Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

Atatürk'ü sevmeyen sayfama gelmesin

21 Ekim 2014 Salı

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE ÇAĞRI

Birkaç gün önceki yazımı bir paragraf ekleyerek (şu an okuduğunuz paragraf) tekrar yayınlıyorum. 24 saat içinde 70.000 Kürt sınırlarımızdan içeri girmiştir. Batılı kaynaklar bu sayının çok daha fazla yüz binlerce olduğunu yazıyorlar. 
https://eksisozluk.com/24-saat-icinde-70-bin-kurdun-turkiyeye-girmesi--4551278?p=11 Suriyeli (çoğu pkk'lı, pkk sempatizanı Kürt)sayısı 1. 600000'lerde. Türkmenler katledilirken, Türkmenler tecavüze uğrarken onlar özellikle içeri sokulmamıştır! Kasıtlı olarak Suriye'deki Kürtler Türkiye'ye doluşturulmaktadır bu Türkiye'deki Kürt (yani pkk'lı)nüfusu planlı. programlı çoğaltmak için yapılmıştır. Vaktiyle Özal aynısını yapmış ve sonrasında pkk terörü azmıştı hatırlarsanız.



 
Bugüne kadar sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, Atatürkçü olmayanı, öğrencisi, siyasetten bihaber ev kadını, hatta Balyoz iftirası kurbanı askerler, TSK mensupları bile

"askeri darbe olmasın",
 "askeri darbeler kötüdür"

diyorlardı.

"demokraside darbe olmaz",
"sandıktan çıkan sonucu saygı gösterilsin"
"askeri vesayeti yıktık"

gibi sözlerin ise geldiğimiz noktada içi boş sözler olduğu, bir anlam ifade etmediği açık seçik ortadadır.

Bir kere şu anda demokrasi ile idare edilmiyoruz. Kahkaha atmanıza bile karışılan bir ülkenin neresi demokratiktir? Evet, görünürde daha doğrusu görece olarak seçimler yapılıyor, sandıktan sonuçlar çıkıyor ama seçimlere alenen hile karıştığı biliniyor. Dahası, muhalefet partileri, muhalif köşe yazarları, serbest yazarlar, siyasi blog yazarları herkesin hemfikir olduğu bir şey var:

"Diktatörlükle idare ediliyoruz."

Bu sözü defalarca duyduk. "ülke bir korku imparatorluğuna dönüştü".

İnsanlar başlarına bir şey gelirse diye, telefonda siyasi fikirlerini açıklamaya korkuyorlar, bloglarında dobra dobra hükümeti eleştirmeye korkuyorlar, eleştiren köşe yazarları gazetelerinden kovuluyorlar, yazıları yayınlanmıyor. (Son örneğini Yılmaz Özdil'de gördük.)

Askeri vesayeti kaldırdık diyerek askerlerimize kumpas kurulduğunu ise dünya biliyor. Sağır sultan bile duydu. Hükümet bu kumpas suçunu Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen'in cemaatine attı. Yüzlerce Türk subayı iftiralarla tutuklandılar, yıllarca suçsuz yere yattılar. Kimi onuruna dokundu intihar etti, kimi kahrından beyin kanaması geçirip hayatını kaybetti. Yakınları (babalar, abiler, anneler)kahırlarından kimi genç, kimi yaşlı hayatlarını kaybettiler.


TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI, TECAVÜZCÜ, UYUŞTURUCU KAÇAKÇISI, SERİ KATİLİN MESAJLARI TV EKRANLARINDA OKUNUYOR!


