Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin
BEYBİSİ BÜCÜRÜK:)

21 Haziran 2015 Pazar

BABALAR GÜNÜNDE BABAMI YAZDIM



Annesiz anneler günü nasıl olmazsa, babasız da babalar günü olmuyor:(  Babalar gününde size babamı anlatmak istedim. Babam hani Hababam  Sınıfı'nda Münir Özkul'un hayat verdiği  Mahmut hoca gibi karakterler vardır ya. Bilirsiniz, cumhuriyet nesli babalardır onlar, cumhuriyet nesli kadınlardır, böyle yürekleri mangal gibi, hak yemez, ne kendi, ne çocuklarının ağzından haram lokma geçirtmez .Yoksulluktan geberse harama el uzatmak aklından geçmez.  Babam da onlardan biriydi. O nesil, ülkenin nasıl kurulduğunu bilen,  Atatürk'ü seven, hem Müslüman, hem laik, hem dürüst nesildi. Sadece babam değil  tüm o nesil  öyleydi. Mahmut Hoca nesli diyorum ben onlara.

Yıllar önce Bağdat caddesinde bir mobilya mağazasında çalışıyorum. İçeri şöyle fötr şapkalı, nasıl derler böyle karizmatik bir bey girdi yanında da iki  hanımefendi. Konuşkan bir bey...mağazada ayakta laflıyoruz.... laf lafı açtı patronlarım da oradalar (iki kardeşti patronlarım) derken o beyefendi emekli asker olduğunu söyledi. Patronlarımdan bir tanesi de "a Müjde hanımın da babası asker" deyince adam bana dönerek sordu:

"Öyle mi? Kaçlı?"
"42'li"

(Bilmeyenlere Harp okulu giriş yılından bahsediyoruz)

"İsmi neydi?"
"Hayrettin Dural"

Adam "Aa sen Hayrettin'in kızı mısın?"  diye şaşırarak sordu.  Ve ben evet deyince, patronlarıma dönerek " Var ya bunun babasına bir bavul para verin, bir yıl sonra gelip alacağım deyin, 20 yıl gelmeyin, 20 yıl sonra  gelin o parayı koyduğunuz yerde bulursunuz bunun babası öyle dürüst bir adamdır"  dedi.

(Bu anıyı babalar günü için daha önce de anlatmıştım çoğunuz için ikinci baskı olacak bir de çok uzun oldu biraz kısaltmaya çalıştım....)

İş bitirici Özal' cılar, örtülü ödenek fareleri, yolsuzluğu ayyuka çıkmış akpgiller, Tayyipgiller  babam gibi cumhuriyet nesli insanları ANLAYAMAZLAR. Mahmut Hoca gibi tiplelre alay eder gülerler.

Çok cesurdu kimseden korkmazdı, e milyonluk Çin ordusundan korkmamış ta Kore'ye savaşa gitmiş değil mi ya? yağcılık, yalakalık, övülmek (şimdi bana da kızacak onu övdüm diye) torpil sevmezdi. Köy çocuğu olmaktan asla utanmazdı, kendini yetiştirmişti, burnu havada değildi ve burnu havada insanları hiç sevmezdi. Köylü olmak ayıp mı? derdi. Çok cesurdu dedim ya, ömrü yetse eminim GEZİ protestolarında 80 yaşında bile olsa, benimle birlikte Atatürk'lü bayrak alıp sokağa çıkardı. Eminim yapardı...

Temizlik takıntım yüzünden babamın kalbini kırdığım bir an var ki. çok ama çok  pişmanım. Bir de keşke yıllar önce annemle boşanmalarına mani olabilseydim. Tam tersine belki boşanırsalar evde hırgür olmaz tüm aile huzurlu olur diye düşünmüştüm. Ama yanlış düşünmüşüm sonradan anladım tabii iş işten geçti. Gerçi babam ikinci hanımıyla mutlu olduğunu söylerdi. Ama ilk aşkı annemdi.

Fener'liydi, sigara ağzına koymazdı, içki keza ama orduevinde emekli arkadaşlarıyla buluştuğunda bira içerdi. Tabii küfelik olana kadar değil:) bir de dayımlar gelince onunla birlikte kadeh tokuştururdu.

