26 Eylül 2016 Pazartesi

SORUN KADINDA DEĞİL, SENDE

Ya arkadaşlar yine çok uzun bir yazı oldu ama kısaltamadım kusura bakmayın.

Şimdi yıllardır ama yıllardır merak eder dururum.  Bizim vatandaşlarımızın belli bir kesiminin aklına din deyince neden  sadece  "kadını kapatmak" ile ilgili konular geliyor? Niye başka konu gelmiyor? Kuran'da kadını kapatmak, saçı örtmek, başörtüsü DIŞINDA başka konu yok mu?

Bildiğim kadarıyla

İnsan  öldürmemek
Hayvanlara eziyet etmemek mesela bir eşeğe kaldırabileceğinden aşırı yük yüklememek
Hırsızlık yapmamak,
Kul hakkı almamak
Yalan söylememek
Gıybet etmemek
İftira atmamak
Namaz kılmak
Oruç tutmak
Hac'ca gitmek
Zekat vermek
Anaya, babaya iyi davranmak, öf dememek...
Evlatlara iyi davranmak
Faiz almamak, faiz vermemek

gibi bir dolu  konu daha var. Bu kadar konu varken niye din deyince, Kuran deyince, Allah'ın emirleri deyince akıllarına sadece kadının kapanması geliyor? Niye öteki konular gelmiyor? Bunda sizce de bir tuhaflık yok mu? Mesela Kuran'da yani dinde  FAİZ ALMAK - VERMEK YASAKTIR. HARAMDIR. Bu konusu niye hiç gündeme gelmiyor?

Faiz konusuna aşağıda tekrar döneceğim şimdi kadınları kapatma konusuna devam edeyim:

Şimdi bir erkek sürekli "Kadınları kapatalım"  "Kadınlar okula gitmesin" "kadın çalışmasın", "Kadın süslenmesin"  "Kadın kısa kollu giymesin"  "Kadın pantolon giymesin"  "Kız çocuğu şöyle giyinmesin"  "Kadın şort giymesin" "kadın sokağa çıkmasın" diye şikayet ediyorsa aslında

"Ben sapığım, 5 yaşında çocuktan bile tahrik oluyorum. Onları kapatın ki günaha girmeyeyim."

demek istiyordur.

Bugün böyle bir haber gördük gazetelerde:


Müdürün mesajı Burdur'u karıştırdı

Söyleyen çocuklarımızı eğitecek olan bir eğitimci ! ! !

Demiş ki, " Bir kadın süslenip, püslenip sokağa çıkarsa, erkekler ona şehvetle bakar (kendi öyle bakıyor ki, herkesi de kendi gibi sanıyor.)ve o kadar erkekle zina yapmış sayılır."


Şimdi bu paylaşımı yapan canlı türü gibilerin akıllarının fikirlerinin kadınların giysisiyle, ne giyeceğiyle, ne giymeyeceğiyle bozduklarının arkasında % 99.9 sapık olmaları yatıyor. Bunlar kadın kolu, saçı, bacağı giyince kuduruyorlar ve o yüzden sorunun kendilerinde olduğunu bildikleri halde, kadını kapatarak kendi sapık dürtülerini engelleyeceklerini sanıyorlar. Sorun kendilerinde olduğu halde, kabahatı kadınlara yüklemek işin kolayı.

Şimdi düşünelim:

Allah bize niye akıl vermiş? Beyin vermiş? Düşünmek ve soru sormak için değil mi?

Yoksa bizi ROBOT gibi yapardı. Akıl vermezdi, beyin vermezdi. Hiçbir konuda soru sormazdık. Hiçbir şeyi analiz etmezdik. Hiçbir şeyi düşünmezdik.

Şimdi bu tür sapıklar sorunun kendilerinde olduğunu görmeyip - görmek istemeyip- suçu kadınlara atıyorlar ve bunu da kutsal kitaplara dayandırıyorlar ya,  gerçekten onların dedikleri gibi kadınlar kapatılırsa sapıklıklar önlenir mi? Soralım kendimize.

KADINI KAPATMAKLA SORUN BİTİYOR MU?

Suudi Arabistan'a bakalım:

Street harrasment in Saudi Arabia paylaşan: dylanwilburn

Videoda Arapça konuşan erkekler var. Tacize uğrayan kadınlar tepeden tırnağa kapalı. Video sesli, Arapça bilen varsa ne konuşulduğunu rahatça anlayabilir. Ben sadece erkeklerin "Yarabbi!" dediğini anladım.


Suudi Arabistan'da sokak tacizcileri (İngilizce kaynak)

Yukarıdaki İngilizce linkte, Suudi Arabistan'da sokaklarda tacizin gittikçe arttığı yazıyor.  Kadınlar takside, arabada ve alışveriş merkezlerinde tacize uğruyorlarmış. Tacizciler arasında çocuklar da varmış. Mesela genç biri arabasıyla, taksideki bir kadını takip etmiş, arabasıyla taksiyi durdurmuş, kadınla konuşmaya çalışmış, kadın reddedince polis çağırmakla tehdit etmiş! Neyse ki, kadın daha önce davranıp polisi çağırmış. (Belki o önce davransaydı kadını suçlu gösterecekti!)