Kürt Açılımı, demokratik açılım, çözüm süreci, barış süreci gibi süslü laflarla pkk terör örgütüne Oslo'da, İmralı'da gizli saklı kapılar ardında müzakereler, kirli pazarlıklar yapıldı, bunların TBMM'deki sözcülerinin bizzat duyurduğu üzere hükümet tarafından 'sözler' verildi! 1999'da yakalandığında idam edilmemek için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyleyen,titreyen mahkum 13 yıl içinde hükümete her gün mesajlar gönderen, anayasaya şu konulsun, bu konulsun diye emirler veren biri haline getirecek kadar palazlandırıldı. Şehit yakınları her gün lanet okuyor. Televizyonu açıyoruz, hapisteki idamlık, tecavüzcü, uyuşturucu kaçakçısı seri katilin mesajları okunuyor! Bunun dünyada bir örneği yoktur. Almanya kendi teröristleri Baader Meinhof üyelerini, liderlerini hücrelerinde infaz etmiştir, bu konuyu daha önce yazmıştım. Hiçbir ülke teröristine göz yummaz, şımartmaz. http://bucurukveben.blogspot.com.tr/2014/09/almanya-ve-ispanya-teroristlere-ne.html

Hükümet bir yandan pkk'lıları 'analar ağlamasın' bahanesiyle tepemize çıkartırken, bir yandan da  sırf ABD öyle istediği için komşumuz Müslüman bir ülke olan Suriye'ye düşman olmuştur. Düne kadar birlikte Bodrum'da tatillere gittiği Suriye lideri Esat'ı devirmek, ABD ile birlikte bu ülkeyi tıpkı Libya'yı mahvettikleri gibi bombalayarak mahvetmek için ne kadar İslamcı adı altında terörist varsa bunları Hatay'da beslemiş, eğitmiş, silahlandırmış, Suriye üzerine salmış, yaralıları yine Türkiye'de tedavi etmiştir.

Sınırlarımız yol geçen hanına, Dingo'nun ahırına dönmüştür. Milyonlarca kişi ile birlikte teröristler, canlı bombalar, casuslar, caniler mülteci adı altında ülkeye girmiştir. ABD ve Avrupa bile "Türkiye teröristlere yardım ve yataklık ediyor" diyerek itiraf etmektedir.

SİVİLLERİN İDARESİYLE GELDİĞİMİZ NOKTA

Özetlersek sivillerin idare etmesiyle geldiğimiz nokta şudur:

- Türkiye,

- Sivil bir diktatörlükle yönetilmektedir. Sadece görünürde 'demokrasi' vardır.
- Sınırlarının güvenliği sıfırdır. Dingo'nun ahırına dönmüştür.
- İslamcı teröristlere barınak 'safe heaven' olmuştur.
- Bölücü terör örgütü pkk ve hapisteki elebaşısı şımartılıp, palazlandırılmıştır. Televizyonlarda terör örgütünün mesajları okunmaktadır!
- Subayları komplo, iftiralarla suçsuz yere tutuklanmıştır.
- Yöneticilerin ses kasetli yolsuzluk iddiaları örtbas edilmiş, ortaya çıkartmaya çalışan savcılar, polisler sürülmüştür.
- Milli eğitimde Atatürk ilkelerinin tam tersi bir yörüngeye girilmiş, 8 yıllık eğitim 4 yıla indirilmiş, okulların çoğu dini eğitime dönüştürülmüş, 9 yaşındaki çocuklar zorla örtülmeye başlamıştır.
- Protesto edenler Gezi olayında olduğu gibi şiddetle bastırılmış, 8 genç öldürülmüştür.
- 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamalarına yasak getirilmiş, kutlamak isteyenlere biber gazı sıkılmış, şiddet uygulanmıştır.