Emekli albaydı ama hep sıkıntı çektik dersem şaşırmayın. Kimi emekli albay iş hayatına atılıyor, milyarder oluyor babam öyle biri değildi. Ticarete kafası çalışmazdı, elinde file pazardan alışveriş yapan askerlerdendi o. Ve ta albay olana kadar bir evleri ve mobilyaları olmamıştı. Hep tayin edildiklerinden portatif, üç beş koltukla, buzdolapsız oradan oraya giderlermiş. Ben ilkokuldayken nihayet artık tayin olmayacağı kesinleşince, OYAK'a borçlanıp, vosvosunu satıp yıllarca kira öder gibi borç ödeyerek ilk kez üç oda salon bir evi oldu. Ve ölene kadar bir daha hiç arabası olmadı. Dolmuş, otobüs neyimize yetmiyor derdi. Boşanma da olunca aynı anda iki ev geçindirmek, tahsilde üç çocukla hep sıkıntı içinde yaşadığımızı hatırlıyorum. 

Akrabalık ve komşuluk ilişkilerine çok önem verirdi, hayatımda hiçbir akrabası, komşusu için kötü konuştuğunu duymadık. Komşu çocukları hep 'dede dede' diye evinden çıkmazlardı. Eline İngiliz anahtarını alır komşularının musluğunu filan tamir ederdi.

Çok okurdu, eli ayağı tutmayana kadar onu kitapsız görmedim. Bazılarınız biliyor Esperanto Türkçe sözlük yazdı yıllarca ona adadı kendini. Yabancı dillere çok meraklıydı, Çocukken sofrada oturunca ençok  KORE anılarını dinlemeyi severdik. "Kore'yi anlat baba" derdik.  Askerlere 'dinsiz' diyen hain iftiracılar körolsun babam namaz da kılardı, oruç da tutardı, Kuran da okurdu. Evde onun gazetelerden kuponla aldığı bir sürü Kuran duruyor. Kore yolunda da gemiye yanaşan satıcılardan aldığı seccade hala durur ismi Kore seccadesi kalmıştı.

Çocukken İyi, Kötü ve Çirkin'e iki kez gitmiştik. Kovboy filmlerini severdi, Louis de Funes filmlerini de çok severdi. 007'yi de. Televizyon yoktu sıksık sinemaya giderdik ençok da orduevi sinemasına. Beni ilkokulda mandolin kursuna yazdırmıştı ve mandolin almıştı. Nota biliyorsam ve klavyede bile istediğim şarkıyı en azından notasız motasız bana yetecek kadar tıngırdatabiliyorsam babamın sayesindedir. Mütevazi, dürüst, şerefli bir Türk askeri, iyi bir baba, iyi bir eş, iyi bir komşu, iyi bir insandı babam. Nur içinde yatsı. Mekanı cennet olsun.



19 Haziran 2015 Cuma

İSLAMCILARIN CENNET ANLAYIŞI

Ramazan geldi herkese hayırlı, uğurlu olsun.
Ramazan'ın gelmesiyle televizyon kanallarında dini sohbetler çoğaldı. Bir tanesine tesadüfen denk geldim. Sohbeti yapan hoca
"cennette de böyle, bu şekilde olup olmayacağımız belli değil"
dedi.
 
Hah! İşte bu. Ben yıllardır bunu diyorum. Bunu söylüyorum ama sakalım yok, hoca değilim diye kimse beni ciddiye almıyordu. Şimdi bu hoca söyleyince en azından umarım o hocayı ciddiye alırlar.
 
Gerçekten de cennette yine dünyadaki gibi etten - kemikten olacağımız ne malum? Yani düşünün: Dünyada etten, kemikteniz, yiyoruz, içiyoruz, boşaltıyoruz! Bu tuvalet demek, tuvalet kanalizasyon demek. Kanalizasyon pis koku demek. Eğer cennette de dünyadaki gibi etten, kemikten olup, yiyip, içip, tuvalete gideceksek, o cennet cennet olmaz ki, dünya olur. Öyle değil mi?
 
Dünya olacaksa da o zaman cennetin dünyadan ne farkı kalır? Cennet dediğin yerde pis kokulu kanalizasyonların işi ne? Cennetin dünyadan bir farkı olmalı. Hem de büyük farkı olmalı. Cennet dünyaya hiç benzememeli ki, cennet olsun. Dünyaya benzeyecekse cennet olmaz ki....

Hele hele hani şu kafa kesmekten zevk alan ve kendilerine İslamcı diyenler var ya, onlara göre cennette huriler olacak. Yani güzel kadınlar! Ve bu huriler bu adamlara verilecek! Yani bu huriler bu adamlarla cennette 24 saat - tabii cennetin saati 24 olmayabilir, cennet bir gezegen . mi? Bir güneşin etrafında dönecek mi? Dönecekse dönüşünü kaç saatte tamamlayacak bilmiyoruz. Belki gezegen değil ama İslamcıların tarifine göre tıpkı dünyaya benzeyen bir gezegen! Neyse lafı dağıttım. Bu cennette huriler bu adamlarla 24 saat veya kaç saatse pişpirik mi oynayacaklar? Ama pişpirik oynayacak olsalar güzel huriler için bu kadar heveslenmezlerdi. Yani anladığım kadarıyla bu adamlar bu hurilerle sabahtan akşama kadar - çok affedersiniz- seks yapacaklar.