Suudi Arabistan, kadınların tamamının kapalı olduğu bir ülke. Benzer şekilde yine Müslüman bir ülke olan Mısır'da kadınlar sokak tacizcilerinden yakınıyor. İşte bir örnek: Tepeden tırnağa kapalı Mısır'lı kadınlar tacizcileri protesto yürüyüşündeler:


Egyptian woman protests in Cairo



Makale İngilizce, Ben kısaca özetliyorum:

"Ramazan'ın bitişini kutlarken, yaşları 18 - 25 arasında değişen kadınlardan 53 şikayet telefonu gelmiş. Şikayetler cinsel taciz, küfür vs. imiş. 2008 yılında Mısır'lı kadınların % 83'ü sokakta tacize uğradığından şikayet etmiş. Yabancı kadınlar arasında oran % 98.  20 yaşındaki bir kadın cinsel tacizden sonra öldürülmüş. Vaka şöyle olmuş, adam kadını kucaklamaya kalkınca kadın tükürüp, bağırmış. Sonrasında adam kadını yere atıp, tekmelemiş ve birkaç kez ateş ederek öldürmüş.  Mısır'da her geçen gün kadınlara taciz artıyormuş. Kocasının yanında yürüyen kadınlara tacize kalkışan motorsikletliler bile varmış. Ülkede kimi avukatlar taciz kurbanı kadınlara ücretsiz yardım ediyormuş, psikolojik destek sağlayanlar da varmış. Tacize karşı destek grupları, facebook sayfaları açılmış.

Mısır'da sokakta yürüyen kapalı genç kızları taciz
eden gençler. 

Araştırma için bir erkek kadın gibi giyinip, çarşaflı ve çarşafsız olarak Mısır sokaklarında dolaşıp, başına gelenleri gizli kamerayla çekmişler. Slogan olarak 

" Kabahati kadına bulacağına, kendini kadınların yerine koy" 

diyorlar.  Linkte iki video var. İzlemenizi öneririm.  Konuşmalar Arapça ancak olan biteni anlamak için dil bilmeye gerek yok. Mesela kadın bizdeki gibi bir minibüse biniyor, parasını uzatıyor, yanındaki herif hemen bacağını okşamaya kalkıyor. 

% 99 Müslüman ülke Afganistan'dan bir örnek: Sanatçı ve aktivist Kübra Hademi, tacizcilere karşı zırh giyerek sokağa çıkmış ama yine de kurtulamamış. 

27 yaşındaki Kübra, Afganistan'ın başkenti 
Kabil'de metal zırhla dolaşarak tacizcileri protesto ederken. 
(18 Ocak 2016)



Maalesef yine İngilizce olan kaynakta özetle şöyle yazıyor:

" Zırh giyerek cinsel tacizi protesto eden kadın taş yağmuruna tutuldu.  Sekiz dakika süren protestosunda taşlar atılınca bir taksiye binerek gitti. Şu anda evinde saklanıyor ve hayatından korkuyor. Kübra daha 4 yaşındayken elle tacize uğramış, birisi poposuna dokunmuş. Bağırınca destek gelir diye ummuş ama tersine " Seni o...pu! Ne hakla bağırıyorsun? Hoşuna mı gitti?" demişler!

KAPANMAK KADINI ÖZGÜRLEŞTİRİYOR MU?


Kapanmak kadını özgürleştiriyorsa, Suudi Arabistan, Afganistan, İran vs. gibi şeriatla yönetilen İslam ülkelerinde kadınların çok özgür dört dörtlük yaşam standarlarında yaşıyor olmaları gerekir. Bakalım öyle mi?

Suudi Arabistan'da

Kadınların oy kullanmaları daha düne kadar yasaktı. 2015 yılında oy kullanma hakkına sahip oldular.
Kadının araba kullanması yasak
Kadının tek başına sokağa çıkması yasak
O yasak, bu yasak....e, bu mu özgürlük?

Afganistan'da kız çocukların okula gitmesi yasaktı.
Hala da okula gitmek isteyen kızların yüzüne kezzap atılıyor.
Türkiye'de de okula giden, çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar diyen çıkmadı mı?

Afganistan'da taciz kadınların her gün karşılaştıkları bir olay. Kapanmaları tacizi önlemiyor. Yüzlerine kezzap atılması günlük olaylardan. Müslüman bir ülke olan Afganistan'da kadınlar laiklik gidip de şeriat gelince tüm haklarından oldular. Dedesi yaşında insanlarla zorla evlendirilmek sıradan bir olay, karşı gelenler koca işkencesi, kayınpeder, kaynana işkencesi, dayağına maruz kalıyorlar. Tecavüze uğrayan Afgan kadınlarına polis "kuyruk sallamıştır" diyerek suçlu bulup, tecavüzcüyü değil kadını cezalandırıyor. Bu ceza "Zina" denilerek taşla öldürülmeye kadar varıyor. Sonuç olarak Afgan kadınları ya eroinman oluyor ya da gazla kendilerini yakıyorlar. Afganistan hastaneleri gazla kendini yakan kadınlarla dolu. Çok azı kurtuluyor. Kurtulanlar yüzlerinde, vücutlarında yanıklarla dolaşıyorlar. 

İşte kendini yakan Afganistanlı Müslüman kadınlar ve hikayeleri



Afganistan'da 2008'den bir haber bu. Kadıncağızın kocası uyuşturucu bağımlısıymış. ( Müslüman Afganistan dünyanın en çok eroinmana sahip ülkesi. ) kadın kendini yakmış ama kurtulmuş. Vücudunun % 40'ı yanmış. Son altı ayda 47 böyle vaka gelmiş. Yedisi kurtulmuş, 40'ı ölmüş. :(  

Laiklik gidip şeriat yönetimi gelince, kadınların çalışması, okula gitmesi, tek başına sokağa çıkması, örtüsüz sokağa çıkması vs. yasaklanmış.  Ayrıca pederşahi kültüre sahip Afganistan'da her şeyin suçlusu kadın olarak görüldüğünden, bazen erkekler de kadınları kendisini yakmaya zorluyorlarmış.