 
 29 Ekim cumhuriyet bayramını Ankara halkına 
biber gazı ve tazyikli su
sivil idare bu ise, yıkılması haktır, meşrudur

- Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar Atatürk heykellerine, büstlerine, Türk bayrağına saldırılar artmıştır.
- Hür basın diye bir şey neredeyse kalmamış, çoğu gazete ve TV kanalı hükümet tarafından satın alınmış; astronomik vergi cezaları gibi tehdit ve şantajla yıldırılmıştır.
- Can ve mal güvenliği kalmamıştır. Geleceğimiz belirsiz değil karanlıktır.
- Sırf ABD emrettiği için Türk askeri komşu, dost ve Müslüman Suriye üzerine sürülmek istenmektedir.
- Yargının bağımsız olmadığı bizzat hükümet tarafından itiraf edilmiş. Yargıya, polise ve hatta TSK içine dinci Fethullah Gülen tarikatı casuslarının yerleştirildiği itiraf edilmiştir.
- Askeri vesayet bitti diyenler şimdi ABD askerinin postallarını ülkeye çiğnetmek için tezkere geçirmiştir.

Bunca pisliği, kiri kimse "demokrasi' boyası ile kapatamaz. Beş kat boya sürsen kapanmayacak haldedir. Demokrasi kullanılarak demokrasi yok edilmiştir. Askeri vesayeti kaldırdık denilerek ABD askerinin vesayeti altına girilmiştir.

İnsanlar seçim sandığından umudunu çoktan kesmiştir. Borç, geçim sıkıntısı intiharları, cinnetler, kadın cinayetleri bu halin yan ürünleridir.

Benim gibi pekçok vatandaş içinden asker gelsin demekte ama bunu dile getirmeye çekinmektedir.

Ülkemizi Kurtuluş Savaşında da başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere askerler kurtarmıştı, askerler önayak olmuştu. Sivillere kalsa kimsenin bir şey yapacağı yoktu. Herkes sinmiş, umutsuzca başına geleni beklemeye başlamıştı.



ASKER - HALK BİRLEŞİRSE BUNA DARBE DENMEZ, DEVRİM DENİR
VATAN HAİNİ bir DİKTATÖR YIKILIRSA DARBE DENMEZ, ELİNE SAĞLIK DENİR

Askerler geçmişte ülkeyi kurtardığı gibi yine kurtarmalıdır. Asker bir önayak olsun, halk da onların yanında destek olacaktır. Bu defaki askeri müdahalenin diğerlerinden en büyük farkı da bu olacaktır. Tek başına asker müdahale ederse darbe olur ama asker halk ile birleşirse buna devrim denir. Silahsız, tanksız, tüfeksiz halkın, vatandaşın tek başına devrim yapması hayaldir. Halkın elinde silah yok, tank yok, tüfek yok, aklımızdan neler geçiyor ama yapamıyoruz, elimiz kolumuz bağlı. Gençliğe Hitabe'deki gibi ordu-halk genciyle-yaşlısıyla elele ülkeyi iç ve dış düşmanlara karşı temizleyeceğiz çünkü başka ülkemiz yok. Atatürk'ün GENÇLİĞE HİTABE'de özetlediği durum aynen gerçekleşmiştir. Yapılacak şey bellidir:

Türk Silahlı Kuvvetleri duruma el koyup, başta bölücü narko terör örgütünün hapisteki elebaşısı olmak üzere, onu ve teröristleri palazlandıran belli başlı tüm vatan hainlerini (onları herkes biliyor), 24 saat içinde derhal vatana ihanet suçundan kurşuna dizilmeli. Tüm vatan hainlerinin mallarına, mülklerine, vakıflarına, yurt içi, dışı gizli hesaplarına el konulmalı. Yurt dışına kaçmaları engellenmelidir. Balyoz, Ergenekon komplosu sanıkları yargılanmak üzere derhal tutuklanmalıdır. Suriye'den gelen tüm mülteciler, Kürtler sınır dışı edilmelidir. Hepsi nereden geldilerse oraya Irak, Suriye'ye geri gönderilmelidir.

Bir Kore gazisi kızı, efe torunu ve Atatürkçü, laiklik yanlısı bir Türk vatandaşı olarak olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine bu çağrıyı yaptım.