Peki bu durumda:

1) Allah Adem ile Havva'yı Cennet'ten seks yaptıkları için kovmadı mı?

2) Allah Adem ile Havva'yı seks yaptıkları için kovduysa neden şimdi adamlara 70 er huri vadediyor? Bu çelişki değil mi?

3) Hayır diyorsanız, hatırlatayım tüm din kitaplarındaki öykü kısaca şöyledir:
Adem ile Havva yasak meyveyi (o meyva elma oluyor) yerler, yeyince AYIP yerleri (herhalde genital yani üreme organları kasdediliyor)görünür. (demek ki, o ana kadar Adem ile Havva CİNSİYETSİZ yani üreme organları olmayan varlıklardı. Üreme organları olmadığından seks denilen bir duyguya sahip değillerdi dolayısıyla seks yapmıyorlardı. Seks denilen şeyi BİLMİYORLARDI. Yani bir bebek gibi masumdular.
Ama bu masumiyetlerini kaybedince Allah'ı kızdırdılar ve Allah onlara ceza verdi. Buradan Allah'ın cennette sekse karşı olduğu anlaşılıyor. (Ben öyle anlıyorum ve bunu çok mantıklı ve doğal buluyorum) Ve madem Allah cennette sekse karşıydı (ki, bence de öyle olması gerekir) karşı olduğu bir şeyi aynı zamanda kullarına cennette 'mükafat' olarak neden versin? Allah belli ki, cennette masumiyet istiyordu. Masum, sekssiz, cinsiyetsiz, seks yapmayan kullar istiyordu ki, bu yüzden Adem ile Havva'yı kovdu. Çünkü masumiyetlerini kaybettiler. Cinsiyetsiz, etten kemikten olmayan, seks bilmeyen varlıklarken, bir şekilde (elma belki de bambaşka bir şeyin sembolüydü belki Adem ile Havva ruh/enerji biçiminde iken nefislerine yenilip bedensel hale dönüşecek bir şey yaptılar ) yeniden dünyadaki insana dönüştüler, yeniden etten, kemikten oldular. Allah da kızdı.

4) Cennet'te insanların etten kemikten olacağı ne malum? .Tamamen RUH tan ibaret olmaları daha mantıklı değil mi? Sekssiz ve masum olmaları daha mantıklı değil mi? Cennet'in seks yapılan bir yer olması ayıp değil mi? Sekssiz ve masum olmaları için etten, kemikten olmamaları, ruhtan (enerji) ibaret olmaları daha mantıklı değil mi? Allah da Adem Havva'nın sekssiz masum olmalarını tercih etmemiş mi?
 
Yani cennet dünyadan çok farklı bir yer olmalı. Dünyadaki tüm kir, pislik, atık, ifrazat, tükürük, ter, akıntı, yemek, içmek, kusmak, çıkartmak, dışkılamak, seks yapmak, mide şişirmek, geğirmek, gaz çıkartmak, öfke, kin, bencillik, kendini beğenmek, nefret, öldürmek, yaralamak, yemek amacıyla bir canlıyı öldürmek, pişirmek gibi her türlü insana özgü; bu dünyaya özgü ilkel özelliklerden, niteliklerden arınmış bir yer olmalı. Cennet dünyanın bir benzeri değil tam tersi olmalı. Oradaki insan da dünyadaki insanın da TAM tersi olmalı. Benzeri değil. Hele hele sırf seks yapmaya yarayan bir cennet fikri bence tanrıya hakaret. 

Ayıp ki, Allah zaten en başta Adem ile Havva'yı sırf bu yüzden cennetinden kovmuş. Niye kovduğu şeyi, kızdığı şeyi, karşı olduğu şeyi  mükafat olarak sunmak istesin? Demek istediğim: Cennette huri filan olamaz, Allah'ın Adem ile Havva'yı bu yüzden kovduğunu unutmayın. Öyle olsa Adem ile Havva'yı kovmazdı. Huri muri Allah'ın önceki uygulamalarına ters ve dolayısıyla ayıp. Seksten başka şeye aklınız çalışmıyor mu? Allah size mükafat olarak başka şeyler sunamaz mı? Niye illa seks geliyor aklınıza mükafat olarak? Ayıp ayıp.