Afganistanlı Malala Yusufzay

Bildiğiniz gibi sırf okula gitmek istediği için Afganlı küçük kız Taliban tarafından kafasından vurulmuş. Uzun süren tedaviler sonucu iyileşmiş ve Nobel ödülü almıştı.   

1960'larda Müslüman ama laik bir ülke olan Afganistan'a Taliban rejimi ile şeriat gelince, önce kızlı - erkekli eğitim yasaklanmış. Ardından kızların okula gitmesi tamamen yasaklanmıştı. Küçük kız 11 yaşındayken BBC'nin Urduca servisinde takma isimle blog yazarak, Taliban rejiminin zulmünü anlatmaya başladı. Sonunda 15 yaşındayken, Taliban tarafından kafasından ve boynundan kurşunlandı ancak kurtuldu. Hayatına İngiltere'de devam ediyor. 2014 yılında Nobel ödülüne hak kazandı. 

Malala Yusufzay'ın mücadelesi Türkçe kaynak:


Bir başka Afgan kadını Nayeme Azar, kocasından
boşanınca adam tarafından kezzapla yakılmış. Kendisine
12 yaşındaki oğlu bakıyormuş. :(


Yukarıdaki link  "Fabulously In The City" isimli bloğa ait. 2008 yılından bir haberden kısa özet aktardım sizler için:
" Motorsikletli erkekler okula gitmek isteyen kızların yüzlerine kezzap attılar. Hastanedeki kızlardan 17 yaşındaki Samsiya, yüz kere de yapsalar yine de okula gideceğim dedi. 1994'den beri kezzap atmalar Asya'da çok yaygın. 7800 vaka var. "


Şimdi bunlar sadece bir, iki örnek. Afganistan, İran, Mısır, Suudi Arabistan gibi Müslüman ve kadınların kapandığı ülkelerde kadınların tacizden kurtulmadığı açıkseçik meydanda. Demek ki, kapanmak, örtünmek tacizi engellemiyor.  

Kapatmak kadını daha özgür, daha demokratik, daha çağdaş, daha sözü dinlenir, daha saygı duyulur bir konuma getirmiyor. Tersine daha eziliyor,  hakları çiğneniyor, okumasına, tahsiline, araba kullanmak gibi, sokağa çıkmak gibi temel hak ve özgürlüklerine kısıtlama getiriyor. İspatı İran, Afganistan, Suudi Arabistan ve benzeri 'şeriatla' yönetilen, kadınların kapatıldığı ülkeler. Suudi Arabistan'da kadınların oy kullanmaları bile düne kadar yasaktı. Otomobil kullanmaları yasak. Tek başlarına sokağa çıkmaları yasak. E, hani kapanmak kadını özgürleştiriyordu?

KAPANMAK TACİZİ ENGELLİYORSA, OĞLAN ÇOCUKLARI, 9 AYLIK BEBELER, HAYVANLAR NİYE TACİZE UĞRUYOR?

Kapanmak tacizi engelleseydi, erkeklere, oğlan çocuklara olan tacizler için ne yapacağız? Öyle ya, 3 yaşındaki oğlan çocuğa da, 9 aylık bebeğe de tecavüz ediliyor ve bu Müslüman, Hristiyan ülke ayırt etmiyor. Peki, kadın kapatılsın, kadın başını açmasın, erkek çocuğa ve bebeğe de mi türban takacağız? Allah, neden sadece kadınların kapatılmasını emretmiş? Neden erkek çocukların, bebeklerin kapanmasını emretmemiş? İkisi de tecavüz, ikisi de korkunç. İkisi de ölümle sonuçlanıyor.  O zaman kadının kapatılmasının arkasındaki neden tecavüzden korunma değil mi? Başka bir şey mi? Ne o zaman? Ne olabilir? Yani Allah, Allah olması sebebiyle kadın kullarını korurken, erkek kullarını da korumak isteyecektir. Neden bir tanesinin 'tesettüre' girmesini emretmiş de, diğerinin emretmemiş?

KADIN KAPANINCA EVLENMEK AMAÇLI TANIŞMA/ BEĞENME/AŞIK OLMA NASIL OLACAK?

Düşündüğüm bir şey daha var.  Erkek tarafı, kız tarafına 'kız istemeye" giderken

"Allah'ın emri, peygamberin kavliyle, kızınızı oğlumuza istemeye geldik."

der.  Değil mi? Buradan evliliğin Allah'ın emri olduğu ortaya çıkıyor.  Peki, Allah kadın ve erkeği birbiri için - evlenmesi - için yarattığına göre, kadını tepeden tırnağa kapatırsa, evlilik nasıl gerçekleşecek?  Evlenmek için  iki cinsin birbirini GÖRÜP BEĞENMESİ, elektrik alması, hoşlanması, nihayet aşık olması lazım değil mi? Bir erkek şu alttaki gibi bir kadını görüp nasıl evlenme teklif edecek? Benim aklım almıyor...