Eğer kulak vermezseniz, yakında ülkemiz ikinci bir Libya veya Suriye haline dönüşecektir.  işid'ciler, pkk'lılar laiklere saldırmaya başlayacaklar ve insanlar kendi vatanlarında mülteci olup, kaçmaya başlayacaktır. Ülke bir kaos ve iç savaşla başbaşa kalacak, binlerce, yüzbinlerce insan ölecektir. Sonunda İran benzeri bir şeriat ülkesinde sindirilerek, zorla kapattırılarak yaşamak istemeyen her Türk vatandaşı bu çağrıma destek vermelidir.   

Not: "Saydıklarında haklısın, ülkenin hali böyle ama yine de darbe olmasın" diyen arkadaşlarım varsa, lütfen dobra dobra 'peki asker gelmesin de bu durumdan nasıl kurtulacağız? Nedir öneriniz? Bunca pisliği nasıl temizleyeceğiz? soruma cevap versinler. Devrim mi? (gördük iki toma su sıkınca herkes kaçışıyor, tv'de karı-koca bulma programı izleyen ev kadınlarıyla mı devrim yapacağız? Onlarla mı pkk'lılar, işid'cilerle başaçıkacağız? Hayal kurmayın!)- sandık mı? ( chp, mhp, hepar o sandıktan çıkmaz, çünkü sandıkta hile var, hiç umutlanmayın) başka aklınızda ne var? Nedir sizin çözümünüz, çareniz? Bekliyorum. Lütfen yazmamazlık etmeyin.

20 Ekim 2014 Pazartesi

KENDİNİ AKILLI SANANLARA SESLENİYORUM


 
 
Vatandaşın kendi aklı yokmuş gibi, vatandaş APTALMIŞ GİBİ, tuttular "akıllı adamlar" çıkarttılar.  " Siz akıllısınız da, biz aptal mıyız? diye sormuyor. Resmen Türk halkına 'siz aptalsınız' diye hakaret ediyorlar. Aşağılıyorlar. 

Daha önce de kapı kapı gezip, vatandaşa pkk'lıları ŞİRİN göstermeye çalışan akiller (Türkçe sözlükte 'akıllı') AKP tarafından yeniden piyasaya sürüldü.

Şimdi de idam mahkumu, tecavüzcü, psikopat, seri katil apo'yu ŞİRİN göstermeye çalışacaklarmış.

Hey kendini akıllı sanan hainler:

" BİZİM KENDİ AKLIMIZ VAR. PKK YALAKALARININ AKLINA İHTİYACIMIZ YOK. ALIN O OLMAYAN AKILLARINIZI, MÜNASİP BİR YERİNİZE SOKUN." 


İDAMA KARŞIYIM DİYEN İNSAN MODELİ

  Bunu yapan insan olamaz!
 Foto: Sözcü gazetesi

Ya arkadaş bu çağdaş insan modeli kendini mi kandırıyor? Yoksa herkesi salak, enayi mi sanıyor çözemedim.

Şimdi 'bekara karı boşamak kolaydır' diye meşhur bir atasözümüz vardır. Bunlarınki de bu hesap.

"Ben idam cezasına karşıyım. Çağdaş değil, insan hayatı kutsaldır, bik, bik ,bik" diyen entel dantel insan modellerine sözüm.

İdam cezasına karşı olduğunu söyleyip, kaynar suya atılarak haşlanmış karides salatası veya kuzu pirzolayı mideye indirmiyor musunuz? 

Daha bugün bir baba müsvettesi 3 yaşındaki oğlunu döve döve öldürmüş sonra da bir yerle gömmüş! Karısı ihbar etmese belki kimsenin ruhu duymayacaktı :(

Eylül ayı istatistiklerine göre - başka ülkede değil -Türkiye'de her gün bir kadın öldürülmüş! Katiller tahmin edeceğiniz üzere genellikle kocalar, eski kocalar vs.

Amerika'da da dün bir adam - öküz diyeceğim ama öküzlere ayıp olacak bir öküz böyle şey asla yapmaz- sırf 'çıkma teklifini reddettiği için" bir kızı arabayla ezip öldürdü.

