güzel anılarındandır kime ne? )Bir tanesi 'ben listenizden çıkayım iyi günler' demiş.

Yahu ben sayfamda kimseyi zorla tutmuyorum ki, çıkmak isteyene (ki, doğrusu 'arkadaşlarımdan çıkar' dır, kapı açık, izah da beklemiyorum, birbirimize borcumuz alacağımız yok, buyursun, çıksın. Ayrıca da varlığıyla yokluğu belli olmayanlar vardır ya listenizde. Hiçbir paylaşımınıza tepki vermezler, yorum yapmazlar, beğene basmazlar. (mecbur değiller o ayrı, mecburdurlar demiyorum asla)Yani zaten listenizde ha varmış, ha yokmuş belli değildir, çıksa ne olacak? Kalsa ne olacak? Bu da "aman çok üzüldüm, ne olur geri gelsin" olarak yorumlanmasın lütfen:))) çıkmak istedi çıktı, onu ilgilendirir, nasıl isterse....benim takıldığım, bu zamana kadar sayfama uğramamış, sırf  'sizi siliyorum, sizi arkadaşlıktan çıkartıyorum' demek için uğramış. Diğer arkadaşlarıma duyurarak, davul zurna çalarak çıkmasının amacı beni diğer arkadaşlarıma karşı mahçup etmek, bozmaksa çok çocukça ve kibirlice bir davranış. Ben arkadaşlarımla bu tür konuları daima özelden mesajla çözmeye çalışırım, ya da hiç bir şey yazmadan o kişiyi silerim. Mesela sayfasında akp ve Tayyip'e övgüler düzen çok kişiyi hiçbir açıklama yapmadan, özelden bile mesaj atmadan sildim gitti zamanında. Ama özellikle duyurmam çünkü bu beni kibirli yapar ki, nefret ettiğim bir duygudur. Hepimiz 9 aylığız. Yazılarımı yazarken de Ayşe ne der? Fatma ne der? Meggy ne der? diyerek yazmıyorum beğenmeyen elbette beni arkadaşlıktan çıkartabilir. Komiğime giden zaten sayfama uğramayan birinin, sırf "sizi arkadaşlığımdan çıkartıyorum" demek için uğramış olması. 

Neyse, önemli olan şu: Bloğumda nasıl istediğimi yazma özgürlüğüm varsa, facebook sayfamda da aynı özgürlüğe sahibim. Hangi sanatçının ölümüne üzüleceğime, hangi sanatçıyı sevip sevmeyeceğime ben karar veririm. (Bu kibir değil siz aksini mi yapıyorsunuz?)Kimse karışamaz. İstersem Mr. Spock'a üzülürüm, istersem Ajdar'ı çok severim. Kime ne? Zevk benim zevkim. Ben kimsenin sayfasına gidip kimseyi rahatsız ettim mi? Niye Yaşar Kemal'e üzüldünüz diye? Niye akşam akşam keyiflerini kaçırayım? Tadlarını kaçırayım?

KİMSENİN HOŞUNA GİTMEK İÇİN YAZMIYORUM

Kısacası, Ayşe'nin, Fatma'nın hoşuna gitmesi için yazmıyorum, başkalarını memnun etmek, edememek gibi bir sorunum yok. Onu Tayyip yalakası gazeteciler yapıyor zaten. Yazdıklarım hoşunuza gitmeyebilir. O sizin sorununuz. Benim sayfamda yazmak istediğime kimse karışamaz. Beğenir beğenmez o ayrı, eleştirebilir ama yargılayamaz, yapıcı eleştiriler hep yazarım başım üstüne ama eleştirinin de bir zarafeti olur, bir üsülu, adabı olur, bir şeyi  nazikçe söylemek var,kırıp, dökerek söylemek var. Kırıp dökmeye ne kadar meraklıymışız arkadaş?Ha bir de arkadaşız! Arkadaş olmasaydık ne olacaktı acaba?

Sonuç: Yazdıklarımı beğenmeyenlere hesap vermek zorunda değilim. Hesaba çekmek ayrı, yapıcı eleştiri ayrıdır. Akşam akşam çatacak yer mi arıyordunuz? İçinizi boşalttınız, rahat ettiniz mi bari? Umarım rahatlamışsınızdır. Bir daha akşam akşam çatacak yer ararsanız lütfen bende denemeyin. Çatacak başka yer bulun. Benim de tadımı kaçırtmayın.  