Yani kapalı kutu gibi.  Görücü usulüyle diyelim ki, istetti. İyi de kutudan çıkanı beğencek mi? Beğenmeyecek mi? Ya beğenmezse? Ayıp olmasın diye beğenmediği biriyle mi evlenecek? Ya da beğenene kadar kutu mu açtıracak? :)

Şunu demek istiyorum: Allah hem kadını ve erkeği  evlenmesi için, birbirine aşık olması, birbirini beğenmesi için yaratıyor ama kadına kapanma emri veriyor! İkisi birbiriyle çok çelişkili. Bir genç çarşaflı bir kıza nasıl aşık olacak?

40 DERECE YAZ SICAĞINDA, PARDÖSÜ GİYMEK

Kapanma konusunda çok tuhaf gelen başka şeyler de var. Diyelim ki, yaz günü otobüstesiniz, hava dışarıda 40 derece sıcak. Otobüsün için belki 45 - 50 derece. Erkekler tiril tiril kısa kollu gömleklerle rahatlar. Başları açık. Boyunları açık. Ama kadınlar o sıcakta yüzler kıpkırmızı, ha bayıldı - ha bayılacak bir halde, hele menopoza girdiyse sıcak bastıysa mazallah ölebilir o halde! Tepeden tırnağa kapalı, sanki yaz sıcağı değil de, sonbahar, kış gibi pardösü giymiş, kollar kapalı, boyun kapalı, saçlar kapalı. Bildiğin eziyet.

Şimdi Allah merhametlidir diye biliyorum ben. Aksini iddia eden var mı? Peki merhametli yaratıcımız neden iki kulundan birinin böyle sıcakta püfür püfür serin dolaşmasını, öteki kulunun sırf kadın olduğu için kışlık giyinmesini istemiş olabilir? Yazık değil mi kadına?

ERKEĞİN SAPIKLIĞININ CEZASINI NİYE KADINLAR ÇEKİYOR?





Diyelim ki, tanrı kadını erkeklerin bakışlarından, sapıklıklarından korumak için böyle emretmiş. İyi de, erkeğin suçu, kabahatini kadına yüklemek niye? Yani erkek bana kötü gözle bakacak diye ben niye kendimi kapatarak cezalandırıyorum? Benim suçum ne 40 derece sıcakta kışlık pardösü giyiyorum?

Yüce Allah kulları arasında AYRIM yapar mı? Yani 40 - 50 derece sıcakta kadın ha bayıldı ha bayılacak pardösü ile pişsin, kocası kolsuz gömlekle rahat rahat otursun. Allah bir kuluna "Sen kadınsın, kapan, sıcakta piş, bana ne.", diğer kuluna "Sen erkeksin açabilirsin" mu der?

Sadece o da değil, kapansın - kapanmasın İslam ülkelerinde özellikle Afganistan'da tecavüze, toplu tecavüze, akraba tecavüzüne uğrayan kadınlara "Sen kuyruk sallamışsındır, zina yaptın" denilerek suç atılıyor ve taşlanarak öldürülüyor. Afganistan bu tür olayların her gün yaşandığı bir ülke. Kadının değil erkeğin sözüne inanılıyor.

NE KADAR KAPANSAN DA YETERİNCE KAPANMIYORSUN!

Şimdi dinden sadece kadınların kapatılmasını anlayan bu canlı türü için kapatılmanın bir sınırı da yok. Şöyle ki, sorunun kadında değil, kendi zihniyetlerinde olduğunu anlamadıklarından kadını ne kadar kapatırlarsa kapatsınlar, yine de YETERİNCE kapalı bulmayacaklardır.

Saçını kapa, pantolonunu tahrik edici bulacak.

Pantolonunu da kapat, topuklu ayakkabını seksi bulacak.

Düz ayakkabı giy, rujundan huylanacak

Pardösü giy, süslü püslü diye beğenmeyecek. "Dandik tesettür" diye alay edecek.

Çarşaf giy "Yüzü gözü açık etti, kaşı gözü oynadı" diyecek

Sonunda alttakini giydirmeden rahat etmeyecek.



Yani ne kadar kapanırsan kapan, asla yeterince kapanmış olmayacaksın.

Çünkü daha önce yazmıştım şu fıkradaki gibiler bu tipler:

"Adam psikoloğa gider. Psikolog adama çeşit çeşit resimler gösterir. Sandalye, televizyon, kedi, ağaç, elma, bulut vs.  Ve  "Resme bakar bakmaz aklına ne geliyorsa söyle" der.  Başlarlar sandalye? Adam cevap verir: Seks. Televizyon: Seks, kedi? Seks, ağaç? Seks, elma? Seks, Bulut? Seks. Doktor kızar:
"Be adam ne resmi görsen seks diyorsun başka şey düşünmez misin?" Adam cevap verir: "Ama doktor hep ayıp şeylerin resimlerini gösteriyorsunuz!"

İşte bu "hamileler sokağa çıkmasın",  "5 yaşındaki çocuklar kapansın" diyenler bu fıkradaki adamın türevleri. Yani, sorunun kendilerinde olduğunu kabul etmeyen, kadınları kapatırlarsa iyileşeceklerini sanan tipler.

KADINI KAPATTINIZ PEKİ.
SADECE KADINLAR mı CAZİBELİ? 
YA ERKEKLER?


Kapanma konusundaki sorularım ise bu kadarla kalmıyor. Mesela kutsal kitaplarda kadınların kapanması emrinin temelinde kadının 'çekici / cazibeli' olduğunun yatıyor olduğu açık. Yani her emrin arkasında mantıklı bir sebep yatıyor olmalı. Tanrı mantıksız karar vermeyeceğine göre burada "tövbe haşa" demek lazım. Yani yaratıcı koskoca evreni herhalde mantık, geometri, fizik kurallarına göre döndürüyor. Yerçekimi yasaları gibi. O zaman şöyle bir şey aklıma geliyor. Kadını çekici bulduğumuz için kadının kapanması gerekiyorsa, erkeğin de çekici olduğu için kapanması gerekmiyor mu? Ha yani erkek çekici olmazsa, kadınlar erkeklere aşık olmaz ve evlenmez. O zaman da  "Evlenin" diye bir emir olamaz.