Ha diyeceksiniz ki, (daha doğrusu aklı fikri seks olanlar diyecek ki) "Kuran'da yazıyor huriler sen daha iyi mi bileceksin?"
Sahi o zaman ben iyice dumura uğruyorum yani haklısınız Kuran'da hurilerden hatta tomurcuk göğüslerden söz edildiğini - tövbe tövbe- duymuştum. Yani eğer doğruysa KUTSAL BİR KİTAPTA göğüs ölçüsü ya da göğüs tarifi gibi erotik tanımlamaların işi ne? Garip ve ayıp değil mi? (Ben bu soruyu vaktiyle İslami forum sitesinde sormuştum ve sonra o site kapandı. Kimse de doğru dürüst bir cevap verememişti. )

16 Haziran 2015 Salı

AKP' nin ÜLKEMİZE HEDİYESİ: 2 MİLYON SURİYELİ

Bugün Emin Çölaşan, Tayyipgiller'in başımıza açtığı SURİYE belasını yazmış. Ben de aynı konuda fotoğraflı kısa bir yazı yazacağım. 

Ülkemizin Suriye ile alıpveremediği yoktu. Biz de Müslüman bir ülkeyiz. Suriye de Müslüman bir ülke. Hatta, hatırlayın Tayyipgiller, Suriye devlet başkanı ve eşi ile kankiydi. Birlikte Bodrum'a tatile gittiler.İşte o günler: Esat ve eşi, uçaktan inmişler. Havaalanında Tayyip ve Emine çiçeklerle karşılamıştı.




 
Ayol hoşgeldin canım :)
Buyur kanki tanıştırayım bizim hanım:)
  
Hatıra fotosu da çektirelim ayol :)

 
Burası da Tayyip ve Esatgillerin tatil yaptıkları koy

 
Derken bir gün Obama elinde beyzbol sopasıyla Tayyip'i aradı
ve "Biz Suriye'yi yemek istiyoruz. Sen de bize yardım
edeceksin o kadar. " dedi.

 
Beyzbol sopalı bu emirden sonra Tayyip aniden
Esat'a düşman oldu. 

 
Ne kadar kafa kesici güya İslamcı terörist varsa
bunları Türkiye'ye getirdi.!

 
Antakya'da, Hatay'da sakallı ÖSO,  İŞİD, El Nusra vs.
teröristleri kamp kurdu! Kısaca, 
Müslüman bir ülkeyi mahvetsin diye ABD'ye YARDIM 
ETMEYE BAŞLADIK! 
Tıpkı daha önce Müslüman Libya'nın
mahvolmasına destek olduğumuz gibi! 
 
TIRLARLA MÜSLÜMAN ve KOMŞU
bir ÜLKEYİ MAHVETSİNLER DİYE
İŞİD'e SİLAH GÖNDERDİK



kafa kesici İŞİD teröristleri Mersin'de tedavi edildi!
 
AKP; İŞİD teröristlerini tedavi edilmesine alttaki gibi 
harika (!!!) bir açıklama getirdi!

SONUÇTA TAYYİP YÜZÜNDEN
 ÜLKEMİZE 2 MİLYON SURİYELİ
ALDIK! BUNUN İÇİNDE her tür
terörist de var!


HEM MÜSLÜMAN, HEM LAİK  BİR ÜLKE OLAN
SURİYE HALKI İSE ESAT'ı SEVİYOR
ZALİM OLAN ESAT DEĞİL  ABD ve 
YARDAKÇISI TERÖRİSTLER
O YÜZDEN DE 4 YILDIR DİRENİYORLAR
ALLAH ESAT'ı ve SURİYE'yi ABD ve
SAHTE MÜSLÜMAN ÜLKELERDEN
(buna maalesef biz de dahiliz)
VE TERÖRİSTLERDEN KORUSUN
AMİN...

14 Haziran 2015 Pazar

ESKİ TÜRKİYE'yi ÖZLÜYORUM

Ülkenin haline bakıyorum da, güya 'yeni Türkiye' imiş. Ben eski Türkiye'yi özlüyorum. Ben çocukluğumun Türkiye'sini özlüyorum. Bu 'yeni' ise batsın böyle yenilik. Bu ülkenin insanlarına ta 1960'lı yılları özlettiniz.
ESKİDEN İNSANLARIN
HAYSİYETİ,  GURURU VARDI

Ben çocukken de başbakanlar vardı. Seçmenler vardı. Vatandaşlar vardı. Kimse başbakan olsun-olmasın siyasi bir kişi için 'yalarım', 'g...tünün kılıyım',  'aşığım' demezdi. Böyle şeyler söyleyecek kadar ar, haya duyguları yok olmamıştı.

Trilyonluk vergi borçları affedilen iş adamları başbakana 'İLAN-I AŞK' ediyorlar. Bize de " git konuş bence" demek kalıyor.