Örnekleri çoğaltmaya gerek yok. Her gün gazetelerde korkunç haberler okuyoruz. Kundaktaki bebeğini haşlayanlar, -evlerden uzak olsun - bacısına, kızına tecavüz edip hamile bırakan sapıklar! Yavru kediye, köpeğe işkence yapanlar.

Kadın cinayetleri 100 katı mı, 400 katı mı ne arttı diyorlar. İstatistikler diyor. Kafadan atmıyorum.

Peki neden?

Ben söyleyeyim: İdam cezası kaldırıldığı için. Yani bu sayının artması ve bunca kadının öldürülmesinde sorumlu sadece o katiller değil, idam cezasını kaldıranlardır. Eğer idam cezası kalkmamış olsaydı, adam psikopat olsa bile idam korkusundan kendisine engel olacaktı. Rakam bu kadar artmayacaktı. On kişiden belki dokuzu cayacaktı. Şimdi ise on kişinin onu da 'nasılsa ucunda idam yok' deyip basıyor kadına bıçağı, sıkıyor kurşunu. Nasılsa idam yok!

İdama karşıyım diyenler: Kendi kızınız kocası tarafından boşanmak istediği için 8 kurşunla vurulsa, veya boşandığ için 15 yerinden bıçaklansa ya da kafası testereyle kesilse, daha 7 yaşındaki çocuğunuz oyun oynarken kaçırılıp tecavüz edilip öldürülse yine de idama karşı olur muydunuz?


İdam cezası kesinlikle hem de her ülkede olmalıdır. Tecavüzcüler, özellikle bacısına, ablasına, kızına sulanan sapıklar, katiller, kediye, köpeğe bilimum hayvalara işkence yapanlar, çocuklarına işkence yapanlar ve bir de vatanına ihanet edenler mutlaka kurşuna dizilmelidir.

17 Ekim 2014 Cuma

TAYYİP'i BİLAL'i ELEŞTİRENİN KAPISINA POLİS DAYANACAK!


 
  muşmula surat desem şimdi polis mi gelecek?:)

Artık mahkeme kararı ilan olmadan "vay Tayyip'i eleştiren tweet atmış!"
denilerek kapınıza polisler dayanacak.

Fuat Avni isimli Tayyip karşıtı tweet kullanıcısı hakkında yakalama kararı çıkmış bile.

Eh şimdi millet şu halde olabilir:

"Ulan perşembe günü Bilal'le ilgili karikatürü beğenmiştim acaba beni de alırlar mı?!"

Ençok okunan (6000 tıklamaya yaklaştı)yazım Tayyip Erdoğan'ın Kişilik Analizi için kapıma polis mi dayanacak şimdi?

E kim gerçek arkadaşımmış, kim değilmiş anlarım bu vesileyle. Bakalım hanginiz hapiste ziyaretime gelecek, kitap filan gönderecek? :)) neyse yahu iyi tarafından bakmalı. Sonuçta çoğu arkadaşım bilir salata yapmaya bile üşenir oldum. Eğer beni alırlarsa, her gün üç öğün bedava yemek:)))

Ama en ileri demokrasi (!!!!!) gazeteler için, Tayyip'in istediği gibi yazılar yazmazlarsa mallarına el koyacakmış.
http://sozcu.com.tr/2014/gundem/muhalif-medyaya-paket-soku-624128/

14 Ekim 2014 Salı

TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNE ÇAĞRI


 
Bugüne kadar sağcısı, solcusu, Atatürkçüsü, Atatürkçü olmayanı, öğrencisi, siyasetten bihaber ev kadını, hatta Balyoz iftirası kurbanı askerler, TSK mensupları bile

"askeri darbe olmasın",
 "askeri darbeler kötüdür"

diyorlardı.