Brad Pitt çekici değil mi?
Brad Pitt'e bakan kadınlar 
göz zinası mı yapmış olacak?
O zaman erkeklere tesettür neden yok?

Tövbe haşa Allah erkeğin çekici olduğunu unutmuş olamaz. Kendisi yarattığına göre erkeğin de cazibeli olduğunu biliyor olmalı. O zaman neden sadece kadının kapanmasını istemiş? Erkeğin kapanmasını istememiş? Hiç merak etmiyor musunuz? Ben ediyorum. Bir şeyi merak etmek günah mı arkadaşlar? Yani tanrının ne düşündüğünü merak etmek kullar için doğal değil mi?





Brad Pitt'i bir yana bırakalım. Geçenlerde Suudi Arabistan'da "çok yakışıklı" yani "çekici" olduğu gerekçesiyle  - üç erkeği sınır dışı ettiler. Önce ŞAKA ya da ASPARAGAS sandığım bu haberin GERÇEK olduğunu CNN gibi ciddi bir yayın kuruluşunda da görünce inandım.

Şimdi mesela o yakışıklı erkekleri sınır dışı eden Araplar yani Müslümanlar,

"Yahu Allah kadınların çekici olduğu için kapanmasını emretmiş de, erkeklere niye emretmemiş? Onlar da çekici?"

diye masum bir şekilde düşünmüş, sormuş olabilirler de. Bilemiyorum artık....




İşte yakışıklı olduğu için sınır dışı edilen Arap gencinden bir tanesi. 






Şimdi yukarıdaki örnekler gösteriyor ki:

1) Kapanmak kadını tacizden de korumuyor.  Tecavüzden de korumuyor.

2) Küçük kız ve oğlan çocuklar, hatta bebekler de tecavüze uğruyor. Hatta hayvanlar bile tecavüze uğruyor.

3) Kapanmak kadın ve erkeğin birbirini çekici bulup, aşık olup evlenin emriyle çelişiyor. Ve kapalı biriyle görmeden evlenmenin sakıncaları oluyor. (sonradan mutsuz olmak gibi)

4) Kadın çekici olduğu için kapatılıyorsa, erkeğin çekiciliği neden kapatılmıyor? (Suudi Arabistan'ta yakışıklı bir erkeğin "çok cezbedici" olduğu için sınır dışı edilmesi olayı var.

5) Tüm bu dört maddeyi Allah bildiğine göre,neden böyle bir emir vermiş? Neden kadının kocası tiril tiril tişörtle gezerken,  40 derece sıcakta bayıldı bayılacak bir şekilde giyinmesini istemiş? 

Bu sorunun cevabını bilen var mı bilmiyorum. Ben mantık yürüterek şunu düşünüyorum:  İnsanlar faiz yasak olduğu halde, işlerine geldiği şekilde YORUMLAYARAK, kılıfına uydurmuşlar. Benzer şekilde bu ayeti de işlerine geldiği şekilde yorumluyor olamazlar mı?  

Biraz açayım:


KURAN'da FAİZLE İLGİLİ AYETLER


Başta demiştim ya Kuran'da kadınların kapanmasından başka konu yok mu? diye.

İşte mesela bu konulardan bir tanesi FAİZ konusudur. Müslümanların kutsal kitabına göre faiz almak da, vermek de haramdır. Allah yasaklamıştır. Hatta bir Müslüman faiz alıp, veren bir iş yerinde çalışamaz. Bankada çalışamaz.

İşte altta faizle ilgili ayetler. Yani Allah'ın emirleri:



Riba (faiz) yiyen kimseler, şeytan çarpan kimse nasıl kalkarsa ancak öyle kalkarlar. Bu ceza onlara, "alışveriş de faiz gibidir" demeleri yüzündendir. Oysa Allah, alışverişi helal, faizi de haram kılmıştır. Bundan böyle her kim, Rabbinden kendisine gelen bir öğüt üzerine faizciliğe son verirse, geçmişte olanlar kendisine ve hakkındaki hüküm de Allah'a kalmıştır. Her kim de yeniden faize dönerse işte onlar cehennem ehlidirler ve orada süresiz kalacaklardır.
2:276 -Allah faizi mahveder, oysa sadakaları bereketlendirir. Allah günahta ve inkârda direnen hiç kimseyi sevmez.
2:278 -Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve artık faizin peşini bırakın, eğer gerçekten müminler iseniz.
2:279 -Eğer böyle yapmazsanız, o zaman Allah ve Resulü tarafından size savaş açılmış olduğunu bilin. Eğer tevbe ederseniz, sermayeleriniz sizindir. Haksızlık etmezsiniz, haksızlığa da uğramazsınız.
3:130 -Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin. Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
4:161 -Yahudilerin zulmetmeleri ve birçok kimseleri Allah yolundan alıkoymaları, yasaklandıkları halde faiz almaları ve insanların mallarını haksız yere yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan temiz şeyleri haram kıldık. Onlardan kâfir olanlara can yakıcı bir azap hazırladık.
30:39 -İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz faiz, Allah yanında artmaz. Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz zekata gelince, işte onlar, malları kat kat artmış olanlardır.