Yeni Türkiye'de vatandaşlar iki torba kömür, beş paket makarna verdi diye vatandaş "g...kılı" olmaya razılar. Çünkü haysiyet, GuRur yok olmuş. Her şey maddiyat olmuş. Bu mu dindarlık? 13. 5 yıldır DİNCİLER yönetiyor ve sonuç; İnsanlar hiçbir dönem olmadığı kadar maddi çıkarcı ve çıkarı için her tür yalakalaığı yapmaya hazırlar.  'bunda para var buna yamanalım, buna oy atalım, bu iyi çalıyor, bize de düşer' diye düşünüyorlar. Ballı ihaleler, bakanlıklar verilen vekil karısı başını örtüyor. Kocası vekil olmayınca baş açılıyor. AKP tipi dindarlık bu!


ESKİDEN TÜRBAN YOKTU
BAŞINI ÖRTEN TEYZELER VARDI 

Ben çocukken türban diye bir şey yoktu. başörtüsü vardı, başını örten komşu teyzeler vardı. Başını örten anneanneler, babaanneler vardı. Hiçbiri karşıma geçip  "sen başını örtmüyorsun cehennemde yanacaksın" diye tehdit etmez, korkutmazdı.
AKP sayesinde insanlar birbirlerini "örtmezsen cehennemde yanarsın" diye tehdit etmeye başladılar. Başörtüsü siyasi bir simge değildi. Maddi karşılık için insanlar başını bir örtüp, bir açmazlardı. Kocası bakanlık kapsın, ihale kapsın diye Umre'ye gidilmezdi. Sırf bir siyasi partiye yamanmak için baş örtülmezdi. Dinin bir ağırlığı vardı. Kimse Allah'ı kAndIrAcak kadar düşmemişti.


ESKİDEN MİNİ DE GİYERDİK
KIZLI ERKEKLİ YÜZMEYE DE GİDERDİK
 ÖZGÜRDÜK

Ben çocukken koca koca komşu teyzeler mini etek giyer, sallantılı plastik moda küpeler takardı. Kimse yan gözle bakmazdı. Şimdi 15 yaşında gençkız  mini eteği ancak belli şehirlerin, belli semtlerinde giyebiliyor. Mesela İstanbul'da Bağdat caddesinde giyebiliyor, Nişantaşı'nda giyiyor, Ankara'da Çankaya'da giyebiliyor. Ama Keçiören'de kısa kollu giymeye korkuyor. 

 Televizyon yoktu ama pikaplarda plak çalar, dans ederdik. Ne diyecekler demezdik. Kimse garipsemezdi. Mutluyduk.Hani Türkan Şoray, 'Karagözlüm' filminde balıkçı kız rolünde, şarkı söylerken mini etek giymiş kızı taklit ederek "oh, oh mini kız' diyordu ya, işte öyle mutluyduk.  (video linki altta )

  60'lı yıllarda Ankara'da kızlı, erkekli 19 Mayıs yüzme havuzuna gidilirdi. Havuzda iğne atsan yere düşmezdi hatta sabah - öğleden sonra diye ayarlanmıştı. Kalabalık olduğundan sabah gelenler öğlen giderlerdi. Kimse "a mayo giymiş", "a, kızlı - erkekli yüzüyorlar ayıp" demezdi. Kimse kimseye yan gözle bakmazdı. 


AKP gelince kızlı erkekli değil yüzme havuzuna gitmek, yanyana oturmak ayıp karşılanır hale geldi. Bu dindarlık değil, bu: İnsanları hayattan soğutmak. Yaşadığı ülkeden bezdirmek. Hayatını zindana çevirmek. Kimle konuşsam bu ülkeden çekip gitmek istiyor. Yaşanmaz oldu diyor.


ESKİDEN BAŞBAKANLAR 
TİYATROYA, OPERAYA, BALEYE GİDERDİ
KORUMA ORDUSU OLMADAN

Bir başbakan ki, baleye 'seks' desin. Tefe konurdu. Başbakanlar, cumhurbaşkanları baleye, tiyatroya, operaya giderlerdi. Ne koruma ordusu, ne bir şey öyle tın- tın. İşte rahmetli İnönü halkın arasında.





ESKİDEN DİN İSTİSMAR EDİLMEZDİ
AYETLERLE BAKARA, MAKARA DİYE DALGA GEÇİLMEZDİ

Hele hele bir başbakan 500 gazeteci, 300 kameraman ile göstere göstere namaz kılsın? Olacak şey değil. Dini kullanmaya tenezzül etmezlerdi.