"demokraside darbe olmaz",
"sandıktan çıkan sonucu saygı gösterilsin"
"askeri vesayeti yıktık"

gibi sözlerin ise geldiğimiz noktada içi boş sözler olduğu, bir anlam ifade etmediği açık seçik ortadadır.

Bir kere şu anda demokrasi ile idare edilmiyoruz. Kahkaha atmanıza bile karışılan bir ülkenin neresi demokratiktir? Evet, görünürde daha doğrusu görece olarak seçimler yapılıyor, sandıktan sonuçlar çıkıyor ama seçimlere alenen hile karıştığı biliniyor. Dahası, muhalefet partileri, muhalif köşe yazarları, serbest yazarlar, siyasi blog yazarları herkesin hemfikir olduğu bir şey var:

"Diktatörlükle idare ediliyoruz."

Bu sözü defalarca duyduk. "ülke bir korku imparatorluğuna dönüştü".

İnsanlar başlarına bir şey gelirse diye, telefonda siyasi fikirlerini açıklamaya korkuyorlar, bloglarında dobra dobra hükümeti eleştirmeye korkuyorlar, eleştiren köşe yazarları gazetelerinden kovuluyorlar, yazıları yayınlanmıyor. (Son örneğini Yılmaz Özdil'de gördük.)

Askeri vesayeti kaldırdık diyerek askerlerimize kumpas kurulduğunu ise dünya biliyor. Sağır sultan bile duydu. Hükümet bu kumpas suçunu Amerika'da yaşayan Fethullah Gülen'in cemaatine attı. Yüzlerce Türk subayı iftiralarla tutuklandılar, yıllarca suçsuz yere yattılar. Kimi onuruna dokundu intihar etti, kimi kahrından beyin kanaması geçirip hayatını kaybetti. Yakınları (babalar, abiler, anneler)kahırlarından kimi genç, kimi yaşlı hayatlarını kaybettiler.


TERÖR ÖRGÜTÜ ELEBAŞI, TECAVÜZCÜ, UYUŞTURUCU KAÇAKÇISI, SERİ KATİLİN MESAJLARI TV EKRANLARINDA OKUNUYOR!


Kürt Açılımı, demokratik açılım, çözüm süreci, barış süreci gibi süslü laflarla pkk terör örgütüne Oslo'da, İmralı'da gizli saklı kapılar ardında müzakereler, kirli pazarlıklar yapıldı, bunların TBMM'deki sözcülerinin bizzat duyurduğu üzere hükümet tarafından 'sözler' verildi! 1999'da yakalandığında idam edilmemek için her şeyi yapmaya hazır olduğunu söyleyen,titreyen mahkum 13 yıl içinde hükümete her gün mesajlar gönderen, anayasaya şu konulsun, bu konulsun diye emirler veren biri haline getirecek kadar palazlandırıldı. Şehit yakınları her gün lanet okuyor. Televizyonu açıyoruz, hapisteki idamlık, tecavüzcü, uyuşturucu kaçakçısı seri katilin mesajları okunuyor! Bunun dünyada bir örneği yoktur. Almanya kendi teröristleri Baader Meinhof üyelerini, liderlerini hücrelerinde infaz etmiştir, bu konuyu daha önce yazmıştım. Hiçbir ülke teröristine göz yummaz, şımartmaz. http://bucurukveben.blogspot.com.tr/2014/09/almanya-ve-ispanya-teroristlere-ne.html

Hükümet bir yandan pkk'lıları 'analar ağlamasın' bahanesiyle tepemize çıkartırken, bir yandan da  sırf ABD öyle istediği için komşumuz Müslüman bir ülke olan Suriye'ye düşman olmuştur. Düne kadar birlikte Bodrum'da tatillere gittiği Suriye lideri Esat'ı devirmek, ABD ile birlikte bu ülkeyi tıpkı Libya'yı mahvettikleri gibi bombalayarak mahvetmek için ne kadar İslamcı adı altında terörist varsa bunları Hatay'da beslemiş, eğitmiş, silahlandırmış, Suriye üzerine salmış, yaralıları yine Türkiye'de tedavi etmiştir.