Kaynak: şuradan




Bank Asya'nın açılış töreni...
Bulunanlar: Abdullah Gül, Tayyip Erdoğan, Tansu Çiller
ve Fethullah Gülen
Şimdi ben anlamıyorum Allah faizi yasakladıysa,
Müslümanların BANKA ile ne alakası olur?
(Kar payı alıyorlar faiz değil diyerek zekama hakaret etmeyin
faiz kar payı aynı şeydir. Sadece işi kılıfına uydurmaktır. Üçkağıtçılıktır)
inanmayanlar google'a "faizsiz bankacılık YALANI" yazıp tıklasın
Kaynak çok, bilgilensinler. )



Gördüğünüz üzere Kuran'da faiz almak, vermek KESİNLİKLE yasaktır. HARAMDIR. Bu konuda pekçok kesin ayet vardır. Ama günümüzde  Müslüman ülkelerde faiz alınır da, verilir de. Kar payı adı altında. Buna kendilerine göre yorumlama yapmışlardır.

"İşte faizden o kasdedilmemiş de, bu kasdedilmiş"

"Banka faizi kasdedilmemiş hem o zaman banka mı vardı canım?"

" Faizcilik kasdedilmemiş, tefecilik kasdedilmiş"

" O kelime faiz kelimesi değil başka sözcük anlamına gelirmiş."

Müslümanız diyenler çatır çatır BANKA FAİZİ yiyorlar, alıyorlar da, veriyorlar da. (Kredi öderken faiz vermiyor musunuz?) Hatta El Ezher Üniversitesi "Faiz haram değildir" diye fetva bile verdi. Allah'ın açıkça haram kıldığına ve emrettiğine karşı çıktı yani.  Mazallah aynı şeyi bir başkası başörtüsü için yapsa, ertesi gün hakkında ölüm fermanı verilir. 

(El Ezher Üniversitesi'nin faiz haram değildir fetvası - Türkçe kaynak)





Yani, sen Kuran'ın FAİZ ayetini kafana göre yorumlayabiliyorsan, o zaman bu tesettür ayetini de kafana göre yorumlayıp yorumlamadığını nereden bileyim? Ya da o zaman başkası da tıpkı senin faizi kendi işine geldiği gibi yorumladığı şekilde, başörtüsü konusunu da kendi işine geldiği şekilde yorumlar ve mesela der ki, siz yanlış yorumluyorsunuz,  kapanmanın sebebi  Suudi Arabistan'ın ÇÖL iklimine sahip bir yer olmasıdır. Çölde de kum fırtınaları olduğundan ve bu kum fırtınalarının ne zaman eseceği belli olmadığından  ERKEKLER bile kafalarını, burunlarına kadar kapatarak dolaşırlardı. Tıpkı alttaki Tuareg kabilesi erkekleri gibi.  Hala da o şekilde dolaşıyorlar.

Ya da "İslam dini yeni ortaya çıktığında, İslam düşmanları İslamiyete geçen kadınları tanıyıp, bir zarar vermesin, öldürmesin diye, kadınlar kendilerini başörtülerle kapatmaya başladılar. Böylece hangi kadın Müslüman, hangisi değil uzaktan bilinemeyeceğinden, İslam düşmanları onlara bir zarar veremediler. Başörtüsünün sebebi budur." derse ne olacak? Ki, benim bildiğim böyle bir peygamber hadisi de var. Ya da  "Kadınların ziynetleri" sözcüğündeki ziynetten kasdedilenin

"Kızım, böyle boynun, göğsün KUYUMCU DÜKKANI gibi altın gerdanlık, zincir, beşi bir yerde ile dolaşma. Ziynetlerini (mücevherlerini) gizle. Şıkır şıkır teşhir etme. Ört"

dendiyse?  Olamaz mı? Faizi istediğiniz gibi EĞİP BÜKÜYORSUNUZ da, ziynet mücevher anlamına geldiği halde neden onu vücut organları olarak tercüme ediyorsunuz? 




Kum fırtınalarından korunmak için
Tuareg kabilesi erkekleri
günümüzde bile tesettürlüdür.


Velhasıl, bunları düşünmek gerekir. Allah akıl vermiş, düşünelim diye değil mi? Ve  kadının saçından, başından, kaşından, pantolonundan rahatsız olan SEN.  Sorun kadında değil, dinde de değil,  SENDE. 

24 Eylül 2016 Cumartesi

ACEMİ DEMİRCİ' den HAYALLERİMİZ MİMİ :)

Sevgili arkadaşlarımdan Acemi Demirci' yi yani Ayşe' yi tanıyorsunuz.


Ayşe beni hayallerle ilgili konuda mimlemiş .  İşte mim soruları ve benim cevaplarım:

1) HAYAL KURMAKTAN HOŞLANDIĞINIZ BİR YER ya da ZAMAN DİLİMİ VAR mı?

Yok: :)))  Belediye otobüsünde bile hayal kurabilirim. Gece, gündüz de farketmez, yer de. :) Ya ben Ankara'dayım ya arkadaşlar, hani  TBMM'nin yakınında yürürken ismi lazım değil bir pislik herif var, tek başına görsem de iki bacağı arasına  uçan tekme atsam diye hayaller kuruyorum.

2) EN ÇOK NELERİN HAYALİNİ KURARSINIZ?

Siyasi konuda çok hayallerim var. Vatan haini, Atatürk düşmanı bildik pislik tipler var ya, onlardan kurtulduğumuza dair hayaller kurarım. Dünyada ne kadar sübyancı, sapık pislik varsa mucizevi şekilde yok olmasını ve neillerinin tükenmesini  hayal ederim.