YAŞAR KEMAL - “GERİLLAYA TERÖRİST DEDİK” !
Ha, Yaşar Kemal'e gelince, ben 'akil adam' olarak biliyorum. Olmadığına ilişkin bir link göndermiş bir başkası. Benim elimde de olduğuna ilişkin bir NTV haberi var. Hangisi doğru hangisi yanlış bilemem ama Hadi diyelim ben yanıldım 'akil' değilmiş, NTV yanılmış. Peki adamın alttaki yine açılım / saçılım zırvasında “ GERİLLAYA TERÖRİST DEDİK' dediği de mi yalan?
Allah'tan kendi ağzıyla konuşmuş.
Uzun bir konferans konuşması. Sadece söylediklerini değil, söylemediklerini de  farketmeniz, yani satır aralarını da okumanız gerek.
Zaten pek saklamamış da.
Orhan Pamuk'u da, Zülfü Livaneli'si de, Ece Temelkuran'ı da, Can Dündar'ı da...hepsi böyledir. Türk aydınının bir kısmı pkk sevicidir. Ama öyle, ama böyle. Rüzgar nereden eserse o yöne dönerler. Aydın olmak yanardöner olmakla eşanlamlıdır onlar için.
İşte Ece Temelkuran: 29 Ekim Cumhuriyet bayramında Ulus meydanında biber gazıyla, tazyikli suyla karşılaştığımızda (ben de oradaydım, bayramı bize zehir ettiler, 60 yaşını üstündeki abim üstbaş biber gazından sırılsıklam -tek suçu 29 ekim cumhuriyet bayramını kutlamak- acil servislik olmuş) “Kürtler her gün biber gazı yedi, biraz da Türkler yesin' demişti.
Sonradan kendi gazetesinden kovulunca, 180 derece döndü, Kemalist takılıyormuş!!
Can Dündar keza!...
Bunlar güç kimdeyse onun sofrasında bir sandalye kapmak için kişiliklerinden ödün verirler, - kişiliksizdirler demenin kibarcası-
Gerillaya terörist dedik” bu cümlenin tercümesi: “pkk meşrudur, onlar terörist değil gerilla, özgürlük savaşçısı, ne yaptılarsa haklıdırlar” demektir. Bunu diyen biri şu romanı yazmış, bu ödülü almış benim gözümde 3 kuruş etmez. ( Yaşar Kemal'in yazarlığını, aldığı ödülleri çok kıskandım da ondan:))))))- kardeş benim yıllardır akiller / pkk seviciler/ yanardönerlerle ilgili görüşlerim belli. Bunu değiştirmem. Ne İnce Memet, ne başkası yazdığı hiçbir roman da fikrimi değiştirmez. Hem yıllardır bloğumda akillere veryansın edeceğim, hem de Yaşar Kemal öldü diye ah,vah edeceğim bu bana yakışmaz. Ben bugüne kadar ne söylediysem dobra dobra söyledim. Kimsenin hoşuna gitsin diye fikrimi değiştirmedim. Buna Tayyip de dahil.  

KAYNAK:
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=210009
(Yaşar Kemal'in kendi ağzıyla 'gerillaya terörist dedik" dediği konuşması)

27 Şubat 2015 Cuma

KABATAŞ'ın 50 TONU:)

this is kabataş baby ile ilgili görsel sonucu
Yazımın başlığını sevgili arkadaşım Kadriye'nin yorumunda yaptığı müthiş espriyle 'Kabataş'ın Elli Tonu' olarak değiştirdim. Kendisine tekrar çok teşekkürler:)Bu harika espriye valla hayran kaldım. :) 

Seçimlere üç ay kaldı. O yüzden AKP'lilerin kendileri ya da parayla tuttukları 10-20 vatandaşı fotoğraftaki gibi kıyafetlerle, (Kabataş olmaz da, Beşiktaş olur, Üsküdar olur, Konak meydanı olur) bilimum meydanlarda türbanlı bacıları taciz ederken görürseniz lütfen kameraya alın, resmini çekin. İleride kanıt olarak lazım olabilir:)

Türbanlı bacıya not: Fantezine hayran kaldım diyemeyeceğim, fantezi değil bildiğin sapıklık. Sabahtan akşama ne seyrediyorsun sen? Ayıp kız ayıp. Git tedavi ol. Hele hele sapık fantezini insanlara iftira atmak için kullanmak ayrıca suç ve ahlaksızlık. Bu son cümleyi adı T ile başlayan birisi özellikle duysun.