Sınırlarımız yol geçen hanına, Dingo'nun ahırına dönmüştür. Milyonlarca kişi ile birlikte teröristler, canlı bombalar, casuslar, caniler mülteci adı altında ülkeye girmiştir. ABD ve Avrupa bile "Türkiye teröristlere yardım ve yataklık ediyor" diyerek itiraf etmektedir.

SİVİLLERİN İDARESİYLE GELDİĞİMİZ NOKTA

Özetlersek sivillerin idare etmesiyle geldiğimiz nokta şudur:

- Türkiye,

- Sivil bir diktatörlükle yönetilmektedir. Sadece görünürde 'demokrasi' vardır.
- Sınırlarının güvenliği sıfırdır. Dingo'nun ahırına dönmüştür.
- İslamcı teröristlere barınak 'safe heaven' olmuştur.
- Bölücü terör örgütü pkk ve hapisteki elebaşısı şımartılıp, palazlandırılmıştır. Televizyonlarda terör örgütünün mesajları okunmaktadır!
- Subayları komplo, iftiralarla suçsuz yere tutuklanmıştır.
- Yöneticilerin ses kasetli yolsuzluk iddiaları örtbas edilmiş, ortaya çıkartmaya çalışan savcılar, polisler sürülmüştür.
- Milli eğitimde Atatürk ilkelerinin tam tersi bir yörüngeye girilmiş, 8 yıllık eğitim 4 yıla indirilmiş, okulların çoğu dini eğitime dönüştürülmüş, 9 yaşındaki çocuklar zorla örtülmeye başlamıştır.
- Protesto edenler Gezi olayında olduğu gibi şiddetle bastırılmış, 8 genç öldürülmüştür.
- 29 Ekim Cumhuriyet bayramı kutlamalarına yasak getirilmiş, kutlamak isteyenlere biber gazı sıkılmış, şiddet uygulanmıştır.


 
 29 Ekim cumhuriyet bayramını Ankara halkına 
biber gazı ve tazyikli su
sivil idare bu ise, yıkılması haktır, meşrudur

- Cumhuriyet tarihinde olmadığı kadar Atatürk heykellerine, büstlerine, Türk bayrağına saldırılar artmıştır.
- Hür basın diye bir şey neredeyse kalmamış, çoğu gazete ve TV kanalı hükümet tarafından satın alınmış; astronomik vergi cezaları gibi tehdit ve şantajla yıldırılmıştır.
- Can ve mal güvenliği kalmamıştır. Geleceğimiz belirsiz değil karanlıktır.
- Sırf ABD emrettiği için Türk askeri komşu, dost ve Müslüman Suriye üzerine sürülmek istenmektedir.
- Yargının bağımsız olmadığı bizzat hükümet tarafından itiraf edilmiş. Yargıya, polise ve hatta TSK içine dinci Fethullah Gülen tarikatı casuslarının yerleştirildiği itiraf edilmiştir.
- Askeri vesayet bitti diyenler şimdi ABD askerinin postallarını ülkeye çiğnetmek için tezkere geçirmiştir.

Bunca pisliği, kiri kimse "demokrasi' boyası ile kapatamaz. Beş kat boya sürsen kapanmayacak haldedir. Demokrasi kullanılarak demokrasi yok edilmiştir. Askeri vesayeti kaldırdık denilerek ABD askerinin vesayeti altına girilmiştir.

İnsanlar seçim sandığından umudunu çoktan kesmiştir. Borç, geçim sıkıntısı intiharları, cinnetler, kadın cinayetleri bu halin yan ürünleridir.

Benim gibi pekçok vatandaş içinden asker gelsin demekte ama bunu dile getirmeye çekinmektedir.