3) ŞİMDİYE KADAR ÇOK HAYALİNİZİ GERÇEKLEŞTİRDİNİZ Mİ?

Mim cevapları uzun olmasın diye sonradan kısalttım.
Bir kedim olmasını çok istiyordum ve oldu. Şimdi melek olan kedim Prenses..:(

4) HENÜZ GERÇEKLEŞMEMİŞ ama İLLE DE GERÇEKLEŞECEK DEDİĞİNİZ BİR HAYALİNİZ VAR MI?

Gerçekleşmemiş hayalim çok ama ille de gerçekleşecek hiç demiyorum. Bazı şeyler için hayatta ÇOK GEÇ kalınmış oluyor. Koşullar uygun olmuyor ve insan bunu hissediyor. Mesela bahçeli ev mümkün değil. Yazdığım senaryoların çekilmesi hayalimin de gerçekleşeceğini sanmıyorum. Bunu zaten çok kez dile getirdim. Neredeyse 30 yıldır gerçekleşmemiş bir hayalin, 30 yıl sonra gerçekleşeceğini ummak saflık olur. :) Ha ben yine de yazıyorum ama keyif aldığım için yazıyorum. Gerçekleşmeyecek diye yazmaktan vazgeçmedim. :)

Siyasi ve diğer hayallerim için Batman gibi süper güçlere sahip olmam lazım. Bak o zaman onları ille de gerçekleştirirdim. :)

Hala yapmadılarsa bu mimi yapmak isteyen herkesi mimliyorum:)



22 Eylül 2016 Perşembe

YEŞİL GÖZLERİNE TAKILIP KALDIM



Ülkenin  Tayyipgiller, Fetoşgiller, ablalar, abiler, pkk'lı psikopatlar, ışid'li psikopatlar ve 3. 000 000 Suriyelinin OLMADIĞI  o güzel, eski Türkiye'mden kalan bir şarkı... çocukluğumun HUZURLU Türkiye'si...kimsenin kimsenin eteğine, şortuna, dinine, mezhebine, oruç tutup tutmadığına karışmadığı, türban değil başörtüsü takıldığı, o eski Türkiye' de.....yaş günlerimizde 45'lik plaklar çalardık...bu güzel şarkıları İngilizce bilmesek de söylerdik:

Hey sen! Bu eski Türkiye'yi bilmeyen, gözünü Fetoş'lu, Tayyip'li ucube bir ülkede açan sen. Yazık sana o güzel, huzurlu, sakin ülkemi bilmiyorsun. Keşke zaman makinesi olsa da o zamana gitsen şimdi ülkenin nasıl içine edildiğini anlardın.

Şarkının ismi " Bu gece yeşil Gözlerine Takılıp Kaldım" gibi bir anlama geliyor.   Youtube'dan da dinleyebilirsiniz, tüm yorumlar Türklerden gelmiş. :)

Girişteki piyano soloya dikkat:)

21 Eylül 2016 Çarşamba

KENDİ YAŞAM ALANINDA BİLE ÖZGÜR OLAMAMAK

Bir önceki yazımda şort giyen kadına tekme olayından söz etmiş ve demiştim ki, sorunun kendilerinde olduğunu anlamayanlar kabahati kadınlara buluyorlar.  Halbuki sorun kendi zihniyetlerinde. Ve sonunda kadınlar saçı açık balkona çıkamaz hale geliyorlar!

ÖZGÜRCE BALKON KEYFİ YAPAMAMAK

reading book in  balcony ile ilgili görsel sonucu
Kaynak: Stock photo 


Balkonlarımız tıpkı oturma odası, mutfak, banyo gibi evimizin bir bölümüdür ve bize ait bir yaşam alanıdır. Balkonların yapılma sebebi sadece çamaşır asmak, bir şeyleri silkelemek ya da çiçek yetiştirmek değil, betonlaşmış şehir yaşamında, ev halkının temiz hava, açık hava almasını sağlamak ve balkon keyfi yapmaktır.

Nedir balkon keyfi? Çık balkona, otur sandalye veya şezlonga. Ayaklarını uzat. Al eline bir kitap oku, bir yandan vişne suyunu iç. Rüzgar püfür püfür saçlarına dokunsun, uçuştursun. Serinle. Yazın tadını çıkart. İçeride 40 derece sıcakta bunalma. 

Ama hayır, iş o reddeye geldi ki, 365 gün balkonuna çıkamayan gencecik kızlar biliyorum. Balkona çıkamıyor çünkü her balkona  çıktığında saçının iç bonesini takacak, üzerine türbanını takacak, toplu iğnesini tutturacak, bayağı bir uğraşacak yani, içeri girince tekrar çıkartacak, balkona çıkınca tekrar saçını açacak, tekrar kapatacak o zaman çözüm: Asla balkona çıkmamak! 

ÖMÜR BOYU KORKUYLA YAŞAMAK

Şimdi bunu yapmasının ardındaki sebebin şu olduğunu düşünüyorum:

"Balkona saçlarım açık çıkarsam karşı apartmanlarda oturan komşuların eşleri, çocukları, babaları benim saçlarımı görürler. Günah olur."