ESKİDEN KİMSE ASKERE DÜŞMAN DEĞİLDİ
ASKERİN BAŞINA ÇORAP ÖRÜLÜP, TUZAK KURULMAZDI
  
Ben çocukken Kızılay'da orduevi sineması vardı. Halka açıktı. Öyle kartla filan girilmezdi. Hatta Dr. Jivago ve bir dolu filmi orada izlediğimi hatırlıyorum.  Terör yoktu. İnsanların bir kısmı kendi askerine düşmanlık beslemeye başlamamıştı. Şimdi orduevi sineması kapalı. Yıllardır kapalı. :(   
Deprem olur asker koşardı, sel olur asker koşardı. Yine öyle ama şimdi askerlere tuzak kuruldu, iftiralar atıldı. Kimi insanlar sanki düşman askeri gibi askerden nefret etmeye başladılar. Askerler şaşkınlık içinde. İftiralarla suçsuz yere 5 yıl 7 yıl yattılar. Onlara kumpas kuranlar 'ay pardon kandırıldık' dediler. Birçok insan sanki düşman askeriymiş gibi bakıyor kendi askerlerimize. Askerin ordu evinde yediği ucuz yemek kimseye batmazdı. Bir albay enfazla 4000 lira maaş alıyorsa,   24,000 TL maaş alan milletvekilinin TBMM lokantasında 3 kuruşa yemek yemesi  aynı kişilere niye batmıyor?


ESKİDEN UYUŞTURUCU
 BARONESLERİ, TERÖRİSTLER 
MECLİSE GİREMEZDİ

Ben çocukken mecliste kocası, kaynı, kaynının tüm akrabaları, yeğenleri, kuzenleri, oğulları eroin işinde olan kişiler TBMM'nin kapısından içeri giremezdi. Teröristler meclise giremezdi.  


ESKİDEN ULUSAL BAYRAMLARI
ÇOŞKUYLA KUTLARDIK 
STADYUMLAR TIKLIM TIKLIM DOLARDI
VATAN SEVGİSİ, VATAN AŞKI DİYE BİR ŞEY VARDI 


Ben çocukken ortalıkta  "vatan neymiş?" "Vatanı bir çift memeye satarım", "askerlik neymiş?", "ulus neymiş?", "milliyetçiliği ayaklar altına aldım" diyen  sapık gazeteciler ve hain siyasetçiler yoktu. Olsa da asılırdı. Yaşatılmazdı.  29 Ekim cumhuriyet bayramında polis biber gazı sıkmazdı! Güle oynaya kutlardık. Kimse 'milliyetçiliği ayaklar altına aldık' deme küstahlığı göstermezdi. 




ESKİDEN KİMSE 
SABAH HRİSTİYAN,
ÖĞLEDEN SONRA BUDİST, 
AKŞAM MÜSLÜMAN
OLMAZDI, DİN OYUNCAK DEĞİLDİ

Kimse seçimi kazanan partiye göre kolye takacak kadar aşağılık değildi. Kimse Allah'ı kandırmaya çalışacak kadar düşmemişti. Eskiden din 'siyasi bir oyuncak' değildi. Şimdi oyuncak olmuş.

ESKİDEN KİMSE 
ATATÜRK'e DİL UZATAMAZDI
KİMSE ATATÜRK'ün MİRASINA
NANKÖRLÜK ETMEZDİ
Ben çocukken kimse Atatürk'e dil uzatamazdı, uluorta küfredemez, hakaret edemezdi çünkü böyle yapanları halk tükürüğünde boğardı. Kimse Atatürk'e iftiralar atmaya, kötülemeye, halkın gözünde küçültmeye uğraşmazdı. Hiçbir başbakan Atatürk Orman Çiftliği'nin ağaçlarını katletmeye kalkışmazdı, koca Ankara'da başka yer kalmamış gibi Atatürk'ün Ankara halkı piknik yapsın, temiz hava alsın diktirdiği ağaçları yıkıp, oraya saray  yaptırmak! 'Ben Atatürk'ün diktiği ağaçları işte böyle sökerim' demek! Kimsenin haddi değildi. Yapmaya kalksa linç edilirdi.  


ESKİDEN BİR BAŞKA
MÜSLÜMAN ÜLKEYİ MAHVEDENLERE
YARDIM EDİLMEZDİ

Ben çocukken Menderes dönemi hariç (onu da büyüyünce okudum) Müslüman bir ülkenin mahvına katkıda bulunmazdık. Hele hele Müslüman bir ülkenin bombalanmasına asla destek olmazdık. Halbuki Tayyip ve akp hükümeti Libya'nın bombalanmasına gözyummakla kalmayıp, bir de destek oldu. Irak'ta Müslümanlara tecavüz eden, işkence eden, öldüren, bombalayan ABD askerlerine 'duacı' oldu. Suriye'yi bitirmek isteyen ABD ve yardakçısı kafa kesici teröristlere tırlarla silah taşıdı. Bir de 'o silahlar Türkmenlere gidiyordu' diye yalan söyledi.