Ülkemizi Kurtuluş Savaşında da başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere askerler kurtarmıştı, askerler önayak olmuştu. Sivillere kalsa kimsenin bir şey yapacağı yoktu. Herkes sinmiş, umutsuzca başına geleni beklemeye başlamıştı.



ASKER - HALK BİRLEŞİRSE BUNA DARBE DENMEZ, DEVRİM DENİR
VATAN HAİNİ bir DİKTATÖR YIKILIRSA DARBE DENMEZ, ELİNE SAĞLIK DENİR

Askerler geçmişte ülkeyi kurtardığı gibi yine kurtarmalıdır. Asker bir önayak olsun, halk da onların yanında destek olacaktır. Bu defaki askeri müdahalenin diğerlerinden en büyük farkı da bu olacaktır. Tek başına asker müdahale ederse darbe olur ama asker halk ile birleşirse buna devrim denir. Silahsız, tanksız, tüfeksiz halkın, vatandaşın tek başına devrim yapması hayaldir. Halkın elinde silah yok, tank yok, tüfek yok, aklımızdan neler geçiyor ama yapamıyoruz, elimiz kolumuz bağlı. Gençliğe Hitabe'deki gibi ordu-halk genciyle-yaşlısıyla elele ülkeyi iç ve dış düşmanlara karşı temizleyeceğiz çünkü başka ülkemiz yok. Atatürk'ün GENÇLİĞE HİTABE'de özetlediği durum aynen gerçekleşmiştir. Yapılacak şey bellidir:

Türk Silahlı Kuvvetleri duruma el koyup, başta bölücü narko terör örgütünün hapisteki elebaşısı olmak üzere, onu ve teröristleri palazlandıran belli başlı tüm vatan hainlerini (onları herkes biliyor), 24 saat içinde derhal vatana ihanet suçundan kurşuna dizilmeli. Tüm vatan hainlerinin mallarına, mülklerine, vakıflarına, yurt içi, dışı gizli hesaplarına el konulmalı. Yurt dışına kaçmaları engellenmelidir. Balyoz, Ergenekon komplosu sanıkları yargılanmak üzere derhal tutuklanmalıdır. Suriye'den gelen tüm mülteciler sınır dışı edilmelidir. Hepsi iadeli postalı Suriye'ye geri gönderilmelidir.

Bir Kore gazisi kızı, efe torunu ve Atatürkçü, laiklik yanlısı bir Türk vatandaşı olarak olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine bu çağrıyı yaptım.

Eğer kulak vermezseniz, yakında ülkemiz ikinci bir Libya veya Suriye haline dönüşecektir.  işid'ciler, pkk'lılar laiklere saldırmaya başlayacaklar ve insanlar kendi vatanlarında mülteci olup, kaçmaya başlayacaktır. Ülke bir kaos ve iç savaşla başbaşa kalacak, binlerce, yüzbinlerce insan ölecektir. Sonunda İran benzeri bir şeriat ülkesinde sindirilerek, zorla kapattırılarak yaşamak istemeyen her Türk vatandaşı bu çağrıma destek vermelidir.   



Not: "Saydıklarında haklısın, ülkenin hali böyle ama yine de darbe olmasın" diyen arkadaşlarım varsa, lütfen dobra dobra 'peki asker gelmesin de bu durumdan nasıl kurtulacağız? Nedir öneriniz? Bunca pisliği nasıl temizleyeceğiz? soruma cevap versinler. Devrim mi? (gördük iki toma su sıkınca herkes kaçışıyor, tv'de karı-koca bulma programı izleyen ev kadınlarıyla mı devrim yapacağız? Onlarla mı pkk'lılar, işid'cilerle başaçıkacağız? Hayal kurmayın!)- sandık mı? ( chp, mhp, hepar o sandıktan çıkmaz, çünkü sandıkta hile var, hiç umutlanmayın) başka aklınızda ne var? Nedir sizin çözümünüz, çareniz? Bekliyorum. Lütfen yazmamazlık etmeyin.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...