Düşünüyorum, karşı komşumun babasının, kocasının, dedesinin potansiyel SAPIK olabileceğini düşünerek yaşamak ÇEKİLMEZ olmaz mı? Sürekli "Ya karşı komşumun kocası sapıksa? Bana bakarsa? " Böyle sürekli bir paranoya ve endişeyle yaşamak insanın kendi hayatını çekilmez kılan bir duygu olmalı. O yüzden de 40 derece yaz sıcağında balkona çıkmıyor, camla kapatıp, perde asıyor ancak o şekilde çıkıyor.

Şöyle rahat rahat balkondan varsa manzarayı, dağları, ağaçları, tepeleri, kuşları seyredemiyor. Kendi yaşam alanında, kendi evinde, kendi balkonunda rahat edemiyor. Özgürce hareket edemiyor. Kendini kısıtlıyor.

ONLARI CEZALANDIRACAĞIMIZA, 
KENDİMİZİ CEZALANDIRIYORUZ

İşte bunun sebebi o tekmeci saldırgan, 'ahmağım' diyenlerin zihniyetinin bizim üzerimizde baskı kurması. Biz onları kapatacağımıza, onlar bizi kapatıyor. Biz "Sorun bende değil sende" demeyince, onlar "Sorun bende değil senin saçında, başında, kolunda, şortunda" diyor! Biz onları cezalandıracağımıza, kendimizi balkon keyfinden mahrum ederek, kendimizi, kendi yaşam alanımızda özgürce hareket etmekten mahrum ederek, kendimizi cezalandırıyoruz. Oysa haykırmak lazım: Sorun benim bacağımda, saçımda, şortumda, kısa kollumda değil SENDE. Kapatılması gereken ben değilim, SENSİN.

Bu yazım yıllar önce 40 derece sıcakta pardösü giymek yazımdan hatırlayacaksınız. Yavaş yavaş silinen yazılarımı yeniden yazmaya başladım. Ve o zaman birisi "Balkon dışarısı sayılır, o yüzden kadınlar, kızlar balkona da türbanlı çıkmalıdır" diye yorum yazmıştı. Zaten çevremden gözlemliyorum oturduğum semtte  kızlar, kadınlar türbansız balkona çıkamıyorlar. Ya da hiç balkona çıkmayıp kendilerini eve veya perdelerin arkasına hapsediyorlar. :( Üzülüyorum onlar için. Gerçekten üzülüyorum:(

Kızkardeşim anlatmıştı çok sevdiği bir komşusunun kızı 365 gün bir gün bile çamaşır asmamış, toplamamış, hep annesine yaptırmış, bir gün bile gündüz balkona çıkamamış, koca yazı evin içinde geçirmiş -   ancak geceleyin, karanlıkta, - sakıncalı bir canlı türü gibi - türbanlı olarak ya da perdeleri kapatarak oturabilmiş balkonuna. :(  Üzülmek az kalır, kahroluyorum bunları duyunca.

ŞORTLU KADINA TEKME OLAYI

Hepinizin mutlaka okuduğu bu olayla ilgili çok şey yazıldı. Bugün Sözcü'de tekmeci saldırganın ifadesi vardı. Özetlersem "Ben deliyim,  zaten yattım, çıktım" diyerek çoğu suçlu gibi "Deliyim." diyerek yırtmaya çalışmış.

Bu ülke öyle hale geldi ki, suçlular

"Ahmağım"

"Kandırıldım"

"Deliyim"

diyerek suçlarından arınıyorlar.

Hukuk devletinde böyle bir şey olmaz. Şimdi arkadaşlar bir kadının şortundan, bacağından, orasından, burasından tahrik olup, tekme atacak, tecavüz edecek sapıklar her ülkede vardır ama önemli olan şu ki, her ülke bunlara müsamaha göstermez. Mühim olan bir ülkede bu tür sapıkları CESARETLENDİRECEK kişilerin ve yönetim biçimlerinin olmamasıdır.

Bizim ülkemizde bu tür sapıkları cesaretlendirecek yönetim biçimi de var, kişiler de var. "Ahmağım" diyen Bülent Arınç'ı hatırlayın.

"Kadın kahkaha atmayacak."

demişti.

Bir başka meczup

"Hamileler sokağa çıkmasın."

dedi.

İşte bu tekmeci CESARETİ bu zihniyetten alıyor. Kahkaha atmayacaksa, hamileyken sokağa çıkmayacaksa, şortlu da çıkmayacak. diye düşünüyor. Çıkarsa da suç işlemiş olur, benim de tekme atma hakkım olur diyor.

Bu tür haberlerle ilgili hep örnek verdiğim bir fıkra vardır:

"Adamın biri psikoloğa gitmiş. Psikolog ona çeşit çeşit resimler göstermiş. Sandalye, kedi, kuş, ağaç, güneş, televizyon vs. Ve her resme bakınca aklına ilk gelen şeyi söylemesini istemiş. Adam sandalyeye bakmış. SEKS demiş. Kediye bakmış SEKS demiş, kuş? SEKS, ağaç? SEKS, güneş SEKS, televizyon SEKS. Doktor kızmış " Ne resmi göstersem SEKS diyorsun. Başka şey düşünmez misin?" Adam cevap vermiş: "Siz de hep ayıp şeylerin resmini gösteriyorsunuz doktor."

İşte bu ZİHNİYETİN kafası  7/ 24  SEKS düşündüğünden hamile kadın görse seks düşünüyor, kahkaha atsa aklına seks geliyor. Bacak görüyor seks, kol görüyor seks. O yüzden de akıllarına gelen çare kendilerini tedavi ettirmek yerine KADINI KAPATTIRMAK oluyor.

Sorunun kendisinde olduğunu göremeyenler sürekli başkalarına kabahat bulurlar.