 ESKİDEN KİMSE TERÖRİSTLERLE
PAZARLIK YAPMAZDI, MUHATAP ALMAZDI

Ben çocukken terörist teröristti, eşkiya eşkiyaydı, kimse teröriste 'sevgi pıtırcığı',  'şirinlik muskası' muamelesi yapmaya uğraşmazdı. Kimse şehir şehir, kapı kapı dolaşıp teröristleri millete 'şirin' göstermek için 'akillik' görevi vermezdi. 
ESKİDEN ÜÇKAĞIT, SAHTEKARLIK, 
HIRSIZLIK, DALAVERE 
YAPANLAR YARGILANIRDI

Seçim öncesi muhtarları toplamak! Seçimlerde hile yapsınlar diye özel ekipler kurmak! Cumhurbaşkanlığına örtülü ödenek tahsis etmek için kanun çıkartmak! Oğluna gemicikler almak, 7 sülalesini zengin etmek, yandaşlarına, yandaş gazetecilere, köşe yazarlarıı trilyoner yapmak, insanların cebine 5 er milyon koymak! Tüm ihaleleri yakınlara, yandaşlara peşkeş çekmek. Devleti pervasızca soymak ve soyanları ortaya çıkaranları hapsetmek, sürmek. Yani hem hırsızlık yapıp, hem arsızlık yapıp, hem de pişkin pişkin üste çıkmak yoktu.


ESKİDEN PROTESTOCUYA TEKMELEYEN
SİYASETÇİLER YOKTU
GÖSTERİCİLERE BİBER GAZI SIKILMAZ
POLİS KURŞUNUYLA ÖLDÜRÜLMEZDİ


SİYASET BU KADAR ÇAMURLAŞMAMIŞTI
Dün başbakana söven, üç ay sonra aynı başbakana danışman olmuyordu. Dün başbakana ağır sözler söyleyen, üç ay sonra aynı başbakanla 'kanki' olup tükürdüğünü yalamıyordu. Dün birbiriyle müttefik suç ortağı olanlar, üç gün sonra birbirlerini satmıyorlardı. (Hoş, bu iyi oldu, tüm pislikler ortalığa dökülüp saçıldı, tetikçiler, yalakalar, yandaşlar kullanılıp atıldı, tüm soygun filmlerindeki gibi soyguncular parayı pay edemeyince birbirlerine girdiler. ) 



ESKİDEN EĞİTİM EĞİTİMDİ

Ben çocukken lise üç yıldı. Fen - edebiyat iki bölüm vardı. Birini seçerdik. Üniversite sınavına girerdik. Şaibe filan olmazdı. Herkes bileğinin hakkıyla kazanırdı. Üç ayda bir sınav sistemi değiştirilmezdi. Şimdi çocuklar ne yapacaklarını şaşırmışlar. Hepsi psikolog kapılarını aşındırır olmuş, kafayı yemişler! Hepsi gelecek endişesiyle dolu, ya bir yeri kazanamazsam? Ya sınavda hile dönerse? Ya iş bulamazsam? Ya şu? Ya bu? Nereyi yazmak istediklerine, ne olmak istediklerine bile karar veremiyorlar. Kafaları allakbullak olmuş. Çocukken öğretmen çıkan tayin olurdu. Öyle yıllarca atama bekle diye bir şey yoktu. Eğitim eğitimdi yani. Üniversite hocaları, dekanlar hükümette kim varsa ona yalakalık, uşaklık yapmazdı. O kadar alçak, o kadar şerefsiz, o kadar haysiyetsiz ve o kadar kişiliksiz değillerdi.

ESKİDEN DEVLET DİYE BİR ŞEY VARDI
ESKİDEN ADALET DİYE BİR ŞEY VARDI

Yargı bağımsızdı, yargıçlar, hakimler, savcılar bağımsızdı. Adalet diye bir şey vardı. Mahkemeye düşseniz adalete güvenirdiniz. Şimdi yok oldu. Hakim onun adamı, savcı filanın kuklası, yargıç cemaatin bilmem nesi, filan mahkeme Tayyip'in, falan mahkeme Fethullah'çıların! O zaman "devlet ölmüş ruhuna Fatiha" okuyalım ya da "Kayıp aranıyor: Türkiye cumhuriyetinin tüm kurumları kaybolmuştur. Bulana mükafaat verilecektir" mi diyelim?

ESKİDEN HER GÜN BİR KADIN ÖLDÜRÜLMEZDİ
ÇOK DAHA HUZURLU, ÇOK DAHA MUTLUYDUK

Eskiden de suç işlenirdi ama böyle her gün bir hatta günde üç kadın birden cinayete kurban gitmezdi. Gencecik kızlar vahşi cinayetlerle ölmezdi. Gazeteyi alırdık, kadın cinayetleriyle, cinnetlerle dopdolu olmazdı. Ruhumuz kararmaz, psikolojimiz bozulmazdı. Dolayısıyla çok daha huzurlu, çok daha mutluyduk. Çünkü eskiden kadın - erkek eşit olamaz diyen başbakanlar yoktu. Eskiden parkta elele oturanları diline dolayan - bir de sanki büyük bir lütufmuş gibi onaylamasa da saygı duyduğunu söyleyen başbakanlar yoktu. Eskiden öyle biri başbakan olmazdı ki. Atatürk'ü seven, okumuş, kültürlü, demokrat insanlar başbakan olurdu. Eskiden kitap okumayan, danışmanlarının kitap özetini anlattığı zırcahiller asla başbakan olamazdı. Olunca neler oluyor gördük.

YENİ TÜRKİYENİ AL BAŞINA ÇAL

Kısaca bu yaptığım listenin eksiği var, fazlası yok. Ben eski Türkiye'yi özlüyorum. Ben çocukluğumun Türkiye'sini özlüyorum. Daha huzurlu, daha mutlu, daha özgür, daha dindar olduğumuz Türkiye'yi özlüyorum.  Kimsenin kimseyi 'laikçi teyze', 'türbanlı' , 'başı açık' 'başı kapalı'  diye ayırmadığı Türkiye'yi özlüyorum. O Türkiye'de vatansever olmak suç değildi,  tersine vatan sevmemek suçtu, ayıptı. O Türkiye'de Atatürkçü olmak, Türk bayrağı açmak normaldi, doğaldı, şimdi neredeyse ayıp oldu, ırkçılık oldu, faşistlik oldu. Ama terörist paçavrası açmak şirinlik oldu! Eski Türkiye'de türban yasağı vardı belki ama insanlar yalandan başını örtüp, kocası vekil olamayınca açmazlardı. Dolayısıyla eski Türkiye daha dindardı. Çünkü sahtekarlık bu kadar alıp yürümemişti. Eski Türkiye'de insanların dini, imanı para, euro, Dolar, altın, ihale, bakanlık, danışmanlık değildi. Fakir ama gururlu genç gibi, yoksul ama dürüsttük. Türban yasağı kalktı ama daha dindar mıyız? Hayır tam tersine fırıldak gibi din değiştirenlerle dolduk. Bakara makaracılara kaldık. 300 kameramanla namaz kılanları dindar sandık. Dolayısıyla al yeni Türkiye'ni başına çal. Ben eski Türkiye'yi özlüyorum. Bana eski ülkemi kim geri verecek?



12 Haziran 2015 Cuma

AKP'lilerin DİN ANLAYIŞI



 

AKP'lileri en iyi anlatan olay bugünkü gazetede yer almış. Yapılan yorumlarda okurlar kendi tanık oldukları olaylardan da örnekler vermişler. Ben de bir gün türbanlı, ertesi gün saçı açık, üç gün sonra yine türbanlı bir kız görürdüm. Ne maksatla böyle yapardı hala anlamış değilim:) 

Haberdeki kadın da eşi AKP vekili olunca hemen Ümre'ye gidip, tesettüre girmiş.
Vekillik bitince de tekrar başını açmış. Kocası da sakallarını kesmiş. :)

 http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/vekillik-gitti-turban-bitti-857696/


Bunların din anlayışı Allah'ı ve kulları kandırmak üzerine kurulu. 

Türbanı bıraktım

Camide içki içtiler - yalan çıktı
Kabataş'da türbanlıya işediler - yalan çıktı
Balyoz - yalan çıktı
Ergenekon - yalan çıktı
Amirallere suikast davası - yalan çıktı
Suga, oranj planları - yalan çıktı
Kafes planı - yalan çıktı
Casusluk davası - yalan çıktı
Fuhuş davası - yalan çıktı

Bu iftiralar yüzünden Ali Tatar intihar etti. Pekçok subayımız ve yakını kahrından öldü. 

Şimdi Tayyip utanmadan 'kandırıldık' diyor. Kim inanır? Hayır seni kimse kandırmadı. Sen herkesi kandırmaya çalıştın. Milleti KENDİ ASKERİNDEN SOĞUTMAYA çalıştın. Bile bile yaptın. Onca insana attığın iftiraların, ölümlerine sebep olmanın vebali öteki dünyada bile peşini bırakmayacak. Senin de, sana oy verenlerin de, gazete ve tv yoluyla destekleyenlerin de.